T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/171
KARAR NO : 2024/9
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 13/05/2020
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
Mahkememizde görülen asıl ve birleşen davada yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin Dünya çapında tescilli 6 adet markası, Türkiye’de de 28.08.2001 tarihinde ... numarasıyla TPE nezdinde tescil edilmiş 1 adet “...” markası bulunan, tekstil sektöründe belirli bir tanınmışlığa sahip olan tekstil ve konfeksiyon makinesi üreticisi olduğunu, Müvekkiline ait “...” markasının WIPO nezdinde ... Sınıfta 15.05.2000 tarihinde ... numarasıyla tescilli olduğunu, Davalı şahsın, firmasının tanıtımını yapan çeşitli internet sitelerinde faaliyet alanını "..." olarak belirtip satışını yaptığı makineler arasında müvekkili olduğu şirkete ait marka makinelerin de bulunduğunu açıklamasına rağmen; gerçekte kendi taklit markasına ait makinelerin satışını yaptığını, davalının katalog ve ilanlarını görerek müvekkilinin sahip olduğu markaya ait makinelerin satıldığını sanan alıcılar davalı yana müracaat ettikleri esnada ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işbu dava ile iptalini talep ettikleri davalı şirketin "... ibareli ürünleri ile karşıya kaldıklarını, davalının ürünlerinde kullandığı '...' ibaresinin müvekkilinin uluslararası alanda tescilli maruf markası ... ile gerek fonetik gerekse görünüş anlamında büyük benzerlik gösterdiği ve alıcıda ciddi şekilde iltibas yaratacağını, söz konusu fiili durumun tespiti amacıyla ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne delil tespiti talebiyle başvurulduğunu, Mahkemenin ... D. İş sayılı dosyasından verilen ... numaralı kararın bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, raporda ayrıca ... başvuru numarasıyla “...” ibaresini içeren markanın TPMK nezdinde davalı taraf adına tescilli olduğunun görüldüğü, sözü edilen bilirkişi raporunda “...” ibaresinin, müvekkilinin markası olan ... ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun tespit edildiği, müvekkili olan şirketin Türkiye’de tanıtım amaçlı farklı tarihlerde fuarlara katıldığını, çeşitli ilanlarda bulunduğunu, rüştünü ispatladığını ve markalarının TPE nezdinde tescilli olduğunu dolayısıyla davalı marka sahibinin kötü niyetli olduğunu, dava konusu olayla kötü niyet bulunduğundan zamanaşımı süresinin uygulanmasının dürüstlük kuralına aykırı olacağı, davalı şahsın, müvekkiline yönelik dava konusu fiillerinin SMK m.29’da açıklanan “marka hakkına tecavüz” kapsamında olduğunu, davalı şahsa ait markanın haksız yere müvekkilinin şirketine ait markanın tanınırlığından yararlanıp haksız kazanç elde ettiğini, bu sebeple yoksun kalınan kar hesaplanırken bu durumun da göz önünde bulundurulup SMK m.151/2/b’deki hesaplama yöntemi olan “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç”a göre hesaplama yapılması gerektiği, düşük kalitede üretilen “...” ibareli markanın ürünlerinin, müvekkilinin yüksek kalitedeki “...” markasının ürünleriyle müşteri nezdinde yaşanan karışıklık nedeniyle müvekkilinin itibar kaybına uğrayıp manevi olarak da zarar gördüğünü, davalı tarafın 2016 ve 2018 yıllarında fuarlara katıldığını iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu tarihlerde müvekkilinin şirketinin davalının markasından haberdar olduğu varsayılsa 5 yıllık sürenin geçmediğinin açıkça görüleceği, davalı tarafın kötüniyetini farkedip hukuki girişimlere başladıkları tarihten sonra bu defa TPMK nezdinde 02.03.2020 tarihinde yeni bir marka tescil başvurusunun yapıldığı ve bu başvurunun... numarası ile tescil edildiğinin anlaşıldığı, TPMK’da Davalı şahıs adına kayıtlı bulunan ... numaralı ... ibareli markanın açıklanan sebeplerle sicilden terkinini istediklerini talep ve dava etmiştir.
Dava ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili olan şirketin markasının tescil edildiği 6.08.2014 tarihinden davanın öaçıldığı 13.05.2020 tarihine kadar, SMK’nin 25/6 maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı firmanın Türkiye temsilcisi olan “...” markası ile katılan “... AŞ. ve ... firmaları ile 2016 ve 2018 yıllarında “...” isimli aynı fuara katıldıklarını, müvekkilinin şirketinin “...” dergisinin Mart/2017 sayısının ... Sayfasının tamamına reklam verdiğini, sektörün tanınan, bilinen ve güvenilen firmaları arasında yer aldığını, dolayısıyla müvekkili olan şirketin kötüniyetli olduğu iddiasının kabul edilemeyeceği, günümüzde davacı şirkete ait “...” markasının sektördeki pazar payının, müvekkilinin şirketinin pazar payının onda biri olduğunu, davacı şirketin kendi kusuruyla kaybettiği pazar payını yeniden elde edebilmek için müvekkilinin şirketi aleyhine işbu davayı açma yolunu seçtiğini, kullanılan “...” kelimesinin, davacı şirkete ait “...” kelimesini iltibas etmesinin bir marka tecavüzü niteliğinde olmadığını, “...”nin coğrafi bir bölge adı olup hiçbir firmanın tekelinde olmadığını, hedef kitle olan sektörel tüketicilerde, bilinç düzeyinin daha fazla olduğu, malı satın alırken daha fazla araştırma yapıldığı ve bu kişilerin karıştırma ihtimalinin oldukça düşük olduğu, davacı şirketin “...” ibareli markasının önünde örgüyü çağrıştıran “...” bulunduğu, dolayısıyla iki markanın okunuşunun ve fiziki görünüşünün (şekli), birbirine benzemediği, davacı vekilinin markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olduğu yolundaki iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davalının “...” marka dikiş makinalarını, davacı şirketin hitap ettiği kişilere değil, zaman içerisinde kendisinin oluşturduğu, her iki markayı birbirinden ayırt edebilen, pazarladığı makinaların markasını, menşeini, fiyatını bilen kişilere pazarladığından, davacı vekilinin “taklit” ve “haksız kazanç” iddialarının tamamen asılsız olduğu, davacı yanın yargılama devam etmekteyken,...38. Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile kesinleşmiş bir mahkeme hükmü niteliğinde olmayan ve herhangi bir icra kabiliyeti haiz bulunmayan 11.04.2022 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak müvekkilinin 3-6 Ağustos 2022 tarih aralığında CNR Fuar Merkezinde düzenlenecek olan Konfeksiyon Makineleri Fuarına katılmamasını aksi takdirde müvekkilinin aleyhine yaptırım uygulanacağını ihtar ederek müvekkilinin marka kullanımını ve ticari faaliyetini sekteye uğratmaya çalıştığını, davacı yanın 20.07.2022 tarihli beyan dilekçesiyle Sayın Mahkeme’den müvekkilinin fuara katılmasını önlemeye yönelik bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği ancak bu talebinin Sayın Mahkeme’ce kabul edilmediği, müvekkilinin uzun yıllardır kendi adına tescilli asıl davaya konu markasıyla tekstil ve konfeksiyon makinaları sektöründe edinmiş olduğu tanınırlık ve olumlu marka imajını yeni bir markayla sürdürmek amacıyla birleşen davaya konu markasını “seri marka” olarak yarattığını ve tescil ettirdiğini iddia, talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekili 25/04/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yoksun kalınan maddi kazanç talebimizi 10.000 TL'den ıslah yolu ile 1.388,573,94 TL arttırarak 1.398.573,94 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporları alınmıştır.
Dosyaya sunulan 11/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ...tescil no.lu “...” markasının ... sınıfta “dikiş makineleri“ için davacı ...Ltd. adına tescil edilmiş olduğu; ... tescil no.lu “...” markasının ... sınıfta “dikiş makineleri” dahil olmak üzere muhtelif mallarda davalı ... adına tescil edilmiş olduğu; Kötüniyete dayalı hükümsüzlük davası açmak herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmadığından SMK m. 6/9’a dayalı olarak açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadığı; Davacının “...” markası tanınmış bir marka olmamakla birlikte, sektöründe bilinen bir marka olduğunun kabul edilebileceği; ancak önceki markanın bilinen bir marka olması tek başına kötü niyetli tescili ispata yeterli olmadığı; kötüniyetli tescil iddiasını başkaca bilgi ve belgelerle de ispat edilmesi gerektiği; Davalının -internet arşiv kaydına göre 19.04.2015 tarihi veya daha öncesinde internete yüklendiği anlaşılan-... uzantılı internet sayfasında “..., ..., ..., ... her türlü dikiş makinesi alım satım yapmaktayız”şeklindeki beyanında üçü Japon markası (..., ..., ...) ve biri ... markası (...) olan dikiş makinelerine yer vermiş olduğu; davalının bu açıklamasından, davacının “...” esas unsurlu markasından haberdar olduğunun anlaşıldığı; Tarafımıza tevdi edilen dosya kapsamında yapılan incelemeye göre, davalının ...tescil no.lu “...” markasını tescil ettirmede iyiniyetli olmadığı kanaatiyle SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğunun kabul edilebileceği; Davalının dikiş makinelerinde kullandığı markası aynı zamanda ...no ile şeklinde davalı adına tescil edilmişse de, SMK m.155 uyarınca sonraki marka sahibinin önceki tescilli hak sahiplerine karşı marka tescili savunmasına dayanak yapamayacağı; Davalının davacı aynı/benzer emtialarda davacı markası ile ayırt edilmeyecek kadar benzer bir markayı kullanıyor olması davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği; Sayın Mahkemece davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaati oluşması durumunda -davalı şirketin TTK m. 18/2 uyarınca basiretli davranma yükümlüğü olduğundandavada tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartının gerçekleşmiş olduğunun kabul edilebileceği; Davalının resmi defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, defterlerin sahipleri lehine takdir-i delil niteliğine haiz olduğu, Davalının Brüt Satış Karı’nın 2013 yılından 2020 yılına kadar artış eğiliminde olduğu, Davalının 2013 ve 2020 yılları arası elde ettiği Brüt Satış Kar tutarının 922.895,73-TL. olduğu, markanın satışlar üzerindeki etkisinin yadsınamayacağı, ancak brüt satış tutarının tamamının davacı tarafından tazminat olarak talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olabileceği, bu nedenlerle davacının talep edebileceği tazminat miktarının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Manevi tazminat bedelini takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Dosyaya sunulan 16/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... başvuru numaralı görselini haiz markanın ve ... başvuru numaralı görselini haiz markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, ... başvuru numaralı görselini haiz markanın ve ... başvuru numaralı görselini haiz markanın SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, Davacı yana ait davaya mesnet ... başvuru numaralı görselini marka Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 07. Sınıfında tescilli olmak ile birlikte ilgili markanın tescilli olduğu “malların içeriği” dosya münderecatından anlaşılamadığından davalı yanın eylemlerinin davalı yana ait markaya tecavüz edip etmediği ile ilgili inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, Markaya tecavüzün varlığının tespiti olsa bile, SMK m.151/2/b’deki hesaplama yöntemi olan “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç”a göre hesaplama yapılmasına dayanak teşkil edecek bilgi, belge ve dokümanların dosya münderecatında bulunmadığı, söz konusu yönteme göre hesaplama yapılabilmesi için, Davalı tarafa ait, ticari defter (Defteri Kebir, Yevmiye Defteri, Envanter Defteri) bilgileri, dava konusu markalara ait satış miktar ve tutarları, faturaları, satış dönemlerine ait mizan ve muavin defter dökümleri, gelir tablosu, bilanço, Kurumlar/Gelir Vergisi Beyannameleri v.b. bilgi, belge ve dokümanların dosya münderecatında bulunmadığı, Davalı yanın eylemlerinin davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Dosyaya sunulan 10/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Esas mahiyette kök raporumuzda arz ettiğimiz görüşlerimizi değiştirmemizi gerektirir herhangi bir durumun var olmadığı, 11.04.2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda SMK’nın 151/2-b bendi kapsamında hesaplanan 2013-2020 satış kârlılık tutarlarının yıllık TL tutarlarının USD döviz karşılıklarının toplam 1.398.573,94-TL olarak hesaplanabileceği, İtibar tazminatına ilişkin takdirin doğrudan Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN KANAAT VE GEREKÇE;
Uyuşmazlığın, asıl davada davalıya ait TPMK nezdinde ... tescil numaralı ... ibareli markanın iptali ve sicilden terkini ile haksız rekabetin tespiti, men'i ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin, birleşen davada ise davalıya ait TPMK nezdinde ... tescil numaralı Kansayi ibareli markanın iptali ve sicilden terkini ile haksız rekabetin tespiti, men'i ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davacı .... Ltd. firmasına ait “...” markası ile ...’e ait “...” markasının, her ne kadar Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli marka olarak koruma altında olduğu; ... başvuru numaralı görselini haiz “...” ibareli 13.06.2000 başvuru tarihli marka davacı .... , Ltd. adına tescil edil ... başvuru numaralı görselini haiz “...” ibareli 07.10.2013 başvuru tarihli marka ile ... başvuru numaralı görselini haiz “...” ibareli 02.03.2020 başvuru tarihli markaların davalı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır.
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme
Bilindiği üzere, kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.
Yargıtay HGK 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.
Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir.
Sınai Mülkiyet Kanunu m. 25/6 uyarınca, marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Buna göre, hükümsüzlük davası beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Hak düşürücü süreler, her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece re’sen dikkate alınır. Kötü niyetle tescil edilen markalar yönünden ise hükümsüzlük davası açma hakkı hak düşürücü süreye bağlı değildir.
Dosya kapsamından, davacı şirket “...” markasının ... sınıfta 15.05.2000 tarihinden itibaren tescilli olduğunu gösterir WIPO nezdindeki marka tescil bilgileri (uluslararası marka tescili Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık), markasını kullandığı ve sektöründe tanınan bir marka olduğu, önceki markanın tanınmış marka olmasının tek başına kötü niyeti ispata yeterli olmamasına karşın; davacı tarafından delil olarak dayanılan davalının “...” markalı makinelerinin satımıyla ilgilendiğine yönelik açıklamaları içerir internet sayfası içeriğine göre “...” markasına davalı tarafça internet sitesinde yer verildiği, başkaca uzak doğu dikiş makineleri markalarına da sitede yer verildiğine yönelik bilişim uzmanının raporunun bulunduğu, Davalının -internet arşiv kaydına göre 19.04.2015 tarihi veya daha öncesinde internete yüklendiği anlaşılan- ... uzantılı internet sayfasında “..., ..., ..., ... her türlü dikiş makinesi alım satım yapmaktayız” şeklindeki beyanında üçü Japon markası (..., ..., ...) ve biri ... markası (...) olan dikiş makinelerine yer vermiş olduğu; davalının bu açıklamasından, davacının “...” esas unsurlu markasından haberdar olduğunun anlaşıldığı; SMK m.155 uyarınca sonraki marka sahibinin önceki tescilli hak sahiplerine karşı marka tescili savunmasına dayanak yapamayacağı da değerlendirilerek; davalının ... tescil no.lu ve ... tescil nolu “...” markasını tescil ettirmede iyiniyetli olmadığı kanaatiyle SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğunun kabul edilebileceği kötü niyet koşullarının somut olayda gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Paris Sözleşmesi’nin 10. Maddesi gereği, ticari ve sınai konularda dürüst uygulamalara aykırı hareketleri ticari bir rakibin işletmesi, malları veya sınai ya da ticari faaliyetleri ile ilgili herhangi bir şekilde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikteki hareketler haksız rekabet olarak kabul edilecektir.
İç hukukta ise haksız rekabet hususu Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olup TTK Md. 55/4 “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmünü ihtiva etmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davaya konu edilen markalardaki “..” harfleri davaya mesnet markada olduğu gibi kırmızı üçgen ile birlikte aynı şekilde kullanılmış olduğu, “...” ve “...” ibarelerinin yazı stili, karşılaştırmaya tabi markalarda yer alan ilk 3 harf olan “...” “...” “...” unsurlarının tüm markalarda bitişik / arada boşluk olmaksızın yazıldıkları, markaların okunuşları da birbirilerine oldukça benzer oluşu, ilgili ibarenin yurtdışında ve ülkemizde davacı yan tescil müracaata konu edilmiş olması, ilgili ibarenin yurtdışında ve ülkemizde tescil müracaatına konu edildiği mal ve hizmet sınıfları ile aynı / benzer sınıflarda davacı adına tescil müracaatına konu edilmiş olması da dikkate alınarak daha önce tescil edilmiş davacı tarafın markalarındaki kelime unsuru birebir aynı şekilde davalı tarafça kullanıldığı da gözetilerek davalı kullanımının kelime unsuru birebir aynı şekilde bulunduğundan ve tescilli sınıflarında benzerlik bulunduğundan ötürü tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini mevcut olduğu SMK madde 29 uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğuna, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin bulunduğu dolayısıyla davalı yanın tespit edilen kullanımlarının, müşteri kitlesi üzerinde kötü bir intiba yaratabileceği davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile ... numara ile tescilli ... ibareli marka tescillinin davacı adına ... numara ile tescilli ... ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, dair karar vermek gerekmiştir.
Tazminat Talepleri Bakımından Yapılan İnceleme
6769 sayılı SMK'nın "Tazminat" başlıklı 150. maddesinde de " Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3) Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Tasarım sahibi kanunun 151.maddesi gereğince yoksun kalınan kazancını talep edebilir. Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında 2. Fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması halinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.
Davacı vekili tazminat taleplerini asıl dava yönünden 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b uyarınca hesaplanmasını talep etmiş, birleşen dava yönünden ise tazminat taleplerinden feragat edilmiştir.
SMK’nın 151/2-b bendi kapsamında; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” hesaplamasında davalı tarafa ait incelemeler neticesinde, 2013-2020 yıllarında toplam 922.895,73-TL’nin USD karşılığı toplam 200.400,34-USD olarak hesaplanmış, 200.400,34 USD’nin dava tarihindeki karşılığı ise (200.400,34*6,9789) 1.398.573,94- TL olarak hesaplanan bilirkişi raporundaki denetime açık mali bilirkişi incelemesine itibar edilmiştir.
Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre davalının davacı markasına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanılması dikkate alınarak, asıl dava yönünden 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, karar vermek gerekmiştir.
Davacı yan tarafından talep edilen itibar tazminatı; SMK'ya göre sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarara uğraması halinde gündeme gelen bir tazminat olduğundan, dosya kapsamına sunulan veriler ve bilirkişi raporundaki tespitlere nazaran davacı tasarımının itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan 10.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren başlayacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili birleşen dosyadaki maddi ve manevi tazminat talepleri konusunda feragat dilekçesi verdiğinden, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin feragat nedeni ile ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2- Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli marka tescillinin davacı adına ... numara ile tescilli ... ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine,
3-1.398.573,94 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 1.388.573,94 TL'sine ıslah tarihi olan 25/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine,
5-10.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren başlayacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Hükümsüzlük kararı yönünden hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere kararın kesinleşmesine müteakip bir defaya mahsus ilanına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 98.268,98 TL karar harcından peşin, tamamlama ve ıslah harcı ile yatırılan 25.762,73 TL'nin mahsubu ile kalan 72.506,25 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafından yatırılan toplam 25.817,13 TL harcın (peşin+başvuru+ıslah+tamamlama) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz talebi yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi ve itibar tazminat miktarı yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 184.685,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
13-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
14-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli marka tescillinin davacı adına ... numara ile tescilli ... ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine,
3-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin feragat nedeni ile ayrı ayrı reddine,
4-Hükümsüzlük kararı yönünden hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere kararın kesinleşmesine müteakip bir defaya mahsus ilanına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz talebi yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca feragat edilen maddi ve itibar tazminat talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca feragat edilen manevi tazminat talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
9-Peşin alınan 1.959,23 TL harçtan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 855,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.104,03-TL harcın istek halinde yatırana iadesine,
10-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin arabuluculuğa tabi tazminat davalarından feragat nedeniyle davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
11-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 2.550,00 TL bilirkişi ücreti, 217,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.767,60 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap olunan 2.639,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan 3.750,00 TL (bilirkişi ücreti) yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap olunan 472,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
13-Asıl ve birleşen davada yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2024
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir.
HÜKÜM:
Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dava dosyasından verilen 23/01/2024 tarihli Duruşma tutanağında Birleşen Dava Yönünden verilen hükmün 1 numaralı bendinin
''Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" yazıldığı anlaşılmakla mahkememiz dosyası HMK m.304 gereği resen ele alınmakla Birleşen Dava Yönünden verilen hükmün 1 numaralı bendinin
"Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" Şeklinde tashihine,
Mahkememiz kararının bu şekilde tashihine HMK m. 304 hükümlerine göre karar verildi.23/02/2024
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!