T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/465 Esas
KARAR NO: 2024/759
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/06/2022
KARAR TARİHİ: 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde Cevap özetle; Davalı ------ tarafından,----------- dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan borca itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulması kararı verildiği, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, davalı tarafın takip dosyasına yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında ticari işlerinden kaynaklı olarak mal alım satımı olduğunu ve müvekkili şirket tarafından davalı tarafa et, tavuk vb. ürünler teslim edilmiş, teslim edilen bu ürünlerin ücretlerinin davalı tarafından ödenmemiş olduğunu beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; Davacı frma ile hiçbir alışverişi olmadığı gibi herhangi bir borcunun da bulunmadığını, davacı firmayla hiçbir şekilde şahsi ve ticari ilişkisi bulunmadığı gibi davacı vekilinin sunduğu tahsilat makbuzlarında yer alan isimleri de tanımadığını, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu faturalar toplam tutarı 26.813,54 TL etmekte iken davacı tarafın 5.866,59 TL lık icra takibi yaptığını, aradaki bakiye 20.946,95 TL bedelin kim tarafından ödendiğinin mahkemece araştırılmalı ve davacı şirket muhasebe kayıtlarının detaylı olarak irdelenmesi gerektiğini, davaya konu faturaların tarafına tebliğ edildiğine ilişkin olarak davacı tarafça hiçbir delil sunulmamış olduğunu, davacıya verilmiş herhangi bir siparişinin bulunmadığını ve hiçbir şekilde tarafına mal teslim edilmemiş olduğunu, işbu faturaların tamamı incelendiğinde, faturaların kesildiği ------ adresi olarak -------isimli ibare yazıldığı görülmekte olup, belirtilen adres, numara ve ismin tarafına veya şahsının işletmesine ait olmadığını ve ---------- kardeşinin de bulunmadığını, davacı tarafın sunduğu 12 Adet tahsilat makbuzu isimli belgeler incelendiğinde, 4 Adedinin İmzasız olduğunu, 2 adedinin teslim alan kısmında ------- isimli kişinin isim ve imzası olmakla birlikte firmada o dönemde böyle bir çalışan olmadığını ve bu durumun -------- sordurulabileceğini, kalan 6 adedinde ise sadece imza bulunmakla birlikte bu imzaların----------imzalarıyla aynı olduğunun görülmekte olduğunu, davacı tarafın bu evraklarla neyi ispat etmeye çalıştığını anlayamadığını, bu evrakların mal teslimine ilişkin olmadığını ve teslime ilişkin olarak ise hiçbir belge bulunmamakta olduğunu, mahkemece celbine karar verilen ----- formu beyanları incelendiğinde de tarafınca hiçbir bildirimin yapılmadığının görüleceğini, davacıdan hiçbir mal almadığından ----- bildirimi yapılmasının da mümkün olmadığını, davacının haksız ve hukuksuz şekilde tarafına fatura düzenlemiş olup, bunların hiçbirini tarafına tebliğ etmemiş olduğunu beyanla; davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, HMK.329 Uyarınca davacı şirketin disiplin para cezasına mahkümiyetine, Yargılama Gider ve Vekalet Ücretlerinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----------- takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından tarihinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı şirketin 5.866,60 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemi ile davalı firma aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin ticari defterlerinde, davalı firmadan takip tarihi itibarıyla, faturalara dayalı açık C/H” tan kaynaklanan 5.866,60 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu, buna mukabil, Noter kapanış tasdiklerinin bulunmaması gerekçesiyle sahipleri lehine delil olabilme niteliğine haiz olmadığı kanaatinde olduğumuz Davalı Firma Ticari Defterlerinde; davacı şirketçe adına düzenlenen Alım/Satım faturaları ve tahsilat tediye kayıtları dahil hiçbir kayıt ve ticari işlemin bulunmadığı tespit edilmekle, davacı şirketin huzurdaki davaya konu ettiği faturalara dayalı 5.866,60 TL asıl alacak talebinin değerlendirilmesi ve takdirinin Mahkemeye ait olabileceği" şeklinde rapor sunulmuştur. Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir. 12.12.2023 tarihli duruşmada tanık -------- beyanında; " Ben davacı şirkette operasyon müdürlüğü yapmaktayım, çalıştığım yerde sevkiyatlar araç içinde müşteri huzurunda irsaliye kesilerek yapılmaktadır, kesilen irsaliye imzalanarak bir nüshası müşteriye teslim edilir, bir nüshası da şirkete getirilir, olay gün ben teslimat esnasında orada değildim, teslimattan sonra irsaliyeler kontrol için bize gelmektedir, genellikle -------- işyerinde olmazdı personeli olurdu, sabah saatlerinde teslimatı yaparız, işyerinde kim var ise ona teslim ederiz, tesilmatı yapan arkadaşlar beni arayarak -------- yerinde olmadığını çalışanına teslim edilmesini kabul ettiğini, teslimatı yapıp yapmayacaklarını sordular bende teslimatı yapmalarını kabul ettim, tüm personelleri hatırlamamakla birlikte -------- personelin olduğunu hatırlıyorum, irsaliyelerde de onun ismi vardı, bana göstermiş olduğunuz tahsilat makbuzuur, bu tahsilat makbuzları dışında bir de sevk irsaliyelerimiz vardır, mal teslimlerimiz sevk irsaliyeleri ile yapılıp imzalanmaktadır." şeklinde beyanda bulunmuştur .Tanık---------- beyanında; "Ben davacı şirkette şef olarak çalışmaktayım, davalı da müşterimizdir, biz elemanlarımızı mal teslimi için davalıya göndermekte idik, elemanlarımız teslim esnasında davalının orada olmadığını sürekli farklı elamanlar bulunduğunu söylemekte idiler, Biz teslimatlarımızı fatura ile yapmakta idik, fatura altına da teslim alan kişiye imza attırıyorduk, fatura dışında bir de tahsilat makbuzlarımız vardır, tahsilat makbuzlarımızı peşin veya kredi kartı ile ödeme yapıldığında kesmekte idik" şeklinde beyanda bulunmuştur. Eldeki davada alacağın varlığı için her iki tarafın ticari defterleri ayrı ayrı incelenmiş, davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre davalıdan 5.866,60 TL TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davalı tarafın ticari defterlerinde alacağa dayanak herhangi bir kaydın yer almadığı belirlenmiştir. Davacı tarafından BS formu ile faturalar bildirilmiş ise de davalı tarafından BA formu ile faturaların bildirilmediği görülmüştür. Davacı kayıtlarında farklı zamanlara ilişkin ödeme kayıtları var ise de davalı kayıtlarında ne alacak ne de ödeme kayıtları bulunmamaktadır. Davalı tarafın kendisince yapılmış bir öreme olmadığı, ödeme iddialarını kabul etmemesi sebebiyle davacının kayıtlarındaki ödemelerden banka kanalıyla yapılanlara ilişkin kayıtlar celp edilmiştir. Banka yazı cevaplarına göre davalı tarafından ödemelerin yapılmadığı, farklı kişilerce yapılan ödemelere ilişkin olduğu görülmüştür. Nakit ödemelerin de davalı tarafından yapıldığına ilişkin bir delil yoktur. Davacı tarafın tanık deliline dayandığı anlaşıldığından mal teslimi olgusunun ispatı için dava değeri de dikkate alınarak davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiştir. Dinlenen tanıkların davacının davalıya mal teslimi yaptığına ilişkin somut bir bilgisinin olmadığı, mal teslimi anında hazır bulunmadığı görülmüştür. Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görüldüğünden davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından yemin metni sunulmamıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı taraf davalıya mal teslimi olgusunu ispat edemediği kanaati hasıl olduğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 346,90 -TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 5.866,59-TLnispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!