T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/260 Esas
KARAR NO:2024/731
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/04/2023
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı vekili, taraf şirketler arasında alım satım akdi kurulduğunu, müvekkilinin alıcı olup davalı satıcıdan saç levha alımı yaptığını, ancak aldığı emtiaya nazaran fazla ödemesi bulunduğunu, cari hesapta alacaklı olduklarını belirterek alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalıdan %20 inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili, taraflar arasında kurulan ilişkiye dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, aralarında cari hesap uygulamasının kararlaştırılmadığını; iddia edilen alım satım ilişkisinin doğru olduğunu ancak müvekkili olan satıcı tarafından tüm edimlerin yerine getirildiğini, parasını aldıkları kadar mal verdiklerini; bunun aksini davacı tarafça ispatı gerektiğini; icra takibine konu edilen alacak gibi bir borçlarının gerçekte bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini, davacıdan kötü niyetli takip tazminatı alınmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK 67 madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup; genel haciz yolu ile başlatılan icra takibinde cari hesap alacağına dayalı olarak 1.007.777,76 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş; davalı bu takibe süresi içinde ''borcum yoktur'' şeklinde itiraz etmiş; icra takibi durmuş, davada 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.Taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye bağlı olmasa da bir alım satım ilişkisinin doğduğu, davalının satıcı, davacının alıcı olduğu; taraflar arasında bir miktar saç niteliğinde emtianın alınıp, bir kısım mal bedelinin de ödendiği konusunun ihtilafsız olduğu; taraflar arasındaki ihtilafın davacının almış olduğu emtialara nazaran fazla yaptığı bir ödemenin bulunup bulunmadığı, fazla ödeme varsa bunu icraya konan bedele uygun olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Davanın niteliği gereği ispat külfeti, aldığı emtialara nazaran daha fazla bedel ödediğini iddia eden davacıya aittir. Davacı taraf, karşı tarafın imzasını da içerir mal teslim tutanakları ve karşılığında ödenen bedele dair makbuz ya da banka dekontları ibraz edememiş olup; ancak ticari defter ve kayıtlara dayandığından ticari defter ve kayıtların karşılıklı olarak incelenmesi gerekmiştir. Mahkememizce görevlendirilen uzman bilirkişi davacı kayıtlarını incelemiş olup, davacı şirketin kayıtlarını iddiayı ziyadesi ile doğruladığı, davacı kayıtlarına göre davalının ödemeleri de düştükten sonra takip tarihi olan 31/12/2022 tarihi itibarıyla davacının 1.620.883,43 TL alacaklı olduğu görülmüştür.Mahkememizce davalı kayıtlarının da incelenmesine karar verilmiş olup, inceleme kararını içeren 25/04/2024 tarihli duruşma tutanağı davalı vekiline tebliğ edilmiş, davalı vekiline şirketin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi aksi takdirde karşı tarafın defter ve kayıtlarından çıkacak ve dosya kapsamına uygun olacak bir kararın verileceği ihtar olunmuş; tutanak davalı vekiline tebliğ olmuş ancak davalı ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir------- tarihli kararında işaret edildiği üzere: ''6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş talep edilen alacağın kanıtlandığı ancak icra inkar tazminatı talep etme koşullarının gerçekleşmediği gözetilerek hüküm kurmak olduğu halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir'' .Hükmünde işaret edildiği gibi tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılıklı olarak incelenmesi esas olup, ticari defterlerinin incelenmesi için ara karar oluşturulan davalı tarafa sonuçları ihtar edilmesine rağmen incelemeye konu ticari defterlerin mahkememize ibraz etmemiş; bu yolla davacının bizzat davalı kayıtları ile iddiasını doğrulama imkanı bırakmamıştır. Bu durumda artık davalı, davacı tarafın ticari defterlerinden çıkan sonuca katlanmak zorunda olup; davacı kayıtları da kendi iddiasını ziyadesiyle doğruladığından davanın kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasındaki ilişkinin alım satım akdine dayandığı; alım satım ilişkisinde fazladan ödenen satım bedelinin likit olduğu nedeniyle ve itirazda haksız bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜNE,
Davalının ----------- dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
1.007.777,76 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Alınması gereken 68.788,17 TL ilam harcından peşin olarak alınan 12.171,44 TL nin mahsubu ile eksik 56.616,73 TL ilam harcının davalıdan tahsiline hazineye irat kaydına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan 12.351,34 TL peşin harç ve başvuru harcındın toplamı ile 353,00 TL posta gideri ve 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.704,34 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,
Davadan önce gidilen zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu amaçla harç tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince davacı lehine 140.855,47 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiline davacıya verilmesine,
Dair karar, E-Duruşma ile katılan taraf vekillerinin varlığında, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------------ Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 19/09/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!