WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 4.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/9
KARAR NO : 2024/25

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/01/2022
KARAR TARİHİ : 13/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... moda blogoru başarılı bir iş kadını olarak, davacıların instagram üzerinden 2 milyon takipçisi olduğu, davacı adına aşağıda belirtili pek çok sayıda tescilli markasının mevcut olduğu, davalı adına tescilli ... nolu ... markası ... sınıftan tescilli olduğu ancak aktif kullanımlarının olmaması sebebi ile, ... 2 Fıkri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04.01.2022 tarih ve...Esas Sayılı ara kararı nazara alınarak “...' markasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesine, davalı adına ... Sınıfta tescilli ... tescil numaralı ... markasının 6769 s.k. 9,26,192 ve geçici 4. Madde uyarınca marka iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı adına tescilli... nolu ... olduğu, marka tescili sonrası ... adına ...marka ürünlerin satışının yapıldığı, ..., ... ve ... ilçesinde ... mağazası açtıklarını, pandemi dönemi ekonomük kriz nedeniyle, mağazayı 2019 yılında kapattıkları, bu süreçte 3. Kişi ... 'e markasının kullanımının kullanım izni verildiği, bu hususta faturalar sunulduğu dolayısıyla dava tarihinden itibaren 5 yıllık süreçte aktif kullandıklarından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 24/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı ...’ın adına tescilli... nolu ‘...’ markasının fotokopi üzerinden yapılan inceleme net olmamakla birlikte kullanıldığı ceketin iç dokuma etiketinde ve karton etiketteki kullanım şekli Davacı ...’nın... nolu ... Sınıftan tescilli ‘....’ , ... nolu ... Sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu .. . sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu ...sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu . .sınıftan ‘...’, ...sınıftan ‘...’ kullanım ölçüleri, etiket şekillerinde herhangi bir benzerlik tespit edilemediğine, Davalı ...’ın adına tescilli ... nolu ‘...’ markasının çeşitli tabelalarda kullanılan yazı fontları birbirinden faklı olup, Davacı ...’nın ... nolu ... ve ... Sınıftan tescilli ‘...’ , ... nolu ... Sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu ... sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu ....sınıftan tescilli ‘...’, ... nolu ...sınıftan ‘…’,...sınıftan ‘...’ markaları ile yazı fontu ve kullanım şekli olarak benzerlik taşımadığına,Türk Marka ve Patent Kurumunda Davalı adına tescilli marka kontrolü yapılmış olup, ... nolu markası ... sınıftan tescilli olup, davalı adına tescilli olduğu, davacının tescil tarihlerinden daha önceki tarihe dayandığı, mali inceleme neticesinde faturaya dayalı aktif kullanım ispat edilebildiğinden, marka iptali sebeplerinin doğmadığı kanaati ile Davalının yetkilisi olduğu ...Ltd.Şti tarafından düzenlenen en son tarihli faturanın Ekim 2012 dönemine ait olduğu, dava konusu markanın kullanımına izin verildiği beyan edilen ... tarafından düzenlenen fatura tarihinin 08.12.2020 olduğu, incelemeye sunulan her iki firmanın fatura kullanımlarının 25. sınıf kapsamında olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 05/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Koçanlarda yer alan Faturaların üzerinde “...” kaşesi olduğu, iki ayrı koçanda toplamda (107+120) 227 adet ürün satıĢı yapıldığı ve yine toplamda (19.262,52+ 496.242,15) 515.504,67-TL satıĢ tutarı oluştuğu, fatura içeriklerinde yer alan açıklamalarda dava konusu “...” ibareli markaya ilişkin herhangi bir ibareye rastlanmadığı, faturalarda yer alan alıcı (müĢteri) isimlerinin tam olarak okunamadığı, okunan alıcı isimlerinin de genel olarak son tüketici gerçek kiĢilerden olduğu, bu nedenle faturalarla ilgili herhangi bir mutabakat yapılamayacağı, fatura içeriğinde yer alan ürünlerin “...” markalı ürünler olup olmadığının fatura içeriğinden tespit edilmesinin mümkün olmadığı, fatura içeriğindeki ürünlerin “..." markalı ürünlere ait olduğuna dair dosyada ... yazılı delil bulunmadığı, yalnız şirket kaşesinde yer alan “...” ibaresinin markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, bu yönüyle davalı tarafın dava tarihi itibariyle geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde “...” markasını ... Sınıflara dahil mal ve hizmetlerinde ciddi Ģekilde kullandığını ispat edemediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 27/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markasının ... Sınıflar açısından kullanılmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 05/02/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Sayın Davalı vekili tarafından rapora itiraz kapsamında belirtilen Anayasa Mahkemesi kararının, belirtilen nedenlerle, somut davaya etkisinin bulunmadığı tespit, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde... esas sayılı dosya içeriği incelendiğinde; Davanın konusunun Davacı markalarının kullanımının Davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine yönelik olduğu, sunulan raporda ise Davacı kullanımı ile Davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı” Sayın Mahkemeniz nezdinde görülmekte olan davanın ise “markanın kullanılmama nedeniyle iptali” davası olduğu, dolayısıyla, her 2 davanın konusunun birbirinden bağımsız nitelik arz ettiği ve aynı uyuşmazlığa ilişkin olmadığı, bu sebeple her 2 mahkeme kapsamında alınan raporların birbirleri açısından çelişki arz etmeyeceği tespit, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Mali inceleme neticesinde; kök raporumuzdaki kanaatimizin korunduğu; Rakamsal tutarları raporumuzun “değerlendirme” bölümünde arz edildiği üzere “...” kaşe ve fatura üzerindeki unvan anteti ile SMK mevzuatı Md.9 çerçevesinde ve markanın tanınmışlığını sağlama açısından kanunun ruhuna uygun ciddi ve yoğun kullanım koşullarını sağlamadığı, Diğer şirketlere ait sunulan kullanıma ilişkin bilgi ve belgelerin de 2012 ve öncesi dönemlere ait olması, dava dosyası tarihi açısından 5 yıllık süreyi sağlamadığından bir delil hükmü içermeyeceği, tespit, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markasının ... Sınıflar açısından kullanılmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İş bu dava 6769 sayılı SMK hükümleri kapsamında açılmış kullanmamaya dayalı marka iptali talebine ilişkindir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9/1.maddesinde yer alan "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir 2-Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fikra anlamında markayı kullanma kabul edilir: a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. 3-Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği dikkate alındığında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 ile getirilen marka iptaline ilişkin düzenleme ile, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinin AYM'nin iptal kararı ile oluşan boşluğun ne şekilde doldurulması gerektiği üzerinde durulması gerekmektedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 kullanmamaya dayalı marka iptaline ilişkin olup anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Mülga 556 sayılı Marka KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin AYM’nin ... ve ... sayılı, 14.maddesinin ise 14.12.2016 tarih ve 2016/148–189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06.01.2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanak ortadan kalkmış ise de markanın son beş yıllık süre içerisinde kullanılmaması bu tarihten önce TBMM tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06.01.2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22.16.2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiği (Numan Sabit SÖNMEZ,” 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar” İHFM,S.76(1), s.283 vd., erişim: https://dergipark.org.tr/download/article-file/545172), sonuç olarak 6769 sayılı SMK’nın yürürlük tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde kullanmamaya dayalı iptal şartlarının değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/06/2019 T. 2019/1765 E. 2019/4421 K sayılı kararı)
Bilindiği üzere 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesi hükmüne göre;
“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir”
Maddenin gerekçesine göre; Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak, maddede söz konusu olan kullanım, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizcede “genuine use” biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçeye “ciddi veya gerçek kullanım” biçiminde çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibinin, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, AB Marka Tüzüğünün 15 inci ve AB Marka Direktifinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır”.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-a bendi gereğince 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki belirtilen hallerin mevcut olması halinde Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir. Ancak 6769 sayılı Kanun 192/1-a md gereğince bu uygulama, yani idari kararla iptal uygulaması, SMK’nın yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra, yani 10 Ocak 2024 tarihinde başlayacak, SMK’nun geçici 4/1 maddesine göre de bu tarihe kadar markanın kullanmama nedeniyle iptali istemleri mahkemelerce incelenerek, iptal davası yargılaması sonucunda karara bağlanacaktır.
Markanın kullanılması, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin aynı ve benzer mallarından ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi için ticaret alanına konulması, uygulamaya sunulması demektir . Tescil edilen markanın kullanılma zorunluluğunun getirilmesinin amacı, çekici gücü yüksek bir markanın yaratılmasının giderek güçleştiği günümüzde, sahibi tarafından kullanılmayan bir markanın hala bu kişinin tekeli altında bırakılmasının haksızlıklara yol açacağı düşüncesidir . Bu yolla bir anlamda markalar sicilini gereksiz yere işgal eden koruyucu markalarla savaş amaçlanmıştır . Markanın kullanılması, fiili bir durum olup marka sahibinin tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile üçüncü şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasını ifade eder .
İptal sebebi olan “ciddi anlamda kullanma”nın olup olmadığının Bu madde incelenmesinde her olayın özelliklerine göre davadaki tüm veriler dikkate alınmalı ve kullanımın, ilgili markanın tescilli olduğu mal ya da hizmet sektöründe Pazar yapı yaratmaya ya da mevcut pazar payını sürdürmeye yeterli bir kullanım olup olmadığı değerlendirilmeli ve mal ya da hizmetin niteliğine göre, yeterli kullanım miktarının değişebileceği, bazı mallar yönünden az sayıda üretim yeterli olabilecekken bazı mallar yönünden çok daha fazla kullanımın aranabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Markanın ciddi kullanımı, söz konusu markanın, tescil edildiği mal ve hizmetler için Pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliği garanti edecek şekilde kullanılması halinde söz konusu olur. Bunu tespit için piyasanın karakteristik özellikleri, marka ile korunan mal ve hizmetin niteliği, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmaması ile kullanım ölçeği de gözetilmelidir.
Markanın kullanımı süreklilik arz etmelidir. Ancak bu süreklilik hiç ara vermeksizin kullanılma anlamında değildir, marka sahibinin yürüttüğü ticari faaliyetin niteliği, ekonomik koşulların değişmesi gibi sebeplerle kullanmaya ara verilebilir, ancak ara verme hiçbir şekilde 5 yılı aşamaz .
SMK 9. Maddesi anlamında bir kullanımın söz konusu olabilmesi için kullanımın “Türkiye’de” gerçekleşmesi gereklidir. Yurt dışında gerçekleşen kullanım bu madde anlamında kullanım kabul edilmez. Kullanım Markanın tescilli olduğu mal ve /veya hizmetlerde, fiziki olarak mal üzerinde kullanımı şeklinde olabileceği gibi markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da “kullanma” sayılır. Marka hangi sınıf veya sınıflarda tescil edilmişse o sınıf veya sınıflardaki mallar ve hizmetler için kullanılmalıdır. Hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicilde kayıtlı mal veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Markanın tescil edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerlerinin de kullanımı anlamına gelmez. Markanın bir mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanmanın gerçekleştiği mal ve/veya hizmet için markayı ayakta tutmaktadır. Benzer de olsa , kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden hükümsüzlük koşulları oluşmaktadır. Kullanımın “markasal” olması yani kaynak gösterme fonksiyonuna uygun olması gerekir. Markanın markasal olmayan bir şekilde, “işletme adı” olarak kullanılması, markasal bir kullanım değildir .
Somut olaya dönüldüğünde, davalı tarafından savunma dilekçesinde ileri sürülen ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ...esas sayılı dosya içeriği incelendiğinde; davanın konusunun davacı markalarının kullanımının davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine yönelik SMK m.154 kapsamında açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğu, bu haliyle ilgili dava dosyasında yapılacak incelemenin huzurdaki SMK m.9 dayanaklı dava yönünden bağlayıcı bir etkisinin bulunmadığı ve verilecek kararın işbu davayı doğrudan etkilemesinin dahi mümkün bulunmadığı, dosya kapsamında davalı kullanımlarına yönelik yapılan değerlendirmede markanın kullanımının tescil ile koruma kapsamında bulunan(sicilde kayıtlı) mal veya hizmetler için gerçekleştirilmesi gerektiği, ürkiye’de, ciddi biçimde, markanın temel işlevine uygun olarak, tescilli olduğu emtia bakımından, ayırtedici karakteri değiştirilmeden, ihracat amacıyla mal veya ambalaj üzerinde, kesintisiz, marka sahibinin kendisi tarafından veya izni ile kullanılması halinin ciddi kullanım olarak kabulü gerekeceği, dosya kapsamında bilirkişi incelemelerinde davalının dayanak yaptığı faturalarda kullanılan şirket kaşesinde “ ...” ibaresinin yer aldığı tespit edilmiş olup; fatura içeriğinde yer alan ürünlerin “...” markalı ürünler olup olmadığının fatura içeriğinden tespit edilmesinin mümkün olmadığı, fatura içeriğindeki ürünlerin “...” markalı ürünlere ait olduğuna dair dosyada başkaca yazılı delil bulunmadığı, yalnız şirket kaşesinde yer alan “...” ibaresinin markasal kullanım olarak eğerlendirilemeyeceği, davalı tarafın “...” markasına ait herhangi bir üretiminin olduğunu belgeleyecek yeterli delil ve resmi evrak ibraz edemediği, “...” ibareli ürün olarak, sadece bir ceket görselinin bulunduğu ve dosyaya sunulan mağaza, kartvizit görsellerinin hangi tarihe ait olduğunun bilinmediği, kartvizit ve mağaza görselleri incelendiğinde; marka değeri yüksek yerli ve yabancı markalara özellikle yer verildiği, “...” markasının sadece mağaza ismi gibi kullanıldığı, davalı yanın “...” markasına ait son 5 yıl içerisinde markanın canlı kalmasını sağlayacak, bir üretiminin bulunduğunu ispatlayacak ürün ya da delillere sahip olmadığı, davalı savunması doğrultusunda dava dışı ...'e verildiği iddia olunan marka kullanım hakkı yönünden de dosya kapsamında 2019-2021 yılı aralığındaki kaşelerden ayrı olarak fatura içeriklerinde yer alan açıklamalarda dava konusu “...” ibareli markaya ilişkin herhangi bir ibareye rastlanmadığına yönelik mali denetimin bilirkişi rapor içeriğinde mali bilirkişilerce ayrıca yapıldığı, fatura unvan kısmında “...” marka ifadesine yer verildiği ve bununla sınırlı kaldığı fatura muhteviyat ürün adlarında bir kullanım bulunmadığı, bu haliyle bu kullanımın da SMK m.9/3 uyarınca marka sahibinin izni ile kullanılması niteliği ile marka sahibi tarafından kullanım olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kanaati ile TPMK nezdinde davalıya ait... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... sınıflar açısından kullanmama nedeni ile iptaline ve sicilden terkinine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Davanın kabulü ile; TPMK nezdinde davalıya ait ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... sınıflar açısından kullanmama nedeni ile iptaline ve sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80.70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 419,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.419,00 TL ve 172,90 TL harç (peşin+başvuru+vekalet) olmak üzere toplam 9.591,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

¸