T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2024/464
KARAR NO:2024/714
DAVA:Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ:09/08/2024
KARAR TARİHİ:10/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; İdare mahkemesinde açılan 23/11/2021 tarihli dava dilekçesi ile; “12.11.2021 tarih ve 31762 sayılı, Resmi Gazetede yayınlanan; maliki ...San.Tic.A.Ş olan, "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün ... idaresi tarafından 22.12.2021 tarihinde, saat 14:30’da 1.179.000.00-TL muhammen bedel ile satış ve tasfiyesi planlanan idari işleminin, uygulanmakla etkisi tükenecek ve yargılamayı konusuz bırakacak olması nedeniyle ivedilikle savunma alınmadan yürütmesinin durdurulması, anayasa’ya aykılık iddiamızın kabulü ile, anayasa mahkemesine müracaat edilmesi, idari işlemin iptaline karar verilmesi" talep edildiğini, yargılama sonucu .... İdare Mahkemesi'nin ... ve 21/10/2022 tarihli kararı ile; “davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 22/11/2023 tarih ve E:2022/3206, K:2023/4319 sayılı kararı ile; “davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticâri gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idari işlem veya eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticâri kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticâri faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği idarenin, kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile, adli yargının görevli olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verdiğini, İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nce, Danıştay 13. Dairesi'nin 22/11/2022 tarih ve E.2022/3206, K.2022/4319 sayılı bozma kararına uyularak verilen 23/06/2023 tarih ve E.2023/1155, K.2023/1480 sayılı kararda; “davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticâri gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idari işlem veya eylem nitelinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticâri kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticâri faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği, davalı idarenin kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilememesi karşısında Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık görevinin nasıl ifâ edileceğine ilişkin ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri göz önünde bulundurularak adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı mercileri görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, bu kararın davalı idare tarafından istinaf edildiğini, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nin 2023/1888 Esas, 2024/173 Karar ve 26/01/2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, bu kararın da davalı tarafından söz konusu davada idari yargının görevli olduğu iddiası ile temyiz edildiğini, nihai olarak ise temyiz talebini inceleyen Danıştay 13. Dairesi'nin, 2024/1196 Esas, 2024/2522 Karar ve 03/06/2024 tarihli kararı ile, “İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin 26/01/2024 tarih ve E:2023/1888, K:2024/173 sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA” karar verdiğini, bahsedilen idari yargıdaki yargılama aşamalarında ise, dava konusu edilen idari işlem ile ilgili gelişmeler yaşandığını, ... Plastiuk Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalesinin 04/01/2022 tarihinde saat 15.30'da yapıldığını, en yüksek teklif olan 1.251.000.000-TL bedelle ... San.Tic.A.Ş 'ye verildiği, ... Fon Kurulunun 13.04.2022 tarih ve 2022/182 sayılı kararı ile ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün 1.251.000.000-TL bedelli ... San.Tic.A.Ş 'ye ihale edilmesinin onaylanmasına karar verildiğini, Rekabet Kurumu tarafından verilen onay sonrasında da 05.05.2022 tarihinde ihale sürecinin kesinleştiğini, her ne kadar idari dava konusu edilen satış işlemi neticelenmiş olsa da, müvekkillerin bu satış işleminde hukuki menfaatleri bulunduğundan, açılacak davada hukuki yararları bulunduğundan, bu davanın, süresinde tekrar, adli yargıda açılmasının zaruret haline geldiğini, Danıştay kararının taraflarına 09/08/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, bu kararın kesin olarak verilmiş olan bir karar olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin hissedarı olduğu "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nün satış ve tasfiyesi için 12/11/2021 günlü Resmi Gazete ile ilan yapılarak 22/12/2021 tarihinde, saat 14:30'da ihale yapılarak satış ve tasfiye işleminin gerçekleştirileceğini duyurduğunu, davalı ... tarafından ...San. ve Tic. A.Ş. Bütünlüğü oluşturularak satılması amacıyla daha önceden 2 kez girişimde bulunulduğunu, bu işlemlere karşı dava açıldığını, ... satış işlemlerini gerçekleştiremediğinden davaların konusuz kalması nedeniyle mahkemelerin konusuz kalan bu davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, ...'nin ilerleyen aşamalarda da satış isteğinde ısrarlı olacağından bahisle bu kararlara karşı istinaf ve temyiz haklarını kullanılmış olduğunu, bu dosyaların İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 2020/1491 ve.... İdare Mahkemesi'nin ... Esasına kayıtlı olduklarını, ...'nin 3. kez çıkmış olduğu ihale ile müvekkile ait şirketin bir kısım birimlerini satma girişiminde bulunduğunu ve nihayetinde de satış işleminin gerçekleşmiş olduğunu, davalı tarafın 3. kez müvekkillerine ait Şirketin taşınmazının satışı için ilana çıkmış olduğunu, dava konusu edilen işlemin 22/12/2021 tarihinde, saat 14:30'da 1..179.000.000-TL muhammen bedel ile satış ve tasfiyesi planlanan ve satışı gerçekleşen işlem olduğunu, müvekkili ...'nun, ...'e bağlı şirketlerin büyük ortağı olup, bu Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerde %48 oranında hissesi bulunduğunu, ...San. ve Tic. A.Ş.'nin ise ... bünyesinde faaliyet gösteren 20 şirketten sadece birisi olduğunu, .... Sulh Ceza Hâkimliği'nin 22/07/2016 tarihli ve ... Değişik İş numaralı kararı ile şirketin bir kısım ortakları hakkında CMK'nın 128. maddesi gereğince malvarlıklarına tedbir konulmuş olduğunu, .... Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... Değişik iş numaralı kararı ile ... Holdinge bağlı şirketler için yönetim organlarının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere kayyım olarak atanmalarına karar verilmiş olduğunu, Resmi Gazete'nin 01/09/2016 tarih ve 2918 sayılı mükerrer nüshasında yayımlanan 674 sayılı KHK'nın 19 ve 20. maddeleri kapsamında, iddia konusu yapıya aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133'üncü maddesi uyarınca kayyım atanan/atanacak olan şirketlerdeki kayyımlık görev ve yetkilerinin ...'ye devredilmesine karar verildiğini ve aynı KHK ile söz konusu şirket ve varlıkların satış ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin de düzenlendiğini, sonrasında yayınlanan çeşitli KHK'lar ile; kayyımlık görevi ...'ye devredilen veya kayyım olarak ...'nin atandığı şirketler ve varlıklar ile ilgili ek düzenlemeler yapıldığını ve yetkili hakim veya mahkeme tarafından iddia konusu yapıya aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla ...'nin Hisse/Pay Kayyımı (Kısmi Kayyımlık) olarak atanabileceği ile gerçek kişilerin şahsi mal varlıkları için de ...'nin Kayyım olarak görevlendirilebileceğine ilişkin düzenlemeler yapıldığını, .... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... Değişik İş sayılı ve 02/09/2016 tarihli kararı ile, ....Sulh Ceza Hâkimliğinin 05/08/2016 tarih ve ... değişik iş sayılı kararı, ....Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/08/2016 tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ve ....Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/08/2016 tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile 674 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 19.maddesi gereğince verilen kayyımlık kararının, müvekkiline ait şirketlerin de dâhil olduğu 51 şirket hakkındaki görev ve yetkilerinin ... Fonuna devredilmesine karar verildiğini, bu kararla bütün yetkilerin ... Fonuna devredilmiş olduğunu, ...San.ve Tic. A.Ş.'nin de bu şirketlerden birisi olduğunu, bu tür davaların ilk aşamada idare mahkemelerine açıldığını, Danıştay'ın ise birçok kararında ve bu dosya ile ilgili yukarıda bahsi geçen kararıyla hukuk mahkemelerinin görevli olduğuna karar verdiğini, bu sebeplerden dolayı davanın, Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle davalının ...'nin adresi bölgesindeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olduğunu, dava konusu ...'nin satış işleminin 1982 Anayasasının temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan amir hükümlerine açıkça aykırı olduğu gibi, kullanılan yetkinin sınırlarının aşılmış olması, mülkiyet hakkına hukuk dışı müdahalede bulunulması, hukuken var olmayan, maddi ve hukuki gerçeğe aykırı gerekçelerle işlem tesis edilmesi, üretim ve istihdama katkı sağlanmasına yönelik satışa konu şirketlerin faaliyetlerini sürdürmesi yerine, piyasa koşullarının çok altında satışa çıkarılması ve çok daha düşük bir bedelle devrine yol açılacak olması dikkate alındığında kamu yararı dışında bir kısım hedeflerin var olduğu, ceza yargılaması tedbiri olarak belirlenen kayyımlık kurumunun, tahsil ve takip yetkisiyle karıştırılması, tanınan takdir yetkisinin hukuka aykırı ve keyfi şekilde kullanılmış olması nedeniyle açıkça hukuka aykırı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2.maddesinde açıkça vurgulandığı üzere, T.C.'nin bir hukuk devleti olduğunu, Hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz, vazgeçilmez temel gerekleri arasında idarenin kanuniliği ilkesinin yer aldığını, İdarenin bir yetki kullanabilmesinin temel koşulunun Anayasaya uygun olarak çıkarılmış bir kanuni düzenlemeyle idareye yetki verilmiş olması olduğunu, dava konusu ... Başkanlığınin satışa çıkarma işleminin hem Anayasaya uygun çıkarılmış bir yasal dayanağının olmadığını, hem de sonradan kanunlaşan 674 sayılı KHK hükmüyle tanınan yetkiler aşılmak suretiyle, ekonomik sorunu bulunmayan bir şirketin satışa çıkarılmakta olduğunu, ...'nin, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mali kuruluşların mevduatlarına getirilen devlet güvencesinin idari yapılanması olarak ortaya çıktığını, mevduatlara tanınan devlet güvencesinin mevduat sigortası fonu olarak yapılanması ve bu fonun yönetilmesi, sektörün takibi, zararların önlenmesi ya da azaltılması yetkileriyle donatılmış bulunan ... idaresinin varlık nedeninin batık bankalar nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının azaltılmasına yönelik takip ve tahsilatları yapmak olduğunu, görevinin alacak takip ve tahsilatı yapmak olan ... idaresine, amacı ceza yargılamasında suçla mücadele ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak TCK m.54 ve CMK m.128 ve 133 kapsamında verilmiş bulunan geçici tedbir niteliğindeki kayyımlık görevi sırasında, Türkiye'nin en çok kar getiren şirketlerinin faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak suretiyle üretim ve istihdama katkı vermesi yerine satışı yoluna gitmesi, açık ve ağır bir şekilde yönetim noktasında verilen yetkilerin aşılması sonucunu doğurmakta olduğunu, ... idaresinin CMK kapsamında geçici bir tedbir olarak verilen kayyımlık görevi sırasında şirketleri satışa çıkarma yetkisi bulunmadığını, 6758 sayılı Kanunun 19.maddesinde yer alan hükümler dikkate alındığında, ... idaresine verilen yetkilerin soruşturma veya kovuşturma sonuna kadar şirketin yönetilmesine yönelik olduğunu, bütün bu açıklamalar ışığında, dava konusu satışa çıkarma işleminde davalı tarafın yetkisi bulunmamakta olup, davalı idarenin, geçici yönetim yetkisini aştığını, ...'nin, yasal koşullar oluşmadan, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yönetim kayyımı olarak atanmış olduğu şirketi, sanki Fon alacağı nedeniyle haczedilmiş bir varlık gibi satışa çıkarmış olduğunu, dava konusu satışa çıkarma işleminde ... idaresinin yetkisiz olduğu gibi, satış işleminin sürecine ilişkin dayanak hükümlerinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, müvekkillerinin her türlü malvarlıklarına elkonulmak suretiyle tasarruf haklarının ortadan kaldırılması ve müvekkillerin başkaca gelirleri olmadığından, öncelikle adli yardım talebinin kabulüne, ... Fon Kurulu Kararı ile ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nün oluşturularak satışına gerekçe olarak gösterilen, 6758 Sayılı Kanun'nun 'Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye” başlıklı 19. Maddesi ve “... Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri” başlıklı 20.maddeleri, 26.5.2022 tarih ve 7407 Sayılı (Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) Kanun'un 17. Maddesi getirilen düzenlemelerin Anayasa'ya aykırılık iddiasının kabulü ile, Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmasına, ... Fon Kurulu Kararı ile dava konusu 26/02/2022 tarih ve 31762 sayılı, Resmi Gazete'de yayınlanan; maliki ...San.ve Tic.A.Ş olan, "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün ... idaresi tarafından 22/12/2021 tarihinde, saat 14:30'da, 1.179.000,00-TL muhammen bedel ile satış ve tasfiyesi planlanan idari işlemin(... Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün ... San.Tic. A. Ş.'ye satışı işleminin) İPTALİNE, Mahkeme aksi kanaatte olursa; Islah ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL alacağın davalıdan tahsilien karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, usül yönünden görev itirazında bulunarak davada idare mahkemesinin görevli olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, husumet itirazında bulunmuş , esasa ilişkin olarak da; müvekkili kurum tarafından tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, şirket hakkında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulması ve satış kararı alınmasının hukuka uygun olduğunu, ...'nin kayyım olunan şirketler hakkında satış kararı alma yetkisinin bulunduğunu, dava konusu şirket hakkında verilen müsadere kararının kesinleştiğini, ihale sürecinin şeffaf ve hukuka uygun bir biçimde yürütültüğünü, ihale takviminin uzatılmasında usule aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin ihaleyi alan şirket hakkındaki iddialarının temelinin bulunmadığını, ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün muhamman bedeli, ilgili mevzuat kapsamında ve konusunda uzman firmalardan alınan değerleme raporları göz önünde bulundurularak Fon Kurulu tarafından hukuka ve usulüne uygun olarak belirlendiğini, satış usulü, 6758 sayılı yasanın 20.'inci maddesinin atfıyla 5411 sayılı yasanın 134 maddesinde hüküm altına alındığını, müvekkili kurum tarafından tesis edilen işlemlerin AİHS ve Anayasaya uygun olup mülkiyet hakkı ihlali bulunmadığını, müvekkili tarafından görevlendirilen kayyım temsilcilerinin kayyımlığını yürüttüğü şirketlerin haklarını korumak ve ekonomiye kazandırmak için üstün gayret sarf ettiğini belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacıların hissedar olduğu maliki ...San.ve Tic. AŞ. olan, "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün ... idaresi tarafından 22/12/2021 tarihinde, saat 14:30'da, 1.179.000.000-TL muhammen bedel ile satış ve tasfiyesi planlanan idari işlemin( ... İktisadi Bütünlüğünün ... A.Ş'ye satışı işleminin) iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 115/1. maddesi gereğince mahkemeler, dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
6100 sayılı HMK'nın 138. maddesine göre mahkemeler, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre, yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun ... kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesinde görülür.
İdari işlem, yetkili idarenin kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.
Somut olayda ...'nin taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına izin kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde TTK değil 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler Fona verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanacak olduğundan ...'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir.(Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2023 tarih ve 2022/254 E., 2023/4083 K. Sayılı Kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2022 tarih ve 2021/5141 E., 2022/9293 K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 28/09/2023 tarih ve 2023/1647 E., 2023/1493 K. sayılı kararı).
Sonuç itibariyle; davalı ...'nin kamu kurumu olduğu, dava konusu şirketlere ait hisselerin satılmasına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olduğu, yasayla kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip ...'nin tek taraflı kamu gücü kullanılarak tesis edilen satış işleminin ve diğer işlemlerin idari işlem niteliğinde olması nedeniyle bu işlemlerin iptaline yönelik incelemenin idari mahkemelerince yapılması gerektiği ve dolayısıyla bu işlemin iptali istemiyle açılan davada idare mahkemelerinin görevli olduğu, mahkememizin bu davada görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmamasından dolayı dava şartı yokluğundan davalı ... hakkında açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Adli yardım talebi ile ilgili daha önceden kesin olarak karar verildiğinden yeniden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10.10.2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!