T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/295 Esas
KARAR NO:2024/42
DAVA: Marka (Maddi-Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ:06/02/2015
KARŞI DAVA TARİHİ:24/03/2015
KARAR TARİHİ:07/02/2024
Taraflar arasında görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin ------ yılından bu yana sarraciye sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ----- tarihinde aynı unvan ile aynı işi yapmak üzere firmasını kurduğunu, -----markasının çanta, bavul, valiz emtialarını kapsayan ---- nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının tescilli bir markası olmamasına rağmen ------ ibareli çanta emtiasını toptan ve perakende olarak sattığını, bu durumun delil tespiti ile de sabit olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından tescilli markaya gerçekleştirilen tecavüzün ref'ini ve men'ini, 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL itibar tazminat olmak üzere toplam 31.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; karşı davanın ise reddini istemiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesini duruşmada tekrarla; davalının -------- markalı orijinal ve -----ürünlerin yetkili satıcısı olduğunu ve söz konusu markanın gerçek sahibinin de ----olduğunu, ---- davacıya ait olmadığını, davalının ------ sattığını, bunlar içinde ------ özel tasarlanmış çantaların da mevcut olduğunu, davacının gerçek hak sahibi olmadığı halde dünyaca ünlü ve çok eski yıllardan beri tescilli olan dava konusu markayı kendi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ve bu yolla haksız kazanç elde ettiğini, davacının davalı şirketin kullanımından habersiz olduğunun düşünülemeyeceğini, sessiz kalmasına neden olacak haklı bir nedenin bulunmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine, karşı davalarının kabulüne, davacının oluşturduğu muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Dava davacı-karşı davalı adına tescilli -------- ibareli markanın davalı-karşı davacı tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan tecavüzün men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat, karşı dava yönünden ise; davacı-karşı davalının ----- markasının tescilinin kötü niyetli olması sebebiyle kullanımı yönündeki muarazanın önlenmesi davasıdır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Mahkememizce ----------sayılı ilamı ile davacı-karşı davalı markasının ilk koruma ve tescil tarihi olan ---- öncesinde, dava dışı -------- markasının ---- tanınmış marka olduğu, davacı/karşı davalının gerçek hak sahibi olan -------- veya onun izni ile kullanan davalı/karşı davacıya karşı kendi adına yapılan tescili ileri süremeyeceği, davacı/karşı davalının tescil ettirmiş olduğu ------- logolarının karakter özelliklerinin tanınmış ------ logosu ile birebir aynı olduğu, davacı-karşı davalının anılan bu markadan haberdar olduğu ve bu tanınmış markanın ülkemizde tescilli olmamasından yararlanarak kendi adına kötü niyetli tescil ettirmiş olduğu, tanınmış ------ markasının gerçek hak sahibinin izni ile orijinal malları ithal eden davalı/karşı davacı kullanımının davacı/karşı davalı tarafındanengellenemeyeceği, davalı/karşı davacının davacı/karşı davalının marka haklarına tecavüz etmediği, davalı/karşı davacının 90'lı yılların başından beri davaya konu tanınmış markalı ürünleri------- ithal edip kullanması karşısında, davacı/karşı davalının davalı/karşı davacı kullanımından bu kadar uzun süre haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davacı/karşı davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine; karşı davanın kabulü ile, davacı/karşı davalının ---- markasının tescilinin kullanımı yönünde muarazanın önlenmesine karar verilmiştir.Kararı, davacı/karşı davalı vekili temyiz etmiştir.----- karar sayılı ilamı ile "Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i ile maddi manevi tazminat istemine; karşı dava ise muarazanın önlenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davada davacının -----logosunu tescil ettirmekle kötüniyetli olduğu ve dava dışı tanınmış ----------firmasının izni ile ithal ettiği ürünleri satan davalı-karşı davacının kullanımına engel olamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davada ise muarazanın önlenmesine karar verilmiştir. Ancak, asıl davada davacının ----- çeşitli marka tescilleri bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olup, ----tarafından asıl davada davacı aleyhine -------- dosyası ile marka hükümsüzlüğü davasının açıldığı ileri sürüldüğüne göre, anılan dava dosyasının kesinleşmesi beklenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. Bozma sebep ve şekline göre davacı/karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına " dair karar verilerek dosya mahkememize gönderilerek ----- alarak yeniden yargılama yapılmıştır. Kapatılan---- devredilerek ---- numarasını almıştır.---- tarihli karar, İstinaf başvurusu nedeni ile ----- gereğince Kaldırılmasına, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden esas hakkında hüküm kurulmasına " dair verilen karar----- tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 556 Sayılı KHK'nın 9, 61ve 62. Maddeleri,
GEREKÇE:Dava davacı-karşı davalı adına tescilli ------ ibareli markanın davalı-karşı davacı tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan tecavüzün men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat, karşı dava yönünden ise; davacı-karşı davalının ----- markasının tescilinin kötü niyetli olması sebebiyle kullanımı yönündeki muarazanın önlenmesi davasıdır.Mahkememizce ---- bozma kararı öncesi yapılan yargılamada; "Dava dosyamıza konu olayda çözümlenmesi gereken ilk sorun; dava konusu------ markasının tanınmış marka olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği noktasındadır.
556 sayılı MarKHK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesi için ---- tarafından bazı kriterler belirlenmiştir. ------ hazırlanan tasarı üzerinde başlatılan çalışma neticesinde ------- tarihinde yapılan toplantıda birtakım ölçütler getirildiği, bu ölçütler; 1)Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kapsam ve süreç, 2)Markanın tanıtılmasının, reklam da dahil olmak üzere, ulaştığı coğrafî alan, kapsam ve süreç ile markanın fuar ve sergilerdeki konumu, 3) Markanın ulaştığı ün, 4) Markanın yerel ve uluslararası alanda tescil edildiği kapsam, 5) Markanın dünyada ve yerel münhasır tescilleri, dünyada ve yerel olarak markanın lisanslı olarak kullanımı kapsamı, 6) Dünyada ve yerel olarak verilen münhasır lisanslar, 7)Markanın, yerel ve dünyadaki ticari değeri, 8)Marka sahibinin, markaya ilişkin haklarını kullanmadaki tavrını ispat eden belgeler, 9)Markanın tanınmışlığına etki edebilecek uyuşmazlıklara ilişkin yargı kararlarıdır. Açıklanan kriterlere göre markanın tanınmış marka olarak değerlendirilmesi halinde, başka şahıslar bu markayı farklı mal ve hizmetlerde dahi kullanamayacaktır.
Dava dosyamıza konu olayda; mahkememizce alınan ---- tarihli bilirkişi raporuna göre; dava konusu ----- yılından bu yana ------ tarafından ---- ülkeleri de dahil olmak üzere ------- tescil ettirildiği, ---- markasının özellikle ------- alanında tanınmış bir marka olduğu, ülkemizde daha sporun ve özellikle ---- yaygınlaşmadığı ----yıllarda bile davalının ----------------- önde gelen ---- hocalarına ve oyuncularına sponsor olması ve markanın kullanılması karşılığında hediye ürün verilmesi gibi hususların ----markasının----- bilinen ve tanınan bir marka olduğunu gösterdiği, bu bakımdan, davacı markasının ilk koruma ve tescil tarihi olan ----- öncesinde, dava dışı -------- markasının dünyada ve ----kapsamında tanınmış marka olduğu, bu doğrultuda ülkesellik ilkesinin uygulama yeri bulunduğu ve davacının gerçek hak sahibi olan ---- firmasına veya onun izni ile ---- markasını kullanan davalıya karşı ---- kendi adına yapılan tescili ileri sürmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.Dava dosyamızda çözümlenmesi gereken ikinci sorun; davalının davacıya ait markayı benzer şekilde kullanmak suretiyle tecavüzün meydana gelip gelmediği, davacı adına yapılan tescilin kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.556 sayılı KHK md.61'in (a) ve (b) bentleri uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, "markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak" ya da "markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek" marka hakkına tecavüz sayılır. 556 sayılı KHK md.9/l, (b) ile II, (b) ve (e) maddesinde "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması" ve böyle bir işaret altında "hizmet sunulması ve sağlanması", "internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ve benzeri biçimlerde kullanılması" eylemlerinin marka hakkı sahibinin talebiyle yasaklanabileceği düzenlemiştir. 556 sayılı KHK md.9 anlamında bir işaretin tescilli bir markaya benzer olup olmadığı incelenirken, o işaretin ayırt edici unsurlarından oluşan genel görünümü itibariyle tescilli markadan farklılık gösterip göstermediğine ya da tescilli markayı andırıp andırmadığına bakılır. İşaretteki ayırt edicilik özelliğinden yoksun, herkes tarafından kullanılabilecek yardımcı unsurlar dikkate alınmaz. İşaretin ayırt edici unsurlarıyla bir bütün olarak bıraktığı izlenim tescilli markadan ayırt edici değilse ya da tescilli markayı andırıyorsa benzerliğin varlığı kabul edilir.
Ticari usul kurallarına aykırı olarak tanınmış veya tanınmamış başkasının markasını ele geçirmeye, tanınmışlığından haksız yararlanmaya yönelik olarak yapılan haksız tescillere kötü niyetli tescil deneceği, aynı sektörde bulunan tacirlerin, tanınmış markaları kendi adlarına tescil ettirmelerinde kötü niyet kaidesi varsa da, başkasının markasını tescil ettiren kimsenin kötü niyetli kabul edilmesi için bu markanın mutlak olarak tanınmış olmasının da gerekmediği, tanınmış olmasa dahi, başkasına ait markada yararlanmaya dönük olan ve marka sahibinden habersiz olarak gerçekleştirilen tescillerin kötü niyetli olduğu,------- Dairesinin kararlarından da anlaşılacağı üzere tanınmış markaların aynı sektörde faaliyet gösteren kimseler tarafından her hangi bir makul gerekçe yok iken tescil ettirilmesinin kötü niyet karinesi olarak kabul edileceği, başkasına ait tanınmış veya ayırt ediciliği çok yüksek markayı tesadüfen bulup tescil ettiren sonraki marka sahibinin, bu tescili çok iyi ve inandırıcı delillerle ispatlaması gerektiği anlaşılmış olup; Dava konusu olayda; dosya içerisine sunulan belgeler arasında davalı firma ile dava dışı ----- arasında akdedilmiş olan yetkili satıcılık sözleşmesi bulunmadığı, incelenen belgelere göre davalının ---- yılından bu yana ticaret sicil kayıtlarına göre aralarında organik bağ bulunan dava dışı ---------- satışını yaptığı, bu tenis ürünleri arasında tenis raketinin yanı sıra davaya konu çantaların da bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın 6.maddesi uyarınca, bu KHK ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edildiği ve tescilli markanın hükümsüz kılınmadığı sürece sahibine KHK'nın bahşettiği hakları sağladığı, ancak, ------ mutlak bir koruma sağlanması suretiyle kötü niyetin korunmasının mümkün olmadığı, davacının ----- markalarını tescil ettirmesinden önce bu markanın dünyada ve ------ anlamında tanınmış marka olması ve davacının ülkemizde tescil ettirmiş olduğu ----marka ---- karakter özelliklerinin bile tanınmış ------ logosu ile birebir aynı olması karşısında, davacının anılan bu markadan haberdar olduğu ve bu tanınmış markanın ülkemizde tescilli olmamasından yararlanarak kendi adına tescil ettirmiş olduğu, dolayısı ile davacının tescilinde kötü niyetli olduğu,------- tescilli markanın hükümsüz kılınıncaya kadar korunması gerekmekte ise de, kötü niyetli tescilin korunmayacağı, yurt dışından ithal edilerek --- satışa sunulan orijinal mallar üzerindeki markanın yurt dışında ve ---- tanınmış bir marka olması halinde -------tescile rağmen yurt dışında tanınmış ve tescilli markaya üstünlük tanınması gerektiğinden ve tanınmış markaların tescilsiz de olsa korunmaları gerektiğinden, böyle bir halde ------ marka tescilinin açılacak bir hükümsüzlük davasında hükümsüz kılınabileceği de gözetilerek, tanınmış markayı taşıyan orijinal malların ---- ithaline izin verilmesi gerektiği, buna göre tanınmış -------- markasının gerçek hak sahibinin izni ile orijinal mallan----- ithal eden davalı kullanımlarının davacı tarafından engellenemeyeceği, davalının davacının marka haklarına tecavüz etmediği, davacının ------- markasını tescilinin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı, karşı dava açısından davacının marka kullanımı yönünden muarazanın önlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Dava dosyamızda çözümlenmesi gereken üçüncü sorun; davacının açtığı dava yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Marka hakkı sahibinin, Medeni Kanunun 2.maddesi uyarınca belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, iyi niyetli bir şekilde markayı daha sonra tescil ettiren kişiye karşı hükümsüzlük davası açma hakkını veya sonraki tarihli markanın kullanımını men etmek hakkını kaybetmesine "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" denildiği, ------ da kabul edildiği üzere, MK'nun 2.maddesi dürüstlük kuralı uyarınca uzun süre sessiz kalarak karşı tarafta haklı bir güven uyandıran kişinin uzun süre sonra dava açması kendi hareketiyle yaratılan güvene aykırı davranış teşkil edeceği ve bu davranışın korunmayacağı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşebilmesi için marka sahibinin markasının bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi, buna rağmen bu kullanıma karşı çıkmamış olması ve belirli bir sürenin geçmiş olması gerektiği, süre konusunda önemli olan hususun, sürenin çok kısa veya uzun tutulmaması, MK'nun 2.maddesindeki dürüstlük kuralı uyarınca belirlenmesi olduğu, dürüstlük kuralının, ----- temel bir ilke olup, açıkça yollama yapılmasa dahi göz önünde bulundurulması gerektiği, susma süresinin hak kaybına yol açıp açmadığının her olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup;
Dava konusu olayda; davalının dava dışı -------yılların başından beri davaya konu markalı ürünleri ------- ithal edip kullanması ve bu markanın tanınmış bir marka olması karşısında, davacının dergilere, kataloglara ve görsel medya haberlerine konu etkinliklere sponsor olan davalı kullanımından bu kadar uzun süre haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,---- yılların başından beri aralarında çanta ürünlerinin de yer aldığı --- markalı ürünleri ------ ithal edip satan davalının kullanımından dava tarihine kadar yaklaşık 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının işbu tecavüz davasını açmakta sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı anlaşıldığından," gerekçesi ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar -----Mahkemece, asıl davada davacının ----logosunu tescil ettirmekle kötüniyetli olduğu ve dava dışı tanınmış ---- markasının sahibi ------- firmasının izni ile ithal ettiği ürünleri satan davalı-karşı davacının kullanımına engel olamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davada ise muarazanın önlenmesine karar verilmiştir. Ancak, asıl davada davacının ------ ibareli marka tescilleri bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olup, ----- tarafından asıl davada davacı aleyhine ------- sayılı dosyası ile marka hükümsüzlüğü davasının açıldığı ileri sürüldüğüne göre, anılan dava dosyasının kesinleşmesi beklenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı sonrası dava Mahkememizin yeni dosyasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bozma kararı sonrasında Mahkememizce bozma kararının gerekçesinde belirtilen ------- dosyası Mahkememiz dosyası açısından bekletici mesele yapılmış, anılan Mahkeme kararının celp edilip incelenmesinde Mahkememiz asıl dava davacısı adına tescilli ----- numaralı ------- ana unsurlu markaların ilk derece Mahkemesi tarafından hükümsüzlüğüne karar verildiği,------- bu kararın istinaf incelesinde ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek davanın tüm hükümsüzlük talepleri yönünden reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine -------ilamı ile bu kararın onanmasına karar verildiği ve kararın bu haliyle kesinleştiği görülmüştür.
Celp olunan ----------sayılı dosyası, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından; davacıya ait -----sınıflarda yer alan ------- ibareli markanın ----sınıflarda yer alan -------sayılı dosyası ile yapılan delil tespitine müteakip alınan bilirkişi raporunda; ------- kullanıldığının, tespit esnasında ---- bulunduğunun, yapılan tespitte ---- markasının çantalar üzerinde kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Bu tespit sonrası ------belirtilen Mahkeme kararının kesinleştiği, bu karar gereği asıl dava davacısı adına tescilli markaların hükümsüzlük talebinin reddedildiği, bu karar gereği davacı tarafın----- tescil numaralı --------- ana unsurlu markalardan kaynaklı korunan marka haklarının bulunduğu sabittir. Yine davalı karşı tarafın uluslararası bir şirket olduğu, ------ nezlinde marka tescilinin bulunmadığı ancak hem mahkememiz dosyası içinde bulunan kayıtlar ve alına raporlarda hem de----- alına raporlarda sabit olduğu üzere ----Sınıflarda------- tescilli markaların sahibi olduğu ilk olarak -------- ibareli markaları tescil ettirdiği davalı -karşı davacı tarafın da ---------- satış ve pazarlama faaliyetlerini yürüten şirket olduğu sabittir.
Bu tespitlerden sonra öncelikle asıl davada davacı tarafın marka hakkına tecavüz dolayısıyla oluşan zararının tazminine ilişkin talepleri değerlendirilmiş; davalı-karşı davacı tarafça davacı tarafın tescilli markaları yönünden az yukarıda belirtildiği üzere markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunulduğu, bu davanın az yukarıda ifade edildiği üzere reddine karar verildiği , bu red kararı dikkate alındığında davacısı adına tescilli ----------numaralı --------- ana unsurlu markaların halen tescillerini sürdürdükleri ve marka hakkına tecavüz yönünden koruma altında bulundukları sabittir. Ancak davalı-karşı davacı tarafın kullanımlarının davacı- karşı davalı tarafın marka haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için tarafların marka hakkı ve bu hak dolayısıyla korumadan yararlanılıp yararlanılmayacağı hususu önem arz etmektedir.
Az yukarıda ifade edildiği üzere davacı-karşı davalı tarafın ---- markasını --- yılında --- nezlinde tescil ettirdiği, markaların ------ tescilli oldukları, davalı tarafın distribütörü olduğu --- markalarının da ---- Sınıftaki emtialar yönünden tescilli oldukları ve ilk tescillerinin ------- yılında gerçekleştiği, 556 sayılı KHK'nın 3. Maddesinde düzenlenen "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin öngördüğü koruma; ---- içindeikametgahı olan veyasınai veyaticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerce veya ------ hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip kişilerce elde edilir. Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamına girmemekle beraber, ------uyruğundaki kişilere kanunen veyafiilen marka koruması tanımış yabancı devletlerin gerçek veyatüzel kişileri de karşılıklılık ilkesi uyarınca---- aynışekilde yararlanır." hükmü gereği davalı tarafın da ülkemizde tescil edilmemiş olsa bile marka hakkının korunmasından yararlanabileceği, her ne kadar markanın tekliği ilkesi gereği ve davacı-karşı davalı tarafın tescilli bulunan markaları dolaysıyla davalı-karşı davacının uluslararası kullandığı markaları aynı sınıflardaki emtiaların tescilinin mümkün olmaması dolayısıyla tescil ettiremese dahi marka hakkının korumasından yararlanacağı ve davalı-karşı davacının kullanımlarının bu anlamda korunan marka hakkına dayandığı, yine davalı-karşı davacı şirketin davaya konu edilen markaların öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, davalı-karşı davacı tarafın kullanımlarının da yurt dışındaki tescil edildiği emtialar yönüyle kullanıldığı kabul edildiğinde davalı-karşı davacı tarafın kullanımlarının davacı-karşı davalı tarafın --- nezlinde tescilli markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Yine karşı dava yönünden de uyuşmazlık değerlendirildiğinde davacı-karşı davalı tarafın davalı-karşı davacı taraf aleyhine marka hakkına tecavüz dolaysıyla hem huzurdaki davayı, hem de Mahkememizin ---- Sayılı davasını ikame ettiğinden davalı-karşı davacı tarafın muarazanın meni talebinde bulunma hakkının varlığı kabul edilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı-karşı davacı tarafın 556 sayılı KHK'nın 3. Maddesi gereği satış ve pazarlama fillerinin korunan marka hakkından kaynaklandığı, davacı-karşı davalı tarafın ülkemizde tescilli markalarının tescil tarihinin davalı-karşı davacı tarafın korunan marka haklarından sonraki tarihte tescil edildiği dikkate alındığında davalı-karşı davacı tarafın muarazanın meni talebinin yerinde olduğu kabul edilerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Asıl davanın REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 529,41 TL harçtan mahsubu ile bakiye 101,81 TL harcın isteği halinde ve karar kesinleştiğinde davacı-karşı davalıya iadesine,
Davalı-karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden asıl davada reddedilen tecavüzün men'i ve ref'i davası üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL, maddi tazminat ve itibar tazminatı davası üzerinden takdir olunan 11.000,00 TL, manevi tazminat davası üzerinden takdir olunan 20.000,00 TL ücreti vekalet olmak üzere toplam 56.500,00 TL ücreti vekaletin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine,
Davacı-karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
2-Karşı davanın KABULÜ ile,
"------------" markasının karşı davacı tarafından kullanımı yönünden söz konusu markanın karşı davacı tarafından kullanım hakkı bulunduğunun kabulü ile markaları kullanılmasının davacı tarafın tescilli markalarına tecavüz etmediğinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde önlenmesine,
Karşı dava yönünden alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 399,90 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine,
Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 27,70 TL karşı dava peşin harç ve 27,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 55,40 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine,
Davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 15 gün içersinde YARGITAYDA temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!