WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 4. FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/127
KARAR NO : 2024/181

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2022
KARAR TARİHİ : 15/10/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... markasının bilinir olduğunu, sunduğu hizmetin kalitesi ve sahip olduğu itibar ile üçüncü kişiler nezdinde yüksek bir güvene sahip olduğunu, markanın 25.01.2013 tarihinde ... sayı ile ... Sınıflarda davacı adına tescilli olduğunu, ayrıca tescil aşamasında bulunan ... sayılı marka başvurusunun bulunduğunu, davalının ... markasını adına tescil edildiğinin öğrenildiğini, ... ve ...markaları arasında fonetik olarak ayniyet, yazılış bakımından ise yüksek oranda benzerlik bulunduğunu, davacının ..., ..., ... gibi farklı kelimeler ile bir arada kullanılan markalarının bulunduğunu, davalı markasının davacı markalarının devamı gibi algılanacağını ve davacıya ait olduğunun düşünüleceğini, davalıya ... 39. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davalının ... 6. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile markaların benzer olmadığı yönünde cevap verdiğini, davalının markayı davacıya ait projenin büyüklüğünden ve itibarından yararlanmak için bilerek ve isteyerek kullandığını, davalı markasının davacı markaları ile aynı sınıflarda tescil edildiğini, markalar arasında görsel ve işitsel benzerliğin yanı sıra markaların aynı/benzer hizmetleri kapsadığı hususu dikkate alındığında ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna varılması gerektiğini, ... markasının reklam değeri yüksek bir marka olduğunu, davalının bu marka ve reklam değerini kullanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, tüketicinin davalı projesini ... markasının farklı bir ilçedeki projesi olduğu izlenimine kapıldığını ileri sürerek davalı adına tescil edilmiş ... markasının iptalini ve manevi zararının tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalının 2 ayrı ... markasının bulunduğunu, davacının hangi markanın iptalini talep ettiğini açıklaması gerektiğini, davalının ağırlıklı olarak ... İli ..., ..., ... ve ... lokasyonlarında konut/villa ağırlıklı inşaat faaliyetleri yürüttüğünü, davalıya ait olan ... projesine ... ilçesinde 2021 yılında başlanıldığını, 02.04.2021 tarihinde marka müracaatı yapılarak ...markasının tescil edildiğini, ayrıca ..., ...tescilli markalarının da bulunduğunu, davalı şirketin marka ve projesinin davacı markaları gibi birleşik kullanılmadığını, ...villa projesinin ... ilçesinin “...” olarak anılan bölgesinde yer aldığını, diğer inşaat projelerinde de “...”, “...” gibi ibarelere yer verildiğini, markanın projenin bulunduğu lokasyon sebebiyle tescil edildiğini, davacının lokasyonun ise ... ilçesi olduğunu, bu durumun karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığını, tescilli markada yer alan ... ibaresinin yer bildirdiğini, markada ikincil unsur olduğunu, proje ile ilgili tüm tanıtım evraklarında “...” ibaresinin yer aldığını ve bu durumun olası bir karıştırılma ihtimalinin önüne geçtiğini, ... ile ...markaları arasında ne yazılış ne de söyleniş ne de logo açısından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markanın ...olduğunu, ... ibaresinin alt kısımda yer alarak projenin yerini belirtmek için kullanıldığını, davalının kendi ismi ile piyasada tanındığı ve kendi müşteri kitlesini oluşturduğunu, projelerinin başka şirketlerin çalışmaları ile karıştırılmaması için azami çabayı gösterdiğini, davacı yanın haksız kazanç iddiasının mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 23.02.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Hükümsüzlüğü talep edilen davalının ... ve ... sayılı markaları ile davacının ...ve ... sayılı markalarının ... sınıfta yer alan hizmetler açısından aynı olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen davalının ...ve... sayılı markaları ile davacının ...sayılı markasının ... sınıfta yer alan hizmetler açısından aynı olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen davalının ...ve ... sayılı markaları ile davacının ... sayılı markasının ... Sınıfta yer alan hizmetler açısından “Asansör tamiri ve bakım hizmetleri” hariç- aynı olduğunu, sonuç olarak taraf markalarının aynı hizmetlerde tescilli olduğunu, davacı ...ve ... sayılı markalarının esas unsurunun bir bütün olarak ..., davalı markalarının ise ... sözcükleri olduğunu, davacı ve davalı markaları arasında bütüncül izlenimde düşük düzeyde bir görsel benzerlik bulunduğunu, ... sözcüğünün bilinen en yaygın anlamı, “ ...” olduğunu, ..., ibaresinin ... ve ... sözcüklerinin son ve başlangıç harfleri ortak olacak şekilde bitişik yazılması ile oluşturulduğu, İngilizce bir kelime olan ... sözcüğünün Türkçe’de “Marka” anlamına geldiğini, ve bu anlamı ile markanın ayırt ediciliğine katkısının yüksek olmadığını, davacı “...,” markası ile davalı “... (marka) ...” esas unsurlu markalarının anlamsal açıdan benzer olduğunu, davacı markasının ... şeklinde olduğunu, davalı markasının ise yazıldığı gibi ... olarak telaffuz edileceğini, taraf markalarında Vadi sözcüğünün esas unsur olarak ortak olduğunu, ek olarak davalı markasının, davacı markasında esas unsur olarak yer alan ... sözcüğünü yardımcı unsur olarak içerdiğini, asıl ve yardımcı unsurları aynı olan taraf markalarının işitsel açıdanbenzer olduğunu, sonuç olarak davacı ..., markaları ile davalı ... markalarının görsel açıdan düşük derecede benzer, anlamsal ve işitsel açılardan ise benzer olduğunu, davacıya ait markalar ile davalı markalarının benzer olduğunu ve hükümsüzlüğü talep edilen markaların, davacının tescilli markalarının kapsamında yer alan ... Sınıftaki “Sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri.” ile ... Sınıftaki “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu) deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri ısıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri, giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri, sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. saat tamiri hizmetleri, madencilik, maden çıkarma hizmetleri, ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.”nde tescil edildiğini, davacı markasının ayırt ediciliğinin belirli bir bilinirliğe sahip olması nedeniyle yüksek olduğunu, bu durumda ilgili tüketicinin söz konusu hizmetlerin aynı şirketten ya da ekonomik olarak birbirlerine bağlı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırılma ihtimalini doğuracağını, hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... sayılı ... markaları ile davacı ... ve ... sayılı ... markaları arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali bulunduğunu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna dair görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 10.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “...” olarak algıladığı ... ve ... sayılı ... markaları ile ... ve ... sayılı ... markaları kavramsal benzerlik mevcut olduğunu, gerek ... ve ... sayılıVadistanbul gerek ... ve... sayılı ... markalarının aynı sınıflarda aynı hizmetlerde tescilli bulunması ve uygulamada da inşaat/gayrimenkul projelerinde kullanılmaları, kanaatimizce, ortalama dikkati haiz Türk tüketicileri nezdinde bu markaların birbirleri ile karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimalini doğurmakta olduğunu, hükümsüz kılınması istenilen davalıya ait ... ibareli ... ve... sayılı markaların, davacının dayandığını ... ibareli ... ve... sayılı markalar ile benzer bulunduğunu, aynı sınıflarda aynı hizmetler için tescil ettirildiğini nazarında markaların karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğuna dair görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde, Kök Raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerden dönülmesini gerektiren bir durum saptanmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... sayılı ... markaları ile davacı ... ve ... sayılı ... markalarının arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali bulunduğunu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna dair görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın, davalı adına tescilli ... ve ... tescil numaralı
markaların hükümsüzlüğü ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekiline HMK madde 31 uyarınca hükümsüzlüğünü talep ettiği davalıya ait hangi markanın, hangi numarası olduğunu bildirebilmesi için verilen sürede 30/12/2022 tarihli dilekçe ile eksikliğin giderildiği görülmüştür.
Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan celbedilen davacı ve davalıya ait marka kayıtlarının incelenmesinden, davacının 05.03.2012 başvuru tarih ve ... sayılı ... markasının 35, 36, 37. sınıflarda tescil edildiği ve 05.03.2022 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile yenilendiği, markanın 19.08.2022 tarihinde davacı şirket tarafından dava dışı ...A.Ş.’ne devir edildiği, davacının 11.12.2020 tarih ve ... sayılı ... markasının 1. sınıftan ... sınıfa kadar tüm mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiği, tescilinin 30.06.2022 tarihinde sicile kayıt edildiği ve ... tarih ve ... sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı, Davalı 13.09.2021 tarih ve ... sayılı ... markasının ... Sınıflarda tescil edildiği, tescilinin 03.06.2022 tarihinde sicile kayıt edildiği ve... tarih ve ... sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı, Davalı 13.04.2021 tarih ve ... sayılı ... markasının ... Sınıflarda tescil edildiği, tescilinin 24.11.2021 tarihinde sicile kayıt edildiği ve ... tarih ve ... sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı görülmüştür. Davacının hale hazırda ... sayılı ... markasının hak sahibi olduğu dikkate alındığından huzurdaki davadaki dayanak talepler yönünden davanın esastan incelemesine geçilmiştir.
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme
SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.
Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;
a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,
b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,
c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.
Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.
a.Markalar arası karşılaştırma;
Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .
İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.
Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.
Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .
İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.
Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.
SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.
Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.
Yargıtay 11. HD.... E., ... K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı markası ... şeklinde, davalı markası ise yazıldığı gibi ... olarak telaffuz edilmektedir. Taraf markalarında ... sözcüğünün esas unsur olarak ortak olması ve ek olarak davalı markasının, davacı markasında esas unsur olarak yer alan ... sözcüğünü yardımcı unsur olarak içermesi nedeniyle asıl ve yardımcı unsurları aynı olan taraf markalarının işitsel açıdan benzer olduğu anlaşılmıştır. ... sözcüğünün bilinen en yaygın anlamı, “ ...”tir. Davacı markasındaki ... ibaresi, ... ve ... sözcüklerinin son ve başlangıç harfleri ortak olacak şekilde bitişik yazılması ile oluşturulmuştur. ... sözcüğü İngilizce bir kelime olup, Türkçe’de “Marka” anlamına gelmektedir. Bu anlamı ile ... sözcüğünün markanın ayırt ediciliğine katkısının yüksek olmadığı, davacı “...” markası ile davalı “... (MARKA) ...” esas unsurlu markalarının anlamsal açıdan benzer olduğu, “...” olarak algılanan “...” markaları ile dava konusu “...” markaları, düz yazı olarak yan yan konulup bakıldığında, harf/ses benzeşimi içeren kısımlar dikkate alınarak tüketicinin söz konusu hizmetlerin aynı şirketten ya da ekonomik olarak birbirlerine bağlı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma
Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur . Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir . Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.
Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;
a. Piyasanın anlayışı,
b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,
c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,
d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,
e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,
f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.
Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .
Davalının hükümsüz kılınması talep edilen ... ve ... sayılı markaları ile davacının dayandığı ... ve ... sayılı markalar aynı hizmet sınıϐlarında aynı hizmetler için tescillidir. Davalıya ait “... ”olan markasının davacıya ait ... sayılı "..." markası ile... Sınıflarda çakışmakta olduğu, .... sınıfta yer alan tüm hizmetler açısından, hükümsüzlüğü talep edilen davalının ... ve ... sayılı markaları ile davacının ... ve ... sayılı markalarının hizmetleri aynı, ... sınıfta yer alan tüm hizmetler açısından hükümsüzlüğü talep edilen davalının ... ve ... sayılı markaları ile davacının ... sayılı markasının hizmetleri yönünden aynı olduğu, nihayetinde taraf markalarının aynı hizmetlerde tescilli olduğu sabittir.
Tüm dosya kapsamına göre hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... sayılı ... markaları ile davacı ... ve ... sayılı ... markaları arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali bulunduğu ve SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaati ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Dava dilekçesinde ayrıca SMK'nın 149/1-ç maddesi ile TBK'nın 58. maddesine göre manevi tazminat talep edilmiştir. Dava dilekçesinde manevi tazminat talebine ilişkin HMK m.119/1-ğ ve d maddeleri uyarınca malvarlığına ilişkin davalar dava konusunun değerini ve hükmedilmesini istediği açık talep sonucu bildirilmesi için verilen sürede eksiklik giderilmiştir.
Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, manevi zararının tazminini talep etme hakkına sahiptir. ( SMK.nun 149/1.ç ve 150.maddeleri) Bu istemin, genel hükümler arasında yer alan 6098 sayılı TBK’nın 58 (818 sayılı BK m. 49) ve 6102 sayılı TTK’nın 56/1-e (6762 sayılı TTK m. 58/1-e) maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, marka hakkı tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişinin, piyasada oluşturduğu kalite algısı, yarattığı güven ve imajda meydana gelebilecek tahribat gibi hususlar dikkate alınarak bir manevi zararın meydana geldiği kabul edilebilir. Manevi tazminat rakamının belirlenmesi hakimin takdir yetkisindedir. Ancak bu yetki kullanılırken olayın oluş şekli, ele geçen taklit ürün miktarı, ihlal süresi, sayısı, tarafların ekonomik ve sosyal konum ve durumları dikkate alınmalıdır. (Uğur Çolak. Türk Marka Hukuku 4.Baskı. S.813-815)
Yine, 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu taktir hakkını MK'nun 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır.
Davalı tüzel kişi tacir olup, basiretli şekilde hareket etmek ve ticari işlerinde daha dikkatli ve özenli davranmak durumundadır. Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi manevi tazminata karar verilmesi için kusurlu olma hali yeterli görülmüştür. TBK'nun 58. maddesi hükmüne göre, hakim kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görene manevi zarar adı altında verilebilecek tazminatı adalete uygun olarak belirlemelidir. Tazminatın sınırı, onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Diğer bir deyişle, takdir edilecek tazminat miktarı mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava dilekçesinde dava konusu davalı markalarının kullanıldığına ilişkin görseller sunulmuş olup, bilirkişilerce 10/05/2024 tarihli rapor içeriğinde görseller incelenmiş; davalının bu eyleminin SMK'nın 29. maddesinin ilk fıkrasının (c) bendinde sayılan marka hakkına tecavüz fiillerinden biri olduğu, aynı zamanda da haksız rekabet teşkil ettiği, davacının tespit hükmü talep etmeden tazminat şekliyle eda hükmü talep etmesinde bir engel bulunmadığı, SMK'nın 149 ve TTK'nın 56 ve TBK'nın 58. maddelerindeki manevi tazminat şartlarının oluştuğu kanaati ile somut olayın özelliklerine göre tarafların faaliyet alanının büyüklüğü, ticaret hacimleri, haksız eylemlerin müşteri portföyüne etkisi davalının ... markalarının kullanım alanı dikkate alınarak ortalama dikkati haiz tüketicilerin karıştırma/ilişkilendirme ihtimali de dikkate alınarak manevi tazminat takdiri yoluna gidilerek davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
TPMK nezdinde davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı ... ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
100.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca peşin harç ve tamamlama olarak yatırılan 17.158,20 TL'den alınması gereken 6.831,00 TL karar harcının mahsubu ile kalan 10.327,20-TL bakiye karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/2 uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.500,00TL bilirkişi ücreti, 250.00 TL posta gideri ve 17.238,90 TL (peşin+başvuru+tamamlama) olmak üzere toplam 20.988,90-TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 11.543,90 TL olmak üzere yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 9.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 100,00-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap olunan 4.095,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin ve yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/10/2024

Katip
¸

Hakim
¸