T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/117
KARAR NO : 2024/176
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 05/07/2022
KARAR TARİHİ : 08/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ...; 2019 yılı Mayıs ayında proje ortam yapımcılığı ve yönetmenliğini üstlendiğini, "..." isimli belgeselin yapım çalışmalarına davalı ..., ... ve Şirketleri ... (sektörde kullandığı sahte ismi ise ...) ile birlikte başlamış olduğunu, davacı tarafından söz konusu belgeselin sponsor bulma, ...'da ilk röportaj çekimi çalışmalarına başlamak suretiyle projenin hazırlanması için işlemleri sürdürmüş olduğunu, davacı söz konusu projenin; isim ve eser hakkı sahibi, yönetmeni, anlatıcısı, yapımcısı, finansörü ve sahibi olduğunu,2019 yılı Kasım ayında ise belgeselin çekimi için; davacı ..., görüntü yönetmeni ..., yardımcı yönetmen ... ve Davalı ...'dan oluşan ekip çekim çalışmaları için ...'ya gitmiş olduğunu, burada ... ve ... şehirlerinde çekimler yapılmış ve 2019 yılı Aralık ayında davacının Türkiye'ye dönmüş olduğunu, bu hususta yapılan iş ve işlemler gerek davacı gerekse ...'un pasaport kayıtları, uçak biletleri, taraflar arasındaki yazışmalar, ulusal basında ve sosyal medya hesaplarında yayınlanan haberler, fotoğraflar, videolar, ortak yapımcı ve yönetmenlik iyi niyet sözleşmesi ve dinletecekleri tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ...'da yapılan çekimlerden sonra ... tarafından suni sorunlar çıkartıldığını, ve davacının fikri haklarına sahip olduğu bu belgesel yaratılan anlaşmazlıklar neticesinde yarım kalmış olduğunu, taraflar arasında 2019 yılı Aralık ayı itibariyle mevcut mail yazışmalarıyla da sabit olduğunu ve taraflar projedeki sorunlar giderilene kadar projenin o anki şekliyle kalması yönünde anlaşılmış olduğunu, davacı bu sırada projenin bir çekim kopyasını da kendi uhdesine almış olduğunu, işbu kopyayı içerir hard disk de mahkeme dosyasına ayrıca sunulacak olduğunu, sonrasında yaşanan süreçte ise davacı ulusal basında yayınlanan haberlerden; projenin davalı tarafından kendisinden habersiz olarak bitirildiğini ve isminin "..." olarak değiştirildiğini öğrenmiş olduğunu, davalılar gerçekleştirdikleri bu eylemle; tüm fikri, maddi, manevi hakları, FSEK kapsamında mevcut tüm hakları davacıya ait olan eseri haksız olarak ele geçirmiş ve davacının söz konusu haklarına tecavüzde bulunmuş olduğunu, davalılar hiçbir hukuki zemini ve dayanağı olmaksızın davacının bu haklarını ele geçirmiş olduğunu, davacı bu olayları öğrendikten sonra her ne kadar davalılara e-posta göndererek ihlali durdurmalarını istemişse de davalılar davacının telif haklarını dikkate almamış ve belgeselin çeşitli etkinliklerde gösterimine başlamış olduğunu, bu hususta T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'ne, Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; belgesele ilişkin tüm belge ve kayıtların suretinin, yapılan destek başvurularının suretlerinin dosyamıza celp edilmesini talep etmekte olduğunu, her türlü fikri hakkı davacıya ait olan "..." eski adıyla "..." isimli belgeselin tüm film kesitlerinin, fragmanlarının, fotoğraf, ses ve görüntü kayıtlarının, yapıma ait işitsel, görsel ve yazılı içerik ve verilerin kullanımı, kopyalanması, yayılmasının paylaşılmasının, işlenmesinin, tescilinin, umuma iletilmesinin ve bunlarla sınırlı olmamak üzere bu haklar üzerinde davalıların herhangi bir tasarrufta bulunmasının, 3. kişilere devir ve temlikinin, sair sınırlı ayni hak vb. tesisinin tedbiren engellenmesini, bugüne kadar piyasaya sunulan örneklerinin toplanmasını ve müvekkilerine tesliminei bu hususta ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının söz konusu belgeseldeki tüm haklarına yapılan tecavüz nedeniyle uğradığı zarara karşılık; HMK 107 hükümleri uyarınca ileride bedel arttırım ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, talep ve dava etmiştir.
Davalıların cevap dilekçesi sunmadığı görüldü,
Mahkememize sunulan 04/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dosyada talep edilen kontroller sağlandığında, davacı vekili dilekçelerinde “2019 yılı Kasım ayında ise belgeselin çekimi için; davacı ..., görüntü yönetmeni ..., yardımcı yönetmen ... ve Davalı ...'dan oluşan ekip çekim çalışmaları için ...'ya gitmiş olduğunu, burada ...şehirlerinde çekimler yapılmış ve 2019 yılı Aralık ayında Davacı Türkiye'ye dönmüş olduğunu, bu hususta yapılan iş ve işlemler gerek davacı gerekse ...'un pasaport kayıtları, uçak biletleri, taraflar arasındaki yazışmalar, ulusal basında ve sosyal medya hesaplarında yayınlanan haberler, fotoğraflar, videolar, ortak yapımcı ve yönetmenlik iyi niyet sözleşmesi ve dinletecekleri tanık beyanlarıyla sabit olduğunu” beyan ederek dosyada sunulan belgeler / linkler incelenmiş olup bahsi geçen haberlerin “2019” yılından buna yayınlanan haberlerden oluştuğu, haberlerin genel olarak “...” ibareli başlık veya içeriklerinden oluştuğu ve detayları bilişim değerlendirme kısmında detaylıca sunulduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan haber, fotoğraf ve video kayıtlarının belgesel film yönetmenliği açısından değerlendirilmesi sonucunda davacının “...” adıyla çekimleri yapılan ve ...’de ırkçılıkla mücadelesini konu alan projede eser sahipliği bakımından davalı ... ile birlikte yönetmen sıfatıyla yer almış olabileceğini, ağırlıklı olarak yurtdışında yerinde çekimler (2 haftalık sürede) ve arşiv görüntüleri içeren, yaklaşık 1 saat uzunluğundaki belgesel bir film için birlikte yönetmen olarak yer alan eser sahibine, sözleşme yapılmış olsaydı ödenebilecek varsayımsal ücretin sektör teamülleri uyarınca dava tarihi itibariyle 200.000-TL. olabileceğini, FSEK 52 ve 80/2 maddeleri uyarınca sinema eserinde yapımcı olarak bağlantılı hak sahibi olunabilmesi için hakların devrinin yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerekmekte olup, mevcut dosya kapsamında bu doğrultuda bir belge bulunmadığından davacının yapımcı sıfatına ilişkin bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün “eser” niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün sahibinin hususiyetini taşıması”, ikincisi ise kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine “sübjektif unsur” veya esasa ilişkin şart', ikincisine ise “objektif unsur” veya “şekle ilişkin şart” denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin “hususiyetini” taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer' . Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Davaya konu belgesel açısından ...’de ırkçılıkla mücadelesini konu alan projede ile ilgili bilgi ve bulguları ele alan konunun uzmanlarının röportajlarının da yer aldığı kurgusu, sistematiği olan hususiyet içeren hareketli görüntüler dizisi olmakla FSEK 5 inci maddesi kapsamında sinema eseri olduğu konusunda bir çekişme bulunmamaktadır.
FSEK md. 1/B (b) ile md. 8/1 hükümlerindeki tanımlar uyarınca bir eser sahibi eseri meydana getiren kişidir. Sinema eserleri vb. kimi eserlerde birden fazla kişi eserin meydana getirilmesinde katkı sunabilmektedir. Bu kapsamda, FSEK md. 8/3 “Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.” hükmü ile sinema eserlerindeki eser sahiplerini tarif etmektedir.
Eser sahiplerinin birden fazla oluşu; FSEK md. 9 “Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini isteyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır.” hükmü ile düzenlenmiştir.
Eser sahipleri arasındaki birlik ise; FSEK md. 10 “Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır.” hükmü ile düzenlenmiştir.
Eser sahipliğinin tespitine ilişkin karineler FSEK md. 11 ve 12’de düzenlenmiştir. FSEK Md. 11 uyarınca sahibinin adı belirtilen eserlerde, yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılmaktadır. FSEK md. 12 hükmüne göre; sahibinin adı belirtilmeyen eserlerde, yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir ve bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır.
Belgesel filmin yönetmeni, dış dünyada meydana gelmiş bir gerçeği ele alıp, o gerçekle ilgili olarak didaktik ve açıklayıcı özellikleri haiz bu filmin hazırlanmasında basrolü üstlenmektedir. Bu eser türünde yönetmen birçok görüntüyü, hangi açılardan bir araya getireceğini, hangi zamanda hangi görüntülerin kayıt altına alınacağı ve son tahlilde bunların nasıl bir araya getirileceği gibi hususlarda son söz sahibi olmaya devam etmektedir. Yönetmenlik yaklaşımı, projenin araştırma-geliştirme, çekim aşamasında önemli olduğu kadar kurgu (pos-prodüksiyon) aşamasında da önem taşımaktadır.
Somut olaya dönüldüğünde, dava konusu olan ‘...’ belgeseli ile ilgili dava dosyasına sunulan deliller ışığında, dosyada sunulan belgeler / linkler uzman bilirkişilerce incelenmiş olup, dayanak haberlerin “2019” yılından buna yayınlanan haberlerden oluştuğu, haberlerin genel olarak “...” ibareli başlık veya içeriklerinden oluştuğu, haber içeriklerinde davacının “...” adını taşıyan ve özetle ...’de yaşadıkları dönemdeki ırkçılığa karşı tavırlarını anlatan belgesel filmde “ortak yapımcı ve yönetmen” olarak adının geçtiği, Dışişleri Bakanlığı’nın 27.12.2023 tarihli ve ... sayılı müzekkere cevabında “Yapımcı/Yönetmen ... ve ...’in” ...’deki siyahi müzisyenleri büyükelçiliğe davet ederek provalarını büyükelçilikte yapması, ırkçılığa meydan okuması konulu “...” adlı belgesel projesi için destek talep ettiklerini, bu kapsamda kendilerine yol harcırahı ve elçilik binası çekimlerinde kolaylık sağlanması şeklinde destekte bulunulduğu, davacı tarafından belgesele ilişkin kendi uhdesinde bulunan video kayıtlarının incelenmesi ile ... ilgili “...” başlığıyla yayınlanan ve filmin İstanbul galasına ait görüntülerin incelenmesinde galada gösterilen filmle, davacının sunduğu video kayıtları arasında eşleşen görüntülere rastlandığı, “...” kullanıcı adıyla ve “...” başlığıyla paylaşılan videoda yine davacının sunduğu video kayıtlarıyla eşleşen görüntülerin bulunduğu dikkate alınarak davacının “...” adıyla çekimleri yapılan ve ... kardeşlerin ...’de ırkçılıkla mücadelesini konu alan projede eser sahipliği bakımından davalı ... birlikte yönetmen sıfatıyla yer aldığına yönelik ve tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde, FSEK m.11/2 hükmü davacının mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılması da gözetilerek eser sahibi halinin yönetmen sıfatıyla bulunduğu anlaşılmıştır.
FSEK m.68/l hükmüne göre; “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir".
FSEK m.68'deki kapsamında bu taleplerin ileri sürülebilmesi için, mütecavizin kusurunun olması” ya da zararın gerçekleşmiş bulunması şart değildir' Yine Yargıtay'a göre; “...eser sahibinin Mali hakları korunurken sadece bu tecavüzün haksız fiil olduğu varsayımından hareket edilmeyecektir. Somut olayın özelliğine göre varsayımsal sözleşme bedeli tayin ediliken eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi gibi sübjektif nitelikleri, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak eser sahibi izinsiz kullananla sözleşme yapması halinde, bu sözleşme uyarınca isteyebileceği bedel, bunun faizi 68. madde uyarınca açılacak davada dikkate alınacaktır. Ayrıca rayiç bedelin tespitine ilişkin taraflar arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme, teklif var ise, başka bir deyişle rayiç bedel somuta indirgenmiş ise, rayiç bedelin tespiti taraflar arasındaki sözleşme, teklif vs. ile tespit edilecektir.
Ağırlıklı olarak yurtdışında yerinde çekimler ve arşiv görüntüleri içeren, yaklaşık 1 saat uzunluğundaki belgesel bir film için birlikte yönetmen olarak yer alan eser sahibine, sözleşme yapılmış olsaydı ödenebilecek varsayımsal ücretin sektör teamülleri uyarınca dava tarihi itibariyle 200.000-TL olabileceğine ilişkin denetime açık rapor içeriği de dikkate alınarak, bu haliyle talep edilmeksizin FSEK 68. Madde gereğince üç kat hesabının mahkemece resen takdiri mümkün olmadığından maddi tazminat yönünden davanın ve bedel artırım dilekçesinin kabulü ile, davalı kullanımlarının dava konusu "..." (...) isimli belgeselden kaynaklanan haklarının ihlali nedeniyle FSEK m. 68 uyarınca ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek 200.000,00-TL maddi tazminatın 01/12/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf aynı zamanda FSEK 70 hükmü çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosyada mübrez kullanımlar sırasında eser sahibinin davacı olduğunun belirtilmemesi, ayrıca eser sahibinden umuma arz yetkisinin alınmaması nedeniyle nedeniyle FSEK 15 te düzenlenen eser sahibi olarak belirtilme hakkı ile FSEK 14'te düzenlenen umuma arz hakkının hak ihlalinin söz konusu olması nedeniyle davacının manevi tazminat talep hakkının olduğu, ihlal edilen manevi hakların türü, ihlalin gerçekleşme şekli ve hükmedilecek tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek oluşu, hakkaniyet ölçüsü gözetilerek talebin kısmen kabulü ile 35.000-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat yönünden davanın ve bedel artırım dilekçesinin KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının dava konusu "..." (...) isimli belgeselden kaynaklanan haklarının ihlali nedeniyle FSEK m. 68 uyarınca ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek 200.000,00-TL maddi tazminatın 01/12/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-35.000,00-TL manevi tazminatın 01/12/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 16.052,85 TL karar harcından peşin yatırılan 80.70 TL başvuru harcı ve 3.244,73 TL ıslah harcı' nın mahsubu ile kalan 12.727,42-TL bakiye karar harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 35.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar yararına hesap olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 3.406,13-TL harcın (peşin+başvuru+ıslah) ve 14.327,50-TL (bilirkişi ücreti+posta gideri) olmak üzere toplam 17.733,63-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap olunan 16.669,62-TL yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!