T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/73 Esas
KARAR NO : 2024/170
DAVA : ALAN ADI SAHİBİNİN TESPİTİ
DAVA TARİHİ : 22/12/2021
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan alan adı sahibinin tespiti davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.06.2005 yılında...'un domainini (alan adı) sahibinden noter huzurunda yapılan ve ekte mahkemeye sunmuş olduğukları sözleşme neticesinde satın almış olduğunu, davacı alan adını satın aldıktan sonra ortağı olduğu ...Tic. Ltd. Şti.'nin internet üzerinden tanıtım ve satış faaliyetleri konusunda alan adını aktif bir şekilde kullanarak web sitesinde çeşitli faaliyetler göstermiş olduğunu, davacı kesintisiz bir şekilde "..." alan adını kullanmış hem yurt içinde hem de yurt dışında işbu alan adı ile çeşitli faaliyetler göstermiş olduğunu, davacı ayrıca alan adlarının kullanımı için her yıl yapılması zorunlu olan alan adının kullanım süresinin uzaması için gerekli işlem ve ödemeleri de gerçekleştirmiş olduğunu, işbu uzatma ve kullanma hakkına ilişkin olarak davacı en son 2012 yılında 10 yıllık süre için ... Firması'na ödeme yaptığını, davacı aynı zamanda “...” alan adına bağlı ... mail adresi üzerinden iletişimlerini gerçekleştirdiğini, davacının alan adının geçmiş whois kayıtları incelendiğinde davacıya ait olduğu görülmekte olduğunu, 2010-2011-2012 yıllarında ..., 2013 yılı ve sonrasında ise ... adreslerinden domain kullanılmış olduğunu, 2014 yılında davacıya ait olan... mail adresi hacklenerek ele geçirilmiş olduğunu, sonrasında ise ... alan adına ilişkin şifremi unuttum talebi ile davacıya ait domain adresi de haksız şekilde ele geçirilmiş olduğunu, akabinde ... alan adının yönetimi ...olarak 25.05.2014 yılında değiştirilmiş ve davacıdan çalınmış olduğunu, İş bu suç teşkil eden fiilin ve akabinde whois kayıtlarında domainin ... isimli edildiği kişi tarafından kullanıldığı ve ... e-mail adresi ile alan adının kayıt edildiği tespit edilmiş olduğunu, işbu tespitin ardında davacı tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, ... 39. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...E. ...K. Sayılı dosyası neticesinde sanık ... TCK 244/2 maddesi uyarınca bilişim sistemlerindeki verileri erişilemez kılma suçundan cezalandırılmış, domainin davacıdan haksız ve hukuka aykırı şekilde çalındığına hükmedilmiş olduğunu, 2022 yılına kadar müştekiye ait olan alan adı hukuka aykırı yollardan ele geçirilmiş olduğunu, bu husus İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26 Ceza Dairesi ...E. ... K. No ile de onanmış olmakla birlikte karar kesinleşmiş olduğunu, davacı tarafından işbu ...'ye karar neticesinde domainin kullanıma açma kapama yetkilisi olan muhatap şirket, ...'ye başvuru yapılmış olduğunu, muhatap tarafından işbu başvurular alan adının davacıya ait olup olmadığına dair herhangi bir tespit kararı olmaması nedeniyle sonuçlandırılmamış olduğunu, davacı tarafından, konunun dava dışı çözülebilmesi için ...'ne alan adının kullanıma açılması amacıyla arabuluculuk başvurusu yapılmış olduğunu ancak başvuru anlaşamama olarak sonuçlandırılmış olduğunu, anlaşama tutanağı sunulduğunu, taraflarına verilen bilgi neticesiyle işbu tespit davasını açma zarureti hasıl olduğunu, muhatap şirket olan "“...", domainin taraflarına ait olduğuna dair bir mahkeme karan neticesinde işlemi gerçekleştireceğini şifahen beyan etmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle birlikte sunulan belgeler ve ilgili ceza dosyanın ilamı dikkate alınarak ... adlı domainin davacıdan haksız şekilde alındığının ve işbu domainin kullanma haklarının müvekkiline ait olduğunun tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ... adlı domainin kesinleşen ceza mahkemesi hükmü uyarınca davacının erişmesi işbu alan adının davacıya ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davaya konu alan adının sahibi veya sağlayıcısı olmadığını, davalı şirket bahse konu alan adı veya başkaca alan adları ile ilgili olarak alan adı satma veya sağlama hizmeti vermediğini, huzurdaki dava yanlış tarafa açılmış olduğunu, 13 Mart 2014 tarihinde kurulmuş olduğunu, davacı'nın dava dilekçesi ile belirtmiş olduğunun aksine, kurulduğu günden bu yana hiçbir alan adı (domain) satışı hizmeti vermediğini, İnternet alan adları sisteminin teknik yönetimi, IP adres alanların tahsisi ve internet ana servis sağlayıcı sisteminin idaresi ... “...” (...) tarafından yürütülmekte olduğunu, bu çerçevede, ... çok uluslu bir kuruluş olup, internet alan adlarının yönetimini sağlamakta ve internetin yönetici birimi olarak görev yapmakta olduğunu, alan adı tescili yapan kurum ve kuruluşları ... üzerinden ruhsat almakta, ... tarafından ruhsatlandırılmayan kurum/kuruluşlar “.com” ve benzeri uzantılı alan adlarını tescil edememekte olduğunu, bu doğrultuda ... resmi internet sitesi üzerinden “...” isimli ruhsatlı alan adı sağlayıcılarına yönelik aşağıda belirtilen arama sonuçları uyarınca müvekkili şirketin, alan adı kayıt hizmeti sağlayan şirketler arasında mevcut olmayıp bahse konu uyuşmazlığın tarafı ve davacı'nın internet sitesinin kullanıma açılmasına yönelik taleplerinin muhatabı olmadığını, dava dosyası“ muhteviyatından davacı'nın 2005 yılından beri gerçekleştirmiş olduğu ... adlı alan adının satışı ve kullanım süresinin uzamasına yönelik ödemelerin sağlanması hizmetleri ise, ..., ..., .... merkezli, ... kanunlarına göre kurulmuş ... isimli şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmakta olduğunu, müvekkili şirket hiçbir şekilde huzurdaki davaya konu işlemlerin tarafı olmadığını, , ilgili alan adının WHOIS bilgileri sorgulandığında, alan adı tescilinin ... nezdinde yapıldığı da görülmekte olduğunu, dolayısıyla, huzurdaki davanın tarafı Davalı Şirket değil, ...' olduğunu, davalı Şirket ... Şti. 13 Mart 2014 tarihinde tek pay sahibi ... merkezli ...şirketi tarafından kurulmuş, merkezi “...” olan bir tüzel kişi olduğunu, davalı Şirket, kurulduğu günden beri alan adı tahsisi veya alan adı tesciline ilişkin hiçbir faaliyette bulunmamış veya bu yönde bir faaliyete aracılık etmemiş olduğunu, bu şartlar altında, dava konusu edilen ürün ya da hizmet temini ile ilgili olarak Davalı Şirket ile huzurdaki uyuşmazlıkta hizmet sağlayıcı olan ... arasında organik veya inorganik bir bağ bulunmadığını, davalı şirket bir irtibat bürosu veya şube de olmadığını, bağımsız bir tüzel kişiliği olan, apayrı bir şirket olduğunu ve dava konusu hizmeti sağlayan ... ile hiçbir akdi/hukuki bağlantısı bulunmadığını, bu şartlar altında huzurdaki uyuşmazlıkta taraf sıfatı olmadığı için davalı Şirket bakımından pasif husumet yokluğu bulunmakta olduğunu, davacı, davasını hatalı bir şekilde müvekkili şirketine yöneltmiş olduğunu, dava dilekçesinde satın almış olduğu ... adlı alan adına yönelik olarak yıllar boyunca kullanım süresinin uzatılması ve kullanıma ilişkin ödemeler gerçekleştirdiğini belirttiğini ve hesabın çalınmasını ardından domainin kullanımını açma ve kapatma yetkilisi olduğunu iddia ettiği, müvekkili şirketine başvuruda bulunduğunu ileri sürmüş olduğunu, davalı Şirket, ruhsatlı alan adı sağlayıcıları arasında yer bile almamakta olup, faaliyet alanları kapsamında davacı'nın belirtmiş olduğu işlemleri de yürütmediğini, dolayısıyla, ... alan adını da kullanıma açma, bir kişiden alıp bir başkasına devretme gibi bir yetkisi olmadığını, nitekim yukarıda açıklandığı üzere, söz konusu alan adının sahibi veya sağlayıcısı davalı şirket olmadığını, Kaldı ki, dosya kapsamından meydana gelen hırsızlığa yönelik “...” mail adresi ile gerçekleştirilen yazışmalar dahi, ... görevlileri tarafından sağlandığı görülmekte olup davalı Şirket'in bilgisi dâhilinde de olmadığını, nitekim yine ... resmi internet sitesi üzerinden ... alan adına yönelik olarak sürdürülen aramada, alan adı kaydını gerçekleştiren şirket olarak ...gözükmekte olup bahse konu hizmetler davalı şirket tarafından sağlanmamış olduğunu, yine davacı tarafından dava Dilekçesi 3 numaralı ekinde sunulan “...” ilgili kısmı uyarınca, ... internet sitesi alan kaydı sağlayan şirket ... olarak gözükmekte olup bahse konu ödeme işlemlerinin tarafı müvekkili şirket olmadığını, yani davacı ödemelerini tamamen farklı bir şirket olan ... şirketine yapmış olduğunu, bu davada, müvekkili şirket ısrarla taraf gösterilmiş ise de taraflarınca anlaşılmadığını, bu şartlar altında, müvekkili şirket ile huzurdaki uyuşmazlıkta hizmet sağlayıcı olan ... arasında isim benzerliği dışında organik veya inorganik hiçbir bağ bulunmadığını, bu sebepler dâhilinde müvekkili şirket huzurdaki uyuşmazlığın tarafı niteliğini haiz olamayacağından, davanın müvekkili şirket bakımından pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; ... isimli şirketin, dünya çapında faaliyet gösteren bir alan adı ve web servisleri sağlayıcısı olduğunu, davaya konu edilen alan adının sahibi ve sağlayıcısı olmadığı bu nedenle de husumet yöneltilemeyeceği yönünde savunma yapmış olduğunu, davalı Şirket ... kayıtlarına göre şirket müdürü ...'deki şirketin genel sekreteri olduğunu, davalı ..., ... Ticaret Odası'na kayıtlı şekilde faaliyet göstermekte olduğunu, bu kayıtlara göre işbu dilekçe tarihi itibariyle davalı şirketi Türkiye'de temsil etmeye yetkili müdürü münferiden ... isimli kişi olduğunu, ... web sitesine göre bu kişi ... şirketinin genel sekreteri ve hukuki işer başkanı olduğunu, davalı Şirketin ... kaydındaki web sitesi ...'deki şirket adına kayıtlı olduğunu, davalı Şirketin ...'da kayıtlı firma bilgilerinde tescil ettirdiği web sitesi ... isimli alt alan adı olduğunu,... alan adının kime ait olduğuna dair araştırma yapıldığında whois kaydının .... şirketine ait olduğu tespit edilmekte olduğunu, bu adres ile arama yapıldığında şirketin ... web sitesine erişilmekte olduğunu, davalı Şirketin...'da kayıtlı telefon numarası da ... şirketi adına faaliyet gösteren ve ... sitesinde ilan edilen telefon numarası olduğunu, Türkiye'de yerleşik davalı şirketin ...'ya bildirip tescil ettirdiği telefon numarası ... nolu telefon numarası olduğunu, dava dışı ..., ... şirketine ait olduğu iddia edilen web sitesinde ise Türkiye için ülke çapında telefon numarasının ...nolu telefon numarası olduğu ilan edilmiş olduğunu, Kaynak linki: ... kayıtlarına göre Davalı Şirketin ticaret sicilde kayıtlı web sitesi ...'deki şirkete ait olduğunu, ülkemizde internet alanında denetleyici ve düzenleyici kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu(BTK) kayıtlarına göre de davalı şirket ile alan adı tescillerini sağlayan ...'li şirket aynı şirket olarak bir bütün olarak faaliyet göstermekte olduğunu, buradan da görüldüğü üzere Türkiye'de faaliyet gösteren şirketin yer sağlayıcısı ve erişim sağlayıcısı aynı zamanda ...'nin gerçekte sahibi olan ... isimli şirket olduğunu, ülkemizde ... isimli marka tescili de ...'nin global şirketi bünyesinde olduğu tespit edilmiş olduğunu, davalı Şirket tarafından husumete yönelik itirazlar yapılmış olsa da ülkemizde kullandıkları "..." marka ve şirket unvanları ... (...) şirketi adına tescilli olduğunu talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada, müvekkili şirketin uyuşmazlığın tarafı olmadığı için esasa dair inceleme yapılmaksızın doğrudan ve ivedilikle reddini, müvekkili şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmasını talep etmiştir
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; "..." alan adının davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Dosyanın ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin kararı ve işbu kararın kesinleşmesi üzerine mahkememize tevzi edildiği görülmüştür.
Davacı tarafça delil olarak dayanılan domain kayıtları, noter evrakları, yazışmalar, ödeme belgeleri, ... 39. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı ve 14/12/2020 kesinleşme tarihli kararına ilişkin ceza dosyasına ait evraklar tetkik edilmiştir.
... A.Ş.'ye müzekkere yazılarak; www.aksesuar.com alan adının ilk olarak kim tarafından alındığı ve halen kim adına kayıtlı olduğunun sorulmasına karar verilmiş ve gelen yazı cevabı tetkik edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan SMK marka vekili bilirkişi ..., ticaret hukuku kürsüsü uzman akademisyen bilirkişi ... ve bilişim uzmanı bilirkişi ... marifeti ile hazırlanan 29/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacıya ait olduğu ancak başkaları tarafından hacklenerek ele geçirildiği belirtilen “...” Alan Adının (Domainin) güncel olarak açık ve faaliyette olduğu, ancak içeriğinde güncel olarak internet sitesi içeriklerinin bulunmadığı (Web sunucusu kapalı) uyarısı çıkmış olduğu, bahsi geçen “...”alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının ilk olarak 17.04.2001 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli olduğu, alan adının güncel olarak “...” isimli firmadan satın alındığı, davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde başkaları tarafından hacklenerek ele geçirilmeden önceki dönemlerde bahsi geçen “...” whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde alan adı sahibinin “...” davacı adına kayıtlı olduğu, alan adının o dönemde “...' isimli firmadan satın alındığı, davacıya ait olduğu ancak başkaları tarafından hacklenerek ele geçirildiği belirtilen ilgili internet web sitesinin '*...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi 2014 yılı öncesinde içerik sağlayıcısının davacı olup olmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde; ilgili internet sitesinin 2004 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı, 2004 ile 2014 yılları arasında davacı tarafın dilekçelerinde belirtmiş olduğu gibi “...Ltd. Şti” tarafından yönetildiği, 2014 yılından sonra internet sitesi içeriğinin tamamen değiştirildiği, yani davacının belirtmiş olduğu gibi alan adının bağlı olduğu internet sitesinin içerik sağlayıcısının değişmiş olduğu başkaları tarafından hacklenerek ele geçirildiği iddiasını doğrulayıcı olduğu, bu hususun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26 Ceza Dairesi ... E. ... K. No ile de onanmış olduğu dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı, davacının alan adını satın aldığı bahsi geçen “...” alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının ilk olarak 02.03.1999 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli olduğu, “İlgili internet sitesinin içerik saylayıcısı tespiti için detaylıca incelendiğinde sitenin alt kısmında “... Tüm Hakları Saklıdır. ... kelimesi ...'de ve diğer ülkelerde bulunan ...'nin kayıtlı ticari markasıdır. “...” logosu, ...'de bulunan ... şirketinin kayıtlı ticari markasıdır.” olarak içerik sağlayıcısı hakkında detaylı bir bilgilendirme yapıldığı “Son olarak davalı taraf olan “...” ile davaya konu davacının alan adını satın aldığı bahsi geçen “...” internet sitesi ile bir bağlantısı olup olmadığı hakkında yapılan araştırmalar neticesinde; davalının davaya konu “...” internet sitesi ile bağlantısı olan ve Türkiye pazarında yayında bulunan “...” isimli internet sitesinin Türkiye'deki resmi sorumlusu olduğu, yapılan detaylı teknik incelemelerde davaya konu “...” internet sitesi ile davalının Türkiye'deki resmi sorumlusu olduğu “...” isimli internet sitesinin aynı olduğu ve davacı tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin ... Ticaret Odası - İTO'da kayıtlı firma bilgilerinde beyan edilen web sitesinin davacının alan adını satın aldığı belirtilen “...” alan adına ait “...” isimli alt alan adı olduğu ve telefon numarasının “..." olarak belirtildiği ve telefon numarası ile alan adının alındığı “...' sitesinin Türkiye iletişim numarası ile aynı olduğu tespit edildiği, tüm bu tespitlerle de davalı ile davacının alan adını aldığı internet sitesi arasında ticari organik bağ bulunduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan SMK marka uzmanı ..., ticaret hukuku kürsüsünden şirket hukuku alanında uzman akademisyen bilirkişi ... ve bilişim uzmanı bilirkişi ... marifeti ile hazırlanan 09/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Davalının kök rapora karşı önem arz eden tüm beyan ve itirazlarına inceleme değerlendirme kısmında cevap verilmiş olduğu, kök rapordaki görüşlerimizde herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte, "Davalı bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde davalının da ortak olarak kullandığı “...” internet sitesinin “... kurulduğu günden bu yana hiçbir alan adı (domain) satışı hizmeti vermemekte olduğunu" beyan etmiş ise de değerlendirme kısmında güncel olarak yer alan ekran görüntülerden de açıkça görüldüğü üzere ...” isimli internet sitesi üzerinden alan adı (domain) satışı yapılmakta olduğu tespit edildiği, “Davalı bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde “... İlgili alan adını tescil eden şirket ... isimli şirkettir ve Davalı Şirket'in (veya hatta ...'nin dahi) müdahale yetkisi veya hakkı bulunmamakta olduğunu ...” şeklinde belirtmiş ise de, kök raporda sunulan ve değerlendirme kısmında tekrardan yer alan ekran görüntülerden de açıkça görüldüğü davaya konu “...” alan adının güncel olarak “...” isimli firmadan satın alındığı, ancak başkaları tarafından hacklenerek ele geçirilmeden önceki dönemlerde davalı ile organik bağı olduğu tespit edilen “...'” isimli firmadan satın alındığı, bu teknik tespitler neticesinde; güncel olarak davaya konu “...” alan adının her ne kadar “...” isimli firma / kurumdan alınmış ise de hacklenerek ele geçirilmeden önceki dönemlerde yani ilk davaların açıldığı dönemlerde davalı ile organik bağı olduğu tespit edilen "...” isimli firmadan satın alındığı, davalar açıldığı dönemlerde, alan adının tekrardan davacıya verilmesi için gerekli teknik işlemlerin yapılmış olması durumunda davacının mağduriyeti giderilmiş ve güncel olarak başka hosting firmasına da transfer edilerek uzatma işlemi yapılmasının önüne geçilmiş olacağı, bu kapsamda davacının mağduriyetinin oluştuğunun söylenebileceği belirtilmiştir.
Yargılamaya konu somut olayda; davacının 29/06/2005 tarihinde ''...'' alan adını satın aldığı ve ortağı olduğu markanın internet üzerinden tanıtım ve satış faaliyetleri konusunda kullanmış olduğu, alan adının kullanımı için yıllık olarak yapılması zorunlu ödemeleri ... adlı firmaya sağladığı,2014 yılında davacıya ait e –mail adresinin hacklenmesi akabinde davaya konu ''...'' internet sitesinin de haksız şekilde ele geçirildiği ve alan adı yönetiminin farklı bir adres ile değiştirilerek davacıdan çalındığı, davacı tarafından bahse konu eylemi gerçekleştiren kişi adına suç duyurusunda bulunulması akabinde sanığın TCK'nın 244/2 maddesi uyarınca bilişim sistemlerindeki verileri erişilemez kılma suçundan ceza aldığı, alan adının davacıdan haksız ve hukuka aykırı biçimde çalındığına hükmedildiği, ilgili karara istinaden davacının ''...'' isimli alan adını kullanıma açma ve kapatma yetkilisi olarak belirttiği davalı ...’ne başvuruda bulunulduğu ve alan adının davacıya ait olup olmadığına dair herhangi bir tespit kararı olmaması sebebiyle sonuç alınamadığı, şifahi görüşmelerde alan adının davacıya ait olduğu belirtilen kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması halinde alan adının kullanıma açılma işleminin gerçekleştireceğinin beyan edildiği iddiası ile alan adının davacıya ait olduğunun tespitine yönelik olarak huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür. Davalı şirket ise alan adı kayıt hizmeti sağlayan şirketler arasında olmadığını, bahse konu uyuşmazlığın tarafı ve davacının internet sitesinin kullanıma açılmasına yönelik taleplerin muhatabı olmadığını, davalı şirketin 13/03/2014 tarihinde tek pay sahibi ... merkezli ...şirketi tarafından kurulduğunu, kurulduğu günden beri alan adı tahsisi veya alan adı tesciline ilişkin hiçbir faaliyette bulunmadığını veya bu yönde bir faaliyete aracılık etmediğini, huzurdaki uyuşmazlıkta hizmet sağlayıcı olan ... arasında organik veya inorganik bir bağ bulunmadığını, davalı şirket bakımından pasif husumet yokluğunun bulunduğunu savunmuştur. Somut olaydaki uyuşmazlık konusu ''alan adının hak sahipliğine '' yönelik olup alan adının tanıtma veya ayırt etme fonksiyonuna sahip olması halinde fikri mülkiyet hakları içinde tanıtma işaretleri hukukunun bir üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekle mahkememizin görevli olduğu, yasal dayanağını ise 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 35. maddesi ile İnternet Alan Adları Yönetmeliği hükümlerinin oluşturduğu görülmüştür. Tarafların beyanları itibari ile uyuşmazlık kapsamında ilk olarak davacının davaya konu alan adı yönünden gerçek hak sahibi olup olmadığı, (davacının aktif husumet ehliyetini hâiz olup olmadığı) ikinci aşamada ise davalının pasif husumet ehliyetini hâiz olup olmadığı noktalarında inceleme ve değerlendirme yapılmasının gerektiği saptanmıştır.
Teorik düzeyde doktrin ve uygulama düzeyinde yargısal içtihatlar kapsamında istikrarlı ve çoğunluk görüşü şekilde belirtildiği üzere; husumet yahut diğer bir ifade ile sıfat, (defi olmayıp) itiraz olduğundan, diğer itirazlar gibi hâkim tarafından (taraf sıfatının) resen nazara alınması gerekmektedir. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir konu olup tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Aksi durumda davacı yönünden aktif, davalı yönünden ise pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekecektir. İşbu hukuksal kabul ışığında ilk olarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında ''...'' adlı alan adının sahibi olup olmadığı meselesi yönünden taraf delilleri tetkik edilmiştir. Davacı tarafça sunulan domain (alan adı) kayıtları, noter belgesi, ödeme belgesi, yazışmalar, ceza dava dosyası ve mahkememizce alınan bilirkişi raporları incelenmiş olup whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde, alan adının ilk olarak 17/04/2001 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adının davacı adına kayıtlı olduğu, alan adının o dönemde “...” isimli firmadan satın alındığı, davacıya ait olduğu ancak başkaları tarafından hacklenerek ele geçirildiği belirtilen ilgili internet
web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi 2014 yılı öncesinde içerik sağlayıcısının davacı olup olmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi olan “...” üzerinden yapılan inceleme neticesinde; ilgili internet
sitesinin 2004 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı, 2004 ile 2014 yılları arasında davacı tarafın dilekçelerinde belirtmiş olduğu gibi “... Ltd. Şti” tarafından yönetildiği, 2014 yılından sonra internet sitesi içeriğinin tamamen değiştirildiği, davacının belirtmiş olduğu gibi alan adının bağlı olduğu internet sitesinin içerik sağlayıcısının değişmiş olduğu, bu durumun da 3.kişiler tarafından sitenin hacklenerek ele geçirildiği iddiasını doğrulayıcı olduğu tespit edilmiştir.
Delil olarak dayanılan ... 39. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı ve 14/12/2020 kesinleşme tarihli kararına ilişkin ceza dosyasına ait evraklar da tetkik edilmiş olup davacının katılan olduğu dava dışı sanık hakkındaki ceza yargılaması neticesinde davacı katılanın 2004-2008 yılları arasında domain sağlacısı olan .... Firmasın hesabından www. ... domainini yönettiği, davacı/ katılanın ortağı olduğu ... Ltd Şti tarafından satın alınan ... alan adı üzerinden oluşturulan web sitesi ile yurt içi ve yurt dışı müşterilerine aksesuar malzeme satışı yaptığı,2014 yılında katılana ait ...adresinin şifresinin kırıldığı, bilahare bu mail adresinden şifremi unuttum talebi ile ... isim sağlayıcısından yeni şifre alındığı ve ... isimli kullanıcı tarafından ... alan adının bu hesapta yönetici olarak tanımlandığı, 05/10/2014 tarihinden itibaren ise söz konusu domainin dava dışı/ sanık tarafından kullanıldığı, soruşturma aşamasında sanığın kullanımında bulunan dizüstü bilgisayarın sabit diski üzerinde yapılan incelemede davacının (...) adreslerine ait kalıntı verilerine rastlanıldığının tespit edildiği gerekçeleri ile sanığın atılı suçu işlediği kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verildiği ve mahkumiyet kararının istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği görülmüştür.
Yargılamanın ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi; ''Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. '' şeklinde düzenlenmiş olup ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususları doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmektedir. (YHGK' nın 10/01/1975 tarihli ve ... E., ...K. ; YHGK'nın 23/01/1985 tarihli ve ... E, ... K. sayılı ilamları) Nitekim ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacaktır. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. (YHGK'nın 16/09/1981 tarihli ve ... E., ...K. sayılı ilamı, YHGK'nın 28/03/2012 tarihli ve ...K sayılı ilamı) Anılı tespitler ışığında somut olaya bakıldığında; yukarıda anılı ceza dava dosyası kapsamında davacının davaya konu alan adı yönünden gerçek hak sahibi olduğu ve hukuka aykırı eylem neticesinde alan adının dava dışı üçüncü şahıs tarafından ele geçirildiği hususlarının kesinleşmiş şekilde saptanmasının mahkememiz huzurundaki dava yönünden bağlayıcı etkisi ve ceza dosyasındaki tespitler ile örtüşen teknik bilirkişi incelemesi kapsamında davacının ''...'' adlı alan adı yönünden hak sahibi olduğu kanaatine varılması gerekmiştir.
Dava kapsamında her ne kadar davalı tarafça pasif husumet ehliyetinin bulunmadığına yönelik savunma ileri sürülmüş ise de yapılan teknik inceleme ile tarafların yazılı delilleri kapsamında tespit edildiği üzere; davalının “...” internet sitesi ile bağlantısı olan ve Türkiye pazarında yayında bulunan “...” isimli internet sitesinin Türkiye’deki resmi sorumlusu olduğu, davaya konu “...” internet sitesi ile davalının ülkemizdeki resmi sorumlusu olduğu, davalı şirket sicil kayıtlarına göre şirket müdürünün ABD'deki şirketin genel sekreteri olarak belirtildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin ... Ticaret Odasında ( İTO) kayıtlı firma bilgilerinde beyan edilen web sitesinin davacının alan adını satın aldığı belirtilen
“...” alan adına ait “...” isimli alt alan adı olduğu ve telefon numarasının “...” olarak belirtildiği ve telefon numarası ile alan adının satın alındığı, “...” sitesinin Türkiye iletişim numarası ile aynı olduğunun tespit edildiği, ... alan adının kime ait olduğuna dair araştırma yapıldığında whois kaydının ... şirketine ait olduğu, davalı tarafça “...” internet sitesinin kurulduğu günden bu yana hiçbir alan adı (domain) satışı hizmeti vermemekte olduğunu beyan edilmiş ise de ekran görüntülerinde görüldüğü üzere “...” isimli internet sitesi üzerinden alan adı (...) satışı yapılmakta olduğunun tespit edildiği, anılı tüm bu tespitlerle de davalı ile davacının alan adını aldığı internet sitesi arasında ticari organik bağın bulunduğu saptanmakla pasif husumet savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Davacı tarafça yargılama kapsamındaki talebin, alan adının davacıya ait olduğunun tespiti istemi ile sınırlı olduğu beyan edilmiş olup İnternet Alan Adları Yönetmeliği'nin 17 ve devamı hükümleri gereğince kayıt kuruluşlarının yükümlülükleri (Alan adı başvurusu ve diğer işlemler sırasında kişilerden tam ve doğru bilgiler almakla; bu bilgilerin güvenliğini ve gizliliğini sağlamakla; bu bilgileri güncellemekle, asgari yıllık olarak teyit etmekle, bilgi değişikliklerini TRABİS üzerinden Kuruma derhal bildirmekle, bu bilgileri Kurum ve yasal olarak yetkili kılınan taraflar haricinde hiçbir tarafa vermemekle ve alınma amaçları dışında kullanmamakla... Alan adı ihtilaflarına ilişkin kendisine iletilen mahkeme kararları ile UÇHS’nin kendisine ilettiği ihtilafa konu olan alan adlarına ilişkin hakem veya hakem heyeti kararlarının gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.) kapsamında
davanın kabulü ile ''...'' adlı alan adının davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
''...'' adlı alan adının davacıya ait olduğunun tespitine,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yaptığı 27,20 TL başvuru harcı, 59,30 TL peşin harç, 310 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 10.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.896,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!