T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/413
KARAR NO : 2025/390
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/04/2025
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile ----- arasında çeşitli kredi sözleşmeleri ile araç rehin sözleşmesi imzalanmış ve --- plakalı ---- marka, --- model ----- tip aracın kaydına müvekkil lehine rehin şerhi işlenmiştir. Rehin tarihi 17.07.2024'dür. Taşıt rehin sözleşmesi ve araç mahrumiyet raporu ektedir. Müvekkil banka tarafından borçluya ticari krediler, ticari kredi kartı, kredili mevduat hesabı kullandırılmış ve çek hesabı açılmıştır. Aynı zamanda kredi borçlusu, söz konusu rehinli aracı davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigorta ettirmiştir. İlgili poliçe/poliçeler'in davalı sigorta şirketinden celbini talep etmekteyiz. Ancak adı geçen kredi borçlusunun sözleşmenin gereklerini yerine getirmemesi üzerine, önce kendisine ihtarname gönderilmiş, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir borç ödemesi yapılmaması üzerine müvekkil tarafından borçlu hakkında ---- BANKA ALACAKLARI İCRA DAİRESİ’nin -----. sayılı dosyasıyla rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yasal takibe geçilmiştir. Takip kesinleşmiştir. Ancak işlemlerin devamı esnasında aracın 27.01.2025 tarihinde 1 adet kazaya karıştığı ve yandığı tespit edilmiştir. Buna ilişkin olarak "-----" hasar sorgu mesajı ekran görüntüsü dilekçemiz ekindedir. Muhatap sigorta şirketi tarafından da konuyla ilgili olarak, kredi borçlusu ile aralarında meydana getirilen sigorta poliçesi kapsamında ----- numaralı hasar dosyası açılmıştır. Açılan iş bu hasar dosyasına binaen yapılacak ödemenin rehin alacaklısı olarak ‘‘dain ve mürtehin’’ sıfatını haiz olmamız sebebiyle tarafımıza yapılması gerekmektedir. Konuya ilişkin hasar dosyasının sigorta şirketinden celbini talep etmekteyiz. Konuya ilişkin olarak önce sigorta şirketine kep sistemi üzerinden ihtarname gönderilmiş ve sigorta tazminatının müvekkile ödenmesi talep edilmiştir. Ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiştir. İhtarname 14.03.2025 tarihinde sigorta şirketi tarafından teslim alınmış ve okunmuştur. Akabinde sigorta alacağı hususunda tarafımızca 18.02.2025 tarihinde ----- Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulmuştur. ----- Arabuluculuk Dosya Numarasını haiz dosya kapsamında yapılan müzakereler neticesinde 14.04.2025 tarihli son oturumda anlaşılamadığı tutanak altına alınmıştır. Müvekkil sigortalu/borçludan alacaklı olup, rehin hakkı sahibi olarak sigorta tazminatı üzerinde öncelik hakkı sahibidir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkin olup kredi borçlusuna ait aracın davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve müvekkil bankanın araç üzerinde lehine rehin şerhi bulunması nedeniyle dain ve mürtehin sıfatını haiz olduğu ortadadır. Sigortalı araç üzerinde dain ve mürtehin sıfatı kaynaklı menfaatleri bulunan müvekkilin aracın kasko poliçesi kapsamında kalan hasar kaynaklı tazminat ödemelerini talep etmeye de hakkı bulunmaktadır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerden dolayı dain ve mürtehin sıfatını haiz olmamız nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 1.000-TL sigorta tazminatının (belirsiz alacak davası) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine, dava masrafları ve ücreti vekaletin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Dava, Davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigortası ile sigortalanmış olan aracın sürücüsünün karışmış olduğu trafik kazasında meydana gelen zararın kasko sigortacısı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır.Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür
Somut olaya gelindiğinde davacı bankanın ----- Halefi olarak işbu davayı açtığı, dava dilekçesi ekinde ekli genel kredi sözleşmesinin ekli olduğu iş bu dava konusunun 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla, Taraflar arasındaki ilişki ise 6502 sayılı kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup tüketici mahkemesi görevlidir.8/11/2013 tarihli ----- yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun'un 3. Maddesinin K bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, 1 bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmış, anılan kanunun 73. Maddesinde de doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkkate alınmalıdır.Somut olayda iki tarafın arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla; Tarafların sıfatı, davanın niteliği ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun nedeniyle, istemi inceleyip karara bağlama görevinin ticaret mahkemesinin görevinde bulunmadığı, tüketici mahkemesi görevinde bulunduğu anlaşıldığından talebin görev yönünden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya ----- Tüketici Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 Maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
5-Usul ekonomisi ilkesi gereği; tensip tutanağı düzenlenmeden dosya üzerinden karar verildiğinden, kararın HMK madde 27/1-2 uyarınca taraflara tebliğine,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde -----Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!