WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/888
KARAR NO : 2024/690

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2023
KARAR TARİHİ : 31/10/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 13/12/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "...Davalı taraf sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesi ile yetki itirazında da bulunmuş olup ----- îcra müdürlüklerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, davalı taraf ile şirket arasında akdi ilişkiden kaynaklı para borcu bulunmakta olup, ilgili sözleşmede yetki bakımından ayrıca özel bir düzenleme bulunmamakta olduğunu "Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarakbelirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer mülga 818 Sayılı B.K.73 maddesine (6098 Sayılı T.B.K.m.89) göre belirlenecektir." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ----Tarihli Kararı.) yukarıda açıklandığı üzere müvekkilin ikamet adresi ----- olup yetkili icra dairesi ve mahkeme ----- îcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu,davalı/borçlu şirket ---- başlatılmış olup işbu takip davalı tarafın ödeme emrine haksız bir şekilde itiraz etmesi üzerine durduğunu , davacı şirket ile davalı şirket arasında cari hesaba dayalı ticari ilişki olup, davacı şirket davalıya ticari ürün satışı yapmış,bu satışlar için davacı şirket tarafından fatura düzenlenmiş, ve satışı yapılan ürünler ile birlikte davalı borçluya teslim edilmiş, davalı firma, davacı şirketten 3 adet santrifüj pompa endüstriyel seri ve 3 adet santrifüj pompa satın almış olup satın alma işlemi üzerine düzenlenen 01.09.2022 tarihli fatura davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ edilmiş, davalı tarafından süresi içerisinde itiraz ya da iade işlemi yapılmamış, nitekim satılan malların bedeli ödenmediğinden davalı aleyhine tarafımızca icra takibi başlatılmış olup ,işbu icra takibine davalı haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş, takip durduğundan , borçlu/davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptalini, haksız itiraz sebebiyle alacak likit olduğundan %20'den az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile; davalı/borçlu tarafından yapılan haksız yetkiye ve borca itirazın iptaline, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takibin devamına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi ..." talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP: Davalı vekili Cevap Dilekçesinde Özetle ;" ...Alacak konusu davacının davalı şirkete ticari ilişki olması nedeniyle ticari ürün sattığı , bu ürünlere ilişkin fatura düzenlenmiş ve satış yapılan ürünlerle birlikte davalı borçluya teslim edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ifade etmiş,söz konusu borca ilişkin olarak davacının da sunmuş olduğu dava dilekçesi ekinde sunulu mail dökümlerinde de görüleceği üzere 17.05.2023 tarihli mail yazışmasında '' ilgili çeki 60 gün olarak düzeltilmesini veya kur farkı eklenerek düzeltilmesi istenmiş, davalının söz konusu borç ile ilgili çek vermek koşuluyla ürünleri teslim almış ürünleri aldıktan sonra çekin teslimini beklemeden davacı fatura keserek ödeme talep etmiş, îcra takibine başlattığını, davalı şirketin davacıyla arasında ticari ilişki bulunmasına rağmen ürünü siparişinde çek verileceği konuşulması ve anlaşılmasına rağmen, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak verdiği sözü yerine getirmemiş fatura kesmiş, tacirin Ticari İşletmesi ile ilgili iş ve işlemlerde, tacir çeki kullanması zorunlu olup davalı bu şekilde davranmış ancak davacı çeki almamış olup akabinde verdiği sözü yerine getirmeyerek haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibi açtığını belirtmiş, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise davalı hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.." talep etmişlerdir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, açık hesap ilişkisine dayalı ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.Eldeki dosya incelendiğinde taraf ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulmuş olduklarının anlaşıldığı tarafların kayıtlarının ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alınarak birbiriyle uyumlu olup davacı lehine delil teşkil ettiği ve 48.776,13 TL yönünden kayıtların birbirini doğruladığı böylelikle davacının 48.776,13 TL alacaklı olduğu görülmüş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Alacağın faturalara bağlı olması nedeniyle belirlenebilir ve likit olduğu görülmekle icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.İşlemiş faiz talebi açısından ise, takip öncesinde 6098 sayılı TBK'nın 117.maddesine uygun temerrüt ihtarı bulunmadığından temerrüdün takip ile gerçekleştiği görülmekle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; ----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 48.776,13 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Kabul edilen asıl alacak miktarı olan 48.776,13 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 48.776,13 TL lik kısım yönünden alınması gereken 3.331,89 TL harçtan peşin alınan 646,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.685,36 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 646,53 TL peşin harç ve 269,85 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 4.755,68‬ TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 135,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.135,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 5.589,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 2.842,82 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 277,18 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.