T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1063
KARAR NO : 2024/740
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2019
KARAR TARİHİ : 15/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.07.2013 tarihinde Davalılardan---- ile dava dışı yabancı şirket olan -----arasında, ----- yapılması planlanan-----” Su Enjeksiyon Hatları İnşaat ve Montajı Projesi” konusunda bir Sözleşme imzalanmış olduğunu, bahsi geçen sözleşme ile davalı ----- yapılacak olan su enjeksiyon hatlarının inşaatı ve Montajı işini yüklenici olarak üstlenmiş olduğunu ve ----- Şirketinin İş ortaklığını temsil eden üye olacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, Adi Ortaklık İş Sözleşmesinin 6/a-vii maddesiyle “Gerekli olması halinde taşeron seçimini yapmak” hususunda yetkilendirilen ----- Müvekkili şirketle 26.08.2013 Tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi” ni imzalayarak Sözleşme konusu işin birlikte çalışma prensibiyle tam ve eksiksiz yapılması konusunda anlaşmaya varmış olduklarını, müvekkili şirketin --- alınması gereken izinlerin ve vize işlemlerinin tamamlanmasından sonra 27.01.2014 Tarihinde --- ---” da dava konusu işe başladıklarını, müvekkili şirketin ” ---- çalıştıracağı işçileri tespit ederek vize işlemlerinin yapılabilmesi için işçilere ait pasaportları sözleşmenin imzalanmasının ardından ----- teslim ettiğini, işçilerin vize ve çalışma izinlerinin alınması davalılarla imzalanan sözleşmenin 5.20 Maddesi uyarınca ----- İnşaatın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirket tarafından işbu işe münhasıran istihdam edilen işçilerin vize ve petrol sahasında çalışma izinlerinin alınmasının aylar sürdüğünü ve müvekkili şirketin ancak 27.01.2014 tarihinde sözleşmeye konu işin ”---- yapılmaya başlandığını, ancak müvekkili şirket tarafından işçilere maaş ödemesi yapılmaya devam edilmiş ve yine SGK primleri ödenmiş, bu ödemelerin ---- İnşaat tarafından yapılması gerekirken ----- İnşaat'ın müvekkili şirkete çok cüzi miktarda yapılan ödemeleri dışında herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, dava konusu işin yapılması için müvekkili şirket tarafından 09.11.2013 tarihinden itibaren -----' ya eleman gönderilmiş ve 24.12.2013 tarihi itibarıyla -----” da bulunan Personel sayısının 21 kişi olduğunu, daha sonra da müvekkili şirkete ait ikinci kaynakçı ekibi ve montaj ekibinin kaynak işlerinin başlamasından yaklaşık 1 ay önce ------' ya gittiğini, 27.01.2014 tarihinde boru hattı kaynak işlemlerinin başlamasından sonra, işçilerin petrol sahasında çalışabilmesi için ---- makamlarından alınması gerekli çalışma izinlerinin ----- İnşaat tarafından alınmamış ve işçilerin çalışma izinleri olmadığı için kamplardan ayrılıp iş sahasına gidememiş olduklarını, müvekkil şirketin işçilik ödemelerini yapmaya devam ettiğini, ancak bu ödemelerle ilgili olarak herhangi bir şekilde ----- İnşaat' tan düzenli ve yeterli bir tahsilat yapamamış olduğunu, müvekkili şirket tarafından alt yüklenici sözleşmesinde bahsi geçen tüm yükümlülükler yerine getirilmekle ve sözleşme konusu olan 84 km uzunluğundaki boru hattı inşaatının 82 Km' lik kısmı tamamlanmışken ----- inşaatın sözleşmeden doğan borçlardan kaçınmak maksadıyla gerçekle ilgisi olmayan iddialara dayanılarak müvekkili şirkete -----Noterliği ---- YN. lu ihtarnamesinin gönderilerek sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda ikaz edildiklerini, iddianamede bahsi geçen hususlar gerçeği yansıtmadığından -----Noterliği ---YN. Lu ihtarnamesiyle cevap verilerek işin gecikmesinde ---- inşaatın kusuru olduğundan bahsedildiğini, bunun akabinde ----- İnşaat tarafından herhangi bir somut gerekçe göstermeksizin----.Noterliği ---- YN. 'lu ihtarnameyle alt yüklenici sözleşmelerinin fesih edildiğini, ----- İnşaatın bu tavrının yegâne sebebinin tamamına yakın kısmı bitirilmiş işin sözleşme bedelinden indirim sağlamak istenmesi olduğunu, nitekim fesih tarihi olan 31.12.2014 tarihinden sonra sözleşme bedeline %15 indirim uygulanmak suretiyle işin devamını içeren bir ek protokol gönderildiğini, ancak ek protokol hükümlerinin müvekkili şirketçe uygun bulunmayarak red edilmiş olduğunu, bahsi geçen sözleşme kapsamında, işin başlamasına kadar geçen süre ile sözleşmenin feshine kadar geçen süre zarfında müvekkili şirket tarafından istihdam edilen işçilere ödenen ücretlere istinaden --- hitaben
----- Nolu, 658.340.-USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı ---- İnşaat çalışanına tebliğ edilmiş olduğunu, ---- İnşaata pasaportların verilmesinden sonra ve ----- İnşaatın müvekkili şirkete geri ödeme yapacağını beyan etmesi üzerine, Ağustos/2013 tarihinden başlayarak kaynak işlerinin başladığı 27.01.2014 Tarihine kadar müvekkili şirket tarafından işçiler ve ailelerine 352.340.-USD ödendiğini, müvekkili şirketin kaynak işlerinin başlamasından sonra da vize, akaryakıt ve benzeri nedenlerle boşa geçen günler için işçilerine 306.000.-USD daha ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşmeye konu iş için yaptığı harcamaların bunlarla bitmemiş olup, davalı şirketin talebiyle Projede kullanılmak üzere müvekkili şirketçe banka kredileri de kullanılmak suretiyle muhtelif iş makinaları satın alındığını, müvekkili şirket tarafından satın alınır işbu taşınır malların davalı--- ile imzalanan kira sözleşmeleriyle davalı ---- kiralandıklarını, işbu taşınır makinaların gümrük belgelerinden de görüleceği üzere ----- gönderilerek ----- tarafından teslim alınmış olduklarını, davalı şirketin müvekkili şirketle akdettiği alt yüklenici sözleşmesini feshettikten sonra işbu taşınır Malları müvekkili şirkete iade etmemiş olduğunu, müvekkili şirketin kredi yükü altına girerek satın aldığı taşınır malları geri teslim alamamış ve bu sebeple de büyük zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtları ile sunulacak fatura örneklerinden açıkça görüleceği üzere işbu taşınır makine ve ekipmanların bedelinin 252.419.-USD olduğunu, alt yüklenici sözleşmesinin 7.Maddesinde sözleşme bedeli olarak öncelikle 4.200.000.-USD olarak belirlendiğini, akabinde sözleşme kapsamındaki --- İşlerinin yerel bir ---- firmasına verilmesiyle, sözleşme kapsamında 694,383,50 USD olan ----- işlerinin çıkarılmasıyla sözleşme bedelinin Ek Protokolle 3.505.616,50 USD olarak revize edildiğini, Ek Protokol çerçevesinde revize edilen bu tutarın müvekkili şirket tarafından --- hitaben ----- Nolu, 3.505.616,50 USD bedelle faturalandırılmak suretiyle davalılardan ----- teslim edilerek 25.11.2014 Tarihli fatura teslim tutanağının tanzim edildiğini ve bizzat----- çalışanı tarafından imzalanarak teslim alındığını, davalı şirkete taşınır makinaların kiralanması konusunda sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmeye göre müvekkili şirkete ödeme yapılması gerekmekte ise de bu ödemelerin yapılmamış olduğunu, bu durumun akabinde müvekkili şirket tarafından ---- hitaben -----Nolu, 62.000.-USD tutarında fatura tanzim edilerek ----- çalışanına tebliğ edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin işin icrası bakımından sözleşmede kendisine yüklenmemesine rağmen davalı şirketin talebi doğrultusunda yanmaz brandalı çadır satın aldığını, bedelinin davalı şirketçe ödeneceği bildirilmiş olsa da---. tarafından ödenmemiş olduğunu, akabinde müvekkili şirket tarafından ---- hitaben 25.11.2014 Tarihli, ----- Nolu, 10.000.-USD tutarında fatura tanzim edilerek davalı şirket çalışanına tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin işin icrası bakımından sözleşmede kendisine yüklenmemesine rağmen davalı şirketin talebi doğrultusunda topoğrafya aletleri satın aldığını, bedelinin davalı şirketçe ödeneceği bildirilmiş olsa da ----. tarafından ödenmemiş olduğunu, akabinde müvekkili şirket tarafından --- hitaben 25.11.2014 Tarihli, ----- Nolu, 36.000.-USD tutarında fatura tanzim edilerek davalı şirket çalışanına tebliğ edildiğini, müvekkili şirket tarafından alt yüklenici sözleşmesine istinaden yapılması gereken tüm işlemlerin eksiksiz olarak yerine getirilmiş olduğunu, bunun dosyaya sunulan ve sunulacak belgelerle açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalılardan ---- kesilen faturaların davalı şirket tarafından teslim alınmış ve davalı şirketçe herhangi bir şekilde fatura içeriklerine itirazda bulunulmamış olduğunu, ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, müvekkili şirket ile davalılardan ---- arasında akdedilen alt yüklenici sözleşmesinin, --- tarafı olduğu -----vermiş olduğu yetki çerçevesinde yine----Adi Ortaklığının kurulma amacı doğrultusunda yüklenmiş olduğu işin yapılması hususunda düzenlenmiş olduğunu, yüklenici şirketin imzalamış olduğu alt yüklenici sözleşmesinin davalıların Adi Ortaklığı kurmalarındaki amaç ile doğrudan ilgili olduğu ve yüklenici sözleşmesinin bir devamı niteliğinde olduğunun kuşkusuz olduğunu, bunda dolayı davalı---- hitaben düzenlenmiş, --- Nolu, 3.505.616,50 USD Bedelli, ----, 62.000.-USD bedelli, 25.11.2014 Tarihli, ----- Nolu, 10.000.- USD bedelli, 25.11.2014 Tarihli, ----- Nolu, 36.000.-USD bedelli faturalardan Adi Ortaklık Sözleşmesi tarafı olan davalıların müşterek ve müteselsil şekilde sorumlu olacaklarının aşikâr olduğunu, ayrıca, davalı şirketler hakkında yapılan araştırmada, ----. kuruluş ilanında kurucular arasında ---- yer aldığının görülmüş ve halen ---- yönetim kurulu başkanı olan ----” nın bir dönem -----. yönetim kurulu başkanlığı yapmış olduğu tespit edilmiş olup, bu hususların dahi iki şirket arasındaki organik bağı net bir şekilde ortaya koymakta olduğunu, dosyaya sunulan E-Posta Yazışmalarının da ---- dava konusu işte faal hareket ettiğinin göstermekte olduğunu ve dava konusu alacağı doğuran işlemlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu iddia ederek, müvekkili Şirket tarafından düzenlenip teslim edilen faturalardan ve müvekkili şirket tarafından ----- kiralanan ve müvekkili şirkete iade edilmeyen taşınır makine ve ekipmanların bedelinden kaynaklanan alacağı bakımından, müvekkili tarafından ifa edilen hizmetlerin ve teslim edilip davalı-----. tarafından iade edilmeyen makine ve ekipmanların karşılığı olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-TL” nin 24.11.2014 Tarihinden itibaren işleyecek Reeskont Avans Faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile taraflarına ödenmesine, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ---- Ortaklığı” nın tarafı olduğundan bahisle iş ortaklığının diğer tarafı olduğu iddia edilen ----İnşaattan olan alacaklara ilişkin olarak husumet yöneltilmesinin mümkün olmayıp, davacı şirketin ne müvekkili şirket ile ne de ---- İş Ortaklığı ile bir iş ilişkisinin bulunmamakta olduğunu, somut uyuşmazlığa konu edilen bir alacak iddiası olup, işbu alacak hakkının davacı taraf ile diğer davalı ---- arasında imzalanan 26.08.2013 tarihli alt yüklenici sözleşmesinden doğduğunun iddia edildiğini, nitekim davacı şirketçe dava dilekçesinde müteaddit defalar ikrar edildiğine göre, bu alacaklara ilişkin faturaların tümünü diğer davalı ----- İnşaat adına düzenlemiş olduğunu, davacının müvekkili şirketin tarafı olmadığı sözleşmeler gerekçe gösterilmek suretiyle müvekkili şirketten talepte bulunmasının mümkün olamayacağını, dolayısıyla müvekkili şirketin huzurdaki davada davalı sıfatına haiz olmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin zaruri olduğunu, huzurdaki davanın zamanaşımı yönünden de reddinin gerektiğini, 6098 Sayılı TBK” nun 147 maddesi uyarınca eser sözleşmesinden doğan alacaklarda 5 Yıllık zamanaşımı uygulanmakta olduğunu, davacı ile diğer davalı şirket arasında imzalanan alt yüklenici sözleşmesi 26.08.2013 tarihinde imzalanmış olup, diğer davalı ---- İnşaat tarafından gönderildiği iddia edilen ----Noterliği 31.10.2014 tarihli, ---- YN.“lu İhtarnamesiyle anılan sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, huzurdaki davanın ise 19.12.2019 tarihinde ikame edildiğini, davacı yan tarafından Arabuluculuk bürosuna 09.05.2019 tarihinde başvurulmuş olup, 19.06.2019 tarihli tutanak ile Arabuluculuk görüşmelerinim Anlaşamama ile sonuçlandığının tespit edilmiş olduğunu, bir diğer ifadeyle Arabuluculuk sürecinin 41 Gün sürdüğünü, 01.11.2019 tarihinde dava zamanaşımı süresi dolacakken arabuluculuk başvurusu nedeniyle bu süre ancak 41 gün boyunca durmuş ve 12.12.2019 tarihinde dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, hal böyle iken huzurdaki davanın 19.12.2019 tarihinde ikame edilmiş olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığının izahtan vareste olduğunu savunarak, davanın öncelikle müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız ve mesnetsiz davanın zamanaşımına uğradığı da göz önünde bulundurulmak suretiyle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Diğer Davalı -----. Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan yüklenici sözleşmesi kapsamında açılan alacak davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.03.01.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " Davacı şirket tarafından ifa edilen hizmetlerin ve teslim edilip davalı ----- tarafından iade edilmeyen makine ve ekipmanların karşılığı olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-TL' nin 24.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek Reeskont Avans Faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talebiyle ikame edilmiş işbu alacak davasında, faturalar toplamı: 4.272.556,00 USD+ 252.419,00 USD kiralanan ancak iadesi yapılmayan makina + ekipmanlar = toplam 4.524.975 USD alacağa karşılık, tahsilatlar toplamı: 1.040.000.-USD + 352.844,00 USD yapılmayan test kesintisi=1.392,844,00 USD mahsup edildiğinde, kalan bakiyenin 3.132.131,00 USD olabileceği," şeklinde rapor sunulmuştur.
16.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;"mali olarak yapılan tespitler sonucunda; faturalar toplamı: 4.272.556,00 USD + 252.419,00 USD kiralanan ancak iadesi yapılmayan makina+ekipmanlar = toplam 4.524.975 USD alacağa karşılık, tahsilatlar toplamı: 1.040.000.-USD +--- adına 3.kişilere yapılan ödemeler 232.190,00 USD + 352.844,00 USD yapılmayan test kesintisi - 1.625,034,00 USD mahsup edildiğinde, kalan bakiyenin (4.524.975,00 USD - 1.625.034,00 USD)= 2.899.941,00 USD olarak hesap edildiği genel olarak yapılan tespitler sonucunda, dosyaya mübrez bilgi ve belgeler arasında işin tamamlanmasına ait geçici kabul ya da kesin kabul tutanaklarına rastlanılmadığından, sözleşmeye uygun şekilde ifa yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilemediği; Mahkeme tarafından işin geç yapılmasının davalıdan kaynaklı olarak geciktiği kanaatine varılması halinde fesih haksız; aksi halde ise haklı olacağı; davacının, hem müspet hem de menfi zarar talebinde bulunması mümkün olmadığı, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğu, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren davanın ikame edildiği tarih dikkate alındığında ise zamanaşımı süresinin dolduğu, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, bahse konu ticari işletmeyi davalılardan ----- İnşaat'ın kendi adına yürütmekte olduğu; taraflar arasında geçerli bir hukuk ilişki olduğu kabul edilse dahi bu durumun salt adi ortaklık ilişkisi niteliğinde olmadığı, bunun sonucu olarak, aktif ortağın dışa karşı gerçekleştirdiği tüm iş ve işlemler de kendi şahsında sonuç doğurduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.
10.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " mali olarak yapılan tespitler sonucunda; faturalar toplamı: 4.272.556,00 USD + 252.419,00 USD kiralanan ancak iadesi yapılmayan makina+ ekipmanlar - TOPLAM 4.524.975 USD alacağa karşılık, tahsilatlar toplamı: 1.040.000.-USD + ---- adına 3.kişilere yapılan ödemeler 232.190,00 USD + 352.844,00 USD yapılmayan test kesintisi- 1.625,034,00 USD mahsup edildiğinde, kalan bakiyenin (4.524.975,00 USD - 1.625.034,00 USD-) 2.899.941,00 USD olarak hesap edildiği, genel olarak yapılan tespitler sonucunda dosyaya mübrez bilgi ve belgeler arasında işin tamamlanmasına ait geçici kabul ya da kesin kabul tutanaklarına rastlanılmadığından, sözleşmeye uygun şekilde ifa yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilemediği; sözleşmenin feshedildiğinin davacının kabulünde olduğu, davacının fesih anına kadar ifa ettiği eser bedelini talep edebileceği, mali incelemede bu bedelin 3.505.616,50 USD olarak hesaplanmış olduğu, davacının makine ve ekipman kirasını davacıdan talep edebileceği, mali ve teknik incelemede bu bedelin 62.600,00 USD olarak tespit edildiği, temin ettiği makine ve ekipmanın inşaat sahasında geri alınmasına ilişkin sorumluluğun davacıda olduğu, bu nedenle makine ve ekipman bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacının işçilik alacağı talebinin sebebinin anlaşılamadığı, Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğu, davacı alacağının fesih iradesinin ulaşması anı olan 15/11/2014 tarihinde muaccel hale geldiği, zamanaşımı bakımından nihai ve münhasır yetkinin Sayın Mahkemede olduğu, dava öncesinde davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin mümkün olmadığı, husumet yönünden yapılan inceleme sonucunda, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, bahse konu ticari işletmeyi davalılardan ----- İnşaat'ın kendi adına yürütmekte olduğu; taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişki olduğu kabul edilse dahi bu durumun salt adi ortaklık ilişkisi niteliğinde olmadığı, bunun sonucu olarak, aktif ortağın dışa karşı gerçekleştirdiği tüm iş ve işlemler de kendi şahsında sonuç doğurduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.
12.02.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalı ---- yönelik talebin, davalılar arasında adi ortaklık-iş ortaklığı ilişkisi kurulmasına dayandırılmasına rağmen, bu ilişki gereği tüzel kişi bulunmayan adi ortaklık-iş ortaklığı üyelerini temsilen sözleşme yapıldığı hususunun ispat edilemediği, bu haliyle davalı --- temsilen hareket etmek suretiyle borç altına sokan bir sözleşmenin bulunduğunun benimsenemeyeceği, zamanaşımı açısından davalı -----tarafından dava konusu borca yönelik olduğu önceki heyet raporlarında tespit edilen ödemelerin, TBK 154 gereği zamanaşımı keseceği benimsendiğinde, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığının benimsenmesi gerektiği," şeklinde rapor sunulmuştur. Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( -----.).Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). (-----).Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, ----. sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih ------sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Bir başka deyişle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının ispat edilmesi ve sözleşmenin tarafları arasında yargılamanın sürdürülmesi esastır. Nispilik ilkesi gereğince davacı fatura bedelini sözleşmenin tarafı olmayan davalıdan talep edemez.
Öte yandan; Bir hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Taraflar arasında malvarlıklarının değişimi bir sözleşmeye dayanır ise sebepsiz zenginleşmeden sözedilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda borçlunun borcunu anlaşmaya uygun bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun davranmazsa alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.
Somut olayda davacı ile davalı --- arasında 26/08/2013 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davalı ----- İnşaatın yüklenici, davacının alt yüklenici olduğu, sözleşme içeriğinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği, dosya kapsamındaki faturalara, gümrük evrakları ve davacı defter kayıtlarına göre davacının davalıya iş yapıldığı, kısmi ödemelerin bulunduğu, nihai olarak davacının davalı ---İnşaattan 3.132.131,00 USD alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı sözleşme çerçevesinde yapmış olduğu işlerin bedelini davalı --- ve davalı - --- tahsilini talep etmektedir. Davalı -- --- ise eldeki davada pasif husumetinin bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı taraf ise, davalı---- dava dışı ---- Adi Ortalığını kurdukları, bu adi ortaklık yetkilendirmesi sebebiyle davalı ---- İnşaat'ın alt yüklenici sözleşmesini imzaladığını, diğer davalı ---- da borçtan sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
Davaya konu iş için ana sözleşmenin davalı ----- yüklenici sözleşmesinin tarafı olmadığı, işin yapımı için --- Altyapı İşleri başlıklı iş birliği imzalandığı, sözleşmenin taraflarının dava dışı ----- İnşaat ile davalılar olduğu, işbirliğinin 3/a maddesine göre işbirliğinin amacının ana sözleşmedeki işlerin sözleşmeye uygun olarak müştereken yapılması ve işveren dava dışı ----- teslim edilmesi olduğu, yine aynı maddenin d bendinde anlaşmanın sadece işverene karşı yüklenilmiş olan projenin gerçekleştirilmesi için sınırlı olarak kurulduğu, iş birliğinin 10/a maddesinde tarafların inşaat sözleşmesindeki işlerin yapılması ve mali sorumluluklar ve cezalar için işverene karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının düzenlendiği, taşeron seçim hakkının da davalı---- bırakıldığı görülmüştür. İşbirliği anlaşması bir bütün olarak değerlendirildiğinde iş birliği anlaşmasının asıl iş veren ----- karşı sorumluluk ve asıl işveren ----- haklarının korunması amacına yönelik olduğu, bu sebeple de alt yüklenicilere ilişkin bir düzenleme olmadığı, alt yüklenicilere karşı sorumlulukla ilgili bir madde bulunmadığı, ticaret sicil kaydına işlenmiş bir adi ortaklık bulunmadığı dikkate alındığında işbirliğine davalı ---- Yapının da taraf olmasının alt yüklenicilere karşı sorumluluk doğuracağı anlamına gelmeyeceği değerlendirilmiştir. İşbirliği anlaşmasında yüklenici seçim hakkı davalı ---- İnşaata verilmese dahi davalı----- esas yüklenici sözleşmesinin tarafı olması sebebiyle esas sözleşmeye dayanak olarak yüklendiği iş için başkaca kişi ya da şirketleri taşere edip alt yüklenici sözleşmesi imzalama hakkına sahiptir. Bu sebeple da yüklenici seçme işbirli anlaşmasında davalı --- inşaat verildiğinden bahisle davalı ---- Yapı'nın da borçtan sorumlu olacağından bahsedilemez. Görüşmelere davalı ---- Yapı'nın katılması, mailler atması, talepler de bulunması da sözleşmelerin nispiliği ilkesi ve davalı ----- Yapının asıl işverene karşı sorumluluğuna ilişkin işbirliği anlaşması dikkate alındığında borçtan sorumluluk doğurmayacaktır. Davacı taraf davalı ----- Yapının da taraf olduğu kanısı ile sözleşmeyi imzaladığı iddiası ise TTK 18/2. Maddesinde düzenlenen tacirin ticari işletmesi ile ilgili faaliyetlerinin tümünde basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca davacı faturaları dahi davalı ----- İnşaat adına düzenlendiği, davalıların hesapları arasında para transferi olsa dahi davacıya yapılan kısmi ödemelerin de davalı ------ inşaat tarafından yapıldığı görülmüştür. Davalıların dava dışı asıl işverene karşı mali olarak müteselsilen sorumluluklarının bulunması sebebiyle para transferi bulunmasının olağan bir durum kabul edilmiştir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davalı ---- Yapının davacı ile davalı ---- İnşaat sözleşmesi kapsamında doğan borçlardan sorumlu olamayacağı, husumeti bulunmadığından davalı ----- Yapı yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ----- Yapı yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verildiğinden ve bu sebeple borçtan sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceğinden borçtan kurtulmaya yönelik defi olan zamanaşımına yönelik itirazı hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Yasa hükmü uyarınca taraflara ticari defterlerini sunmaları için gerekli ihtaratlar yapılmış ise de davalı ----- İnşaat ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır, bu durumda yukarıda yazılı madde uyarınca davacının ticari defterleri lehine delil olarak sayılmıştır. Davacının kendi ticari defterlerine göre yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra davalı ---- İnşaattan bakiye 3.132.131,00 USD alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. 17/01/2023 tarihli ----- Başkonsolosluğu yazı cevabında da görüldüğü üzere işin yapıldığı yer olan ---- 2014 yılından itibaren ülkedeki güvenlik boşluğu ve Türk firmalarına yönelik tehditler sebebiyle sahaların boşaltıldığı, projelerin durduğu, ----- Ülkesinin içinde bulunduğu durum, aradan geçen zaman dikkate alındığında istinabe yoluyla keşif yapılmasının dosyaya katkı sunmayacağı anlaşıldığından ticari defterler ve gümrük kayıtları ile sözleşme üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Davacı taraf ıslah dilekçesi ile 1.500.000,00 TL talepte bulunduğundan taleple bağlılık ilkesi gereğince talebi gibi davalı ------ İnşaat yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davalı ----- Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davacının fatura bedellerine ilişkin talebinin KABULÜ ile 1.500.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ----alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 102.465,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan peşin harç ile tamamlama harcı toplamı toplam 25.616,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 76.848,22 -TL harcın davalı ----- tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 40,40-TL başvurma harcı, ile peşin nispi harç ile tamamlama harcı toplamı 25.616,78-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 25.661,18-TL harcın davalı ----- alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat ve müzekkere gideri, ile bilirkişilere yapılan ödemeler toplamı toplam 10.712,15 -TL yargılama giderinin davalı ---- tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı ---- Şirketi tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı ----- Şirketine verilmesine
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 222.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalı -- alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ---- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 222.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak daval----Şirketine verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalı ---- tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı --- vekilinin yüzüne karşı davalı ---- vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!