T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/123
KARAR NO : 2024/18
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 20/07/2022
KARAR TARİHİ : 06/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan davada yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 4 Mart 2022 tarihinde tescil edilmiş ..., şahıs şirketiyle danışanlarına profesyonel olarak, İnternet ve sosyal medya üzerinden geniş bir çevreye tasarımı ve içeriği tamamen kendisine ait olan WEB sitesi ve sosyal medya hesabı üzerinden reiki, tarot ve astroloji hizmeti sunmakta olduğunu, (Sahibi olduğum ... adresine, @... twitter ve instagram hesaplarıma ait internet kayıtları ekte sunulmuş olduğunu, sunduğu bu hizmet, gerekli tesciller ile kurulmuş ve 04.03.2022 tarihinde tescil edilmiş şirketiyle yasal vergilendirilmeye tabii olduğunu, (Ödenmiş vergilerin makbuzları ekte sunulmuş olduğunu, Davalı kişi ise davacıya ait olan İnternet sitesi ve sosyal medya hesapları, şahsına ait hesaplarımın dizaynlarını ve yazılarını gözle görülür bir biçimde bire bir iltibas ederek, halk tarafından karıştırılma ihtimaliyle haksız kazanç elde etmekte olduğunu, davalı yaptığı bu iltibası davacı tarafından aldığına dair bir ibareyle de belirtmediğinden, halk tarafından karıştırılma ihtimali fazlaca artmakta olduğunu, bu sebeplerle davalı telif haklarına bir saldırıda bulunup, ticari hayatına ve ticari kazancıma yaptığı haksız fiil neticesiyle zarar vermekte olduğunu, (Davalı tarafın sahip olduğu ve haksız fiil teşkil eden internet sitesi ... adresine, @... twitter ve instagram hesaplarına ait internet kayıtları ekte sunulmuş olduğunu, Davalı, davacının markasını, ticaret unvanını ve fikir ve sanat eserlerimi iltibas ederek görsel, biçimsel, çağrışım, genel görünüm ölçütleri ve diğer tüm hakkaniyet sebepli ölçüler gereğince aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer kılarak haksız kazanç elde etmekte olduğunu, bu benzerliğin ise halk tarafından karıştırılma ihtimali sabit olduğunu, 6102 sayılı Ticaret Kanununun haksız rekabet, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun haksız fiil hükümleri gereğince fikir ve sanat eserleri sahipliğinden kaynaklanan haklarıma gösterilen tecavüzün kaldırılması, önlenmesi tecavüzün tespitiyle beraber doğmuş zararın tazminatın talep edilme gereği duyulmuş olduğunu, yapılacak yargılama sonucunda davalının, marka ve ticaret unvanıma tecavüz ederek kullanmakta olduğu marka ve ticaret unvanına teminat verilmeksizin tedbir kararı verilmesine ve bu tedbir kararıyla; davalının, davacıya ait marka, ticaret unvanı ve fikir ve sanat eserlerimden doğan haklarıma tecavüz teşkil eden fiillerinin gerekirse bilirkişiyle belirlenerek, verecek kararla tespit edilip durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şahsi emeğime ve fikri mülkiyetime yapılan haksız fiil sebebiyle davalı tarafın ticari hayatına zarar vermesi ve haksız rekabetle kazanç sağlaması sebebiyle oluşan zararının, şimdilik 10.000 TL maddi tazminat olarak, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile maddi tazminat olarak son haliyle tarafına tahsil edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tarafıma yapılan haksız fiil sebebiyle yaşadığı mağduriyet ve haksızlık gereğince, 5.000 TL manevi tazminat talebimin davalıdan tarafına tahsil edilmesine karar verimesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 30/05/2022 tarihinde ... - ... Unvanı ile ...Vergi Dairesi ... ... olarak ticari faaliyetine başlanmış olduğunu, ticari faaliyetine sosyal medya platformunda instagram @...: ... ve web sitesi ... adreslerinde faaliyet göstermekte olduğunu, bahsi geçen ... şahıs firmasına ait ... markasının ismi, sosyal medya platformları ve web adresinin şekli ve içerik bakımından davalıya ait web sitesi, davacı tarafın iddia ettiği şekilde davacının sosyal medya hesapları ile benzerliği bulunmadığını, davalıya ait marka ise ... sınıflarda olduğunu, Davacı markası ile davalı marka arasında gerek isim, gerek şekil gerekse iştigal alanı farklılıkları bulunması nedeniyle tüketiciler açısından bir karışıklık söz konusu olmadığı gibi davacı tarafın iddia ettiği ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanım arasında belirgin farklılıklar olduğu görüleceğini, ... markasının Tescili için Türk Patent Kurumuna 04/07/2022 tarihinde... numarası başvurulmuş ve bu süre zarfı içerisinde de herhangi bir şahıs veya şirket tarafından itirazda bulunulmadığını, Patenti davalıya ait olan markanın sosyal medya ve internet ortamındaki tüm paylaşım hakları tarafıma ait olup marka patent hakkı ile sabit olduğunu, aynı ticari faaliyet ile iştigal eden firmaların iş ile ilgili teknik terim betimlemelerinin ve anonim terimlerin ortak kullanılması içerik kopyalandığı manası taşımamakta olduğunu, (Örneğin Bir tarot kağıt destesindeki tüm kartlar tüm firmalar tarafından odak kullanılır ve açılım temaları benzerlik gösterir olduğunu) Teknik betimlerin ve anonim tabirlerin kişilere ve kurumlara tahsisi söz konusu olamayacağını, davalının davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ve onun itibarına ve ayırt ediciliğine zarar verme durumu söz konusu olmadığını, dolayısı ile de davacı tarafın asılsız iddialarla ve kötü niyetli açtığı davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 28/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 12.03.2022 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “..., ...” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen “@...” isimli Instagram sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak, web sitesi adresinin “...” olarak belirtildiği, ayrıca hesabın “Hakkında” detaylarına bakıldığında hesap oluşturma tarihinin “Aralık 2020” olduğu, paylaşımların genel olarak “..., ... ve ...” konulara ait olduğu, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen “@...” Twitter sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde; hesap adının “...” olarak, web sitesi adresinin “...” olarak belirtildiği, ayrıca hesabın detaylarına bakıldığında hesap oluşturma tarihinin “Aralık 2020” olduğu, paylaşımların genel olarak “..., ... ve ...” konulara ait olduğu, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 10.06.2022 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “..., ..., ...” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen “@...” isimli Instagram sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “../” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak, web sitesi adresinin “...” olarak belirtildiği, ayrıca hesabın “Hakkında” detaylarına bakıldığında hesap oluşturma tarihinin “Haziran 2021” olduğu, paylaşımların genel olarak “..., ... vb.” konulara ait olduğu, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen “...” Twitter sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde; hesap adının “..." olarak, web sitesi adresinin “...” olarak belirtildiği, ayrıca hesabın detaylarına bakıldığında hesap oluşturma tarihinin “Haziran 2021” olduğu, paylaşımların genel olarak “..., ... vb.” konulara ait olduğu, Rapor içerisinde yapılan açıklamalar uyarınca davacının ticaret unvanına, markasına veya Fikir ve Sanat Eserleri Kanun’undan doğan haklara herhangi bir tecavüzün tespit edilemediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın koruma istenen ürünün eser niteliği bulunup bulunmadığı, FSEK kapsamında koruma görüp göremeyeceği, m. 68 uyarınca tazminat ve haksız rekabetin oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Cevap dilekçesi ekinde yetki itirazı bulunduğu, davacı işbu davada eser sahipliğine dayalı olarak FSEK 66/son maddesi gereğince eser sahibi olarak ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabileceğinden, somut uyuşmazlıkta eylemin aynı zamanda haksız fiil oluşturması nedeni ile HMK'nın 16. maddesi uyarınca zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğundan yetki itirazının reddine karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.
Dava dilekçesinin incelenmesinde davacı tarafça davalı kullanımlarının hem marka hakkına tecavüz hem Fsek'ten kaynaklanan hakların ihlali hem de haksız rekabet iddialarına dayalı taleplerde bulunulduğu anlaşılmakla davacı yana HMK m.31 kapsamında 5846 sayılı FSEK bağlamında hangi haklarının ihlal edildiğini, tazminat taleplerini SMK'ya göre mi yoksa FSEK hükümlerine göre mi talep ettiği hususunda açıklamalarda bulunması için süre verilmiş; davacı davasını FSEK kapsamında hak sahipliği iddiasına dayandırmış, dava dilekçesinde şahsına ait hesaplarımın dizaynlarını ve yazılarını gözle görülür bir biçimde bire bir iltibas ederek, halk tarafından karıştırılma ihtimaliyle haksız kazanç elde etmekte olduğunu iddia ederek fikir ve sanat eserlerinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulup önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Eser Vasfının Değerlendirilmesi
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
Tekinalp'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte *anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün “eser” niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan İlki, fikir ve sanat ürününün “ sahibinin hususiyetini taşıması”, ikincisi ise “ kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine “sübjektif unsur” veya “esasa ilişkin şart', ikincisine ise “objektif unsur” veya “şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi bu ürünün onu meydana getiren kişinin “hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer (HİRCSH, E. E. (1948). Fikrî ve Sinaî Haklar. Ankara Basımevı. 1948, s.130; ARSLANLI, H. (1954). Fikri Hukuk Dersleri II, s.13. ) Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK’te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK’te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır. (ERDİL, E., (2009), Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Şerhi (3. bs.), İstanbul: Vedat Kitapçılık, s.21.) FSEK’te sayılan eser çeşitleri; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işlenme ve derlemelerdir.
Davacıya ait Türkpatent’e tescil edilmiş herhangi bir markasının bulunmadığı, HMK m.31 kapsamında sunulan dilekçe ile de ayrıca marka hakkına dayanılmadığı açıktır. FSEK m. 2/1 uyarınca “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler” ilim ve edebiyat eseridir. Ancak yazılı olan her fikri ürün “eser” niteliğinde olmayıp FSEK m. 1/B-a uyarınca sahibinin hususiyetini taşıyan yazı ile ifade olunan fikir ürünleri “eser” niteliğinde olup FSEK’in sağladığı korumadan yararlanabilirler. Her iki tarafın hesaplarında yer alan merak eden ya da ilgi duyan konusu tarot, reiki gibi konular olan internet sayfalarında herkes tarafında sorulan sorulara yer verilmesi ve açıklanması, tarot kartlarının görsellerine yer verilmesi işaretlenen ifadelerin ve yazıların Yargıtay kararlarında belirtilen hususiyet şartlarını taşımadığı yaratıcı bir fikri çabayı gerektirmediği, herkes tarafından meydana getirilebilecek ve benzer sitelerde kullanılan ifadeler ve tarzlar olduğu, bu sebeple de davacı tarafından sunulan CD’de işaretlenen yazıların eser niteliği taşımadığı; bunun dışında bilirkişilerce incelenen sosyal medya hesaplarında müşterilerde karıştırılmaya sebebiyet verecek herhangi bir hususun tespit edilemediği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın tümden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı asilin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!