T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/35
KARAR NO : 2024/127
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2014
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...(...)'ın besteci kimliğiyle tanınan bir müzik adamı olduğunu, ..., ..., ... gibi sanatçılara orkestra şefliği yaptığını, dava konusu eser harici gibi önemli eserlere imza attığını,... isimli müzik eserinin de bestecisi olarak eser sahibi olduğunu, davalı parti tarafından 2002 yılından bu yana şarkının kongre, grup toplantıları gibi yerlerde kullanıldığını, partinin resmi şarkısı haline geldiğini, bunca zaman kendisine bir teklif olmaksızın izinsiz kullanıldığını, ... tarihinde ... 10. Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarı ile telif ödemesi ihtarı yapıldığını, ancak cevap verilmediğini, partiyle özdeşleşen ve slogan halıne gelen şarkının 2014 seçimlerinde de kullanıldığını, 12 yıl boyunca eserin yoğun olarak kullanıldığını, halen de kullanılmaya devam edildiğini, FSEK m.68 kapsamında her yıl için izin alınsaydı rayiç bedelin 3 katı tazminat isteme hakkı doğduğunu, bu eserde rayicin yüksek olduğunu, emsal bedellerin yıllık 100.000.TL olduğunu, 12 yıldır şarkının kullanıldığını, bu durumda bedelin asgari 1.000.000.TL olması gerektiğini, bu nedenle markalarda kullanılan müziklerin rayiçlerde dikkate alınması gerektiğini, eserin parti müziği olarak kullanılmasının eser sahibince başka mecralarda kullanılmasını engellediğini, ayrıca manevi hakların da zarar gördüğünü, geçmiş kullanımların yanı sıra gelecekte de kullanımın engellenmesini talep ettiklerini, eser davalı parti tarafından kullanılmakta olduğundan ve de eseri izinsiz kullanmaya devam edeceği yönünde kuvvetli karine olduğundan tecavüzün ref'i ve men'ini, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 25.000.TL manevi tazminatın ve sonradan artırılmak ve ıslah edilmek kaydıyla FSEK m.68 kapsamında 25.000.TL maddi tazminatın ihbarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 29/04/2016 tarihli beyan ve talep dilekçesinde özetle; Davanın kabulünü ve maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini, manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini, mahkeme masrafları ve ücret-i vekâletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili sunmuş olduğu 13/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; belirsiz alacak olarak açtıkları davada daha önce 600.000 TL'ye çıkarmış oldukları talebi ıslah ederek talep miktarını 900.000 TL çıkartıklarını beyan etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili partinin propaganda süreçlerinde profesyonel ekiplerle çalıştığını, bu bağlamda şarkı, reklam ve tanıtımlarda ...Ltd.Şti. ile çalışma yaptıklarını, "..." isimli eserin hiçbir zaman müvekkili tarafından seçim şarkısı olarak davacının bestelediğini iddia ettiği şekilde kullanılmadığını, eserin şarkı olarak ...'nin resmi internet sitesinde dahi yer almadığını, dava konusu eserin sadece sözlerinin müvekkili tarafından kullanıldığını, kullanılan sözlerden dolayı davacının da dilekçesinde ikrar ederek kabulünde olduğu gibi ... ile telif anlaşması yapıldığını ve reklam ajansı tarafından da telif ücretlerinin ödendiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından talep edilen miktarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesine istemiştir.
İhbar olunan ...Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ...'nin bu güne kadar geçirmiş olduğu bütün seçimlerdeki tanıtımlarını üstlendiğini, bu süreç içerisinde yürütülen reklam faaliyetlerinde telif konusu olabilecek tüm hak sahiplerinden gerekli izinlerin alındığını, dava konusu şarkının söz yazarı olan ...'ya telif ücretlerinin ödendiğini, müvekkili tarafından kullanılmayan beste sebebiyle davacıya tazminat ödenmesini hukuka ve adalete aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafça talep edilen tazminat ücretlerinin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkememize sunulan 11/03/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle;
".... Videonun 01:00:45 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
...-... Videonun 01:06:10 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
...-... mitingi videonun 00:46:20 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
...-... mitingi videonun 00:58:10 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “..., beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi
dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... ... mitingi video 01:27:00 uzunlukta olup 30. Dakikadan sonrası hata kodu vermekte ve izlenememektedir, izlenebilen bölümde şiir veya şarkı ile ilgili herhangi bir içerik tespit edilememiştir.
... ... mitingi videonun 00:33:10 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... ... mitingi videonun 01: 08:40 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... ... mitingi videonun 01:02:55 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... ... mitingi videonun 00:53:14 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... mitingi videonun 00:07:42 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
... ... mitingi Videonun 00:48:15 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
Referandum ... mitingi videonun 00:12:50 dakikasında yani miting sonunda ... uzlaşmazlık konusu şarkının “...” dörtlüğünü önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra onun söylediğini tekrar etmekte ve bu suretle bu dörtlük karşılıklı şiir olarak okunmaktadır.
Referandum ... mitingi videonun 14:16 saniye uzunluğunda olduğu, 12:01. saniyesinde müziksiz olarak Cumhurbaşkanı Sayın ...’ın ..., ..., ..., ... şeklinde önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra ...’nın söylediğini tekrar ettikleri görülmüştür.
...’a meclis grubunda kendisiyle özdeşleşen şarkıyla karşılandı - ... tvbu video içeriğinde ... meclis grup salonuna girdiğinde içerdeki topluluk kendisine hitaben bu şarkının nakarat kısmını bir ağızdan tempo tutarak topluca söylemekte, Cumhurbaşkanı onları selamlayarak kürsüye ilerlemektedir....'a doğum günü hediyesi özel klip kim veya kimler tarafından hazırlandığı bilgilerine yer verilmeyen klipte, uzlaşmazlık konusu eserin söz-müzik olarak orkestra eşliğinde amatör kişilerden oluşan pek çok farklı küçük koro grubu tarafından okunduğu, eserin sonunda farklı kişilerin “Cumhurbaşkanım beraberce nice yıllar” ifadesini dile getirdiği, bunun dışında görüntülerde Cumhurbaşkanı ile ilgili herhangi bir video, fotoğraf veya yazı içeriğinin yer almadığı yani Cumhurbaşkanının görüntüsünün kullanılmadığı gibi ...ile ilgili de herhangi bir yazı, fotoğraf, video görüntüsünün vs. yer almadığı tespit edilmiştir. ... - ... de canlı olarak yayınlanan programda sanat musikisi saz grubu şarkıyı çalmakta, dava dışı sanatçı ... şarkıyı seslendirmekte ve ... nakarat kısımlarına eşlik etmektedir.
Yazılı basında konuyla ilgili linkler incelendiğinde ... tarihli ... gazetesi arşivinde ...’ın haberinde Cumhurbaşkanının eline mikrofonu alıp ... ile“... şarkısını söylediği haberi tespit edilmiştir. haberin devamında ...’in de sahnede olduğu ve eserin iki defa okunduğu ifade edilmektedir, haberin fotoğrafı bilişim kısmımızda sunulmuştur.... tarihli ... gazetesi arşivinde ise Cumhurbaşkanının bu defa ... ile yan yana oturduğu ve ... şarkısını söylediği haberine yer verilmiş olup bu haber de sahne fotoğrafı içermektedir.
Gerek sektörel ve gerekse bilişim alanında gerçekleştirilmiş olan tespitlerden de anlaşıldığıüzere dosyada mübrez delillerin ayrıntılı incelenmesi sonucunda: ... isimli eserin ... mitinglerinde ... tarafından miting sonlarında “...” dörtlüğünün önce kendisi tarafından şiir olarak okunduğu sonra meydandaki kalabalık tarafından her dizeden sonra onun söylediğinin tekrar edildiği ve bu suretle bu dörtlüğün karşılıklı şiir olarak okunduğu tespit edilmiş olup miting alanlarında beste yani eserin ezgisi yönüyle herhangi bir kullanım tespit edilmediği, Eserin bestesi ile de birkaç kez okunduğu tespit olunmuş olup bu durumun dava dışı sanatçılar ..., ... ve ...’nın farklı etkinlik ve programlarda eseri seslendirirken... mikrofon takdim etmeleri ile gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Rayiç bedel takdiri yönünden bilirkişiler arasındaki çelişkinin giderilmesi ve rayiç bedel değerlendirmemiz: Bilirkişi raporumuzun bu safhasında öncelikle uzlaşmazlık konusu eserle ilgili söz-müzik bütünlüğü açısından kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Dosya içeriğinde de defaten yer verildiği üzere “...” isimli eser sayın ... tarafından şarkı sözü olarak yazılmış ve merhum ... tarafından bestelenmiş olup daha sonra aşağıda listesi verilen belli başlı önde gelen sanatçılar tarafından seslendirilerek milyonlara ulaşmış ve gerçek bir hit olmuştur. ... Bu kadar popüler isimler tarafından geniş bir zaman aralığında albümlerde, konserlerde, radyo-TV programlarında ve digital ortamlarda mütemadiyen seslendirilen bir eserin toplum hafızasında silinmesi zor bir yer tutacağı açık olduğu gibi bu eserin sadece şiir yani güfte olarak her hangi bir yerde okunduğunda bestesinin akla gelmeyecek oluşu gerçekçi görünmemektedir.Yani öncelikli tespitimiz bu eserin herhangi bir ortamda güfte, yani söz olarak okunduğunda bestesini de doğal olarak çağrıştıracağı, akla getireceği yönündedir.İkinci önemli husus ise bestelenmeden önceki bir tarihte şiir olarak yazılmış, kabul görmüş, yazılı edebiyat ürünü olarak kendisine literatürde yer edinmiş ve daha sonraları bestelenmiş bir eserden bahsedilmemektedir. Bilakis “...” diyerek başlayan uzlaşmazlık konusu dizeler, müziğiyle beraber vücuda getirilerek topluma sunulmuş olup “...” isimli şarkının sözleri olarak kabul görmüş ve benimsenmiştir. Yani uzlaşmazlık konusu şarkı sözlerinin bilinirliğinin, akıllarda kalıcılığının ve 90 lı yıllardan dava tarihine kadar popülerliğini korumuş oluşunun temel harcı ve bileşeni kanaatimize göre bestesidir zira güfte ve beste özdeşleşmiştir.Diğer yandan ... eseri miting meydanlarında sadece şiir olarak okuyor olmakla beraber söz konusu süreçte dosyada linkleri incelenmiş olan bazı TV programlarında veya etkinliklerde dava dışı sanatçıların mikrofon takdimi ile şarkı olarak da seslendiriyor oluşu; Ve yanı sıra taraftar ya da sevenleri tarafından oluşturulan klip vs. gibi çalışmalar ise siyasi propaganda amacı güdülmüyor dahi olsa eserin söz-beste yani bir bütün olarak hafızalardaki var olan yerini tazelemektedir.
Huzurdaki davada görev tevdi edilmiş olan sayın bilirkişilerin kullanım bedeli tespitleri incelendiğinde ise şu sonuçlara varıldığı görülmektedir. Dosyada ilk rapor hazırlamış olan bilirkişi sayın ..., “davacı tarafın manevi haklar tazminatı elde etmesi doğaldır” diyerek 500 bin lira tazminat öngörmüş olup bu tespitin neye dayandırıldığı, nasıl hesaplandığı ve FSEK 68 kapsamında toplam bir değer mi olduğu yoksa bunun üç katının mı hesaplanacağı hususu belirsizdir. Daha sonra rapor hazırlayan ..., sadece beste kullanımı için yıllık 30 bin lira, 11 yıllık kullanım için 330 bin lira ve izinsiz kullanım bedeli şekline bir ifade kullanarak bunun da 3 katını zikretmiş ve 990 bin lira rayiç telaffuz etmiştir. Merhum bilirkişi, beste kullanımı için saptamış olduğu tutarı dava dışı aranjör ...’dan almış olduğu şifahi bilgiye dayandırdığını raporunda ifade etmektedir Yani başka bir dayanak görülmemektedir Dosyada en son rapor sunan Sayın ... ve Sayın ...tarafından hazırlanan raporda ise müzekkerelere verilen cevaplar da değerlendirilerek 15 bin TL gibi bir tutar saptanmış olup bu tutarın da neye dayandırıldığı belirtilmemiştir.
Sayın mahkemece tazminata hükmedilmesi halinde bunun ne kadar olabileceği: Dosyaya daha önce rapor sunmuş olan bilirkişi heyetlerince belirlenmiş olan rayiç bedel tespitleri incelendiğinde bunların hepsinin de hem birbirinden oldukça farklı olduğu hem de neye göre belirlendiğinin belli olmadığı anlaşılmaktadır. Sayın mahkemece yazılan müzekkerelere gelen cevaplar incelendiğinde ise bunların banka, gazoz, şeker gibi ürünlerin reklamlarında kullanılan eserlerle ilgili fiyat bilgilerini içerdiği anlaşılmaktadır. Yani geniş toplumsal tabanda karşılığı olan, en yüksek oy oranına sahip bir siyasi partinin seçim kampanyaları veya diğer etkinliklerinde kullandığı bir müzik eserinin “bir anlaşma olsaydı” kullanım bedelinin ne olabileceğine dair bir emsal karşılaştırması mümkün görünmemektedir. Bu nedenle siyasi partiler veya liderlerine mal olmuş müzik eserleri yönünden de kısa bir araştırma yapılmış bulunulmaktadır. Bu kapsamda tarihsel süreçte özel olarak pek çok müzik eseri bestelenmiş veya daha önce bestelenmiş olanlar kullanılmış olsa da son 15 yıllık süreç içinde hemen herkes tarafından bilinen 3 eserden söz etmek mümkündür. Bunlardan belki de en çok bilineni orijinal adı dombra olan ....’in eseridir. ... tarafından “...” olarak sözleri değiştirilmiş olarak ...seçim çalışmalarında halen sıkça kullanılmakta ve geniş toplum kesimleri tarafından bilinmektedir. Bir diğer eser ...’nın sözlerini, ...’ın müziğini yapmış olduğu 2009 yılında çok popüler olmuş olan “...” isimli eserdir. Sonuncu eser ise ...’in sözlerini yazdığı, ...’ın besteleyip yorumladığı “...” isimli eserdir. ... nin seçim kampanyalarında halen kullanılmakta olan bu eserin de geniş toplum kesimlerine ulaştığı söylemek gayet mümkündür. Fakat bu üç eserin de kullanımına dair herhangi bir itilaf olmadığı gibi kullanım ücretleri hakkında sektörel olarak edinilmiş kesin ve net herhangi bir bilgi yoktur, üstelik söz konusu eserlerin bazılarının gönüllülük esasına göre bestelendikleri veya sözlerinin yazıldığı yönünde zaman içinde bazı taraf beyanları olduğu da bilinmektedir. Diğer yandan raporumuzda ayrıntıları ile yer verdiğimiz üzere huzurdaki davadaki kullanım şekli de yukarıda adı geçen eserlerin kullanımından tamamen farklıdır. Somut bir dayanak olmaksızın heyetimiz tarafından herhangi bir rayiç bedel telaffuz edilmesinin de bilirkişiler arasındaki çelişkiye bir yenisini eklemesi riskinden kaçınmak gayesi ile huzurdaki davaya konu olan uzlaşmazlık konusu eserin söz yazarı olan dava dışı ...’nın bu eserle ilgili yapmış olduğu anlaşmayı değerlendirme zarureti doğmaktadır. Gerek hem sayın davalı vekilinin ve gerekse son bilirkişi heyetinin paylaşmış olduğu bilgilere dayanarak eserin söz yazarı Dava dışı Sayın ...’ya eser kullanım bedeli olarak 5 bin USD ödendiği anlaşılmaktadır. Gerek ... ve gerekse merhum davacı ..., hit eserler üretmiş üst seviyede sanatçılardır. ...; ..... gibi başta gelen eserlerin söz yazarıdır. Davacı merhum ... ise ...şefi idi. Aralarında birkaç yaş farkı olan, benzer müzik tarzlarında eserler veren ve sayısız eseri beraberce oluşturmuş bu jenerasyondaki sanatçıların [Kesin bir kaide olmamakla beraber] ortak eser yaptıklarında diğerinden yüksek telif ücreti talep etmedikleri ve aynı tutarlara imza attıkları bilinmektedir ve en azından bunun aksi bir durum sektörde tarafımızca duyulmamıştır. Bu realiteden yola çıkarak Sayın davacının bedel talep hakkı bulunduğu konusunda yargılama sonucunda kanaat oluşması ihtimalinde talep edebileceği rayiç bedelin, eserin söz yazarı ...’ya ödenmiş olan tutar ile aynı miktarda yani 5 bin USD olmasının hakkaniyetli olacağı görüşü tarafımca değerlendirilmiş olup saygılarımla arz ederim. inceleme, tespit ve değerlendirmeler (FSEK): Mahkemenizin işbu dosyasının 26/10/2023 tarihli duruşma tutanağının 4 numaralı ara kararı doğrultusunda BAM kaldırma kararı içeriğe de dikkate alınarak dijital materyaller incelenerek rayiç bedele ilişkin tespitler arasındaki çelişkilerin Yargıtay 11. HD. 2018/2580E., 2019/4210K., 10/06/2019T. tarihli kararındaki belirtildiği şekilde incelenmesine karar verilmiştir.
Davacının FSEK 68.maddesi uyarınca maddi tazminat ve manevi tazminat talebi olduğu görülmüş, 24.04.2004 – 24.09.2014 tarihleri arasındaki 10 yıllık kullanım için kullanım adedi üzerinden değil kullanım yılı üzerinden hesap yapılmasını talep ettiği. Rayiç bedel olarak eserin söz yazarı ...’ya ödenmiş olan tutar ile aynı miktarda yani 5 bin USD olmasının hakkaniyetli olacağı kanaati oluştuğunu. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 68. Madde aşağıdaki gibidir. Mali haklara tecavüz halinde: Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Sayın Mahkemenin de davaya konu eserin söz yazarına ödenen bedelin bestecisine ödenecek bedel için rayiç oluşturacağı kanaatinin kabulü halinde davacının FSEK 68 uyarınca talep edebileceği maddi tazminat miktarının;5.000 USD x 3 = 15.000 USD olabileceği görülmektedir. dosya münderecatında yer alan tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde, FSEK madde 68 hükmü dikkate alındığında davaya konu eserin söz yazarına ödenen bedelin bestecisine ödenecek bedel için rayiç oluşturacağının Mahkemenizce kabul edilmesi halinde davacının FSEK madde 68 kapsamında talep edebileceği bedelin 5.000 USD olduğu, FSEK m.68 uyarınca talep edilen bedelin kaç katına hükmedileceğinin ise Mahkemenizin takdirinde olduğu" görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE:
Somut davada mahkememizin 08/12/2016 tarihli kararı İstanbul BAM 16.HD 2017/2446 E., 2019/2088 K. Sayılı ilamı ile yine mahkememizin 15/02/2022 tarihli kararı aynı dairenin 2022/1953 E., 2023/59 K. Sayılı ilamları ile istinaf mahkemesi tarafından HMK m. 353/1-a-6'nın hükmüne göre kaldırıldığı, dosya kapsamına 2015 yılında rapor sunan müzisyen bilirkişinin itiraz üzerine mahkemece oluşturulan 2021 tarihli son bilirkişi heyetine yeniden dahil edildiği, bu yönüyle itiraz üzerine yeni oluşturulan heyetin yeni bilirkişilerden oluşması gerekliliğine aykırı hareket edilerek davalının itirazlarının açıkça karşılanmasına imkan bulunmadığı gözetilerek; dosyanın mahkeme dosyasında dava önce görev yapmamış bilirkişi heyetine tevdi ile davalının rapor içeriklerine eksik incelemeye dayalı itirazlarının değerlendirilmesi için dosya kapsamında taraflarca sunulan tüm digital materyaller, internet linkleri üzerinde bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan eksiksiz inceleme yapılması için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek HMK m.198 uyarınca delillerin serbestçe takdirine geçilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, beste niteliğindeki musiki eserin davalı siyasi parti tarafından 2002 yılından dava tarihine kadar izinsiz olarak ve telif ödenmeksizin kullanıldığı iddiasına dayalı tecavüzün ref'i, men'i ile birlikte FSEK md. 68 bağlamında maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Davalının cevap dilekçesi içeriğindeki FSEK m.9 kapsamındaki savunmalarının incelenmesi gerekmiştir.
FSEK’in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması", ikincisi ise “kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması”dır. (İstanbul BAM 44.HD 2020/2257 E., 2024/9 K.)
5846 sayılı FSEK kapsamında eser türleri arasında "şarkı" şeklinde bir eser türü bulunmamaktadır. Korunan eser FSEK m.3 uyarınca musiki eserlerdir. Hükme göre de "Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir."
Bir musiki ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için, bu üründeki şekillendirmenin yani seslerin birbirini izleyişinin, birbirine bağlanışının ve ritmin hususiyet taşıması gerekir.
Bilindiği üzere musiki eserleri beste ve güfte olarak bütün olarak korunabileceği gibi bestenin musiki eseri olarak güftenin ise eser vasfını haiz olması halinde FSEK 2/1 anlamında “dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olarak da korunması mümkündür. (İstanbul BAM 44.HD 2020/2257 E., 2024/9 K.)
Somut olayda dava konusu, yalnızca davacının hak sahibi olduğu bestedir. Zira davalı yan tarafından cevap dilekçesi içeriğine delil olarak dayanıldığı üzere, daha önce davalının eser sahibi niteliği ile güfte sahibi ...'dan izin alınarak kullanılan güfte kullanımlarına dair hak sahipliği kanıtlanmıştır.
FSEK’e göre, eser sahibi, söz konusu eseri meydana getiren gerçek kişiyi ifade etmekte olup, eser, bir kişi tarafından meydana getirilebileceği gibi eserin birden çok kişinin ortak çalışması ile de oluşturulması da mümkün bulunmaktadır. Bu hallerde FSEK'te tanımlanan iki durum ortaya çıkmaktadır. Bunlar iştirak eser sahipliği ve müşterek eser sahipliğidir.
FSEK'in 9/1. maddesinde müşterek eser sahipliği düzenlenmiş olup, bu hükme göre, birden fazla kimsenin vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkün ise, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Müşterek eser sahipliğinde, her bir eser sahibinin yarattığı kısım bellidir ve her biri yarattığı kısmın sahibidir. Bunun sonucu olarak, her bir eser sahibi, kendi yarattığı kısım üzerinde eser sahipliğinden doğan hak ve yetkilerini kullanabilir.
İştirak halinde eser sahipliği FSEK'in 10/1. maddesinde de tanımlanmış olup, buna göre de, birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Bu durumda eser sahipliği tek tek şahıslara değil, onların oluşturduğu birliğe aittir. (Ankara BAM 20.HD 2019/1231 E., 2021/363 K.)
Buna göre müşterek eser sahipliği durumu musiki eserler yönünden geçerli olup, bir müzik eserinin bestesinin ve sözlerinin birbirinden ayrılmasının mümkün olduğu ve her biri üzerinde bağımsız olarak tasarrufta bulunabileceği, buna göre eserin sözlerinin kullanımı bakımından söz yazarından ya da bu hakkı takibe yetkili olanlardan, bestesinin kullanımı bakımından ise bestecisinden ya da bu hakkı takibe yetkili olanlardan izin alınması gerekli ve yeterlidir. (Bu kapsamda emsal nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesinin 2020/1234 Esas, 2022/1542 Karar sayılı ilamı)
Bütün bu açıklamalar çerçevesinde "..." isimli eserin müşterek eser olduğu, müşterek eser yönünden şarkı sözlerinin (güfte) eser vasfını haiz olması nedeniyle FSEK 2/1 anlamında “dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olarak korunması, dava konusu bestenin ise musiki eseri niteliğiyle korunması gerekmekte olup, davacının FSEK md. 9 anlamında ortak eser sahibi olduğu, eseri vücuda getirenlerin meydana getirdikleri kısımların ayrılabilmesi mümkün bulunuğundan her birinin vücuda getirdikleri kısmın sahibi sayıldığı, davacının yalnızca beste üzerinde hak sahibi olduğu değerlendirilmiş, davacının yalnızca beste kullanımını dava konusu etmesi nedeniyle de davalının FSEK m.9 kapsamındaki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Somut davada "..." isimli eserin müşterek eser olduğu, eserin beste ve güfte olarak kısımlara ayrılması mümkün olduğu, her bir eser sahibinin yarattığı kısım belli olduğu; her bir eser sahibinin kendi yarattığı kısım üzerinde eser sahipliğinden doğan hak ve yetkilerini kullanabileceği tespitleri çerçevesinde dava konusu uyuşmazlık, beste niteliğindeki musiki eserin davalı yanca kullanılıp kullanılmadığı noktasındadır.
Dosya kapsamına sunulan FSEK uzmanı ..., müzik sektör bilirkişi Edip Döktür, mali müşavir ... ve bilişim uzmanı ... oluşturulan bilirkişi heyetinin 13/03/2024 tarihli raporunda dosya kapsamında bu aşamaya kadar sunulan tüm rapor içeriklerinden farklı olarak davacının dayanak yaptığı tüm deliller bilişim uzmanınca incelenmiş, yine davalı itiraz ve savunmaları uyarınca savunmaya dayanak olan digital materyaller ayrı ayrı incelenmek suretiyle denetime açık rapor tanzimi sağlanmıştır.
Bilirkişi incelemesi neticesinde; davacının bestenin kullanımı iddiasına dayanak yaptığı, dayanak haber linklerindeki haber içeriklerinde dava konusu bestenin şarkı sözünden ayrı olarak değerlendirilmediği, şarkı sözünün kullanıldığı her faaliyetin beste ile birlikte değerlendirilerek FSEK kapsamında koruma görmeyen "şarkı" ifadesiyle herhangi bir ayrım yapılmadan haberleştirildiği, haber içeriklerinin bilirkişilerce incelenmesinde; 13/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile TV programı dışında "müziksiz olarak" şiir şeklinde olarak eserin kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Yine davacının bestenin kullanımı iddiasına dayanak yaptığı, parti mitinglerinin tamamında bilirkişi rapor içeriğinde de açıkça tespit olunduğu üzere; dönemin Başbakanı ...’ın "..." şeklinde önce kendisi şiir olarak okumakta sonra meydandaki kalabalık her dizeden sonra dizeleri tekrar ettikleri, tespit içeriğinde de müziksiz olarak şiirin okunduğu ve meydandaki kalabalık tarafından tekrar edildiği ve dava konusu bestenin davalı yanca bir enstürüman ile çalınmaksızın ve/veya ses ve müzik kaydının ses iletim aracı ile çalınmaksızın ihlal edilmesi mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira musiki eserlerinde koruma konusu işitilen sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımları ve aynı zamanda ses ile ifade edilen musiki eserinin içeriğidir. (Yargıtay 11.HD 03.04.2006 T 2005/3742 E 2006/3428 sayılı kararı)
Dava dosyası kapsamında dava konusu bestenin enstrüman ile dinletisinin yapıldığı bir durum olan ... kanalındaki TV programında ise programda başkaca icracı sanatçıların bulunduğu, dava konusu bestenin yine davalı partiden bağımsız olarak ilgili TV kanalında program kapsamında yayınlandığı, davalı partinin ilgili TV programı ve orkestranın oluşumuna bir etkisinin bulunmadığı; dava dışı TV kanalı ve icracı sanatçıların FSEK kapsamındaki sorumluluğunun da davada inceleme konusu olmadığı, FSEK kapsamında şiir (şarkı sözü) ve bestenin ayrı ayrı hukuki koruma gördüğü değerlendirilmekle dava konusu musiki eserinin TV programında davalının bir dahlinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yine davacının bestenin kullanımı iddiasına dayanak yaptığı, ... Müzik kanalında dava konusu bestenin bir konser organizasyonu çerçevesinde kullanılmasında da yine davalı partiden bağımsız olarak ilgili TV kanalında program kapsamında yayınlandığı, davalı partinin ilgili TV programı ve konserin oluşumuna bir etkisinin bulunmadığı; konserin düzenlenmesine yönelik davalı partinin bir dahlinin ispatlanamadığı, dava dışı TV kanalı, icracı sanatçıların, konser düzenleyicisinin FSEK kapsamındaki sorumluluğunun somut davada inceleme konusu olmadığı, kanaatine varılmıştır.
Yine davacının bestenin kullanımı iddiasına dayanak yaptığı, parti grup toplantısında ilgili bestenin çalınmasına yönelik fiilin incelenmesinde ise; parti grubunu oluşturan kişilerce müziksiz olarak şarkı sözlerinin nakarat kısmının şiir şeklinde toplulukça seslendirildiği, bu haliyle davalının parti grubuna katılan kişilerin fiillerinin davalı parti ile doğrudan bağlantısının kurulamadığı haksız fiilin hukuka aykırılık unsurunun tespit edilemediği anlaşılmıştır. Yine bilirkişi heyetin tarafından dava dosyası kapsamında bulunan dava konusu bestenin enstrüman ile dinletisinin yapıldığı bir durum olarak tespit edilen video klip içeriğinde de yine bilirkişilerce rapor içeriğinde tespit edildiği üzere, dava konusu eserin söz-müzik olarak orkestra eşliğinde amatör kişilerden oluşan pek çok farklı küçük koro grubu tarafından okunduğu, davalı parti ya da genel başkanı ile ilgili herhangi bir video, fotoğraf veya yazı içeriğinin yer almadığı tespit edildiğinden ilgili beste kullanımının davalı yan sorumluluğunun tespit edilemediği, davalının parti tüzel kişiliği olduğu, huzurdaki davanın dayanağının temelde haksız fiil olduğu, tüzel kişilerin sorumlu tutulabilmesi için tüzel kişi davalının organı tarafından, tüzel kişinin faaliyeti sırasında gerçekleştirilmesi gerektiği, ilgili bestenin parti grup toplantısında dinletilmesi yönünde parti genel merkezi tarafından yetki ve onay verildiğine ilişkin dosya kapsamında bir delilin de bulunmadığı anlaşılmakla, videoyu hazırlayan gerçek kişilerin sorumluluğunun da somut davada inceleme konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Bir şarkı sözünün okunması sonucunda ilgili şiir ile özdeşleşmiş bir bestenin akla gelmesi hali FSEK kapsamında bir hak ihlali olarak değerlendirilmemiş olup, ayrı ayrı eser niteliği bulunan şiir (şarkı sözü) ve bestenin eserden doğan hakların kapsamını genişletemeyeceği kanaati ile dosya kapsamındaki bilirkişi rapor içeriklerindeki bestenin sözler ile özleşleşmesi haline yönelik hukuksal tespitlere; "..." isimli eserin müşterek eser olduğu, müşterek eser yönünden şarkı sözlerinin (güfte) eser vasfını haiz olması nedeniyle FSEK 2/1 anlamında “dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olarak da korunması, dava konusu bestenin ise musiki eseri niteliğiyle korunması gerekmekte olduğun, somut olayda "..." isimli eserin müşterek eserin her bir eser sahibi, kendi yarattığı kısım üzerinde eser sahipliğinden doğan hak ve yetkilerini kullanabileceği gerekçeleriyle, itibar edilmemiştir. Aksi durumun yani beste ve güftenin bütünleştiğinin kabulü halinde ise, güfte sahibinden FSEK kapsamında eser kullanımına yönelik alınan iznin herhangi bir mali hak vermediği, güftenin söz olarak ayrıca korunmadığı ve devre konu edilemeyeceği, beste ve güftenin her durumda iştirak halinde eser sahipliğine vücut vermesinin zorunlu olduğu gibi, FSEK m.9-10 hükümlerine uygun olmayan bir kısım sonuçlara varmayı gerekecektir ki, mevcut FSEK hükümleri uyarınca mahkememizce bu yönde bir hukuki değerlendirme yapılamamıştır.
Bu kapsamda yukarıda zikredilen emsal nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesinin 2020/1234 Esas, 2022/1542 Karar sayılı ilamında da konuya ilişkin olarak "...FSEK 9. madde kapsamında 'birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır' şeklindeki açıklama ile bir müzik eserinin bestesinin ve sözlerinin birbirinden ayrılmasının mümkün olduğu ve her biri üzerinde bağımsız olarak tasarrufta bulunabileceği, buna göre eserin sözlerinin kullanımı bakımından söz yazarından ya da bu hakkı takibe yetkili olanlardan, bestesinin kullanımı bakımından ise bestecisinden ya da bu hakkı takibe yetkili olanlardan izin alınması gerektiği anlaşılmaktadır..." şeklindeki tespit ve değerlendirmelerin emsal olarak somut uyuşmazlığa uygun niteliği ile mahkememizce de dikkate alınması gerekmiştir.
Nihayetinde tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davalı partinin dava konusu beste niteliğindeki musiki eserinin davalı parti tarafından "dinleti" şekliyle kullanılmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan mitinglerin tamamında "müziksiz" olarak sözlerin dönemin Başbakanı olan ... tarafından şiir olarak okunduğunun bilirkişilerce de tespit edildiği; mitinglere katılan halk tarafından sözlerin tekrar edildiğinin sabit olduğu, dava konusu musiki eserinin davalı yanın savunmalarını doğrular nitelikte yalnızca şiir/şarkı sözü olarak kullanıldığının dosya kapsamında taraflarca sunulan tüm digital materyaller, internet linkleri üzerinde bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan eksiksiz inceleme ile denetime açık 13/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dosya kapsamında yer alan haber görüntülerinde parti toplantılarına katılan kişilerin şarkı sözlerine eşlik etmesi halinin FSEK kapsamında şarkı sözü şeklindeki şiir/şarkı sözü niteliğindeki edebiyat eserine yönelik eylemler olduğu, ilgili şarkı sözüne geniş halk kitlelerinin eşlik etme hallerinde de davalı yanca besteye yönelik bir "beste dinletisi"nin yapılmadığı, eserin müşterek eser niteliği ve güfte ile bestenin ayrı ayrı korunduğu, buna göre eserin sözlerinin kullanımı bakımından söz yazarından izin alındığı, (İstanbul BAM 44.HD 2020/1234 E., 2022/1542 K.) yalnızca bestenin dava konusu edildiği gözetilerek, davalı partinin şarkı sözü kullanımların beste sahibi bakımından ihlale sebebiyet vermediği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Usuli müktesep hak; bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan haktır. Usuli müktesep hak, kanunda düzenlenmemiş olup Yargıtay 1960/21-9 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile hukukumuza girmiştir. 2797 Sayılı Yargıtay Kanunu 45/4 maddesi gereği, içtihadı birleştirme kararları mahkemeler açısından bağlayıcıdır.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtay'ın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır (Yargıtay 3 HD 2020/11304 E- 2021/9809 K sayılı ilam, Yargıtay 4 HD 2021/23456 E-2020/6817 K sayılı ilam).
Yargıtay 3.HD'nin 23/09/2020 tarihli 2019/1625 E, 2020/4629 K sayılı ilamında açıklandığı üzere, aleyhe bozma yasağının İstinaf mahkemeleri için de geçerli olduğu ve istinaf kanun yoluna başvurularda da aleyhe bozma yasağının değerlendirmesi gerekeceği anlaşılmaktadır. (Ankara BAM 24.HD 2022/1350 E., 2024/733 K.)
Taraflardan yalnız birinin hükmü kanun yoluna götürmesi halinde, kaldırma kararı sonrası kanun yoluna giden taraf aleyhine bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir.
Mahkememizce kaldırma ilamından önce verilen ilk hükümde davanın reddi kararı yönünden, davacı lehine hesap olunan 7.375,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, kararın yalnızca davacı vekili tarafından istinaf edildiği gözetilerek; kaldırma üzerine reddedilen tazminat miktarları karşısında davalı lehine önceki hükümde verilen vekalet ücretini geçmemek üzere vekalet ücreti takdir etmek gerekmiştir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/1241 Esas, 2021/1075 Karar sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2022/132 Esas, 2023/2107 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 2021/9065 Esas, 2022/3252 Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca peşin olarak yatırılan 16.289,10 TL'den hesap olunan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 15.861,50-TL bakiye karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca aleyhe hüküm verme yasağı da dikkate alınarak davalı yararına hesap olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan 17.000,00TL bilirkişi ücreti ve 263.00TL posta masrafı olmak üzere toplam 17.263,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı, davalı ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!