T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/8 Esas
KARAR NO: 2024/718
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/01/2021
KARAR TARİHİ: 15/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davalı ile arasındaki ticari ilişki uyarınca davalıdan kâğıt aldığını, belirlenen ödemeleri yaptığını, Müvekkil ödemeleri ---------Ş. ‘deki hesabı aracılığıyla davalı şirkete yapmış olduğunu, banka kayıtları celp edildiğinde tüm ödemeler sayın mahkemece tespit edileceğini, Ayrıca; Müvekkil davalı tarafa ---------- keşidecisi olduğu, --------- ----------- No’lu Şubenin ----------- No’lu 80.000,00 TL TUTARLI ÇEK VE 80.000,00 TL nakit ödeme yaptığını işbu ödemelere karşı davalıdan mal alma hususunda taraflar anlaştıklarını, Ayrıca yine ---------- keşidecisi olduğu --------- ----------- seri no.lu, 30.11.2018 tarihli ve 50.000,00 TL tutarlı çek de müvekkil tarafından ödendiğini, Tüm bunlara ilaveten, davalı teslim etmesi gereken mallardan bir kısmını teslim etmediğini, teslim ettiği malların bedellerini belirlerken de müvekkilin ödeme yaptığı değil, malların teslim anındaki kuru esas aldığını, müvekkilin davalıya ödeme yapmış olduğu tarihteki kur fiyatları esas alınmasını. İlaveten mezkur kağıtların birimi 0,24 cent olarak belirlenip kesilmesi gerekirken, davalı 0,29 cent olarak faturalandırdığını, Müvekkil 0,29 centten kesilen faturalardan sonra fiyat farkı faturası kestiğini, taraflar arasındaki alım satım ilişkisi yabancı para üzerinden kurulduğunu, Konuya ilişkin sunulan faturaların altına da kur karşılıkları gösterildiğini. İcra takibine konu edilen alacağı müvekkil şirket tahsil edemediğinden icra takibi başlatmış, borçlu şirket borca itiraz ettiğini. davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, Davalı borçlu aleyhine toplam takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalının mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının İhtiyaten haczine kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep emiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkil arasında 2017 yılından beri devam eden bir ticari ilişki mevcut olduğunu,. Ancak taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi veya alım satım sözleşmesi mevcut olmadığını, Davacı ödemeleri yaptıktan sonra ihtiyacı oldukça müvekkilden mal talep etmekte müvekkilde taraflar arasında mutabık kaldıkları fiyat ve miktarlarda davacıya mal satışı yaptığını Müvekkil ödemesini almış olduğu malların tamamını davacıya nakit olarak ta para iadesi yaptığını. Müvekkil ödemesini almış olduğu malların tamamını davacıya teslim ettiğini ve davacıya teslim etmesi gereken herhangi bir mal bulunmadığını, Davacı ile müvekkil arasında zaman zaman ortaya çıkan fiyat farklarına istinaden de davalının fiyat farkı faturası kestiğini. Müvekkil ile davacı arasında kurulan ticari ilişki yabancı para birimi üzerinden yapılan bir ticari ilişki bulunmadığını. Cari hesap üzerinden zaman zaman mal alım satımına zaman zaman da borç para alış verişine dayalı bir ticari ilişki olduğunu. Davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz üzerinden kurulduğu iddiası doğru olmadığını Müvekkil ile davalı arasındaki ilişki Türk Lirası üzerinden kurulmuş bir cari hesap ilişki olduğunu. davacının müvekkilden değişik miktar ve ebatlarda mallar aldığını davacı ödeme yaptığı tarihlerdeki mal alımlarındaki döviz kurunun uygulanmasını talep etmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, Davacı kendisi aleyhine tanzim edilen faturalardaki döviz kurunu yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadan kabul ettiğini, Yukarıda izah ettiğimiz ve yargılama esnasında ortaya çıkacak sebeplerle davacının davasının reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile itirazın iptali davasıdır. ----------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 06.05.2024 tarihli ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabına göre davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve V.U.K. 177. Maddesine göre kazançlar toplamının esnaf sınırında kaldığı, dolayısıyla davacının tacir olmadığı, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı. somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği,Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli --------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!