T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/243
KARAR NO : 2024/528
DAVA : Tenfiz
DAVA TARİHİ : 20/03/2024
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki dahilinde oluşan alacak ile ilgili olarak Polonya - Varşova Bölge Mahkemesi .... Ticari Bölümü tarafından 18/06/2021 tarihli kararın verildiğini, bu kararın 26/06/2021 tarihinde kesinleştiğini, apostil şerhi ile birlikte kararı dava dilekçesi ekinde sunduklarını; ilgili mahkemece “davalının, müvekkiline 559.459,65 PLN (Polonya Zilotisi) ana para ve işleyecek yasal faizi ve ayrıca 38.773 PLN de yargılama masrafı ödemesine” karar verildiğini; Polonya ile aramızda 12/01/1990 tarihli ve 3606 sayılı kanunla onaylanan ve 23/07/1990 tarihli ve 20583 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 12/04/1991 tarihinde yürürlüğe giren 1988 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinin bulunduğunu, 15. maddesinde; “1. Akit Taraflardan birinin vatandaşları, diğer Tarafın mahkemeleri önünde bu Akit Tarafın vatandaşları gibi adli harç ve masraftan muaf olmaktan ve aynı şart ve vüsatta ücretsiz adli müzaharetten faydalanırlar.” dendiğini, söz konusu kararın Türkiye'de icra ve infazının sağlanması için bu davanın açıldığını, kararın 2021 yılına ait olduğunu, kararın verilmesinden bu güne davalı tarafından alacak ödenmediği gibi bu konuda hiçbir görüşme ve anlaşma başvurusunun yapılmadığını, davalının mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararı verilmesineve Varşova Bölge Mahkemesi .... Ticari Bölümü tarafından verilen 18/06/2021 tarihli kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; kesinleşen yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişindir.
Mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “Varşova Bölge Mahkemesi .... Ticari Bölümü tarafından verilen 18/06/2021 tarihli kararın tanıma ve tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığı” konusunda olduğu belirlenmiştir.
Polonya ile ülkemiz aramızda 12/01/1990 tarihli ve 3606 sayılı kanunla onaylanan ve 23/07/1990 tarihli ve 20583 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 12/04/1991 tarihinde yürürlüğe giren 1988 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasındaki Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinin 15. maddesinde; “1. Akit Taraflardan birinin vatandaşları, diğer Tarafın mahkemeleri önünde bu Akit Tarafın vatandaşları gibi adli harç ve masraftan muaf olmaktan ve aynı şart ve vüsatta ücretsiz adli müzaharetten faydalanırlar.” dendiğinden, söz konusu düzenleme kapsamında teminat yatırılması gerekmediğinden bu konudaki dava şartının tamam olduğu belirlenmiştir.
Dava, nitelği itibariyle eda davası değil, tespit davası niteliğinde olduğundan, maktu harca ve vekalet ücretine tabidir.
Tanıma ve tenfiz isteğine konu 18/06/2021 tarihli karar incelendiğinde; “...İzmir, Türkiye merkesi yer alan davalı ...ve Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’nden Sligo (İrlanda) merkezi bulunan davacı ... lehine 12 Haziran 2018 tarihinden beri ödeme gününe kadar hesaplanacak kanuni faiz ile birlikte 559.459,65 PLN (yalnız; beşyüzelli dokuzdörtyüzdokuz zlotı altmışbeş groş) tutarının ödemesini; dava dilekçesinin kalan kapsamındaki taleplerinin reddine; İzmir Türkiye merkezi yer alan davalı ... ve Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’nden Sligo (İrlanda) merkezi bulunan davacı...Ltd. lehine 38.773 PLN (yalnız: otuzsekizbinyediyüzyetmiş üç zloti) mahkeme usul masraflarının geri ödenmesini; İzmir Türkiye merkezi yer alan davalı ... ve Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’nden Devlet Hazinesi-Varşova Büyük Bölge Mahkemesi lehine 1.727,01 PLN (yalnız: binyedi yüz yirmiyedi zloti bir groş) tutarında ödenmemiş mahkeme masraflarının karşılanmasına karar aldı.” dendiği; ayrıca kararın içeriğinde “Bu karar 26 Haziran 2021 tarihinde kesinleşmiş olup, infaza tabidir” dendiği görülmüştür.
Genel anlamda “tenfiz” kurumu 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; yabancı mahkemelerde hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan kararların Türkiye'de icra edilebilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Anayasa'nın 90. maddesine göre usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş olan milletler arası anlaşmalar kanun hükmünde olduğundan, olayda MÖHUK kurallarının, Newyork Sözleşmesi'nin ve Türkiye ile Polonya arasında mevcut ikili anlaşmanın uygulanması gerekecektir.
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10/02/2012 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararında özetle “yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının tenfizine engel olmayacağı ve bu hususun 5718 sayılı MÖHUK'un 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmayacağı belirtilmiştir. Anılan bu kararda yabancı mahkeme kararının tenfizinin reddini temin edebilecek tek imkanının yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hali olduğu” noktasına işaret edilmiştir. Nitekim; karar gerekçesinin içeriğindeki “Türk tenfiz hukuku yabancı mahkeme kararının taşıdığı hükümlerin açıkça Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceği konusu ile ilgilenir” ifadesi ile de Türk kamu düzeninin korunması ilke ve amacına açık bir şekilde vurgu yapılmıştır.
Kamu düzenine aykırılık hali MÖHUK'un 60. maddesinde red sebebi olarak sayılmakla birlikte kamu düzenine aykırılıktan kasıt, yabancı mahkeme kararının doğru olarak verilip verilmediği hususunun denetlenmesi değildir. Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun yukarda tarih, esas ve karar numarası belirtilen kararında da vurgulandığı şekilde, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra edilmesi durumunda meydana gelecek sonucun Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi önem taşımaktadır. Bunlar ise; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel ahlak ve adap anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, genel siyasete, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletler arası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, ahlak ilkelerinin ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejime, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklindeki durumlardır. Yani bir kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığından söz edilebilmesi için bu durumlardan birinin ya da bir kaçının varlığı aranacaktır. Somut olaya bu yönüyle bakıldığında; davalı davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır. Yani dava konusu karar ile ilgili olarak davalı tarafça herhangi bir beyan ya da itiraz ileri sürülmemiştir.
Tüm dosya içeriğine göre yapılan değerlendirme sonucunda; Tenfiz isteğinin konusu olan karar, yabancı mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiştir. Mahkememizin, bu kararın doğru bir karar olup olmadığı yönünde araştırma ve değerlendirme yetkisi yoktur. Dolayısıyla, sadece kararın ülkeler arasındaki ikili anlaşma, taraflar arasındaki sözleşme ve MÖHUK kuralları çerçevesinde şekli olarak tenfiz koşulları mevcut bir karar olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekir. Kararda kamu düzenine aykırılık halinin gerçekleşmediği, kararın usulüne uygun olarak verilmiş bir karar olduğu, taraflar yönünden bağlayıcı ve kesin nitelikte bulunduğu, mahkememizce de tanıma ve tenfizinin yapılmasında yasal bir engelin bulunmadığı anlaşılmış, somut olay bakımından MÖHUK'un 60. maddesinde, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Newyork Sözleşmesi'nin 5. maddesinde sayılan red sebeplerinin varlığına rastlanmadığından, tanıma ve tenfiz koşulları oluştuğundan haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
Varşova Bölge Mahkemesi .... Ticari Bölümü tarafından verilen 18/06/2021 tarihli kararın TENFİZİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının yatırmış olduğu 427,60 TL başvurma harcı ve 427,60 TL peşin harç toplamı olan 855,20 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu tebligat masrafı olan 40,00 TL'lik yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!