T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/176 Esas
KARAR NO: 2025/1052
DAVA: GENEL KURUL KARARININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
DAVA TARİHİ : 28/02/2025
KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan genel kurul kararının hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin ------ tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarının gerçekleştiği tarihte Davalı Şirket sermayesinin %10’una sahip olduğunu, davalı şirketin ------ tarihlerinde olağanüstü genel kurul toplantıları gerçekleştirdiğini, bu genel kurullarda sermaye artırımına karar verildiğini ve iki sermaye artırımının da şirketin iç kaynaklarından karşılanmak suretiyle gerçekleştirildiğini ve artırılan sermaye pay sahiplerine payları oranında bedelsiz olarak dağıtıldığını, toplantıların yapıldığı tarihte davalının toplantıyı çağırmaya yetkili yönetim kurulu başkanı ve genel kurulda oy hakkına sahip %89 oranında sermayesinin sahibi Sayın ------------ayırt etme gücünden yoksun durumda olduğunu, müvekkil şirketin ortağı aynı zamanda hakim olan -----, kötü niyetli kişilerin bu durumu kullanmasının önüne geçmek için ------esas numaralı dosyası ile ---- vasi tayin edilmesi için talepte bulunduğunu, --- 'acil talepli' olarak ---- sevk edildiğini, ancak ---- tarihindeki randevusuna mazeret sunarak katılmadığını, ----- tarihli yeni randevusuna katılarak rapor hazırlanma sürecine gidildiğini, rapor hukuki işlem yapma ehliyetinin mevcut olmadığı yönünde gelirse, ----- tarihli genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, genel kurula katılım için vermiş olduğu vekaletnamelerin yoklukla sakat olduğunu, yoklukla sakat olduğunun kabul edilmemesi halinde mutlak butlanla sakat olduğunu , genel kurulların yoklukla malul olduğunun tespitinin gerektiğini, Yargıtayın da toplantının yetkili olmayan kişilerce çağrılması halinde toplantının yoklukla sakat olacağı yaptırımının söz konusu olacağı görüşünde olduğunu, ------- yaşından ve akli melekelerinin zayıflamasından faydalanan çevresindeki bazı kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilmeye başlanıldığını, davaya konu genel kurul toplantılarında ve takip eden genel kurulunda alınan kararların da bu kişilerin kendi ekonomik çıkarlarını gözeterek alınan kararlar olduğunu, davaya konu genel kurullarda üst üste iki kere iç kaynaklardan sermaye artışına karar verilmesinin sebebinin sözde şirketten olan alacaklarının sermayeye aktarılıp müvekkilin azlık pay oranının seyreltilmesinin önündeki engelin kaldırılması olduğunu, bu kararların da kötü niyetli insanların ---------- durumunu kullanarak kendi ekonomik çıkarlarını gözetmelerinden kaynaklandığını, ---- tarihinde davalı şirkette gerçekleştirilen bir genel kurulla ---- sözde şirketten olan ----- tutarındaki alacağı sermayeye eklendiğini ve böylece müvekkilin %10 oranındaki pay sahipliğinin seyreltildiğini, müvekkilin TTK uyarınca kendisine birtakım koruyucu haklar sağlayan "azlık pay sahibi" sıfatını kaybettiğini, azlık paylarının kendisine sağladığı yasal haklardan mahrum bırakıldığını, davalı şirket ------ yılları olağan genel kurullarında alınan finansal tabloların ve bağımsız denetim raporlarının tasdikine ilişkin alınan kararın iptali için müvekkil şirket tarafından dava açıldığını ve yapılan bilirkişi incelemesi ve toplanan deliller neticesinde mahkeme tarafından bu kararın iptaline karar verildiğini, anılan genel kurullarda alınan kararların yokluk ile malul veya batıl olduğunun tespitine karar verilmemesi halinde bu genel kurulların ikinci gündem maddeleri gereğince alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, ilgili maddelerde şirketin sermayesinin iç kaynaklardan karşılanmak üzere artırılmasına ve artırılan sermayenin tüm pay sahiplerine payları oranında dağıtılmasına karar verildiğini, müvekkil şirketin vekili aracılığı bu genel kurul maddelerine olumsuz oy kullanıldığını ve muhalefet şerhini tutanağa geçirildiğini, Sayın --------- bu genel kurulların toplantıya çağrıldığı tarihlerde ayırt etme gücünden yoksun olması sebebiyle çağrıya ilişkin gerçekleştirilmiş olan hukuki işlemler hükümsüz olduğunu, toplantıya usulüne uygun çağrı yapılmadan karar alınması sebebiyle genel kurul kararlarının iptal sebebinin oluştuğunu, TTK 446 hükmünde düzenlenen genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullanmalarının bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olmasının da genel kurul kararlarının iptali sebepleri arasında sayıldığından, sakat bir vekaletnameye dayanılarak ------- adına vekaleten kullanılan oyların da geçersiz olması sebebiyle toplantı nisabının sağlanamamış olduğunu, bu genel kurul toplantılarının gündemindeki ikinci maddelerinde alınan kararların kanuna ve esas sözleşmeye aykırılıkları sebebiyle iptalinin gerektiğini, davalı şirketin ---- tarihli olağan genel kurul toplantısında görüşülen -----yıllarına ait finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdikine ilişkin genel kurul maddesinin ---- numaralı dosyası kapsamında ----- tarihli kararı ile iptal edildiğini, iptaline karar erilen finansal tablolarda yer alan kalemler esas alınarak yapılan sermaye artırımlarına ilişkin anılan genel kurulların ikinci gündem maddelerinde alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Bu genel kurullarla sermayeye aktarılan iç kaynak tutarlarının doğruluğu bile şaibeli olduğunu beyan ederek----- esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenecek olan ----raporunun beklenilmesine, raporun -------ayırt etme gücünden yoksun olduğu yönünde çıkması halinde Davalı Şirket'in anılan genel kurullarının yoklukla sakat olduğuna karar verilmesine, bu genel kurulların yoklukla sakat olduğuna karar verilmez ise anılan genel kurullarda alınan kararların batıl olduğunun tespitine, yoklukla sakat olduğuna karar verilmesi yahut butlanın tespitine ilişkin talebin kabul görmemesi halinde anılan genel kurulların iki numaralı kararının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olmaları gerekçesiyle iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin ------ tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin ----tutarındaki sermayesinin tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere ---- arttırılarak ---- çıkartılmasına karar verildiğini, daha sonrasında gerçekleştirilen ---- tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ise ---- tutarındaki sermayenin yine tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere ----artırılmak suretiyle ----- çıkarılmasına karar verildiğini, anılan genel kurullarda alınan kararlar sonucunda, şirketin o tarih itibariyle mevcut olan ve sermayeye dönüştürülebilir tüm iç kaynaklarının sermayeye dönüştürüldüğünü, pay sahiplerine bedelsiz olarak dağıtıldığını, davacının da bu süreçten tamamen yararlanan ve hiçbir borç veya sorumluluk altına girmeyen taraf konumunda olduğunu, buna rağmen müvekkil şirketin paylarının %89'una sahip olan ve yönetim kurulu başkanı olan --------- kısıtlanması ve vesayet altına alınması için davacı şirketin hakim ortağı tarafından başvuru yapıldığını,----- ayırt etme gücünden yoksun olduğundan yöntemi kurulu toplantılarında katıldığı çağrı kararlarının ve genel kurullara ilişkin verdiği vekaletnamelerin yok veya batıl olduğunu iddia etmesinin ve bu davayı açmasının hukukî dayanaktan yoksun olmanın ötesinde, açıkça davacının hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğini gösterdiğini, davacı şirketin ---- kararı doğrultusunda bu davayı ikame ettiğini ve uzun yıllardır hem müvekkil şirkete hem de --- karşı yürüttüğü saldırıları, bu davayla da devam ettirme yoluna girdiğini,-------- tarihli kararda istinaf yoluna başvurulduğunu, kararın kesinleşmediğini, kesinleştiğinde ise ---- fiil ehliyetinin bulunmadığı kabul edilse dahil, söz konusu kararın ancak ve ancak ----- nezdinde muayenenin gerçekleştirildiği ---- tarihinden itibaren sonuç doğuracağını, anılan dosyada ----- tarihinden önce fiil ehliyetinin bulunmadığı yönünde verilmiş herhangi bir karar bulunmadığını, karara dayanak teşkil eden -----raporlarında da geriye dönük herhangi bir tespit yer almadığını, söz konusu toplantıların yapılmasından yaklaşık üç ay sonra düzenlenen -----raporu, geriye dönük olarak ayırt etme gücünün o tarihte bulunmadığını, ispat edecek nitelikte olmadığını, ilgili ---- düzenlediği raporlarda birçok yönden eksiklik ve çelişki bulunduğunu, müvekkili tarafından rapora itiraz edildiğini, ----- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin bu itirazların incelenmesine gerek görmediğini, ---- tarihli sağlık raporları ile ------ işlem yapma ehliyetinin olduğu ve akli melekesinin yerinde olduğunu bildirir hekim raporlarının tanzim edildiğini, ilgili genel kurullara ilişkin olarak düzenlenen vekaletnamelerin de bu sağlık raporları dayanak alınarak tanzim edildiğini, davacının söz konusu muayene sonuçlarını geriye dönük olarak işletme çabasının herhangi bir dayanağı bulunmadığını, davanın yokluğun ve kesin hükümsüzlüğün tespiti davası için öngörülen hak düşümü süresinin geçirildikten sonra açıldığını, dava dilekçesinde iptali istenilen her iki genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararınında hukuka uygun olduğunu, kararların iptalini gerektiren herhangi bir sebep bulunmadığını, genel kurul kararının iptali davasının genel kurul tarihinden itibaren 3 (üç) ay içerisinde açılması gerektiği düzenlenmiş olup bu süre hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğunu, ----- tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı öncesinde Yeminli Mali Müşavir ----- tarafından iki adet gerekli mali müşavir raporu alındığını, Söz konusu raporlarda, mevcut sermayenin ödendiği, şirketin finansal durumunun TTK md. 376 hükmüne aykırılık teşkil etmediği ve şirket özvarlığında, sermaye artırımına konu edilen olağanüstü yedek akçeler ve geçmiş yıl kârları haricinde başkaca serbest nitelikte ve sermayeye dönüştürülebilir mahiyette iç kaynağın bulunmadığı tespit edildiğini, daha sonra ------- sayılı yazısı ile sermayenin artırılması ve esas sözleşme değişikliği ile ilgili izin alındığını, davacının söz konusu kararların yokluğunun veya kesin hükümsüzlüğünün tespitinde hiçbir hukuki menfaatinin bulunmadığını, sermaye artışının pay sahiplerinin müvekkil şirket nezdinde sahip oldukları payları da oransal olarak değiştirmediğini, tüm pay sahiplerine pay oranları nispetinde payların dağıtıldığını, pay sahiplerinin zarara uğramadıklarını, dava dilekçesinde anılan-------sayılı dosyasında verilen karar dahi, müvekkil şirketin finansal tablolarının hukuka uygun olduğu tespit edildiğini, verilen iptal kararının yalnızca yıllık faaliyet raporunun ve bağımsız denetim raporunun müzakere edilmemesinden kaynaklandığını, söz konusu kararın istinaf edildiğini, kararın kesinleşmediğini, finansal tablolarda ve yeminli mali müşavir raporlarında yer alan mali bilgi ve kayıtların gerçeği yansıttığını, bu veriler dayanak alınarak sermaye artırımı kararı alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığını, müvekkil şirketin----tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ve ------ tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun veya batıl olduğuna dair talebin; bir yandan yokluğa ve butlana ilişkin koşulların mevcut bulunmadığı, diğer yandan ----- tarihli genel kurul kararı açısından hak düşümü süresi geçirilmesi sebebiyle davanın reddine, müvekkil şirketin anılan olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan--- no'lu kararların iptaline ilişkin davanın bir yandan iptal edilebilirliğe ilişkin koşulların mevcut bulunmaması diğer yandan hak düşümü süresinin geçirilmiş olması sebebiyle reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLLER VE GEREKÇE :Dava davalı şirketin ----- tarihinde icra edilen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan --- numaralı kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden dolayı iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan nedenleri olup olmadığına ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.------ Esas sayılı dosyasında --- tarihli rapor ile " fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan -------denilen bunama halinin saptandığı, kişinin musab olduğu bu bunama hali nedeniyle, menfaatlerini müdrik olmayıp onları koruyamayacağı, telkinlere mukavemet edip kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak bizzat ve tek başına eylem ve işlemlere girişemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre; ---- halihazır durumu ile fiil ehliyetine haiz olmayıp hacir altına alınarak kendisine vasi tayin edilmesinin uygun olduğu.." tespiti yapılan ----- tarihinde de bu durumunun mevcut olup olmadığı, kısıtlanmasına neden olan hastalık durumunun bahsi geçen genel kurul tarihlerinde de mevcut olup olmadığı ,bu tarihler itibarı ile akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespiti amacı ile ----- müzekkere yazılarak rapor düzenlenmesi istenmiş ----- raporunda "...Kurulumuzca kişide tespit edilen “Demans” denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında sorulan işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre, ---- tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur” şeklinde görüş bildirmiştir. ---- tarihli bilirkişi raporunda özetle; "....Davalı ------- tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında kararlaştırılan sermaye artırımında kullanılan iç kaynakların önemli miktarının, Vergi Usul Kanunu'na( VUK) göre düzenlenen mali tablo ve kayıtlardan hareketle hazırlanmış enflasyon muhasebesi düzeltme çalışmaları sürecinde bilançoda “502-Enflasyon Düzeltmesi Olumlu Farkları” adıyla tanımlanan iç kaynak kaleminin şirketin mevcut sermayesine eklenmesinden kaynaklandığı anlaşıldığı, VUK Mükerrer 298/A kapsamında enflasyon düzeltmesine tabi davalı şirketin finansal tablolardaki mali bilgiler ve muhasebe kayıtları gerçeği yansıttığı ve dava konusu sermaye artış kararı alınmasına açık bir aykırılık tespit edilemediğinden davalı ------- sermaye artış işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu), 1 Seri No.lu Muhasebe Uygulama Genel Tebliği'ne uygun şekilde gerçekleştirildiği anlaşıldığı, aksi yönde bir somut, yeterli ve kesin bir belge veya bilgi görülemediği, Davalı şirketin -----tarihinde yapılan genel kurul toplantılarında ---- pay sahibi ---- vekaleten temsil edildiği, her iki genel kurul toplantısının yapıldığı tarihler itibariyle adı geçen pay sahibinin fiil ehliyetine sahip olmadığının ------ raporu ile tespit edilmesi sebebiyle, bu toplantılara katılmak için verilen vekalet ve temsil ilişkilerinin gerek TBK.m.43 gerekse TBK.m.513 gereğince sona ermiş olduğu, bu koşullar altında ----- söz konusu genel kurul toplantılarında usulünce temsil edilmediği gözetildiğinde, gerek TTK.m.418'de düzenlenen olağan toplantı yetersayısının (esas sermayenin ¼'ü) gerekse esas sözleşme değişikliği/sermaye artırımı. kararları için TTK.m.421/1'de öngörülen asgari toplantı yeter sayısının (esas sermayenin ½'si) sağlanmadığı, ---- göre asgari toplantı yetersayıları sağlanmadan alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olacağının benimsendiği, Davacı yanın yokluk, butlan ve iptal iddia ve talepleri ile davalı yanın davanın reddine dair savunma ve taleplerinin nihai takdir ve değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğunu... " belirtmiştir.----- karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. ---- bu kararında ----13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 14. Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.
15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.16. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. 17. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 18. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. 19. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir -------20. Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir ------- Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir----21. Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır. .." belirtmiştir. ------Sayılı ilamlarında "... Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır..." Belirtmiştir. Davalı şirketin ------ tarihinde yapılan genel kurul toplantılarında % 89 pay sahibi -------- vekaleten temsil edildiği, her iki genel kurul toplantısının yapıldığı tarihler itibariyle adı geçen pay sahibinin fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu toplantılara katılım için verilen vekalet ve temsil ilişkilerinin gerek TBK.m.43 gerekse TBK.m.513 gereğince sona ermiş olduğu, bu koşullar altında % 89 pay sahibi ---------- söz konusu genel kurul toplantılarında usulünce temsil edilmediği gözetildiğinde gerek TTK.m.418'de düzenlenen olağan toplantı yeter sayılarının (esas sermayenin '4'ü) gerekse esas sözleşme değişikliği/sermaye artırımı kararları için TTK.m.421/1'de öngörülen asgari toplantı yetersayısının (esas sermayenin 1/4'ü) sağlanmadığı, ----- içtihatlarına göre asgari toplantı yetersayıları sağlanmadan alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu, davacının alınan kararlara genel kurulda muhalif kalarak muhalefetini zapta geçirdiği, pay sahibinin genel kurul tarihlerinde akli melekelerinin yerinde olmadığı hususunun sonradan ortaya çıktığı dolayısı ile davacı bakımından hakkın kötüye kullanılması gibi bir durumun da söz konusu olmadığı, netice itibarı ile genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu sonucuna varılmış davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜNE; Davalı şirketin ----- tarihinde icra ettiği olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı yanca yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç ve 1.287,50-TL (posta, tebligat ve müzekkere masrafı), 30.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 32.518,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davalı tarafından yapılmış yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!