T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/278 Esas
KARAR NO : 2024/128
DAVA : Marka İptali veya Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini
DAVA TARİHİ : 11/03/2021
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İptali veya Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili markasının 1967 yılında yaratıldığını, ... ibareli markalarının Türkiye ve Dünya çapında müvekkili adına tescilli olduğunu, markalarının Dünya çapında tanınırlığa ulaştığını, davalı taraf adına TPMK nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numara ile tescilli markaların davalı tarafından tescil edildiği hiçbir sınıfta kullanılmadığını, davaya konu markalar nedeniyle müvekkilinin zaman zaman nispi ret tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, ayrıca ticari faaliyetlerinin kısıtlandığını, müvekkilinin ... markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, müvekkilinin SMK kapsamında zarar gören sıfatına haiz olduğunu belirterek, davaya konu markaların iptaline ve sicilden terkinine, iptal koşullarının oluşmaması halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1977 yılında kadın ve erkek hazır giyim sektöründe faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, müvekkili adına tescilli markaların dava dilekçesinde sunulduğunu, Türkiye dışında da pek çok ülkede markaların tescilli olduğunu, davacının terditli olarak dava açmasının usülen mümkün olmadığını, davacının işbu dava bakımından hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu tüm markaları tescilli olduğu emtialarda kullandığını, hükümsüzlük talebi yönünden ise davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, tarafların ... ibareleri ile yıllardır aynı sektörde birlikte var olduklarını belirterek, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 12/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davalıya ait “...” ve türevi olan markaların, davacının faaliyette bulunduğu ülkelerde tescilli olsalar dahi bu markanın sahibi dışında moda / giyim sektöründe bu markalı ürünlerin üretilemeyeceği, görsel imaj, reklam ve tanıtımlarda bu markanın ve türevlerinin kullanılamayacağı, bunların davacının “...” ve türevi markalarına yüksek derecede iltibasa yol açabileceği, Davacının “...” ve türevi olan markalarını davalı izinsiz kullanarak davacının “...” ve türevi olan markalarına yüksek derecede iltibasta bulunduğu, bunları izinsiz kullanamayacağı, davacının sessiz kaldığı süre nedeniyle (davacının ... 1. Noterliği aracılığıyla ... tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnameden sonraki süre dahil) davalının davacıya ait “...” ve türevi olan markaları kullanamayacağı, davalının bazı beyanlarında belirttiği; “tarafların yıllardır birlikte aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve tüketici nazarında da yıllardır süregelen faaliyet çerçevesinde karıştırılmadığı açıktır." şeklindeki düşüncenin mümkün olamayacağı, davacının adına kayıtlı “...” ve türevi olan markalarını herhangi bir süre ve şekilde kullanması ya da kullanmamasının davalıya bu markalar üzerinde bir hak vermeyeceği, görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davalının TPMK nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaları bakımından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı; davalının TPMK nezdinde ..., ..., ... ve ... sayı ile tescilli markalar bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu; mali yönden yapılan inceleme neticesinde Davalı şirketin ticari belgeleri olarak; “...” kelimesi ön plana çıkmış şekilde ... Şirketi olarak ticaret unvanına yer verildiği; ...” kelimesine farklı kelimeler ekleyerek yarattığı bileşik kelimelerden oluşan markaları ticari belgelerinde görsel ve yazılı kullanmadığı, dava konusu olmayan “...” markasının ön plana çıktığı, görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 14/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Kullanmama Nedeniyle İptali Talebi Açısından: davalı tarafından markanın kullanımına ilişkin sunulan delillerin, hakkı devam ettirecek nitelikte bir kullanım için SMK madde 9'da belirlenen esasları sağlamadığı kanaati heyetimizde oluşmuş olup, iptali talep edilen yukarıda detayları yer alan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil no.lu markalar açısından tescil edildikleri sınıflar açısından iptali hususundaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, ... tescil nolu “...” markası açısından ise yukarıda belirtildiği üzere TURKPATENT kayıtları incelendiğinde, tam devir işlemine konu olduğu birlikte, halen marka sahibi olarak dava dışı 3. kişi ... gözüktü; kayıtlarında 08/03/2021 ve 16/03/2021 tarihlerinde “tam devir” talebine ilişkin veri girişinin yapıldığı, dosya kapsamında yer alan Turkpatent cevabi yazısında devir işlemine dair tarih belirtilmemekle birlikte, devir işleminin Davalı... ŞİRKETİ tarafından dava dışı 3. Kişi olan ...'na yapıldığının belirtildiği, Dosya kapsamında davanın açılma tarihi olan 12 Kasım 2021 itibariyle Davalının sicil kayıtlarında marka sahibi olarak gözüküp gözükmediğinin tespit edilemediği, Taraf sıfatı açısından değerlendirme hukuki nitelik arz ettiğinden dosyanın mevcut durumu itibariyle nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, hükümsüzlük talebi açısından; davacının, her ne kadar SMK m.6/3 kapsamında, hükümsüzlüğe karar verilmesi gerektiğini belirtmekte ise de, Davacı markalarının tescilli oldukları ve ortada Davacı açısından tescilsiz bir marka ya da ticaret sırasında kullanılan bir işaret durumunun söz konusu olmadığı, Davacıya ait dayanak markalardan ... tescil nolu markanın, marka tescil başvurusunun ..., Marka tescil tarihi 31/12/1990 olarak tespit edildiği, Davalı markalarına göre TURKPATENT sicil kayıtları dikkate alındığında tescil önceliğinin bulunmadığı, keza tescilsiz. markasal kullanımın bulunduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi/belgenin yer almadığı, davacıya ait dayanak markalardan ... tescil nolu markanın, davalı markalarından daha önceki tarihte tescil edilmiş olduğu göz önüne alındığında, esasında SMK m.6/3'ün somut olaya uygulanma imkanının olmadığı tespit, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında Davalı markalarının tescil tarihi nazara alındığında, anılan markalar yönünden 12/11/2021 dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, Keza Davacı tarafından aynı içerikte gönderilen ... 11. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi dikkate alındığında, anılan markalar yönünden 12/11/2021 dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu tespit edilmekte olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı markalarının tescilinde kötü niyet bulunduğu değerlendirilirse, hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadan açılabileceği, görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
6769 sayılı SMK'nun 9.maddesinde "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 26.maddesinde "(1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir:a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması.b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması.(2) İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir.(3) Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür.(4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.(5) İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez.(6) İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir.(7) İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir." belirtilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/1635 Esas 2019/1247 Karar sayılı kararında "Davacı vekilinin dava dilekçesinde; kendisine ait olduğunu iddia ettiği ... markasının, üçüncü şahsa verdiği vekaletin kötüye kullanarak davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek marka tescilinin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın husumetten reddine karar verdiği anlaşılmışsa da, TPMK'dan gelen kayıtlardan davalı adına tescilli olan markanın dava dışı ....... adına devir başvurusunun 24/01/2017 tarihinde talep edildiğinin anlaşıldığı, ancak davacı vekili tarafından sunulan marka devrini gösteren kayıtlardan 24/01/2017 tarihinde kayda alınmasına rağmen, kurum tarafından 20/02/2017 tarihinde başvurunun kabul edilerek tutanak oluşturulduğu, dolayısıyla devrin 20/02/2017 tarihinde ve dava tarihi olan 02/02/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmakla, HMK'nın 125.madde gereğince davacıya hangi yetkiyi kullanacağının sorularak, devir alan kişiye karşı davayı devam edip etmeyeceği açıklattırıldıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken, Kuruma'a başvuru tarihi esas alınarak davanın husumet yokluğundan reddi kararı verilmesinin yerinde olmadığı kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde davaya konu ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli, ... "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ... "..." ... numaralı "..." ... "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ... numaralı "..." ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "poloteen" ... numaralı "..." ibareli, ... "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "... şekil" ibareli ve ... numaralı "şekil" ibareli markaların davalı adına kayıtlı olduğu, davaya konu ... numaralı "..." ibareli marka davalı adına tescilli iken 19/03/2021 tarihinde devir yoluyla dava dışı ... adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde yukarıda belirtilen markaların tescil edildiği tarihten itibaren tescil edildiği gibi ciddi olarak kullanılmadığı beyan edilerek 6769 sayılı SMK'nun 9.ve 26.maddeleri kapsamında markaların iptalinin, iptal koşullarının bulunmaması halinde 6769 sayılı SMK'nun 6/3 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının da bulunduğu beyan edilerek markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiği, ... numaralı "..." ibareli marka dışındaki diğer markalar yönünden inceleme yapıldığında 6769 sayılı SMK'nun 9/1 maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğinin düzenlendiği, davalıya ait markaların başvuru ve tescil tarihleri değerlendirildiğinde davanın açıldığı tarih itibariyle tescil tarihlerinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, bu nedenle davacının süre yönünden bu davayı açabileceği, markanın SMK'nun 9.maddesinde belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat yükünün davalıda olduğu, davalı tarafça delil olarak reklam ve tanıtım amaçlı hazırlandığı beyan edilen broşür ve katalogların, faturaların, dava dışı üçüncü kişilerle yapılan bayilik ve lisans sözleşmelerinin sunulduğu, sunulan deliller kapsamında kullanımların tespiti hususunda dosyada üç farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, kullanımların tespiti yönünden son iki heyetten alınan raporların uyumlu olduğu raporlar arasında çelişki bulunmadığı, davalı vekilince bilirkişiler tarafından davalının iş yerinde incelemeler yapılmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de bilirkişilerce davalının iş yerinde inceleme yapılması durumunda inceleme tarihindeki durum ve kullanım tespit edilmiş olacak olup, bu davada davalı tarafça davaya konu markaların tescil tarihinden dava tarihine kadar olan kullanımlarını ispat etmesi gerektiğinden davalı vekilinin davalının iş yerinde inceleme yapılmadığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, davaya konu markalar incelendiğinde markalarda ortak unsur olarak polo ibaresinin kullanıldığı, bu nedenle markaların birbirinden ayırt edici unsurunun ... ibaresinin yanına eklenen ibarelerle veya şekillerle birlikte marka ibarelerinin tamamı olduğu, SMK'nun 9/2-a maddesinde markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması halinde markanın kullanıldığının kabul edileceğinin düzenlendiği, yukarıda açıklandığı üzere davaya konu markaların ayırt edici karakterlerinin ... ibaresinin yanına eklenen ibare ve şekillerle birlikte markanın tamamının olduğu, bilirkişilerce davalının ticari defter ve faturalarının incelendiği, davalı tarafça bir kısım fatura suretlerinin de dosya içerisine delil olarak sunulduğu, faturalar incelendiğinde faturalarda davalının şirket ünvanın bulunduğu, şirket ünvanındaki polo ibaresinin ön planda daha büyük yazıldığı, fatura üzerinde markasal olarak "..." ibaresinin bulunduğu, satılan ürünlere ilişkin olarak ürün kodlarının ve türünün belirtildiği, satışı yapılan ürünler kısmında marka belirtilmediği, faturalarda davaya konu markaların ayırt edici karakteri değiştirilmeden kullanımının bulunmadığı yine delil olarak sunulan reklam ve tanıtım amaçlı hazırlandığı beyan edilen broşür ve kataloglar yönünden bu broşür ve katalogların ne zaman hazırlandığı ve kamuya sunulduğu tespit edilememekle birlikte broşür ve kataloglar incelendiğinde de yukarıda belirtilen markaların ayırt edici karakterleriyle kullanılmadığı, aynı şekilde davalı tarafça sunulan dava dışı üçüncü kişilerle yapılan bayilik ve lisans sözleşmelerin de davaya konu markaların ayırt edici karakterleriyle birlikte kullanımının bulunmadığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça davaya konu markaların SMK 9.maddesi kapsamında belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat edilemediği, davaya konu markalardan ... numaralı "..." ibareli markanın dava tarihinde davalı adına tescilli iken 19/03/2021 tarihinde devir yoluyla dava dışı ... adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekiline markayı devralan ...'na karşı davaya devam edilip edilmeyeceğinin sorulduğu, davacı vekilince ...'na karşı davaya devam etmeyeceklerinin beyan edildiği, davanın niteliği de değerlendirilerek bu marka yönünden açılan kullanmama nedeniyle iptal ve hükümsüzlük davaları yönünden pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, bu marka yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmekte ise de davanın açıldığı tarihte markanın davalı adına tescilli olduğu, diğer markalar yönünden davanın kabulüne karar verildiği bu nedenle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Davalı adına TPMK nezdinde tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı markaların kullanmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinine
2-TPMK nezdinde tescilli ... numaralı marka yönünden açılan kullanmama nedeniyle iptal ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin davalar yönünden pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen talepler yönünden davacı yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan: 10.250,00 TL bilirkişi ücreti, 165,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 10.415,00 TL ve 118,60 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 10.533,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2024
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!