T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/688 Esas
KARAR NO: 2025/1003
DAVA: Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/09/2022
KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketi ile dava dışı sigorta ettiren/sigortalı/------- arasında düzenlenen, lehdarın davalı ---- olduğu -----kapsamında davalıya hitaben müvekkili şirketçe ----- verildiğini, Davalının kefalet senetlerinde yazılı işlerin dava dışı ------tarafından tamamlanmasına yahut en azından işlerin geçici kabullerinin yapılmasına rağmen "sigorta ettirenin taahhütlerini yerine getirmediğinden" bahisle kefalet senetlerinin nakde çevrilmesini müvekkilden talep etmiş ve 07.02.2022 tarihinde müvekkilce kefalet senetleri kapsamında davalıya toplam 8.150.000,00TL ödeme yapıldığını, haksız tahsilatın müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, müvekkili tarafından düzenlenen Kefalet Sigorta Poliçeleri hakkında: müvekkili tarafından, dava dışı yüklenici/sigortalı ----, davalı iş sahibi lehdarın------- olduğu aşağıda detayları yazılı poliçeler düzenlenmiş ve poliçeler kapsamında Kefalet Senetlerinin davalı/lehdara verildiğini, ----- limitli, riziko ---- poliçe numaralı,---- limitli, riziko ------- Senetlerinin nakde çevrilmesi talebinin haksız olduğunu, Poliçelerin riziko kısmında yazılı işlerin, dava dışı sigortalı/yüklenici tarafından sözleşmeye uygun şekilde bitirilmiş olmasına rağmen (en azından işlerin geçici kabullerinin yapılmasına rağmen) davalı -------- Şirketi tarafından Kefalet Senetlerinin nakde çevrilmesi müvekkil şirketten talep edilmiş ve poliçe limitleri kadar (kefalet senetlerinde belirtilen azami miktar) ödeme ------ tarihinde davalıya yapıldığını, işlerin sözleşmelere uygun şekilde ve davalının nakde çevirme talebinden önce yapılması, geçici kabullerin verilmesine rağmen Kefalet Senetlerinin paraya çevirtilmesinin TMK md. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanımı olduğunu, dava dışı ------ davalı arasında akdedilen sözleşmelerin Genel Şartları'nın teminata ilişkin hükümlerinde; anlaşma kapsamında verilen bütün işlerin geçici kabullerinin yapılması akabinde kesin teminatın yarısının, sözleşmede düzenlenen bütün işlerin kesin kabulünün tamamlanmasından itibaren ise kesin teminatın diğer yarısının iade edileceği düzenlendiğini, dava dışı ------ tarafından riziko konusu işlerin tamamlanmasına rağmen davalının Kefalet Senetlerini nakde çevirtmesinin hukuka uygun olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin Kefalet Sigorta Poliçeleri ve Kefalet Senetlerindeki sorumluluğu, azami poliçe limit tutarını (kefalet senetlerindeki azami miktarı) aşmamak kaydı ile sigortalının sorumluluğuyla sınırlı olduğunu, müvekkilince düzenlenen ve davalı tarafından kabul edilen Kefalet Senetlerinin hukuki niteliği ve dolayısı ile müvekkil sigorta şirketinin hukuki sorumluluğu, Kefalet Senetlerinin dayanağı olan Kefalet Sigorta Poliçesi'nin tabi olduğu Kefalet Sigortası Genel Şartları'na göre tespit edilmesi gerektiğini, Kefalet Sigortası Genel Şartları'nın "Sigortanın Konusu" başlıklı A.1. Maddesinde; "Bu sigorta sözleşmesi ile sigortacı, borçlunun poliçede tanımlanan borç yükümlülüğünü yerine getirememesi rizikosuna karşı, bu genel şartlarda ve poliçe özel şartlarında belirtilen hüküm ve şartlar çerçevesinde, borçluya kefil olarak poliçede belirtilen lehdara teminat sağlar" denilerek sigortacının borçluya kefil sıfatıyla teminat sağladığından bahsedildiğini, dolayısı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun, somut olayda "kefilin sorumluluğuna" göre belirlenmesi gerektiğini, Kefilin sorumluluğunun, asıl borçlunun sorumluluğunu aşamayacağını, hal böyle olunca müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun; poliçe limitlerini aşmamak kaydı ile asıl borçlunun/sigortalının borcu ile sınırlı olduğunu, diğer bir deyişle; sigortacı, kefalet senedinde belirtilmesi zorunlu olan üst sınırın içinde kalmak koşulu ile kendisinden talepte bulunulduğu sırada esas borç ne kadar ise o miktar ile sorumlu tutulabileceğini, bu yönüyle Kefalet Sigortaları/Kefalet Senetleri, banka teminat mektuplarından ayrıldığını, Kefalet sigortasında risk gerçekleştiği takdirde meydana gelen gerçek zarar ödenmesine karşın, banka teminat mektuplarında zararın miktarına ilişkin bir araştırma yapılmadan teminat mektubundaki bedelin alacaklıya ödendiğini, davalının, asıl borçlunun borcu olmamasına rağmen (yahut asıl borcu aşan şekilde) Kefalet Senetlerinin nakde çevrilmesini talep ederek haksız tahsilatta bulunduğunu, yine, dava dışı/sigortalı -------- işleri tam ve eksiksiz olarak teslim etmediği kabul edilse dahi, sözleşme genel şartları uyarınca geçici kabullerin yapılması akabinde teminatın yarısının iade edilmesi gerekirken, teminatın tamamının nakde çevirtilmesinin hukuka uygun olmadığını, kefalet sigortalarında sigortacının borcunun feri nitelikte olması ile sigortacının riskin gerçekleşmediğine ilişkin itiraz ve defilerini hem ödeme talebi karşısında hem de ödeme sonrasında iade istemi ile ileri sürme imkanı bulunmadığını, bu nedenle dava dışı ------- poliçelere konu riziko işler nedeniyle ve müvekkil şirketin poliçeler kapsamında davalıya karşı sorumluluğu ile davalı tarafından müvekkilden haksız tahsilat yapıldığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kefalet senetleri ile taahhüt edilen işin, yüklenici tarafından teslim edilmesi halinde (yahut geçici kabullerin yapılması halinde) riziko gerçekleşmediğinden muhatap davalının, Kefalet Senedindeki azami miktarı talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, muhatap davalı bakımından haksız kazanç sağlandığını, Sigorta şirketinin sorumluluğunun kefilin sorumluluğuna ilişkin hükümler bağlamında değerlendirilmesi hususunda yukarıda açıklamalar yapıldığını, şayet müvekkil ile davalı arasındaki ilişki garanti sözleşmesi olarak kabul edilse dahi; garanti edenin ödeme yükümlülüğünün, ancak garanti edilen riskin doğması halinde söz konusu olacağını, ----- gerçekleşmemiş ise, muhatap, garanti sözleşmesine aykırı hareket ettiğinden sözleşmeye göre talep hakkı olmamasına rağmen, teminat bedelini garanti edenden tahsil ettiği halde, haksız tahsilatın iadesi gerektiğini, davalının da aralarında bulunduğu -----tarafından, bahsi geçen işlerden ötürü (kefalet senetlerinin nakde çevrilmesinden sonra) dava dışı ---- civarında ödemede bulunduğunu ve akabinde teminatsız olarak yeni iş/işler verdiğini, dava dışı -----kefalet senetleri kapsamında ödemelerin 07.02.2022 tarihinde yapılmasını takiben ----- numaralı dosyası kapsamında 08.02.2022 tarihinde geçici konkordato mühleti verilmiş ve mahkemece ---- tarihinde ----iflasına karar verildiğini, dava dışı/sigortalı ----- "yükümlülüklerini yerine getirmediğinden" bahisle teminatların nakde çevrilmesini talep eden davalı ----- aralarında bulunduğu ----- geçici konkordato mühleti içerisinde iken dava konusu kefalet senetleri kapsamındaki işlerden ötürü 29.000.000TL'den fazla ödemede bulunduğunu, yine, davalı ------ de aralarında bulunduğu ---tarafından dava dışı ----- poliçelere konu işler hakkında nakde çevirme işlemi yapıldıktan sonra teminatsız olarak yeni ihale verildiğini, davalı -------"taahhütlerini yerine getirmediğini" iddia ettiği sigortalıya, teminatın nakde çevrilmesinden sonra 29.000.000 TL'den fazla ödeme yaptığını ve yeni ihale verdiğini, bu hususun, davalının iyi niyetli olmadığını ve dava dışı sigortalının poliçeler kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini gösterdiğini, neticede; davalı tarafından müvekkil şirketten haksız tahsil edilen meblağın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik ----- tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İşlerin tamamlanıp tamamlanmaması, geçici kabullerin yapılıp yapılmaması ve benzeri konuların, işveren durumundaki davalı müvekkil ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşmeden kaynaklanan defiler olup, sözleşmenin tarafı olmayan davacı tarafça bu defilerin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, aksinin kabulünün, Borçlar Hukukuna hâkim olan sözleşmelerin nisbiliği ilkesinin ihlâli anlamına geleceğini, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça davaya konu kefalet senetlerinin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu, hukuki niteliklerinin ve hukuki sorumluluğun Kefalet Sigortası Genel Şartlarına göre tespit edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, söz konusu değerlendirmelerin hukuki bir yanılgıdan ibaret olduğunu, bir belgenin hukuki nitelendirmesi yapılırken belgeye verilen isimden ziyade belgenin metninin, başka bir ifadeyle içeriğinin esas alınması gerektiğini, buna göre taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetinin "Kesin Kefalet Senedi" isimli belgelerin metinlerine ve işveren durumundaki davalı müvekkil ile dava dışı yüklenici arasındaki akdedilen ihale sözleşmelerine göre belirlenmesi gerektiğini, teminat amacıyla verilen bu belgelerin hangi amaçla düzenlendiği, neyi teminat altına aldığı ve sair hususlar senet metni ile sözleşme ve eklerinin teminata ilişkin hükümlerinde açıkça düzenlendiğini, belgenin metni incelendiğinde; her ne kadar belgenin başlığında "kefalet" kelimesi geçmekte ise de, dava konusu senetlerle dava dışı yüklenici için kefalet değil, garanti verildiği; dolayısıyla da davacı tarafından düzenlenmiş bir garanti taahhüdünün bulunduğunu, Davaya konu senet metinlerine bakıldığında, kefalet senedi olarak adlandırılan belgelerin isimleri dışında teminat mektubundan farklarının bulunmadığını, söz konusu belgelerin metinlerinde; "(...) kesin teminat tutarı....TL ---------- ettiğinden (...)" ibarelerine yer verilmekle, davacı tarafından dava dışı yüklenici şirket için kefalet değil, açıkça garanti verilmiş olduğunun belirtildiğini, davacı ile dava dışı yüklenici arasında kefalet ilişkisinin mevcut olmadığını, Garantinin ana ve en önemli özelliği aslî ve bağımsız bir taahhüt olması; başka bir ifadeyle garanti verenin taahhüdünün geçerliliğinin, asıl borcun geçerliliğine veya varlığına tâbi olmaması olduğunu, garantiyi feri bir yükümlülük içeren kefalet sözleşmelerinden ayıran en temel unsurun, garanti verenin bağımsız bir yükümlülük altına girmesi olduğunu, davaya konu senet metninden görüleceği üzere, müvekkil firmaya karşı temel ilişkide bir borç altına girmiş olan dava dışı yüklenici---------- borcu garanti edilmekle birlikte; garanti veren durumundaki davacının yükümlülüğü, teminat altına alınan borçtan, temel sözleşme ilişkisinden tamamen bağımsız olduğunu, davacının söz konusu belge ile davalı müvekkilinin ilk yazılı talebinde herhangi bir kayıt ve şart ileri sürmeden, kesin, asli ve bağımsız olarak ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, zira metinlerde yer alan:"(...) sözleşmede düzenlenen hakların kullanılabilmesi için, protesto çekmeye, hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve ----------- şirketiniz arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz üzerine derhal ve gecikmeksizin şirketinize nakden ve tamamen, talep tarihinizden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait yasal faiziyle birlikte ödeyeceğimizi (...) gayri kabili rücu kabul, taahhüt ve beyan ederiz." ibarelerinin de bu durumun açık göstergesi olduğunu, Senet metninde açıkça "garanti" sözcüğünün kullanılmış olması yanında, kullanılan diğer sözcüklerin de titizlikle seçilmiş olması, mevcut ilişkinin kefalet değil, garanti olduğunu ortaya koyduğunu, davacının bulunduğu konum ve tacir olması gereği garanti kelimesini ve kullandığı diğer sözcüklerin anlamlarını ve sonuçlarını bilmediğini ileri süremeyeceğini, dava dışı yüklenici ile davalı müvekkil arasındaki yapım sözleşmeleri ve eklerine bakıldığında da, teminata ilişkin tarafların ortak iradelerinin kefalet olmadığı görüleceğini, TBK m. 19 uyarınca da tarafların iradesinin teminat mektubu ile aynı amaca, yani garantiye yönelik olduğunu, kefaleti garantiden ayıran başka bir unsurun kefaletin şekle tâbi olması olduğunu, Ortada TBK m. 581 vd. hükümlerinde belirtilen şekilde yapılmış bir kefalet sözleşmesi olmadığından, bu sebeple de kefaletin varlığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacı ile dava dışı şirket arasında düzenlenen sözleşme, poliçe ve poliçe özel şartlarında belirlenen hükümler ile Kefalet Sigortası Genel şartları ancak davacı ve dava dışı yüklenici bakımından bağlayıcı olduğunu, dava dışı yüklenici ile aralarındaki sözleşme ilişkisi gereği davacı tarafça iş sahibi durumundaki müvekkile teminat verilmesi, müvekkili o sözleşmenin tarafı haline getirmediğini, dolayısı ile borç ilişkisine hâkim olan nisbilik ilkesi gereği davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşmenin, o sözleşmenin tarafı olmayan müvekkil şirket bakımından sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, dava konusu somut olayda, davacı ile davalı müvekkil arasındaki tek ilişki garanti veren / garanti alan ilişkisi olduğunu, müvekkil şirkete sırf teminat verilmesinden dolayı, davacı ile müvekkil arasında bir kefalet sözleşmesinin kurulduğu söylenemeyeceğini, davacının kefalet senetlerinin banka teminat mektuplarından ayrıldığı, kefalet senedinde meydana gelen gerçek zarar ödenmesine karşın, banka teminat mektuplarında zararın miktarına ilişkin bir araştırma yapılmadan mektup bedelinin alacaklıya ödendiği ileri sürülmekte ise de; sözü edilen durum teminat müessesinin işleyişine aykırı olması yanında, davacının senet metnindeki ilk talepte, derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdü ile de çeliştiğini, davacının söz konusu iddialarının kabulü halinde; alacaklı için banka teminat mektubuna göre daha zayıf bir güvence teşkil edecek olan kefalet senetleri hiçbir ihalede teminat olarak kabul görmeyeceği gibi, bugüne kadar gerçekleştirilen ihalelerde de ciddi sıkıntılara yol açacağını, Zira; "Kesin Kefalet Senedi" olarak isimlendirilen ve ilk talepte deme kaydını içeren bu belgeler mevzuatta da banka teminat mektuplarına muadil, başka bir ifade ile banka teminat mektupları ile birbirlerine alternatif olarak düzenlendiğini, davacının, davalı müvekkil tarafından dava dışı yüklenicinin borcu bulunmamasına rağmen kefalet senetlerinin nakde çevrilmek suretiyle haksız tahsilat yapıldığı, davalı müvekkil ile dava dışı yüklenici şirket arasında akdedilen sözleşmelerin Genel Şartlarının teminata ilişkin hükümlerinde, işlerin geçici kabullerinin yapılmasının akabinde teminatların yarısının iade edileceğinin düzenlendiği, davada sözü edilen teminatların verildikleri işlerin bitirilmiş en azından geçici kabullerinin yapılmış olduğu, bu sebeple teminatların tümünün nakde çevrilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Ancak söz konusu iddialar da tümüyle gerçek dışı olduğunu, anılan sözleşme hükümlerine göre, işlerin geçici kabulünün yapılması veya tamamlanması teminatların iadesi için yeterli olmayıp, bunun yanında yüklenicinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğinin belgelendirilmesi, iş sahibi müvekkil şirkete borcunun bulunmaması ve ilişiksizlik belgesi getirmesi gibi birtakım şartların da gerçekleşmesi gerektiğini, yine sözleşmeye göre teminatın iadesi için dava dışı yükleniciye verilen bütün işlerin geçici kabullerinin yapılması gerekmekte olup, davacı tarafça ileri sürüldüğünün aksine dava konusu olayda tüm işlerin geçici kabullerinin tamamlanmadığını, sözleşmelerde yüklenici tarafça avans ve malzemelere ilişkin olarak da teminat verileceği düzenlenmiş, bu amaçla da teminat verildiğini, bu kapsamda, teminatlar dava dışı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle nakde çevrilmiş olup, buna göre haksız tahsilat yapıldığı yönündeki davacı iddiaları muteber olmadığını, teminatın haksız paraya çevrilmesi, ancak asıl borçlu ile alacaklı arasındaki hukuki uyuşmazlık kapsamında incelenecek bir konu olup, buna göre davacının teminatın paraya çevrilmesi sebebiyle şayet bir zararı söz konusu ise, aralarındaki sözleşmeye dayanarak lehine teminat verdiği dava dışı yükleniciye yönelmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının dayandığı kefalet sigortası genel şartlarında dahi sigorta şirketinin yaptığı ödeme tutarınca müvekkil şirketin yerine geçeceği ve müvekkil şirketin borçluya karşı olan haklarına halef olacağı düzenlendiğini, davacının dayandığı genel şartlara göre dahi, davacı tarafça müvekkilden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, Davacı tarafın, taahhüt edilen işlerin teslim edilmiş yahut geçici kabullerinin yapılmış olması halinde riziko gerçekleşmediğinden bahisle davalı müvekkilin azami miktarı talep etmesinin kötü niyetli olduğu, müvekkil şirketin haksız kazanç sağladığı, teminatlarının nakde çevrilmesinden sonra müvekkil şirketin de içerisinde yer aldığı ------------ fazla ödeme yapıldığının ve ayrıca teminatsız yeni ihale verildiğinin tespit edildiği, bu durumun davalı müvekkilin iyi niyetli olmadığını gösterdiği ileri sürülmekte ise de, bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava dışı şirkete teminatların nakde çevrilmesinden sonra gerek müvekkil şirket gerekse --------- şirketleri tarafından yapılan ödemeler hakediş ödemesi olmayıp, sözleşme kapsamında verilen avansa ilişkin tahakkuk ettirilen bir kısım faiz iadesi ile 01.01.2022 tarihinden önce imzalanan bazı sözleşmelere, yani önceden yapılmış bir kısım işlere fiyat farkı ödenmesine ilişkin ----- tarihli karara istinaden yapılan fiyat farkı ödemeleri olduğunu, davacının tamamen teminatsız olarak ------ üzerinde yükümlülük altına girdiğini, teminatların nakde çevrilmesinden sonra teminat verdiği yüklenici aleyhine icra takibine girişmiş ancak yüklenicinin iflâsı üzerine bu kez müvekkil şirket aleyhine huzurdaki davayı açtığını, tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış; ------ dava dışı ---- poliçe numaralı poliçeler kapsamındaki işlere ilişkin tüm sözleşmeler, şartnameler, özel ve genel şartlar ile tüm bilgi ve belgeler, istenilmiş, dava dışı ------ İşlerine ilişkin geçici ve kesin kabul işlemlerinin yapılıp yapılmadığı sorularak, ilgili belge ve tutanaklar istenilmiş, tarafların delil listesinde yazılı dosyalar ------ üzerinden ayrı ayrı celp edilmiş ve mahkememizce resen seçilecek bir elektrik mühendisi, 1 inşaat mühendisi, 1 mali müşavir, 1 sigorta uzmanı ve 1 nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya elverişli kök ve ek rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava, "Kesin Kefalet Senedinden Kaynaklı Alacak" istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan tüm deliller ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda ki tespitler uyarınca; davacı vekili, davacı ile dava dışı----- arasında düzenlenen, lehdarının davalı ------- olduğu Kefalet Sigorta Poliçeleri kapsamında davalıya hitaben müvekkili şirketçe Kefalet Senetleri verildiğini, davalının kefalet senetlerinde yazılı işlerin dava dışı ------ tarafından tamamlanmasına yahut en azından işlerin geçici kabullerinin yapılmasına rağmen "sigorta ettirenin taahhütlerini yerine getirmediğinden" bahisle kefalet senetlerinin nakde çevrilmesinin müvekkilinden talep edildiğini ve ---- tarihinde müvekkilince kefalet senetleri kapsamında davalıya toplam 8.150.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafça kefalet senetlerinin haksız olarak nakde çevrildiği ileri sürülerek davalıya ödenen bedelin 4.075.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin ise, dava konusu senetlerle dava dışı yüklenici için kefalet değil, garanti verildiğini, dolayısıyla da davacı tarafından düzenlenmiş bir garanti taahhüdünün bulunduğu açıkça anlaşıldığını ve dava konusu olayın kefalet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği yönündeki davacı iddialarının isabetsiz olduğunu, teminatların dava dışı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle nakde çevrildiğini ve haksız tahsilat yapıldığı yönündeki davacı iddialarının yerinde olmadığını, ayrıca teminatın haksız paraya çevrilmesinin, ancak asıl borçlu ile alacaklı arasındaki hukuki uyuşmazlık kapsamında incelenecek bir konu olduğunu ve müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep ettiği, davaya dayanak olan Kefalet Poliçelerinin incelenmesinde; davacı sigorta şirketince, dava dışı ---- kaynaklanan borcundan dolayı ----- teminatı bakımından ---- dönemine ilişkin olarak ---- kaynaklanan borcundan dolayı ----- sigorta bedeli ile ----- nolu sigorta poliçesinin ve -----teminatı bakımından ----dönemine ilişkin olarak -----poliçesinin düzenlenmiş olduğu; davacı sigorta şirketince davalı şirkete hitaben düzenlenmiş bulunan ---- başlıklı belgenin incelenmesinde; dava dışı ----- tüm yükümlülüklerinin teminatı olarak --- davalı ile dava dışı ----- arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbaet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, ilk yazılı talep üzerine bu tutarın derhal ve gecikmeksizin nakden ve tamamen, talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait yasal faiziyle birlikte ödeneceğinin; davacı sigorta şirketince davalı şirkete hitaben düzenlenmiş bulunan ----- belgenin incelenmesinde; dava dışı ------- İşlerinden kaynaklanan tüm yükümlülüklerinin teminatı olarak 3.400.000,00 TL'yi, davalı ile dava dışı -----arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbaet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, ilk yazılı talep üzerine bu tutarın derhal ve gecikmeksizin nakden ve tamamen, talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait yasal faiziyle birlikte ödeneceğinin; yine davacı sigorta şirketince davalı şirkete hitaben düzenlenmiş bulunan ---- incelenmesinde; dava dışı ----- yükümlülüklerinin teminatı olarak 3.000.000,00 TL'yi, davalı ile dava dışı ---- ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbaet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, ilk yazılı talep üzerine bu tutarın derhal ve gecikmeksizin nakden ve tamamen, talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait yasal faiziyle birlikte ödeneceğinin ayrı ayrı taahhüt edildiği tespit edilmiştir.Kefalet Sigortası Genel Şartları A.2 hükmünde teminat türleri tanımlanmıştır. Teminat türlerinden birisi “Sözleşme teminatı” olup, “Borçlunun sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri gerektiği şekilde yerine getirmemesine karşı teminat sağlar” şeklinde ifade edilmiştir. Kefalet Sigortası Genel Şartları B.3 hükmünde “b. Sigorta ettiren borcun ifa edilmemesi ve kefaletin devreye girmesi halinde, kefaletin paraya çevrilmesi talebinin sebebine, miktarına veya bakiyesine ilişkin sigortacıya karşı herhangi bir savunma ya da itirazda bulunamaz.”“a.Sigortacı Lehtar tarafından yapılan tazminat talebini sigorta ettirene bildirip gerekli önlemleri almasını isteyebileceği gibi sigorta ettirenin yanıtı beklenmeksizin ödemeyi de yapabilir. b.Tazminat talebini değerlendirdikten sonra sigorta ettirenin onayını almadan lehtara ödeme yapabilir.” şeklindedir.Somut olayda; Kefalet Sigortası Genel Şartları’nda asıl borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiği ve bu yönde bir belge sunulması gerektiğine dair bir hükme rastlanmadığı, aksine yukarıda ayrıntılı şekilde yazıldığı haliyle Kesin Kefalet Senedinde borcun ödenmediğinin yazılı olarak bildirilmesi halinde ihtarname keşidesine yahut mahkeme kararına veya borçlunun rızasını almaya gerek olmaksızın derhal ödeme yapılacağının davacı sigorta şirketince taahhüt edildiği, davacı şirketin sorumluluğunun, kefilin sorumluluğu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği ve kefilin sorumluluğunun da TBK'nun 589 vd. maddeleri gereğince asıl borçlunun sorumluluğunu aşamayacağından davacı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitlerini aşmamak kaydı ile asıl borçlu sigortalının borcu ile sınırlı olacağı kanaatine varılmıştır.Mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi heyet raporu uyarınca; davalının incelenen ticari defterlerine göre, 06/02/2022 tarihinde dava dışı ----- alacaklı gözüktüğü, akabinde davalının ----- tarihinde Kefalet Sigortası bedellerini --- olarak tahsil edince, --- tarihinde davalı dava dışı ---- borçlu konuma geçtiği, davalı tarafından ---- tarihinden, dava dışı ---- iflas tarihi olan ---tarihine kadar ----borcuna işçilik ödemesi ve fatura olarak 1.321.617,44 TL kaydedildiği ve ---- fatura kaydedildiği, ---- iflas tarihi
olan --- tarihinde davalı dava dışı ------ borçlu gözüktüğü, ------ iflas tarihinden sonra davalı dava dışı ----stok faturası kestiği, --- dava dışı ---- alacağını temlik aldığı ve davalının dava dışı ------ borcu olduğunun tespit edildiği, sonuç itibariyle teminat mektuplarının paraya çevrildiği tarih olan ----tarihi itibarıyla davalının dava dışı ---- alacaklı gözüktüğü, dolayısıyla davalının toplam 6.687.809,78 TL fazladan tahsilat yaptığı, sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davacının bu bedelin iadesini talep
etme hakkının bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak, taleple bağlılık ilkesi de nazara alınmak suretiyle davanın kabulü ile ---- ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-Davanın KABULÜ ile; ----- ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 278.363,25 TL harçtan peşin yatırılan 69.590,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 208.772,43 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 69.683,02 TL dava açılış masrafı ile 50.280,25 TL yargılama masrafı toplamı 119.963,27 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı taraf için tayin olunan 562.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/12/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!