WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

ISTANBUL 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/262 Esas
KARAR NO : 2026/12 Karar

DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 16/04/2025
KARAR TARİHİ : 09/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri dava dilekçesi ile; 30/10/2024 tarihinde ... (T.C.: ...) sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ...adresinde yaya halde olan davacıya arabası ile çarptığı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu davacının sol bacağı 3 farklı noktadan kırıldığını, sürücü ...'ın, söz konusu kazanın oluşmasında %100 kusurlu olduğunu, olayın meydana gelmesine sürücünün kusurunun neden olduğunu, davacının yaya olarak kurallara uygun bir şekilde hareket halinde iken kendisini kazanın içerisinde bulduğunu, ilgili kazanın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası ile de soruşturmanın devam ettiğini, davacı kaza sonucunda çok ciddi ve ağır bir şekilde yaralandığını, davacı kaza tarihinde ... Hastanesi’ne kaldırılmış olup; hastanede ciddi tedaviler gördüğünü, ... Hastanesi'nde bacağındaki kırıklardan dolayı ameliyat olduğunu, çok ciddi masraflar yaptığını, halihazırda da hala doktor kontrolleri devam ettiğini, işbu tedavi giderlerinin talebi ile ilgili davalı şirkete müracaatta bulunulmuş ancak hiçbir olumlu sonuç alınamadığını, akabinde zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak orada da anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, davalı sigorta şirketi ihlalden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlü olduğu, aynı zamanda Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre de davalı şirketin sorumluluğu bulunmakta olup dava zamanaşımı süresi içerisinde husumet davalı şirkete yöneltildiğini, bu sebeplerle davanın kabulünü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve bilirkişi raporuna göre arttırılmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olan 5.000 TL'nin haksız fiili tarihi olan 30/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tazminini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, HMK 114 vd uyarınca dava şartı noksanlığından huzurdaki dava usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete sadece dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup, davacı yan, HMK m.121 gereğince diğer delil örneklerini tebliğ ettirmediğini, dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle tazminat talepleri açısından ve diğer yönlerden davaya cevap verme imkanının bulunmadığını, usulî anlamdaki bu eksikliğin esasa verilecek cevapları etkilediğini, bu nedenle delillerin taraflarına tebliğine kadar davaya cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkanı bulunmadığını, kesinlikle kabul manasına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın müvekkili şirketten talebini netleştirmiş olmakla, talep edeceği tutarı belirlediğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararı olmayıp davanın usulden reddi gerektiğini, HMK'nın 107. maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." denilerek belirsiz alacak davasının yalnızca alacağın belirlenmesinin mümkün olamayacağı durumlarda açılabileceği öngörüldüğünü. oysa davacının iddia ettiği alacak miktarı dava tarihinde belirlenebilir nitelikte olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen 30.10.2024 tarihli kazaya karıştığı belirtilen,...plakalı aracın, müvekkili şirkete 10/06/2024 - 10/06/2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigortacı şirket, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulacağını, poliçeyi bildirmelerinin davayı kabul ettikleri anlamına gelmeyeceğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, müterafik kusur durumları göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, faiz hatalı talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketi temerrüde düşmediğini, müvekkilinin, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmaması gerektiğini, açıklanan sair nedenlerle davanın usulden reddini, aleyhe hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekilleri tarafından 12.11.2025 tarihli dava değer artırım dilekçesinde; davacı için talep ettikleri 5.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30/10/2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesi talep ettiklerini, 17.09.2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edildiğini, rapor doğrultusunda 5.000 TL olarak ikame ettikleri belirsiz alacak davasını 253.670,08 TL talep arttırarak 258.670,08 TL üzerinden tedavi giderinin haksız fiil tarihi olan 30/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle tedavi giderinden kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı taraf 30/10/2024 tarihinde meydana gelen kaza sebebi ile davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı aracın davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığını ve ciddi ameliyatlar geçirdiğini belirterek davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı taraf dosyaya ... Hastanesinde gördüğü tedavilere ilişkin faturaları sunmuştur.
... Hastanesinden davacının görmüş olduğu tedavi evrakları dosyamız arasına alınmıştır.
Dosya kusur ve doktor bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve kazada tarafların kusur oranları da hesaplanarak davacının davalıdan tedavi gideri talep edip edemeyeceği noktasında rapor sunulması istenilmiştir.
Bilirkişiler dosyaya sunduğu 17/09/2025 tarihli raporda; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın davacı mağdur yaya ...'ın yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu, Davacı mağdur Yaya ...'ın kendi yaralanması ile neticelenen trafik kazasında kusursuz olduğu,
Dava konusu olayın (trafik kazasının) ... tarihinde yani... tarihli .. sayılı kanun değişikliğinden SONRA meydana gelmiş olduğu, söz konusu kanun değişikliğinin halen yürürlükte olduğu, bu nedenle söz konusu değişikliğe göre “Genel Sağlık Sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetleri “geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde”, başka bir ifadeyle, - eğer SGK tarafından ödenmesi gerekecek sağlık giderleri var ise- Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda Tebliğe ekli listelerde belirlenmiş olan resmi fiyatlar üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiği, bu meblağı aşan miktardan kusurluların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları;
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre; davacının muayene, tetkik, tedavi, ilaç vb masraflarının dava dışı SGK tarafından ödendiği ve Kurumun kanunun üzerine yüklediği yükümlülüğü yerine getirdiği, dolayısıyla davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, hasta tarafından yapılan ödemelerin ilave ücret kapsamına girdiği, ilave ücretlerin SGK'dan talep edilmesinin yukarıda verilen yasal mevzuat gereği mümkün olmadığı;
Dava konusu olayda dosyaya sunulan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde “Poliçe Vadesi: 10/06/2024 — 10/06/2025: Ölüm ve Sürekli Sakatlık Kişi Başı: 1.800,00 TL, Sağlık Giderleri Kişi Başı: 1.800,00 TL” yazdığı, olay tarihi 30/10/2024 olup poliçe vadesi içerisinde yer aldığı; yine 2 adet faturanın toplamı 440.000,00 TL olup kişi başı sağlık giderinin (1.800.000,00 TL'nin) altında olduğu;
Davalı sigorta şirketinin davacıya ödemesi gereken meblağın yasal faizi hariç Ameliyat Hizmeti: 213.579,17 TL + Ameliyathane: 9.090,91 TL + Anestezi Hizmeti: 10.909,09 TL + Yatış Hizmeti: 25.090,91 TL = 258.670,08 TL olabileceği yönünde rapor ibraz etmişlerdir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf dosyaya sunduğu faturalar ile kaza sonrasında görmüş olduğu tedavilere ilişkin faturaları sunarak kaza neticesinde SGK tarafından karşılanmayan sağlık giderlerinin bulunduğunu ispatlamıştır.
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile de davacının kazanın oluşumunda bir kusurunun olmadığı ve davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının 258.670,08 TL olduğu tespit edilmiştir.
Haksız eylem veya kaza sonucu yaralanan kişi, tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar yaptığı ve ileride yapacağı tüm masraflarını isteyebilir. Bunun tıbbi tedavi gideri ile sınırlı bölümüne "tedavi giderleri" ve eski sağlığına kavuşup yeniden çalışmaya ve günlük işlerini sürdürebilecek duruma gelinceye kadar yaptığı ve yapacağı tüm masraflara "iyileşme gideri" denilmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre masraf kavramının kapsamına, zarar görenin beden bütünlüğünü eski hale getirmeye, yani iyileşmeyi sağlamaya veya hastalık ya da sakatlığın artmasını önlemeye yönelik harcamak durumunda olduğu ve ileride harcaması olağan bütün masraflar girer.( Yargıtay 19 HD. ... T...)
Dosya kapsamında davacı taraf sadece tedavi gideri talebinde bulunmuş ve dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda davacının Ameliyat Hizmeti: 213.579,17 TL + Ameliyathane: 9.090,91 TL + Anestezi Hizmeti: 10.909,09 TL + Yatış Hizmeti: 25.090,91 TL = 258.670,08 TL olabileceği yönünde rapor ibraz edilmesi karşısında davacının SGK tarafından karşılanmayan bu tazminatı kazada %100 oranında kusurlu olan aracın ZMSS poliçesi ile sigortacısı olan davalıdan alabileceği kanaatine varılmış ve davanın kabulü ile 258.670,08 TL tedavi gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 03/01/2025 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, 258.670,08 TL tedavi gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 03/01/2025 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 17.669,75-TL karar harcından peşin olarak alınan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 17.054,35-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 12.206,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/01/2026

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır