WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

İSTANBUL 4.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/405
KARAR NO : 2024/103

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/11/2021
KARAR TARİHİ : 14/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 23.02.2015 yılında ...’da kurulan, kurulduğu günden bu yana kullandığı ‘’...’’ markaları ile gübre üreticisi olan firmaların ihtiyaç duyduğu teknik maddelerin üretim ve satışı ile piyasada yer aldığını ve yıllar içerisinde sektörde tanınan güçlü firmalardan biri haline geldiğini, Fikri mülkiyet haklarının korunmasına da büyük önem veren müvekkilinin, ‘’... ‘’ markalarını ilk olarak ... tarihinde ve ... sayısı ile ... ve ...sınıfları kapsayacak şekilde TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin yine TÜRKPATENT nesdinde ... Sınıfta yer alan malları kapsayan ..., ..., ... ve ... marka tescillerine de haiz olduğunu, Müvekkilinin ‘’... ‘’ markalarını kullanarak uzun yıllardır yoğun ve aktif şekilde üretim ve satış faaliyetlerini yürüttüğünü, Türkiye’de tarım sektöründe ‘’... ‘’ markasını maruf ve tanınmış hale getirdiğini, 6769 sayılı SMK m.9 uyarınca dava konusu markaların kullanılmama sebebiyle iptal edilmesi gerektiğini, öncelikle iptali ve sicilden terkini istenen markaların sahibi davalı tarafından müvekkiline karşı, müvekkilinin hem marka hem de tasarım tescillerine konu olan markaların ve ambalajların üzerindeki kullanımlarının tescilli marka ve tasarımlara karşı bir hükümsüzlük talebi olmaksızın marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürülerek dava açıldığını, ilgili davanın ... 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde... Esas sayılı dosya ile görüldüğünü, Müvekkilinin tamamen özgün biçimde yarattığı ve gerçek hak sahibi olduğu aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet iddia edilen marka ve ambalaj tasarımlarının tescillerine uzun yıllardır sahip olduğunu ve bu tescillerini hukuka uygun olarak tescil kapsamında yer alan ürün ve hizmetleri 5 yıldan uzun süredir yoğun şekilde kullandığını, Davalının haksız davasına dayanak olarak gösterdiği ... tescil tarihli ... sayılı ve... tescil tarihli ... sayılı markaları üzerinde tescil tarihlerinden itibaren 5 yıllık süre çerçevesinde SMK madde 9 kapsamında aranan Türkiye’de ciddi ve markasal kullanımının olmadığının tespit edildiğini, bu doğrultuda kullanılmama sebebiyle iptalini talep etmekte hukuki menfaatlerinin olup, huzurdaki davayı açma gerekliliği doğduğunu, Davalıya ait TÜRKPATENT nezdindeki tescilli ... sayılı ve...sayılı marka tescillerinin işbu dava sonunda verilecek esas hükmün kesinleştiği tarihe kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, markaların SMK madde 9 uyarınca kullanılmama sebebiyle iptallerini ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkin ettirilmesini, masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili firmanın ve markalarının yaratıcısı ve dolayısıyla bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, sadece 5 yıl değil çok uzun süredir parmak izi olarak da anılan şekil markalarını ... ambalajlarında, tanıtım broşürlerinde, reklamlarda ve benzeri araçlarda kullandığını, Müvekkilini ...’nın gübre sektöründe ‘’...’’ olarak anıldığını, parmak izi markaları olarak da anıldığını, markalarının çeşitli ... ambalajlarında çok uzun bir süredir kullandığını, Müvekkillinin davaya konu parmak izi markalarının yaratıcısı olduğunu ve bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Avrupa Birliği için gerçekleştirmiş olduğu tescilin 1997’ye dayandığını, dava dilekçesindeki iddiaların aksine parmak izi markalarını tarım sektöründe maruf ve tanınmış hale getirenin davacı değil müvekkilinin olduğunu, Davacı tarafın işbu davayı açma sebebinin müvekkiline ait parmak izi markalarını taklit etmesi sebebiyle aleyhinde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet konulu dava açılmış olması olduğunu, anılan davanın ... 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayısıyla görüldüğünü, anılan dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davacının eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit edildiğini, Müvekkiline ait parmak izi markasını Birleşik Krallık’taki tescilinin de Avrupa Birliği tescili gibi 1997 başvuru tarihli olduğunu ve halen geçerli olduğunu, ... ambalajlarında parmak izini taşımayan bir ambalaj ile tanıtım veya satışın yapıldığı bir dönemin bulunmadığını, müvekkilinin uluslararası faaliyetlerinin Türkiye’yi de kapsadığını, ...’nın ülkemizdeki distribütörleri sektörün bilinen firmalarının... Aş. olduğunu, SMK md.9 gereğince markanın ‘’marka sahibinin izni ile kullanılması’’ marka sahibi tarafından kullanım olarak sayıldığını, bu firmaların ve çeşitli gübre bayilerinin gerçekleştirmiş olduğu tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetlerinin ‘’marka sahibi tarafından kullanım’’ a eşit olduğunu, Müvekkilinin üzerinde gerçek hak sahibi olduğu ... sayılı şekil markasını ve ... sayılı şekil markasını kapsadığı ürün grupları bakımından dava tarihinden geriye doğru beş yılı da kapsar şekilde en başından bugüne dek SMK’da aranan şartlara uygun şekilde kullanmakta olduğunun tespitini ve davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememize sunulan 04/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı firmanın Türkiye’de distribütörler aracılığı ile satış yaptığını, 2012 yılından bu yana faturaların kesilmiş olduğunı, satışı yapılan ürünlerin ambalajları üzerlerinden dava konusu parmak izi markasının aktif olarak kullanıldığını ,Davacının açmış olduğu davaya konu dayanak madde SMK. Md 9 kullanmama define yönelik iddiaları değerlendirmemiz neticesinde, DAVALININ MARKAYI KULLANMAMA İDDİALARI YERİNDE OLMADIĞInı, gerek Türkiye’de gerekse Uluslararası boyutta davalının marka tesciline uygun kullanımları söz konusu olup, şekil markanın güçlü markalar olduğunu, markayı ve tasarım başvurusunu ilk gerçekleştiren, ticari faaliyetler, reklamlar, web siteler kesilen faturalar vs. değerlendirildiğinde markayı tanıtan tarafın davalı yan olduğununu, aynı emtia ve sınıfta yer alan (...sınıf) davacının parmak izi figürlü markasıyla kıyaslanması neticesinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verebileceğini, Davaya konu olan ürünlerin tüketicileri çoğunlukla tarımsal üretim yapan köylü kesimi olmakla birlikte evinde ve bahçesinde hobi olarak bitki veya sebze yetiştiren kişiler de bu ürünlerin tüketicisi durumunda olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verebileceği kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı ... şirketinin dava dosyasındaki faturalara göre ... 468.185,20 Euro satış yaptığını, davaya konu ürün gruplarının, her türlü tarımsal faaliyette bulunan çiftçiler, fidan yetiştiren yetiştiriciler, evinde ve bahçesinde hobi amaçlı bitki,sebze ve çiçek yetiştiren kişiler tarafından kullanılmakta olduğunu ve bu ürünlerin tüketicisi konumunda oldukları, Sınai Mülkiyet Kanunu m. 9 kapsamında “ciddi biçimde kullanılma” şartının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında ele alınması gerekli olan tarih aralığının 29.11.2021-29.11.2016 olduğunu, Davalı’nın esas alınan süre içerisindeki tescilli markalarını kullanımının, hitap ettiği orta düzeyde tüketici nezdinde markayı taşıyan mal ve/veya hizmetin kimden kaynaklandığı algısını değiştirmeyecek türden; diğer bir ifadeyle markanın asli ve ayırt edici unsurunun, farklı renk veya boyutta ya da önemsiz eklemelerle, şekillerle ya da önemsiz eksikliklerle birlikte kullanılması kapsamında “markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması” olarak kabul edilebileceğini, Distribütörlük sözleşmesinin varlığı konusunda Rapor’da da geçtiği üzere dosya kapsamındaki veriler yeterli olup; SMK m. 9/3 açısından herhangi bir yazılı sözleşme veya yine bu kapsamda bir lisans sözleşmesinin varlığının aramadığını; Markanın kullanmama sebebiyle iptali talep edilen hallerde, ciddi şekilde kullanımın olup olmadığı konusunda ispatın kim tarafından yapılması gerektiğinin SMK’da düzenlenmemiş olduğu; ancak SMK m. 25/7 ve SMK m. 19/2 hükümlerinin burada da kıyasen uygulanması gerektiği ve marka sahibinin kullanımı ispatlaması gerektiğini; Dosya kapsamında uyuşmazlık açısından dikkate alınması gereken 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasını kapsayan 5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre 24 dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan ditribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve diğer deliller incelenmiş olup; bu delillerin tek başına “ciddi kullanım” olarak kabule yeterli olmadığı; ancak 29.11.2021-29.11.2016 tarih aralığına ilişkin sunulan faturalarla desteklenmesi ile SMK m. 9 kapsamında “ciddi kullanıma” dair kanaate esas alınabileceği; “Ciddi kullanım” delili olarak sunulmuş olan faturaların defterlerle uyumlu olup olmadığı, fotokopilerin koçanlarında asıllarının bulunup bulunmadığının kontrolünün önemli olduğu, bu gibi delillerin güvenirliğinin detaylı olarak araştırılmasının gerektiğini, işbu dosya kapsamında sunulan ilgili tarih aralığına ait faturaların ispat vasıtası olarak değerlendirilebilmesi için belirtmiş olduğumuz hukuki güvenilirliğin sağlanması açısından daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İş bu dava davalı adına TPMK nezdinde ... sayılı ve ...sayılı marka tescillerinin kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkine istemine ilişkindir.
Kullanmama sebebi ile iptal davalarında ispat külfeti davalı tarafta olup dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatı gerekir.
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun "Markanın kullanılması" başlıklı 9. maddesinde; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması yada Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması durumlarının markayı kullanma olarak kabul edileceği, Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 26. Maddesinde; 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması halinde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verileceği, İlgili kişilerin, Kurumdan markanın iptalini isteyebilecekleri, Marka iptal taleplerinin, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürüleceği, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal taleplerinin reddedileceği, İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımın dikkate alınmayacağı, İptal hâllerinin, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verileceği, Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemeyeceği, İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edileceği, İptal taleplerinin, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edileceği. Marka sahibinin bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunacağı, Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurumun bir aya kadar ek süre vereceği, Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebileceği, Kurumun, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını vereceği düzenlenmiştir.
SMK'nın 9. maddesi gereğince davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu bu nedenle hukuki yarar olmadığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca, yargılama konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kullanıldığını ispat yükü davalıdadır.
Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi yasa gereği olan davalının, kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir biçimde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı, markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir hizmet sınıf için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Bu yargılamada bir markanın bir ürün veya hizmet için kullanımı diğer bir ürün ve hizmet için kullanım sayılamaz. (İstanbul BAM 44.HD 2020/1545 Esas, 2023/215 Karar) Markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir.(İstanbul BAM 44.HD 2020/1545 Esas, 2023/215 Karar)
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesi hükmüne göre;
“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir”
Maddenin gerekçesine göre; Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak, maddede söz konusu olan kullanım, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizcede “genuine use” biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçeye “ciddi veya gerçek kullanım” biçiminde çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibinin, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, AB Marka Tüzüğünün 15 inci ve AB Marka Direktifinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır”.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-a bendi gereğince 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki belirtilen hallerin mevcut olması halinde Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir. Ancak 6769 sayılı Kanun 192/1-a md gereğince bu uygulama, yani idari kararla iptal uygulaması, SMK’nın yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra, yani 10 Ocak 2024 tarihinde başlayacak, SMK’nun geçici 4/1 maddesine göre de bu tarihe kadar markanın kullanmama nedeniyle iptali istemleri mahkemelerce incelenerek, iptal davası yargılaması sonucunda karara bağlanacaktır.
Markanın kullanılması, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin aynı ve benzer mallarından ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi için ticaret alanına konulması, uygulamaya sunulması demektir . Tescil edilen markanın kullanılma zorunluluğunun getirilmesinin amacı, çekici gücü yüksek bir markanın yaratılmasının giderek güçleştiği günümüzde, sahibi tarafından kullanılmayan bir markanın hala bu kişinin tekeli altında bırakılmasının haksızlıklara yol açacağı düşüncesidir . Bu yolla bir anlamda markalar sicilini gereksiz yere işgal eden koruyucu markalarla savaş amaçlanmıştır . Markanın kullanılması, fiili bir durum olup marka sahibinin tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile üçüncü şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasını ifade eder .
İptal sebebi olan “ciddi anlamda kullanma”nın olup olmadığının Bu madde incelenmesinde her olayın özelliklerine göre davadaki tüm veriler dikkate alınmalı ve kullanımın, ilgili markanın tescilli olduğu mal ya da hizmet sektöründe Pazar yapı yaratmaya ya da mevcut pazar payını sürdürmeye yeterli bir kullanım olup olmadığı değerlendirilmeli ve mal ya da hizmetin niteliğine göre, yeterli kullanım miktarının değişebileceği, bazı mallar yönünden az sayıda üretim yeterli olabilecekken bazı mallar yönünden çok daha fazla kullanımın aranabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Markanın ciddi kullanımı, söz konusu markanın, tescil edildiği mal ve hizmetler için Pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliği garanti edecek şekilde kullanılması halinde söz konusu olur. Bunu tespit için piyasanın karakteristik özellikleri, marka ile korunan mal ve hizmetin niteliği, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmaması ile kullanım ölçeği de gözetilmelidir.
Markanın kullanımı süreklilik arz etmelidir. Ancak bu süreklilik hiç ara vermeksizin kullanılma anlamında değildir, marka sahibinin yürüttüğü ticari faaliyetin niteliği, ekonomik koşulların değişmesi gibi sebeplerle kullanmaya ara verilebilir, ancak ara verme hiçbir şekilde 5 yılı aşamaz.
Somut olaya dönüldüğünde; davacının "...+şekil" markalarını ilk olarak 30.03.2016 tarihinde ve ... sayısı ile ...sınıfları kapsayacak şekilde TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin yine TÜRKPATENT nesdinde ... Sınıfta yer alan malları kapsayan ..., ..., ... ve ... marka tescillerine de haiz olduğu; davalının TÜRKPATENT nezdindeki tescilli ... sayılı ve ... sayılı marka tescillerinin olduğu anlaşılmaktadır. Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde adında tescilli ... Başvuru Numarasıyla, ... Tescil Numarası ile tescilli (... Sınıf) 17.12.2012 tarihi itibariyle yenilemesi yapılarak koruma altında bulunan parmak izi şekil markası bulunmaktadır. Yine davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde adına tescilli...Başvuru Numarasıyla, ... Tescil Numarası ile tescilli (... Sınıf) 21.03.2017 tarihi itibariyle yenilemesi yapılarak koruma altında bulunan aşağıdaki parmak izi şekil markası bulunmaktadır.
İş bu dosyamız davalısı olan ... tarafından davacıya yönelik marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet konulu dava açılmış olması olduğu, anılan davanın ... 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... E.sayısıyla görüldüğü ve ilgilinin dava dosyasında mahkememiz davasının sonucunu bekletici mesele yapıldığı, ve yine ilgili dava dosyasında alınan kök ve ek raporların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının, davalıya ait 16.04.2004 tescil tarihli ... sayılı ve 23.08.2013 tescil tarihli ... sayılı markaları üzerinde tescil tarihlerinden itibaren 5 yıllık süre çerçevesinde SMK madde 9 kapsamında aranan Türkiye’de ciddi ve markasal kullanımının olmadığına yönelik iddiasına karşı, davalı yan davalı şirketin ... uluslararası firma olduğu, Türkiye’deki satışları Türkiye distribütörleri aracılığıyla yapıldığına yönelik savunmasının bulunduğu dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Rapor kapsamında yapılan mali inceleme sonucunda da Davalı’nın Türkiye’de ... vasıtası ile satış yaptığı, diğer distribütör olan ... A.Ş. ile ilgili dava dosyasında faturalara rastlanmadığı, 07.12.2016-01.07.2021 tarihleri arasında TÜRKİYE’ ye 468.185,20 Euro ürün satışı yaptığı tespit edilmiştir. Distribütörlük sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi bir sözleşme olmaması da gözetilerek, dosya kapsamındaki bilirkişi rapor içeriklerine göre ... A.Ş. ve ... ile SMK m. 9/3 açısından değerlendirilmeye alınması gereken bir hukuki ilişkinin varlığına mahkememizce kanaat getirilmiştir.
Bu husus mahkememizde alınan iki kök rapor ve ... 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı tecavüz davasında; ilgili davada davalı konumunda olan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiası karşısında SMK m.9 yönünde de inceleme yapılarak, davalı ... firmasının dava konusu markaları Türkiye ciddi anlamda kullanıp kullanmadığına yönelik inceleme ayrıca yapılmıştır. Dosya kapsamında uyuşmazlık açısından dikkate alınması gereken 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasını kapsayan 5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan ditribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve diğer deliller incelenmiş olup; Mali inceleme sonucunda Davalı’nın Türkiye’ye 29.11.2016-29.11.2021 tarih aralığında 468.185,20 Euro ürün satışı yaptığı, dava dosyasındaki belgelere göre mali açıdan tespit Edildiği, Rapor kapsamındaki sektörel inceleme neticesinde davalının 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasındaki 468.185,20 Euro ürün satışının “ciddi kullanım” olarak kabul edileceği, SMK m. 9/3 açısından herhangi bir yazılı sözleşme veya yine bu kapsamda bir lisans sözleşmesinin varlığının aramadığı; distribütör şirketlerin ülkede ilgili alanlardaki ticaret hacmi, faturaların markanın distribütörü olan ... A.Ş. Ve ... A.Ş. firmalarına düzenlendiği ve bu firmaların internet ve sosyal medya ortamında faturalara konu ürünlerin reklam ve tanıtımını yaptığı, ... A.Ş.’ nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında ... markalı ürünlerin Damlama Sulama ve saf Gübreler grubunda tanıtımına ilişkin görsellerin olduğu, 29.03.2014 tarih ve 28956 sayılı Resmi gazetede yayımlanan “Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi” yönetmeliği gereği Piyasaya arz edilen kimyevi gübreler için Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nden ... markalı ürünlerin Tescillerinin yapıldığı; 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasını kapsayan 5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan ditribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve ... 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı tecavüz davasında alınan kök ve ek rapor içeriklerinin dosyamız kapsamındaki inceleme ile paralellik arz ettiği, her ne kadar son heyet rapor içeriğinde faturaların güvenirliğine yönelik kanaat açıklanmış ise de bu hususun mahkemece takdir edileceği, bilirkişi raporlarının takdiri delil niteliğinde olduğu, 468.185,20 Euro ürün satışına yönelik ülkede gübre sektöründe önde gelen şirketlerin internet sitelerinde davalı şirketin tescilli markasının kullanım alanındaki ürünlerin halen varlığı, bir kısım ürünlerin Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nde tescilli oluşu, ilgili faturaların içeriğinin dava konusu olmaması, davalının marka kullanımına yönelik ispat yükünü yerine getirirken savunmasını tek başına fatura içeriklerine dayandırmaması nedeniyle fatura içeriklerinin diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, markanın, lisans, franchaising, distribütörlük vb sözleşmeleri kapsamında marka sahibinin izni ile üçüncü kişiler tarafından kullanılması da diğer somut veriler dikkate alındığında SMK m. 9 kapsamında ciddi kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, SMK m.9/3 hükmü ile birlikte davacının açmış olduğu davaya konu davalının marka kullanmama iddialarının yerinde olmadığı, Türkiye’de üçüncü kişiler aracılığıyla marka tesciline uygun kullanımlarının davalı tarafça ispatlandığı, kanaati ile TPMK nezdinde ... sayılı ve ... sayılı marka tescillerinin kullanmama nedeniyle iptali talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili/davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024

Katip
¸

Hakim
¸