T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/82
KARAR NO : 2024/96
DAVA : MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 24/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: TPMK'nın ... tescil numaralı ... emtia sınıfında davalı adına tescil edildiği "..." markasının kötü niyetle tescil edildiğini, müvekkiline ait ... tescil numaralı "..." markasının aynısı olduğunu ve müvekkilinin markası ile iltibas teşkil ettiğini, keza başel markasını uzun süre önce ilk kez piyasaya sunarak uzun yıllardır kullanan müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının tanınırlığını bilen ve bundan faydalanmak isteyen davalının, kötü niyetli bir şekilde her nasılsa SMK 5/1-ç maddesi uyarınca reddedilmesi gereken markayı tescil ettirmiş olduğunu, bu kötü niyetli tescile karşı hükümsüzlük davası açma zorunluluğunun olduğunu, müvekkili ... SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ.' nin, 25 yıl önce bir oyuncak sektörü tecrübesini değere dönüştürmek için kurulduğunu ve oyun/oyuncak sektörünün öncülerinden olan son derece köklü ve saygın bir şirket olup, ... web sitesinde detaylıca açıkladıkları üzere Türkiye’de bir çok oyuncağın marka ve telif hakkı sahibi olduğunu, müvekkili şirketin kurucularının oyuncak sektöründen elde ettiği Know How'ı değere dönüştürerek hızla büyüdüğünü ve sektörde kendine saygın bir yer ve tanınırlık edindiğini, müvekkilinin, kendi bünyesinde geliştirilen oyuncakların tasarım, üretim ve Dünya genelinde dağıtımını yapmakla birlikte aynı zamanda hali hazırda 15’den fazla Dünya genelinde tanınan oyuncak markasının Tek Yetkili Distribütörlüğünü elinde bulundurduğunu, internet, sosyal medya (Twitter Facebook vb), TV ve yazılı basın ile her zaman senkronize işbirliği içinde olan ve aktif kullanan müvekkilinin her yıl markasına yaptığı tanıtım faaliyetleri ve yatırımlarla her geçen gün büyüyerek başarısını arttırdığını, Avrupa, Uzak Doğu ve Amerika başta olmak üzere her çeşit oyuncak imalatçıları ve yayıncı kuruluşları ile sıkı bir iş ilişkisi içerisinde olduğunu, Müvekkili şirketin ... markasını ilk defa oluşturarak uzun yıllar piyasada kullanarak tanıtıp, ayırt edici hale getirdiğini, "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu Nezdinde ... numarası ile ... emtia sınıflarında müvekkil şirket adına tescilli olduğunu, dava konusu "..." markası ile müvekkiline ait "..." markaları karşılaştırıldığında; dava konusu markanın müvekkil markası ile aynı olduğunu ve iltibas teşkil ettiğinin görülmekte olup, SMK 6/1 maddesi hükmü uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkiline ait "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu Nezdinde ... numarası ile ... emtia sınıflarında 03.03.2022 tarihinde tescil edildiğini, 20.04.2021 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile koruma altında olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen sonraki tarihli ... tescil numaralı "..." markası ise müvekkili markasının tescilli olduğu ... emtia sınıfında 15.02.2024 tarihinde tescil edildiğini, her iki markanın da ... emtia sınıfında oyunlar ve oyuncakların tescilli olduğunu, her iki markanın da esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." kelimesinin tamamen ayırt edici olan bir kelime olduğunu, itiraza konu olan marka incelendiğinde ise başel ibaresinin birebir kullanıldığının görüldüğünü, müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin İngilizce oyuncak anlamına geldiği düşünüldüğünde; davalı markasında yine aynen kullanıldığının görüldüğünü, müvekkilinin markasının esas unsurunun davalının "..." markasında aynen kullanıldığını, davalı markasının, müvekkilinin markası ile hem umumi intibadan, hem de sesçil, biçimsel, telaffuz ve görsel açıdan bıraktığı etkiler dikkate alındığında ayniyet teşkil ettiğinin açıkça görüldüğünü, müvekkilinin markası aynen alınmak suretiyle oluşturulan "..." ibareli davaya konu markanın, ortalama tüketicilerin belleğinde müvekkilinin markasından türetilmiş seri bir marka olduğu izlenimi yaratacağının, markaları doğrudan karşılaştırma imkanına sahip olmayan ortalama tüketicinin markaların kelime unsuru üzerinde yoğunlaşacağını, diğer bireysel özellik ve unsurların çoğunu marka ile son kez muhatap olduğu anı takip eden süreçte unutacağını, bu itibarla itiraza konu olan marka ile müvekkilinin markalarının seri marka olarak algılanabileceği ve doğrudan kaynaklarının bir olduğu yanılgısının oluşacağını, marka olarak seçilebilecek sınırsız alternatif arasından "..." ayırt edici unsurunun, yine "..." ibaresi ile müvekkiline ait "..." markasının aynısının tercih edilmesinin müvekkilinin bu emeğine karşılık markasının garanti ve reklam gücünden hiçbir karşılık ödenmeksizin yararlanılması ve haksız bir ticari değer elde edilmesine yol açacağını, dava konusu markanın müvekkiline ait ticaret ünvanını içerdiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu 6/6.maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, dava konusu markanın kötü niyetle tescil edildiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetli olarak tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait "..." markası ile iltibas yarattığını, Yargıtay’a göre iltibasın başlı başına bir kötüniyet göstergesi olduğunu, dava konusu markanın devrinin/satışının ve kullanımının dava sonuna kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu ... numarası ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğünü ve resmi marka sicilinden terkinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04/06/2024 tarihli dilekçesinde özetle: Dava konusu markanın, tarafların anlaşması kapsamında müvekkiline devrinin mümkün olabilmesi için 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve ivedilikle tedbirin kaldırılması yönünde Türk Patent ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasını, tarafların anlaşması kapsamında davadan feragat ettiklerini, dava ile öne sürdükleri talep ve sonuçlardan vazgeçtiklerini, davalı lehine herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeksizin feragat doğrultusunda karar verilmesini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde: Davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 309/2. maddesi gereği feragatın hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığından, feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-FERAGAT NEDENİ İLE DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harç dava açılırken yatırıldığından yeniden harç yatırılmasına yer olmadığına,
3-Vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair tarafların/vekillerin yokluğunda HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi. 24/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!