T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/197
KARAR NO : 2024/99
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/09/2020
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Türkiye’de ve Dünyada tescilli, tanınmış markalardan olduğunu. bilhassa bu özelliklerinden dolayı çeşitli kişilerce müvekkillerinin haklarını ihlal edecek şekilde bu markaların haksız olarak kullanıldığını ve bu yolla haksız kazanç elde edildiğini, Davalı yanın işbu tespite konu faaliyeti, yıllarca süren ve yüksek harcamalara konu markalaşma süreci sonucu ülkemizin her ilinde özellikle güneş gözlüğü ve optik gözlük alanında akla gelen ilk markalardan biri olan müvekkillerinin hukuken koruma altına alınmış bulunan haklarına büyük zarar verdiğini, "..." isimli internet sitesinde bulunan davalıya ait ...-...) isimli satıcıdan sipariş edilerek 26.02.2019 tarihinde ... 19.NOTERLİĞİNİN HUZURUNDA ... ŞUBESİ teslimat noktasından teslim alınan ve ... yevmiye numarası ile zarfa konularak mühürlenen davaya konu ürün ekte olduğunu, ... sayılı Kanun uyarınca dava şartının yerine getirilmesi için 27.05.2019 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılmış olduğunu, 17.07.2019 tarihinde anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple; Davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabet eylemi olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, Davalıya ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini SMK m.151/2b kapsamında müvekkilerine ait marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin ve elde ettiği kazancın hesaplanmasını, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için 1000-TL maddi, (6769 sayılı SMK m.151/2(a) bendine göre hesaplanmak üzere) 1000-TL manevi, 1000-TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını, Davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasını, Davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacının en büyük alıcılarından birisi olduğunu ve doğrudan davalıdan yılda binlerce ...marka güneş gözlüğü satın aldığını, bu hafta içerisinde dahi müvekkilleri tarafından davacı yandan yüklü miktarda bir alış gerçekleştirildiğini, Müvekkillerinin ürünlerini davacıdan satın alıyorken aynı ürünler ile davacının marka hakkına tecavüz etme ihtimali olmayacağını, Huzurdaki dava aşağıda izah edileceği üzere tamamen kötü niyetli olarak açıldığını, davaya konu edilen kargo ve içeriği ürüne ilişkin tespitin yapılmasından yaklaşık iki yıl sonra bu davanın açılmış olması da bunun en büyük göstergesi olduğunu, dava dilekçesinde Müvekkilleri ... ve işletme adı ... ayrı iki davalı gibi gösterilmişse de müvekkillerinin gerçek kişi tacir olduğunu şahıs işletmesi olarak ... - ...unvanı ile faaliyet gösterdiğini, Davacı taraf dava dilekçesinde dava konusu edilen ürünün ... tarafından ... domain uzantılı internet sitesinden sipariş edildiğini iddia etmiştir. Ancak ilgili siteden ne o tarihte ne de ... adı ile verilen bir sipariş bulunmadığını Davacı tarafa ... sitesinden verdiğini iddia ettiği siparişe ilişkin belgeleri sunması için iki haftalık kesin süre verilmesini ve ayrıca ... domain sitesinin hak sahibine müzekkere yazılarak ... tarafından dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde bir sipariş verilip verilmediğinin sorulmasını talep edildiğini, davacı tarafça dava konusu edilen kargo paketinin yalnızca gönderici kısmında müvekkilinin unvanı yazılmış olduğunu herhangi üçüncü bir kişi tarafından da gönderici adının bu şekilde doldurulabileceğini bu yönü ile dava konusu edilen ve davanın tek konusunu oluşturan ilgili kargonun gerçekten kimden geldiğini, içeriğinde ne olduğu, ürünün müvekkilinden satın alınıp alınmadığının belli olacağını, bunların ancak kargonun açılması ve incelenmesi ile ortaya çıkacağı sabit olacağı şeklinde savunmasını yapmıştır
Mahkememize sunulan 26/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davaya konu “...” ibareli görselini içerir... tescil numaralı markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ... sınıflarında Tespit Talep Eden Taraf adına tescil edilerek 18.04.1996 tarihinden itibaren koruma kapsamında olduğunu ve yenilenerek korumanın devam ettiğini ve markanın tanınmış marka olarak tescilli olduğu,nu Davaya konu ürün dava dışı ... tarafından ... adlı internet sitesinde bulunan davalıya ait ...(...-...) isimli satıcıdan sipariş edildiğini, Davaya konu ürün mahkeme kaleminde incelendiğini ve inceleme sonucunda da davacının orijinal ürünü olmadığını bilirkişi heyetince tespit edildiğini, Davacının markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak birebir aynısının kullanılarak davalı tarafından taklit edildiğini, Somut olayda davalının eylemlerinin SMK m. 29/1-a,b,c düzenlemelerine uygun olduğundan davacının markasına tecavüz oluşturduğunu, Davalının ticari faaliyetlerinde başka bir işletmeye ait markanın taklit etmesinin TTK m. 55/1.a-4 uyarınca haksız rekabet koşullarının oluştuğu, Huzurdaki davada marka hakkının tükenmesi ilkesinin uygulanamayacağı,sonucunu oluşturduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 21/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davaya konu “...” ibareli görselini içerir... tescil numaralı markanın Mal ve hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in... sınıflarında Tespit Talep Eden Taraf adına tescil edilerek 18.04.1996 tarihinden itibaren koruma kapsamında olduğunu ve yenilenerek korumanın devam ettiğini ve markanın tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, Davaya konu ürün dava dışı ... tarafından ... adlı internet sitesinde bulunan davalıya ait ... (...-...) isimli satıcıdan sipariş edildiğini, Bilirkişi Heyetinde bulunan Sektör Bilirkişi tarafından Davaya konu ürün mahkeme kaleminde karşılaştırılmalı şekilde incelenerek dosyada mübrez 26/09/2021 tarihli rapordaki Sektör Bilirkişisinden farklı olarak davalı tarafından DAVA DIŞI ...’YE SATILAN GÖZLÜĞÜN DAVACININ ORİJİNAL ÜRÜNÜ OLDUĞU TESPİTEDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE; SOMUT OLAYDA DAVALININ EYLEMLERİNİN DAVACININ MARKASINA TECAVÜZ OLUŞTURMADIĞI, HAKSIZ REKABET KOŞULLARININ OLUŞMADIĞI, MARKA HAKKININ TÜKENMESİ İLKESİNİN UYGULANABİLECEĞİ sonucunu oluşturduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 29/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Dosya içerisinde belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının boşta (almak isteyen herhangi biri tarafından alınabilecek durumda) olduğunu, alan adı web archive kaydı incelendiğinde 8 Ağustos 2018 ve 25 Ağustos 2018 tarihli 2 adet kaydın bulunduğunu, bu kayıtlar açıldığında sayfanın sürekli yenilendiğini, muhtemelen hatalı arşivlenmiş olmasından kaynaklı arşiv kayıtlarının da incelenmesi mümkün olmadığından ... isimli internet sitesi üzerinde incelemeler yapılamadığını Açık kaynaktan/kaynaklardan edinilen bilgilere göre Alan adı geçmişi kontrol edildiğinde alan adı ... bilgileri arasında ... bulunduğunu ilgili alan adının alan adı, hosting konularında ...A.Ş. (...)’den bilgi talep edilmesi, ellerinde bilgi bulunuyorsa bu bilgiler doğrultusunda ... alan adı ile ilgili bilgi/bilgilere ulaşılabileceğini,- Dava dilekçesinde her ne kadar ... isimli internet sitesinden sipariş verildiği belirtilmiş olsa da, davacının cevaba cevap dilekçesinde noter tespitine konu ürünün ... isimli internet sitesinden sipariş verildiği, söz konusu internet sitesinden “...” isimli online mağazadan sipariş verildiğini, söz konusu online mağazada davalıya ait “...” ünvanı ile ... ibaresinin bulunduğunun belirtildiğini, yine bu dilekçede belirtilen ... linkine girildiğinde ... linkinin açıldığı ve link içerisinde ... isimli mağaza bilgilerinin bulunduğunu bu bilgilerde; İşletme Adı: ...İşletme Türü: Özel işletmeMERSIS Numarası (...) / ......): ... Numarası: ... Adresi: ... yazdığını, dosya içerisinde bulunan kargo poşeti üzerinde bulunan etiketler kontrol edildiğinde Alıcı Bilgilerinde ... Gönderici Bilgilerinde ise... – ... yazdığını, etiketlerden birinde ... bilgisinin bulunduğunu, Davacı tarafından dosyaya sunulan siparişe ilişkin belge kontrol edildiğinde evrakta ürün bilgisinde ... yazdığını,SatıcıProfiliüzerinegelindiğinde... linkine bağlantı olduğunu bu linke girildiğinde ise ... isimli mağaza sayfasının açıldığını, dosyaya sunulan ... kullanıcı panel bilgilerinden alındığı görülen ekran görüntüsünde Ürünlerin ... ile gönderiliyor yazdığı görüldüğünü, mahkemenin talebi halinde hesap üzerinde inceleme yetkisi verilerek Davacı tarafından dosyaya sunmuş oldukları ... hesabının giriş bilgilerinin bulunması koşuluyla ekran görüntüsünü sundukları siparişe ilişkin inceleme de yapılabileceğini, Siparişin “...” isimli satıcı tarafından gönderildiği; “...” isimli online mağazanın ... internet sitesine “...” unvanı, “...” Mersis numarası, “...” telefon numarası, “...” adresi ile kayıt ettirildiğini, ... internet sitesi numaralandırma sistemine göre “...” sipariş numarasına sahip olduğunu, Siparişe konu ürünün 1(BİR) adet “...“ isimli güneş gözlüğü olduğunu, Teslimat adresi olarak “..., ...” adresinin belirtildiğini, “15 Şubat 2019” tarihinde sipariş verildiğini, Ürünlerin incelenmesi neticesinde davaya konu ürünün orijinal olmadığını, Davalı tarafın bu eyleminin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve bağlantılı olarak TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil edeceğini, Davaya konu ürünün “orijinal ürün olmadığı”, dolayısıyla hak sahibi ya da onun izni ile 3. Kişiler tarafından piyasaya sunulan bir ürün olmadığının tespit edilmiş olmakla, somut olay kapsamında “marka hakkının tüketilmesi” kapsamında bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı sonucunu oluşturduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 07/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davada uyuşmazlık konusunun, dava konusu markası ile taklit ürün satışı olduğunu Davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiki süresinde yapıldığını ve sahibi lehine delil taşıdığını, Davalının defterlerinde dava konusu marka ile taklit ürün satışının hesaplanmasının mümkün olmadığını, Davacının Tazminat Talebi olan SMK 151/2-b bendine göre, Sayın Mahkemenin vereceği kararda yardımcı olması adına yapılan hesaplamanın 161.839,23 TL olduğunu, bu tutarın tamamen Sayın Mahkemenin Takdirinde olduğu, Manevi Tazminatının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu sonucunu oluşturduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın, davacıya ait “...” ibareli görselini içerir ... tescil numaralı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davaya konu “...” ibareli görselini içerir... tescil numaralı markanın Mal ve hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ... sınıflarında Tespit Talep Eden Taraf adına tescil edilerek 18.04.1996 tarihinden itibaren koruma kapsamında olduğu ve yenilenerek korumanın devam ettiği ve markanın tanınmış marka olarak tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Marka Tecavüzü Yönünden Yapılan Değerlendirme
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, : Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, 2014/11-842 E.-2016/288 K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dosya içinde yer alan davaya konu ... ibareli ürünün Davacıya ait orijinal ürün olmadığı, sektörel/teknik inceleme ile tespit edilmiş olup, ürün üzerinde yer alan “...” ibaresinin, markasal anlamda kullanıldığı dikkate alındığında; davalının kullanımının, davacı markasıyla ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalı kullanımının davacının tescil kapsamına giren mal sınıfında olduğu, davalı kullanımının davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı, davalının, markanın kapsadığı mallara yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı son sektör bilirkişilerince, davaya konu ürünün “orijinal ürün olmadığı” tespit edildiğinden; hak sahibi ya da onun izni ile 3. Kişiler tarafından piyasaya sunulan bir ürün olmadığı tespit edilmiş olmakla, somut olay kapsamında “marka hakkının tüketilmesi” kapsamında bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı Davalı gerçek kişi kullanımlarının davacıya ait RAY-BAN ibareli marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar vermek gerekmiştir.
Davacının tazminat talebine binaen mali bilirkişi tarafından inceleme yapılmış, davacının Tazminat Talebi olan SMK 151/2-b bendine göre hesaplamanın neticesinde, 161.839,23 TL olduğu tespit edilmiş ise de davacı vekilinin dava dilekçesinde SMK 151/2-a bendine göre seçimlik hakkını kullandığı, 29/11/2021 tarihli dilekçe ile SMK 151/2-b uyarınca tazminat talep ettiği, bu hali ile Davacı vekilinin 29/11/2021 tarihli dilekçe ile HMK m. 176 ve devamı uyarınca ıslah hakkını tazminat talebi yönünden seçimlik hakkını değiştirmek sureti ile daha önce kullandığı (Yargıtay 11.HD 2016/7907 E., 2018/1598 K.) dikkate alınarak aynı davada taraflarca HMK m.176/2 uyarınca ıslah hakkının bir kez kullanılabileceği gözetilerek ıslah hakkının tazminat talebi yönünden seçimlik hakkın değiştirilmesi şeklinde kullanıldığının tespitine, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı 27/12/2023 tarihli dilekçesi ile tazminat talebi yönünden ıslaha yönelik işleminin ıslah hakkı daha önce tüketildiğinden tazminat talebi yönünden ıslahın yapılmamış sayılmasına, yatan ıslah harcının hükümle birlikte iadesinin takdir olunmasına, karar vermek gerekmiştir.
Davacı yan tarafından talep edilen itibar tazminatı; SMK'ya göre sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarara uğraması halinde gündeme gelen bir tazminat olduğundan, dosya kapsamına sunulan veriler ve bilirkişi raporundaki tespitlere nazaran davacı markasının itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan 1.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren başlayacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Haksız Rekabet Yönünden Yapılan Değerlendirme
Dava dilekçesinde aynı zamanda marka kullanımından kaynaklı haksız rekabetin dtespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, karar verilmesi de talep edilmiştir.
Davacı taraf, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. Marka tecavüzünün SMK'dan, haksız rekabetin ise 6102 sayılı TTK hükümlerinden kaynaklanan iki ayrı talepten oluştuğu, bunun objektif dava yığılması şeklinde gerçekleşen iki dava olarak kabulü gerektiği, sabittir.
Haksız rekabet hallerinde Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinin uygulanması gerektiği düzenlenmiş olup, ayrıca TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafça davalının “...” ibareli görselini içerir... tescil numaralı marka hakkının koruma kapsamında kalan ürünlerin üretimini ve satışını yaptığı gerekçesiyle marka hakkında tecavüz edildiğinin ve haksız rekabette bulunulduğunun tespitini ve önlenmesini talep ettiği, bu iddia dışından haksız rekabet oluşturacak başka bir iddiada bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafça davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüşse de, konuya ilişkin Yargıtay 11. HD.'nin kararlarında da ifade edildiği üzere, 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlendiği, Kanun’un gerekçesindeki açıklamalardan, Kanun Koyucunun bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermediği ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasa( 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK) ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapıldığı anlaşılmış,
Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davacının adına tescilli davacı tarafça davalının “...” ibareli görselini içerir ... tescil numaralı marka hakkının koruma kapsamında kalan eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. (Yarg. 11. Hukuk Dairesi 2019/5189 Esas, 2022/1852 Karar; İstanbul BAM 16.HD 2023/1696 Esas, 2024/229 Karar; İstanbul BAM 16.HD 2022/690 Esas, 2024/476 Karar; Sakarya BAM 7.HD 2022/192 Esas, 2022/2329 Karar)
Taraf sıfatı, Yargıtay içtihatlarında aktif ya da pasif dava ehliyeti olarak da adlandırılmaktadır. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu hususu dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur.
Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise aynı Kanun'un 51. maddesindeki medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf sıfatı (aktif veya pasif dava ehliyeti) ise dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir.
6102 sayılı TTK'nın tacir olmanın hükümlerini düzenleyen 18. maddesinin 1. fıkrasında tacirin her türlü borcu için iflasa tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Gerçek kişi tacir ise aynı Kanun'un 12. maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." şeklinde tanımlanmıştır.
Davalı olarak gösterilen ticari işletmenin davalı gerçek kişiden ayrı bir taraf ehliyeti bulunmadığından "..." "isimli ticari işletme hakkında açılan davanın HMK m.114/1-d ve 115/2 uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere,
1- Davalı gerçek kişi yönünden KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
Davalı gerçek kişi kullanımlarının davacıya ait ... ibareli marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
1.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
Taleple bağlılık ilkesi gereğince 1.000TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
1.000TL itibar tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davalı gerçek kişi yönünden haksız rekabete yönelik taleplerin REDDİNE,
3-Davalı olarak gösterilen ticari işletmenin davalı gerçek kişiden ayrı bir taraf ehliyeti bulunmadığından "..." isimli ticari işletme hakkında açılan davanın HMK m.114/1-d ve 115/2 uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine,
4-Hükmün kesinleşmesine mütakip hüküm özetinin masrafı davalı ...'e ait olmak üzere Türkiye çapında yayın yapan gazetelerden birinde bir defaya mahsus ilanına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 54.40 TL'nin mahsubu ile kalan 373.20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen talep yönünden hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat ve itibar tazminatı miktarı yönünden hesap olunan toplam 2.000 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talep yönünden hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yapılan toplam 9.500,00 TL (bilirkişi ücreti+posta gideri) ve 2.866,60 TL harç (peşin+başvuru+vekalet+ıslah) olmak üzere toplam 12.366,60 TL yargılama giderinden reddedilen talep yönünden takdiren 1/10'nu düşülerek kalan 11.129,94 TL yargılama giderinin davalı gerçek kişiden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı tarafından yapılan toplam 3.000,00 TL (bilirkişi ücreti) ve 7.80 TL harç olmak üzere toplam 3.007,80 TL yargılama giderinden reddedilen talep yönünden takdiren 9/10'nu düşülerek kalan 300,78 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı gerçek kişiye verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk sarf ücretinin arabuluculuğa tabi talepler hakkındaki hükmün niteliği gereği davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
13-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili/davalılar vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!