T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/105 Esas
KARAR NO : 2024/95
DAVA : Alacak (Franchise sözleşmesinden kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2018
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/355 E. 2019/868 K. ve 25/09/2019 tarihli görevsizlik kararı üzerine ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/2471 E. 2023/398 K. ve 13/04/2023 tarihli ilamı ile davanın Mahkememize tevzi edilerek 2023/105 Esasına kaydı yapılan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/01/2016 tarihli franchise sözleşmesi ile müvekkili şirketin "..." ... şubesini açmak için yetki verdiğini ve taraflar arasında karşılıklı sorumluluk altına girmeyi taahhüt ettiklerini, sözleşme gereğince sözleşmenin feshedildiğine ilişkin herhangi bir yazılı bildirim yapmadan sözleşme hükümlerinin aykırı bir şekilde firma isminin değiştirdiği ve "..." markasını kullanarak 6 ayda edindiği çevreyi yeni ismiyle kullanmaya başladığı için anlaşma koşulları dşında hareket ettiğini, etik olmayan yollar izlediğini belirterek sözleşmeniin feshinden kaynaklanan sözleşmenin imzalandığı tarihte ödenmesi gereken 30.000,00 TL ile franchise alan firmanın sözleşmenin bitiş tarihinden önce feshetmesi durumunda ödemesi gereken 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL'lik sözleşme kaynaklı borcun fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddini talep ettiğini, müvekkili ile davacının arasında 20 yıllık geçmişi olduğunu, müvekkilinin okumadan, irdelemeden yani sehven hataen ve davacının hilesi ile söz konusu sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme hükümlerinin esasa alınması durumunda fesholmuş bir sözleşşme ve sözleşme hükümlerine göre talepte bulunulmasının da hukuken kabul edilemez olduğunu, dava dışı 3. kişi şirket ile davalı müvekkilinin franchise sözleşmesi yapmasının hukuken mümkün olmadığını bildirmekle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan ve dava dosyasında yer almayan, yine davalı müvekkilinde bir nüshası bulunmayan franchise sözleşmenin taraflarının ... Ltd. Şti. ile ... olduğunu, davaya dayanak yapılan franchise sözleşmesinin tarafı bir tüzel kişilik olduğunu, gerçek kişi şahsın aktif husumet ehliyeti, taraf olma ehliyeti bulunmamakta olduğunu, iş bu davanın öncelikle taraf ehliyeti yokluğundan uüsülden reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava şartları HMK 114 de gösterildiğini, delillerin dava dilekçesi ile sunulmasının esas olduğunu, davaya dayanak olduğu iddia edilen franchise sözleşmesinin davacı tarafça daha sonradan sunulmasına da muvafakiyetinin bulunmadığını, belgenin değiştirilmesine veya yeniden düzenlenmesi ihtimaline binaen bu husustaki cevap ve savcılık şikayet haklarının da saklı tutulduğunu belirttiklerini, dava dilekçesinde davacı tarafından dayanak yapılan ancak daha sonra sunulacağı ifade edilen franchise sözleşmesinin HMK 194 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, esasa yönelik itirazlarının, hata ve hile ile imzalatılmış bir sözleşme ile imzalayan taraf hukuken sözleşme ile bağlı olmadığını, müvekkili, davacı ile olan 20 yıllık geçmişi ve arkadaşlığına hasren, bakmadan, okumadan ve irdelemeden yani sehven ve hataen ve davacı hilesi ile söz konusu sözleşmeyi imzaladığını ve TBK 30. ve 36. maddeleri uyarınca hukuken iş bu sözleşme ile bağlı olmayacağını, davada dinletilecek tanığın, sözleşmenin imzası sırasında yer âlan bir tanık olduğunu, sözleşmenin hata ve hatta hile ile imzalatıldığına şahit olan bir tanığı olduğunu, davacı yanın iş bu davayı açmaktaki esasının kişisel sebeplerden olduğunu, davacı iş bu davadaki vekili aracılığıyla davalı müvekkiline 5 Ekim 2016 tarihinde gönderdiğini ve içeriğinde yer alan davaya dayanak yapılan sözleşmenin yer aldığını iş bu sözleşmeden bu tarihte haberdar olduğunu, müvekkilininde sureti bulunmayan, aslının bulunup bulunmadığı şüpheli olan, müvekkiline sehven ve hataen imzalatılan ve dava dosyasında bir sureti dahi bulunmayan dayanak franchise sözleşmesinin franchise alan firmadan istenen başlıklı bölümün 3. maddesine göre “.... Sözleşme imza tarihinden 7 iş günü içinde yatırılmayan 30,000 TL sözleşme feshine sebep verir....” hükmü uyarınca hali hazırda geçerli ve ayakta olan bir franchise sözleşmesinden bahsedilemez olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde sözleşme tarihi olan 21.01.2016 tarihinden yaklaşık 9 ay sonra TPE nezdinde davacı şahıs adına tescil edilen dava dışı 3. kişi şirket ile müvekkilinin sözleşmenin hukuken franchise sözleşmesi niteliğinin taşımadığının açık olduğunu, davanın öncelikle davacı tarafın taraf ehlinin bulunmaması sebebiyle usulden reddini, davanın gösterdiği esasa yönelik ve hukuki gerekçeleri ile haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; yanlar arasındaki 21/01/2016 tarihli franchise sözleşmesine aykırılık ve haksız fesih sebebine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Yanlar arasında akdedilen 21/01/2016 tarihli franchise sözleşmesinin ibraz edildiği görülmüştür.
... 5. Asliye Ticaret Mahkemesince görevlendirilen Ekonomi ve Finans Uzmanı, Ticaret ve Borçlar Hukuku Öğr. Üyesi bilirkişi...ve Mali Müşavir bilirkişi ...'in 06/03/2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davalının hata iddiasını kanıtlamadığı, dolayısıyla davalının imzaladığı sözleşmenin davalıyı bağladığı, davalının sözleşmenin kurulduğu aşamada 30.000-TL ve sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde de 20.000-TL olmak üzere toplamda 50.000-TL ödemeyi kabul ettiği, davalının, süresinden önce faaliyetini durdurarak sözleşme ilişkisine son vermiş olduğu hususu, bizzat davalının beyanlarından ve sunulan ticari defter ve kayıtlardan anlaşıldığından, aynı şekilde davalı taraf sözleşmenin başlarında ödemesi gereken 30.000-TL'lik bedeli de ödemediğinden, davacının 50.000-TL'lik alacak talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde davacı taraf olarak ...'un gösterildiği, davaya konu dayanak sözleşmenin ise ...Ltd. Şti. ile davalı arasında akdedildiği, yargılama sırasında davacı vekilinin maddi hataya dayalı taraf değişikliği talebinde bulunduğu görülmüştür. İşbu talep yönünden tatbiki gereken HMK'nın 124/3 maddesinin; '' (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.'' düzenlemesi gereğince somut olaya bakıldığında davacı taraf yönünden taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gibi usul ekonomisi ilkesi ışığında değerlendirme yapıldığında taraf bilgilerinin maddi hataya dayalı olduğu kanaatine varıldığından taraf değişikliği talebinin kabulü ile davacı tarafın ...Şti. olarak değiştirilmesine, uyap davacı taraf kayıtlarının işbu şekilde güncellenmesine karar verilmiştir. Devamında ise HMK'nın 77. maddesinin; '' (1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.'' şeklindeki düzenlemesi gereğince davacı ... Ltd. Şti. vekili olduğunu beyan eden avukata davacı şirketin vekili olduğunu gösterir vekaletnamesini ibraz etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine karar verilmiş ve davacı şirket tarafından verilen vekaletnamenin davacı şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.
Huzurdaki davada 21/01/2016 tarihli davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasında akdedilen franchise sözleşmesine aykırılık ve haksız fesih sebebine dayalı tazminat istemi ileri sürülmüş olup davacı tarafça sözleşmenin imzalandığı tarihte kendisine ödenmesi gereken 30.000 TL ile franchise alan davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi durumunda ödemesi gereken 20.000TL olmak üzere toplam 50.000TL'nin tahsili talep edilmiştir. Davalı taraf ise davacı ile olan 20 yıllık geçmişi ve arkadaşlığına hasren, bakmadan, okumadan ve irdelemeden, sehven, hataen ve davacı hilesi ile söz konusu sözleşmenin imzalandığını, TBK'nın 30 ve 36. maddeleri uyarınca hukuken işbu sözleşme ile bağlı olmadığını, bununla birlikte sözleşmenin dayanak 3. maddesi ile münfesih olduğunun açık olduğunu, sözleşmenin işbu maddesine göre herhangi bir ödemede bulunmadığından sözleşmenin kendiliğinden münfesih olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
Davalı tarafça her ne kadar hata ve hile nedeni ile 21/01/2016 tarihli franchise sözleşmesi ile bağlı olmadığını savunmuş ise de TBK'nın 30. maddesi ışığında esaslı bir yanılma sebebine dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi TBK'nın 36. maddesi ışığında aldatmanın soyut beyandan ibaret kaldığı, irade bozukluğunun giderilmesi başlıklı 39. maddesinin; ''Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.'' düzenlemesi gereğince davalının okuyup incelemeden imzaladığını kabul ettiği sözleşme kapsamında yanılma yahut aldatmanın en geç sözleşmeyi incelediği tarih olarak beyan ettiği 05/10/2016 tarihinde öğrenilmesi gerekmekle işbu tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi gerekirken 2 yıl geçtikten sonra huzurdaki dava kapsamında ileri sürmesine cevaz verilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu nedenle sözleşmenin onamış sayılması kapsamında davalının sözleşme ile bağlı olduğu sonucuna varılması gerekmiştir.
İşbu hukuksal kabul ışığında somut olaya bakıldığında; davacı ...Şti. ile davalı ... arasında imzalanan 21/01/2016 tarihli 2 yıl süreli franchise sözleşmesinin tarafları bağlayıcı olduğu, taraf ticari defterlerinin tetkikinde mali inceleme kapsamında tespit edildiği üzere davalı adına bir takım yatırımların (ödemelerin) yapıldığı, işbu yatırımların belirli bir süreyle devam ettiği, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; “franchising bedelinin: isim hakkı bedeli 50.000 TL olarak belirlendiği, bu bedelin 30.000 TL'sinin sözleşme imzalandığı tarih itibariyle alınacağı, kalan 20.000TL'lik tutarın franchisee sözleşme tarihinden önce feshetmek isterse fesih tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Sözleşme hukukunda temel ilke ahde vefa (...) ilkesi olup taraflar sözleşme hükümleri ile bağlı olup yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davalının sözleşmenin kurulduğu aşamada 30.000TL ve sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde 20.000-TL olmak üzere toplamda 50.000-TL ödemeyi kabul ettiği, davalının sözleşme süresinden önce faaliyetini durdurarak sözleşme ilişkisine son vermiş olduğu hususunun, bizzat davalının beyanlarından ve sunulan ticari defter ve kayıtlardan saptandığı, bu nedenlerle usul ekonomisi ilkesi ışığında yeniden bilirkişi incelemesine gerek duyulmadığı, davacının 50.000-TL' lik alacak talebinin akit gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile; 50.000TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
50.000 TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 3.415,50 TL ilam harcından peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile eksik 2.561,62 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yaptığı 889,78 TL, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 195,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.284,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/06/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!