T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/89 Esas
KARAR NO:2024/189
DAVA: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
DAVA TARİHİ: 25/05/2021
KARAR TARİHİ: 27/06/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Dmüvekkiline ait -----markasının ------sınıflarında tescilli bir marka olup, müvekkili davacı şirket adına ---------- tarihinde tescil edildiğini ve koruma altına alındığını, bilhassa müvekkilinin en tanınmış ürünlerinden olan --------------------- kaleminin davalılarca müvekkilin markası kullanılmak suretiyle üretildiğini ve satışa sunulduğunu ve halen de tüm ulusal kanallarda reklamının yapılmakta olduğunu, davalıların amacının müvekkili firmanın ------ yıldır dünya çapında masraf ederek ve yatırım yaparak tanıttığı, reklamlarını yaptığı, satış ve pazarlamasını yaptığı, pek çok ülkede tescilli ve tanınmış olan ve aynı zamanda firma ile özdeşleşmiş ----- markasından tüketicilerin yanıltılması suretiyle haksız şekilde kar elde etmek olduğunu, davalı tarafın bu tecavüzünün bilinçli ve kötü niyetli olduğunu, pek çok tüketicinin söz konusu ----------kalemini satın aldığında ve ancak dikkatlice incelediğinde ------ üzerinde çok küçük harflerle yazılmış -------- ibaresini fark edebilmiş olduğunu, müvekkili şirketin gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında gerçekleştirdiği çalışmalarla markasına ayırt edicilik unsurunu kazandırdığını, davalı tarafın taklit ------ kullandığı ibarenin ---------olup, ----- yazıldığını, müvekkili firmanın uygulamasında ise --------- üzerine -----------yazı bulunmakta olduğunu, müvekkili şirketin ----- markalarına sahip olmasıyla birlikte,------atın aldığını ve hala kullanmakta olduğunu, davalıların ise yukarıda açıklandığı üzere marka ile meşru bir bağlantısı olmamasına rağmen, ---- tarihinde -------adresini ticari etki yaratacak biçimde kullanmaya başladığını ve hala kullanmakta olduğunu, taraflar arasında halen devam eden --------markasına tecavüz nedeniyle tazminat talep ettiklerini, ancak davanın açıldığı tarihten sonraki dönemde gerçekleşen tecavüzler için ayrı bir dava açılması gerektiğini belriterek, hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle ------- davasıyla birleştirilmek üzere, davalıların davacının ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitine ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesi (ref'i) ve ---- tarihine kadar 556 sayılı KHK'nin 66 ve 67. Maddeleri ile -------- tarihinden itibaren 6769 sayılı SMK'nun 151/2-b maddesi ve TTK'nun 58/2. Maddesi gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken maddi tazminatın belirlenmesine, marka hakkına tecavüz dolayısıyla üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulmasını, el konulan ürünler üzerinde davacıya mülkiyet hakkının tanınmasına, bu talepleri haklı görülmezse marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını; özellikle el konulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasını, marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, televizyon reklamlarının önlenmesini, ----------- adı ile ticaretine devam eden davalılara ait internet sitesinin yayının durdurulmasını ve anılan siteye erişimin durdurulmasını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan davalıya ait tüm ürünlerin üretiminin, ithalat ve ihracatının, satışının ve pazarlamasının reklamının tanıtımının ve internet ortamında teşhir edilmelerinin durdurulmasını, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline; fazlaya ilişkin haklarının ve bu davadan sonra devam eden tecavüze ilişkin taleplerinin saklı tutularak 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, sonuç talepleriyle ilgili tedbirlerin derhal uygulanması yönünde tensiben, yahut ilk davaya ait dosyanın incelenmesinden sonra ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 28/04/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 10.000 TL bedel üzerinden açılan maddi tazminat dava değerini, 19.893.376 TL olarak (fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalarak) arttırdıklarını ve bu miktar üzerinden (eksik) harcı tamamladıklarını, HMK nun 176 vd. maddeleri uyarınca: Dava dilekçesinin ---- adlarına konu internet sitelerinde -------- tecavüz eder şekilde satışa sunulan ürünlerin satışlarına ilişkin linklere erişimlerin durdurulmasına ve bu içeriklerin ilgili internet sitelerinden çıkartılması için gerekli işlemlerin yapılmasına, yine, dava dilekçesinin ---------- nolu bendini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 19.893.376 TL maddi tazminatın ve 100.000 TL manevi tazminatın, kesintisiz devam eden haksız fiil dikkate alınarak ve bu haksız fiilin 18.9.2015 tarihine kadar olan bölümü için davalılara karşı mahkememizin----- sayılı dosyasında birleşen -------- davanın açıldığı tarih olan 18.9.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalılar vekili dilekçesinde özetle, Davacı-----dava dilekçesinde yer alan konu ve istemin ------ nezdinde halen görülmekte olan ----sayılı dosyası ile aynı olduğunu, Davacının ------- Sayı ile görülüp daha sonra ----- Sayılı dosya ile birleştirilmiş ve halihazırda görülmekte olan davaya ilişkin dilekçesinde de Müvekkili Şirketin ------markasından ötürü marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve tazminat istemleriyle dava açıldığını, huzurdaki davada da---- dosya kapsamında olduğu gibi marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin durdurulmasını, tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünlere el konulmasının talep edildiğini, bu taleplere ilişkin Davacı Yan iddiaları hali hazırda ----- dosyada incelendiğini ve bu durumun derdestlik yarattığını, -----sayılı dosyada henüz bir hüküm verilmemiş olup, ortada kesinleşen bir Mahkeme Kararı bulunmadığını, davacının aynı iddialar ile yeni bir dava açamayacağını, Davalılardan----- dünyada önde gelen tanınmış markaları ile her türlü kozmetik ürünlerin imalat ve ticareti ile iştigal ettiğini, başta ---- diğer alt markaları altında üretilen kozmetik ve parfüm ürünleri, yoğun reklâm ve tanıtım ile bugün dünyanın pek çok ülkesinde ve --- markaları arasında, tartışmasız yer aldığını,------ sadece diğer davalı----- üretilen ürünlerin ---- pazarlaması faaliyetleri ile iştigal etmekte olup-------- tescilli marka portföyünün yönetimi ve/veya bu markalar altında üretilen ürünlerin üretim ve kreasyon sürecine ilişkin herhangi bir yetkisi bulunmadığını, Davalı şirket-----dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak ------nezdinde; parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere tescilli,---- esas unsur markasının; parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere, ------- olmak üzere halen ------ esas unsur markasının; parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere, ----- esas unsur markasının parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere,---- markasının sahibi olduğunu,------nezdinde marka tescilleri de bulunduğunu,------- ürünlerinde kullanılmak üzere, ----- markasının sahibi olduğunu, Davalı------nezdinde kozmetik ve makyaj ürünlerinde kullanılmak üzere, ----- markasının sahibi olduğunu, ------- alt markası altında yeni bir seri -----------makyaj ürünlerinin üretimine başladığını, ürün gamında ---------kalemleri, ------------ ürünleri yer aldığını, bu ürün gamında yer alan ürünlerinden bir tanesinin de,------- altında piyasaya sürülen ve bu isim altında pazarlaması ve reklamı yapılan ------- malzemesi olduğunu, ilk defa -----piyasaya sürülmüş olup ardından dünyanın dört bir yanında satışa sunulduğunu,------- satışa sunulduğunu, ------ kendine---- dokusuyla ayrıldığını, bu nedenle kozmetik sektöründe geleneksel -------------ürününe özgü özellikle ----sahip ------------- adlandırıldığını, bu husus sayın mahkemenizce görülmekte olan------- bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini,---- tarihinde ------ pazarlarında yapılan araştırma raporu çerçevesinde, ------ dünya çapında tanınmış ----- şirketi tarafından,-----kullanıldığının tespit edildiğini, Bu çerçevede, ------malzemelerini tanımlayıcı nitelikte bir---- olduğunu, davalı------kullanılmış olup ---- kullanımı sadece ürünü tanımlamak/nitelemek amaçlı olduğunu, ------- kriterden yoksun, tanımlayıcı nitelikte bir cins ismi/tanımlayıcı işarettir dolayısıyla tek başına/esas unsur olarak nitelediği ürünler için tescil edilemeyeceğini, 556 sayılı KHK’nın 7/1(c) ve SMK 5/1/(c) maddeleri uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar marka olarak tescil edilemeyeceğini, ------tarafından öncelikle güzellik amacıyla kullanıldığını, yanı sıra-------koruduğuna; bu itibarla, -------sağlığına da iyi geldiğine inanıldığını, kozmetik sektörü için ayırt edici kriterden yoksun olduğunu, ----- cins ismi olduğu, davacı tarafından kendi ürünlerinin tanıtım, reklam ve satış kampanyalarında dahi --------------------ifadesine yer vermek suretiyle açıkça kabul edilmiş ve Davacı Yan iddia ve savunmalarımızın haklılığını bizzat kendisinin teyit ettiğini, tanımlayıcı işaret olan -------------ibaresinin tek başına usul ve yasaya aykırı olarak davacı yan adına tescil edilmiş olması davacı yana -----------ibaresi üzerinde markasal koruma hakkı ve bu ibare üzerinde tekel hakkı sağlayamayacağını, Davalılardan -------markalarının yanında tali unsur olarak kullanmakta ve tüm tescil başvurularında ------ibaresi üzerinde münhasır bir hak iddiaları olmadığını, yani 3. Kişilerin kullanımlarını engellemeyeceklerini açıkça belirttiğini, Bu çerçevede, ------- kelimesinin münhasıran kullanımına dair hiçbir hak iddia edilmemektedir” şerhi düşüldüğünü, Davacı Şirket dava dilekçesinde, Müvekkili Şirketin Karşı yanın tescilli ------- de, Davacı Şirketin bu iddiası gerçeği yansıtmadığını, kozmetik sektöründe bir dünya devi olan, markaları dünyada en tanınmış markalar listesinde hep ilk sıralarda yer alan -------piyasaya çıkacak tüm yeni ürünleri için ciddi bir tanıtım-reklam bütçesi ayırmakta, bu çerçevede ürün imajı ve sunumları kreatif ekipler tarafından uzun soluklu çalışmalar sonucunda oluşturulduğunu,------- Karşı Yanın markasından fayda sağlamak gibi bir amacının olduğunun düşünülmesi dahi hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, Her iki tarafça ------ibaresinde kullanılan yazım stilinin birbirinden tamamen farklı olduğu, ---- cins isim olarak kullanan birçok firma ----- harfini, göze çekilen sürmeyi andırması amacıyla, uzatarak kullandığını, bugün herkesin kullanımına açık olan ----- programı tarafından önerilen, matbu yazı stilleri incelendiğinde, bu yazı stillerinin hepsinde ----- harfinin diğer harflerden daha uzun ve sola doğru hafif kıvrımlı bir şekilde kullanıldığı, dolayısıyla-----harfinin bu şekilde kullanımının davacı yan’la özdeşleştirilmesinin mümkün olmadığını, bu çerçevede davacı yanın ------ ibaresinde kullandığı yazı stilinin hiçbir orijinalliği ve ayırt ediciliği bulunmayan matbu yazı stillerinden meydana getirildiği, ----------stilinde olduğu gibi hafif sola kıvrımlı şekilde uzun yazılmasının davacı yanın yazım stiline hiçbir ayırt edicilik katmadığını, Davacı Yan dava dilekçesinde ----------kalemi cinsi ürünler bakımından -------- ibaresinin ----- gelecek şekilde yazıldığını ifade ederek bu hususun tüketicileri yanıltmak suretiyle haksız yararlanmaya sebep olduğunu iddia etse de, söz konusu ürün renkleri bakımından yapılacak değerlendirmede kapsamlı bir şekilde kozmetik cinsi ürünlere dair gerçekleştirilen reklamcılık, ve pazarlama faaliyetleri ile müşteriler tarafından tercih edilebilirlik hususunun öne çıktığını, gözlere ve yüzlere uygulanan makyaj malzemeleri bakımından; ------ yoğun bir şekilde kullanıldığı kozmetik sektöründeki herkes tarafından bilinip ve uygulandığını, Söz konusu ibarelerin iltibasa yol açmadığı Mahkemenizin ---------- tarihli bilirkişi raporlarıyla da tespit olunduğunu,------ getirilen istisnaların başında tanınmış markalar geldiğini, ---------- markasının kullanımının engellenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ülkesellik prensibine getirilen istisnalardan bir diğeri ise, -----maddesinde belirtilmiş olup buna göre ------birinde tescilli bulunan markanın -----diğer üye ülkelerde de korunması gerektiğini, Bu çerçevede---------- taraf birçok ülkede tescilli olduğu, bunun yanında yine ----------- nezdinde tescilli bulunduğu-------- marka tescil başvurusu hususları dikkate alındığında bu markanın “olduğu gibi” --------- diğer üye ülkelerde korunması gerektiğini, Davacı Yan dava dilekçesinde ayrıca haksız rekabet sebebiyle satışlarının durma noktasına geldiğinden ve Davalı Şirketin markasının Davacı Yanın satışlarına ciddi ölçüde zarar verdiğinden bahsetse de, satışlarında artış veya azalma olduğuna ilişkin en ufak bir somut veri ortaya koymadığını, -------- ibaresi müvekkilinin ilk kez kullandığı bir ibare olmayıp, bu ibareyi gören tüketicilerin doğrudan Davalılar ile bağlantı kuracağını, --------baresinin cins isim olduğu, kullanım sonucu ayırt edici karakter kazandığı düşünülse bile oldukça zayıf ve iltibasa sebebiyet veremeyecek bir marka olduğu bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, müvekkil şirketin ----------şekli tamamen farklı olduğunu, mahkemece görevlendirilen bir Marka Vekili ve bir Bilgisayar Mühendisinden oluşan Bilirkişi Heyetinin hazırladığı ----- adresinin kapalı olduğu tespit edilmiş, ------------ ürün üzerindeki kullanımda Davalı taraf marka kullanımının Davacı tarafa ait tescilli markalara benzerlik ve iltibas yaratacağı ve tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacağı görüş ve kanaatine varılmışsa da raporun tek taraflı beyan ve iddialar doğrultusunda hazırlandığını, eksik olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere, ----- başına bir marka olarak kabul edilemeyeceğini, sektörde sıkça kullanılan ------- markalarıyla birlikte kullanıldığını, itiraza konu bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerden ------baresinin bir ---------makyajı malzemesine verilen cins ismi olduğu ve bu sebeple ------kapsamında --------- için cins ismi olduğu, ve fakat dava tarihi itibariyle davalı ------kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı, Dava tarihi itibariyle Davalının -- esas unsurlu markalarının kullanımla tescil kapsamında yer alan --------- ayırt edicilik kazanmış olduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK'nin 7/son maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Dava tarihi itibariyle davalı firmanın ----------edilmiş markalarının olduğu, söz konusu markaların tescil kapsamlarındaki emtialar açısından----- olmadığı, Gerek taraflarınca yapılan karşılaştırma gerekse ------kararında da vurgulandığı üzere, davacının ---- markası ile davalının tescilli-------yer alan emtialar için kullanılmaları halinde orta düzeydeki tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı," Sonuç ve kanaatine varıldığını, ---------bilirkişi raporunda ise: "Yukarıda da açıklandığı üzere ------------ ibaresi tarafların faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında zayıf bir marka olarak kabul edilmelidir. Az önce de açıklandığı üzere zayıf markanın varlığı halinde sonradan markada yapılacak bir takım küçük değişiklikler benzerliği ortadan kaldırabilecektir. Bu durum ise zayıf markayı tercih edip tescil ettiren kimselerin katlanacağı bir husustur. Ayrıca bu ilave davalıya ait ürünlerin davacının ürünlerinin serisi gibi algılanabilme ve işletmeler arasında yönetsel ve işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimini yaratma tehlikesini de bertaraf edecektir. ...davaya konu davalı markalarının cins belirtiyor olmaları sebebiyle zayıf marka oldukları, bu sebeple huzurdaki davaya konu davacı kullanımlarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği ve haksız rekabet oluşturmadığı"; ifadelerinin yer aldığını,-------kapsamında birçok bilirkişi raporunda, söz konusu ibare kullanım yoluyla ayırt edicilik kazansa da zayıf marka olduğu ve iltibasa yol açmayacağının tespit edildiğini, İşbu dosyada sunulan bilirkişi raporunun hukuki görüş kısmını hazırlayan bilirkişinin daha evvel aksi yönde görüş belirttiği de açıkken hiçbir gerekçe göstermeksizin yalnızca markalarda yer alan ------ harfinin yazılış şeklinin benzediği iddia edilerek markalar arasında karıştırılma ihtimaline neden olacak düzeyde benzerlik olduğunun kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında--------- dosyasında görülmekte olan bir dava bulunduğunu, davaların aynı nitelikte olduğunu, dolayısıyla derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkillerinin kozmetik ve parfümeri sektöründe tanınan markaları bulunduğunu,-------- ibaresinin dünya çapında 50'den fazla kozmetik şirketi tarafından --------makyaj ürünleri üzerinde kullanıldığını, ---------ibaresinin tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini, müvekkili şirketlerin --------------ibaresi üzerinde münhasır bir hak iddiasının bulunmadığını, müvekkillerinin satışa sundukları ürünler üzerindeki----- kullanım ve yazım şeklinin davacının kullanımı ve yazım şeklinden tamamen farklı olduğunu, davacının yazı stilinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markalar arasında karıştırma ihtimalinin olmadığı gibi haksız rekabetin de gerçekleşmediğini, alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu bildirerek davanın derdestlik dava şartı ve esasa ilişkin sebeplerden dolayı reddine, ayrıca mahkemenin aksi kanaatte ise--------- dosyanın bekletici mesele yapılmasını karar vermesini istemiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIKTaraflar arasındaki uyuşmazlığın ------------markası ile iltibas yaratacak şekilde davalı tarafça kullanılıp kullanılmadığı, bu nedenle davacının maddi tazminat talep edip edemeyeceği, tazminat tutarının ne kadar olduğu, daha önce açılan ve halen yargılaması devam eden---- dava nedeniyle derdestliğin söz konusu olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davalı şirket-----dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak ----- üzere, ------ olduğu anlaşılmıştır. Davacının------ numarasıyla kayıtlı görüldüğü, tescil tarihinin ---olduğu anlaşılmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dosya kapsamında yer alan ---- tarihli bilirkişi raporunda; ürünler karşılaştırıldığında davalı tarafından ---- ibaresinin davacı tarafa ait tescilli logoda yer alan uzun-----olacağı, davalıya ait olduğu, ---- kapalı olduğunun tespit edildiği, davalı taraf İnternet siteleri incelendiğinde,------ link adresinin kapalı olduğu, -----yer alan ürün üzerindeki kullanımda davalı taraf marka kullanımının davacı tarafa ait tescilli markalara benzerlik ve iltibas yaratacağı ve tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacağına dair görüş bildirilmiştir. Aynı mahkemenin ------- maddesi kapsamında cins belirten ibare olduğu, davalı markalarının 7/son maddesi uyarınca kullanım sonucu ayırt edicilik kazandıkları, bu sebeple hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı markalarının cins belirtiyor olması sebebiyle zayıf marka olduklarını, bu sebeple davaya konu davacı kullanımlarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği ve haksız rekabet oluşturmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. ----- tarihli bilirkişi heyet raporunda ;
1-Davacının -------tescilli hak sahibi olduğu,
2- Davalının ------ nezdinde tescilli hak sahibi olduğu,
3,1)-------incelemede; ------- olmadığı, ----- tespit edilmiştir.
3.2)-------itesinde yapılan incelemede; Site tescil bilgisinde; o Alan adının ------adına kayıt edildiği, Alan adının ----tarihinde kayıt edildiği, kayıt süresinin------ tarihinde son bulacağı, Sitenin erişim ve yer sağlayıcısının---- olduğu, Sitede -----yer almadığı, Siteye ait ----- adet arşiv kaydı olduğuna, Sitenin---------- olduğu, davalının kullanımlarının da aynı emtialarında olduğu, Davalının kullanımların biçim , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markalarında ----------- ön planda ve belirleyici unsur olarak görüldüğü, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin bu hizmetler için ayırdığı satın alma ve yararlanma süresi içinde davalının kullanımlarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davacı ve davalı arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği,
5) Sayın Mahkemenin -----Ara Karar gereğince şirket hukukçusu ve şirket muhasebe departmanı ile diyaloğa geçilmiş ve ---------- tarihinde davalı şirketin merkezinde inceleme yapılması konusunda davacı Avukatı ve Davalı avukatı ve şirket muhasebe departmanı ile randevu oluşturulmuştur. 20.07.2023 tarihinde şirket merkezine gidildiğinde tarafıma rapor yazabileceğim ve incelme yapabileceğim hiçbir veri davalı şirket tarafından sunulmamıştır. Bu kapsam da Davacı Avukatı ve davalı avukatı ile bu durum tutanak altına alınmış ve tutakta davalı tarafa inceleme evraklarının sunulması için 1 (Bir ) hafta süre taşınmıştır. Bu süre içerisinde tarafıma herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış ve mahkemeden evrak incelemesi için ek süre isteneceği tarafıma Davalı avukatı tarafından bilgi verilmiş olup,
6)Manevi tazminatın takdiri ve miktarının tespitinin mahkemeye ait olduğu, " yönünde görüş bildirilmiştir. 19/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
1)Davalı şirketin ------ kullandığı işaretin, davacı şirketin ------- markasından doğan haklarına SMK m.29 ve SMK m.7/I-b uyarınca tecavüz teşkil ettiği, bu durumun marka ve sektör bilirkişileri tarafından tespit edildiği,
2)Davalı ------- dönemlerinde defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde ithal ettiği dava konusu üründen---- aşağıdaki tutarlarda ithal edildiği.
3)Davalı----- dönemlerinde dava konusu ürünlerden 7.063.787 adet alışının 6.830.069 adet satışın gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Aşağıda yapılan hesaplamada görüleceği gibi dava konusu ürünün satışı ve satışın toplam karlılığa etkisinin 0,015 olduğu görülmüştür:
4)Dava konusu ürünün toplam satışı ve Davacı lehine ödenmesi gereken tazminat tutarı Davacının talep edeceği tazminatın, dava konusu olayın SMK’nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden önce ve sonra gerçekleşmesi dolayısı ile davacı lehine 556 sayılı KHK m.66/2-b hükmüne göre; Davacı lehine 18.09.2015-10.01.2017 döneminde dava konusu ürün satışından dolayı 1.827.482,29 TL ve 10.01.2017-25.05.2021 döneminde ise 18.065.893,74 TL olmak üzere toplam 19.893.376,03 TL tazminat ödenmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
5)Bilirkişi olarak davalının ---------- kullanarak elde ettikleri gelir ve bilirkişi olarak yapmış olduğum hesaplamalar neticesinde oluşan tazminat tutarı neticesinde oluşan tutar Yüce mahkeme tarafından değerlendirilirken “Sebepsiz zenginleşmeyi de değerlendirilmesi gerektiği takdiri Yüce Mahkeme’nin olmak üzere görüş ve kanaatine varılmıştır.-------
6)Fiili Zararın ispat yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu hususta bir kayıt veya belge dosyaya sunmadığı,
7)Manevi tazminatın, toplum içinde itibarı, statü ve güvenin sarsılmasının karşılığının giderilmesi olan marka sahibinin manevi tazminat talebinin tarafların kusur ve tutumları doğrultusunda tamamen sayın mahkemenin takdirinde bulunduğu, " yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:
6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29, 149,150 ve 151. Maddeleri ile TTK'nın 54 vd. Maddeleri.
GEREKÇE:Dava; davacı adına tescilli bulunan -----davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan bahisle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile, tecavüzün, önlenmesi, sona erdirilmesi ve maddi tazminat davasıdır. Davacı taraf, adına tescilli bulunan ----yönünden davalı tarafın adına tescilli markanın birebir aynısını iltibas oluşturacak şekilde kullandığını, her ne kadar davalı adına tescilli bulunan------bulunsa da bu markayı tescil olduğu şekliyle değil, kendi markasının kullanım şekliyle kullanması sebebiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bu sebeple marka hakkına tecavüzün tespiti ile, tecavüzün önlenmesi, meni, ve refi ile maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.Dava konusu somut olayda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talepler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın --------- unsurlu markaların tescilli hak sahibi olduğu ve halen bu markaların tescilli markalar oldukları ve koruma altında bulundukları, ilk tescilin ---- gerçekleştirildiği, davacının marka kullanım şeklinin tescil edildiği şekil olan-----uzatılmış şekilde kullanıldığı, bu haliyle markanın ayırt edicilik kazandığı, markaların ------ ibareli markanın bulunduğu, bu markanın da ----- yönünden koruma altında bulunduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davacı adına tescilli olan -----tarihinden itibaren tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, markanın ----Sınıflardaki emtialar yönünden tescilli olduğu, birleşen dava davalısı adına tescilli bulunan -----tarihinden itibaren koruma altında bulunduğu,------emtialar yönünden tescilli oldukları, her iki tarafın markalarının da ------ her iki tarın markalarının da hem yurt içinde hem yurt dışında tescilli markalar oldukları, davacı tarafın öncelikli kullanım hakkı ve marka hakkına tecavüz yönünden yapılan değerlendirmede, davacı tarafın markasındaki ana unsurun ------- ibaresi olduğu ve bu ibarenin bir ----------makyajı malzemesine verilen cins isim olduğu, cins, çeşit, vasıf ve kalite belirten ibare olduğu, bu durumun 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi gereği marka tescili yönünden mutlak red nedeni olduğu ve markaların bu sebeple hükümsüz kılınması gerekmekte ise de aynı kanunun 7/son maddesi kapsamında markaların tescile konu emtialar yönünden kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış olduğu dikkate alındığında markasal tescil olduğu ibare ve şekilde marka tescil koruması altında bulunduğu, davalı tarafın marka tescili incelendiğinde----kullanıldığı sektör olan ------------makyajı konusundaki ------ eklenmesi ile ayırt edicilik kazandırdığı dikkate alındığında markasal korumadan yararlanacağı, ancak markanın tescil korumasından yararlanmasının ancak markasal kullanımın tescil edildiği şekilde ve tescil edilen emtialar cihetiyle kullanılmasının gerektiği, davalının ürün örneklerinde ve bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere ---- kullanımını tescil olduğu yazım şeklinde ve karakterinde kullanmadığı, kullanımın özellikle---- doğru, uzatmak suretiyle,------doğru uzatmak ve kıvrımlı olarak kullanmak suretiyle davacının----- doğru uzatılmış haline benzer kullandığı sabit olduğundan bu kullanımın kendi tescilinden ayrılarak davacının tescili şeklinde bir kullanım olduğu, bu haliyle davacının marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde kullanımın sabit olduğu kabul edilmiş ve davalının kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça kendi kullanımının da marka hakkına dayandığı beyan ve iddia edilmiş ise de birleşen davalının kullanımın markasını tescil ettirdiği ifade ve şekilde kullanmadığı, iptal ya da hükümsüz kılınmamış marka tescilinin korunacağı ve iptal ve hükümsüzlüğe konu olsa dahi yurt dışındaki tescili dolayısıyla Paris sözleşmesi ve TMK'nın 2. Maddesi gereği korunacak bir marka hakkı bulunduğu kabul edilse dahi birleşen dava davalısının kullanımlarının birleşen dava davacının ayırt edicilik kazanmış markası ile iltibas oluşturacak bir kullanım olduğundan birleşen davalı tarafın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacının marka hakkına tecavüzünün kabulü karşısında birleşen dava davacısının tecavüz halinde talep edebileceği haklarının SMK'nın 149. Maddesinde düzenlendiği bu hükme göre marka hakkı tecavüze uğrayan tarafın marka hakkınatecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün giderilmesi ve maddi zararın tazmini, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması. d bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması., Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması taleplerinde bulunma hakkının varlığı kabul edilmiş ve tecavüzün durdurulması, refi, Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulmasına, e fıkrası gereği el konulan ------içeren ürünler üzerinde davacı tarafa mülkiyet hakkının tanınmasına, davacı tarafa ait tescilli markanın kullanıldığı ------ tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, televizyon reklamlarının önlenmesine, -------- kullanımların engellenmesine, bu yönde erişim sağlayıcıları birliğine karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra -----gazeteden birinde 1 kez ilanına, masrafın davalıdan alınmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 149. Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, SMK'nın 151/2-c maddesine göre talepte bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafça SMK'nın 151/2-b maddesi gereği net kazanç talebinde bulunduğu, davalı kayıtları incelendiğinde davalı tarafın markasal kullanım dönemi olan ----------- tarihleri arasında elde ettiği net kazancın ticari defter ve kayıtlarına göre 19.893.376,00-TL olacağı kabul edilmiş ve davacı tarafın bu miktar yönünden davalı taraftan talep hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve maddi tazminat talebinin bu miktar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalının -----------şeklindeki markaal kullanımlarının davacının tescilli ---------ibareli marka hakkına tecavüz eder şekilde olduğunun sabit olduğu, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının markasının ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 80.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın haksız rekabetten kaynaklı talepleri de değerlendirilmiş, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının, davacı adına tescilli markasını kullanılması fillerinin marka hakkına tecavüz oluşturması eyleminin aynı zamanda TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin özel kanunla korunması sebebiyle ayrıca genel hüküm niteliğindeki TTK hükümleri çerçevesinde korumadan birlikte yararlanmasının özel kanun olan SMK'nın amacına aykırı olacağı, yorum güçlüklerine yol açacağıve özel koruma karşısında genel korumanın gereksiz olacağı kanaati ile haksız rekabet yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Davalıların---------ibaresi şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile TECAVÜZÜN DURDURULMASINA,
2- Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulmasına,
3- 2. fıkra uyarınca el konulan -------içeren ürünler üzerinde davacı tarafa mülkiyet hakkının tanınmasına,
4-Davacı tarafa ait tescilli markanın kullanıldığı ------- unsurlu tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, televizyon reklamlarının önlenmesine,
5- ---- alan adlı internet hesabındaki ihlale konu ------- şeklindeki kullanımların engellenmesine, bu yönde erişim sağlayıcıları birliğine karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına,
6-Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra ------- yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez ilanına, masrafın davalıdan alınmasına,
7----maddi tazminat alacağının ------------- tarihinden itibaren işleyecek ticari avansa faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8- Davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 80.000,00-TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
9-Davacı tarafın haksız rekabetin tespitine ilişkin talepleri yönünden davanın REDDİNE,
10-Alınması gereken 1.364.381,31 TL karar harcından, başlangıçta yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 341.609,13TL ıslah ve tamamlama harcı olmak üzere toplam 341.668,43 TL harcın mahsubu ile 1.022.712,88 TL bakiye harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tahsili ile hazineye irad kaydına,
11-Davacı tarafça yatırılan toplam 341.668,43 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
12-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüz davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tahsili ile davacıya verilmesine,
13-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 502.933,76 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
14-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
15-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden erişimin engellenmesi yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
16-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
17-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen haksız rekabet davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
18-Davacı tarafça sarfedilen 67,80 TL ilk dava masrafı, 609,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 24.000,00 TL bilirkişi gideri, olmak üzere toplam 24.676,80 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre(%67 kabul) 16.443,14 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
19-Davalı taraflarca sarfedilen 125,60 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 41,91 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, kalanın davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
20-Taraflarca sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 27/06/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!