T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/57 Esas
KARAR NO : 2024/37
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)Tasarımın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 06/06/2017
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Tasarımın Hükümsüzlüğü, Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilleri dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirketlerin ve lisans verdikleri firmalar aracılığı ile Türkiye ve ABD üzerinden tüm dünyada itibar gören, saygın bir iş yürüttüğünü ve gıda seklörünje dünyanın önde gelen firmaları arasında yer alan müvekkillerine ait ürün ve markaların, yapılan yatırımlar sonucunda uluslararası düzeyde tanınan, bilinen ve güvenilen marka ve ürünler haline geldiğini, dava konusu ... markalı ürünlerin de müvekkillerinin portföyünün en önemli marka ve ürünleri arasında yer aldığını, müvekkilleri ile özdeşleştiğini ve hatta dünya çapında tanınmış hale geldiğini, 1912 yılından beri piyasada bulunan ... markalı ürünlerin Türkiye'deki satış ve dağıtımının lisans sözleşmesi ile kendisine verilen yetkiye istinaden “...A.Ş.” tarafından yapıldığını, müvekkilleri;şirketin ... markasını Türkiye dahil pek çok ülkede tescil ettirdiğini, ayrıca Wipo nezdinde müvekkilleri adına ... ve ... sayıları ile tescilli bulunan iki adet ... marîesınm kapsamında bulunan ülke sayısının 54 olduğunu, müvekkillerinin ... markası düz yazı karakterleriyle isim markası olarak ve şekil unsurları ile birlikte 70'i aşkın ülkede farklı kombinasyonlarla defalarca tescil ettirildiğini, ... markasının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile tescilli olduğunu, ... markası, logo ve ambalaj tasarımı ile iki ve üç boyutlu bisküvi görselleri için alınmış birçok ülkede tescili bulunduğunu, ... markasının tanınmışlığının yanı sıra, ürünün kendisini ifade eden kakaolu bisküvi tasarımının da oldukça tanınmış hale geldiğini, müvekkillerinin bu ürilnherin tanitım ve reklamları için her yıl binlerce dolar yatırım yaptığını, oldukça büyük masraf ve emek sarf etmek suretiyle markanın tanınırlığını korumaya çalıştığını; ... markâlı ürünlerinin tanıtım ve reklam faaliyetleri için yapmış oldukları harcamalar ve yatırımların markanın satış rakamlarına yansıdığını, ... markasının bugün dünyada en iyi bilinen bisküvi markası haline geldiğini, ... isimli bağımsız bir kuruluş tarafından en iyi 100 marka arasında olduğunun tespit edildiğini ve bumun haberlerle tüm dünyaya ilan edildiğini, internet ortamında yapılan sorgulamalarda markanın tanınmışlığının daha iyi anlaşıldığını, gerek Türk Marka Mevzuatında gerek ise yabancı mevzuata da bit markanın “tanınmış marka “ olarak tanımlanması için kesin ve yazılı kriterler belirlenmediğini, bu hususların mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakıldığını, ... ürünlerinin Türkiye'de popülaritesinin artmasındat sonra piyasada marka, ambalaj tasarımı ve genel itibariyle ... ürün konsepti ile bender nitelikte, taklit birçok ürünün satışının yapıldığınm tespit edildiğini, bu ürünlerden birisinin de gerek marka gerek ambalaj tasarımı itibariyle kendilerinin ... ürünleri ile ayırt edilğmeyecek nitelikte benzer görünen ve davalılardan ... tarafından üretilen ve ambalaj deseni de TPMK nezdinde ... sayı ile diğer davalı ... adına ;tescilli olan ... markası ile gerek ülkemizde gerekse davacının aktif satışının olduğunlu birçok ülkede satış ve dağıtımı yapıları ürünler olduğunu, davalıların grup şirketi oldukları ve birbirleriyle organik, ekonomik ve işletmesel bağları olduğunu, davalılardan ... tarafından üretilen ürünlere ait marka ve tasarımların genel itibariyle diğer davalı ... adına tescilli olduğunun bilindiğini, davacının ... markalı ürünlerin, bu marka ve ürünlerle özdeşleşmiş mavi ve beyaz rengin ağırlıklı olduğu bir ambalaj konsepti ile piyşaya sürüldüğünü ... markası gibi bu ambalaj koönsepti üzerinde de müvekkillerinin, üstün ve öncellikle bir hakkı bulunduğunu, ... ürünlerinin ambalajları ve hatta ambalaj üzerindeki “...” konseptinin dahi müvekkilleri adına tescilli marka olarak korunduğunu, davalılar tarafından üretim, satış ve dağıtımı yapılan ... ibareli ürünün ambalajında kullanılan tenk ve unsurlar ile markanın yazım şeklinin müvekkillerinin ... markalı ürün ambalajlarında kullanılan marka, renk ve şekil unsurları ile iltibas yaratacak derecede benzer nitelikte olduğumu, buna fonetik benzerliğin de eklendiğinde karıştırılma olasılığının oldukça yükseldiğini, özellikle sosyal medyada tüketicilerin bu iki ürünün benzerliği ile ilgili olarak yapmış oldukları yorum ve karşılaştırmaların yaratılan iltibası ispatladığını, müvekkillerinin ... markası ve bu marka ile özdeşleşmiş tüm haklari korumak için benzer marka ve tasarım başvurularına itiraz ettiğini, ... markası ve ürününün taklitler karşısında ayırt ediciliğinin korunması için oldukça büyük masraf ve emek sarf edildiğini, söz konusu marka ihlale son verilmesi amacıyla davalılardan ...'ya ... 7. Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderilen ihtarnamenin nihayetinde cevapsız bırakıldığını, huzurdaki davanın açıldığı sırada dava konusu ürünlerin satışının devam ettiğini, müvekilleri ile aynı sektörde hizmet veren ve ... ürünlerinin marka ve ambalaj tasarımından haberdar olmadığı düşünülâmeyecek olan davalıların, ... ürünü ile hem marka hem ambalaj tasarımı olarak ayırt edilemeyeı::k kadar benzer bir ürün yaratmış ve bu suretle müvekkillerinin ürünlerinin bilinirliğinden ve tüketicinin ... ürünlerine duyduğu sempati ve güvenden kendi menfaatlerine haksız yarar elde etmeyi amaç edinerek ve tescilin esas unsurunun ... olduğunun gizlenmesi suretiyle kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ifadeyle davalarının kabulüne karar verilmesini, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde özetle; Türkiye'de ... ibareli markanın bilinirliğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, yalnızca ABD'de yapılan araştırmalara ve ülkemizde erişimi engellenen sitelerden alınan bilgilere yer verildiğini, davacı tarafın Tanınmış Marka, olduğunu iddia ettiği “...” markalı ürünlerin satış tutarları ile reklam maliyetlerine yer verilmiş ise de söz konusu harcamaların ne kadarının ülkemizde yapıldığının belli olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yaptıkları araştırmalarda "...” ibareli hmarkanın tanınmış marka kaydına rastlanılmadığımı, internet ortamındaki serbest sözlüklerin ve yorumların hiçbir güvenilirliklerinin bulunmadığı, bu kaynaklara dayanılarak markanın tanınmışlığının iddia edilemeyeceğini, yabancı yargı organlarınca verilen mahkeme kararlarının bu dosyada delil olarak kullanılamayacağını, davacının dayanak gösterdiği süte düşen bisküvi konsepti ile müvekkillerine ait ... kodlu ambalaj tasarımı birbirinden çok farklı olduğunu davacının markasındaki sırf ambalaj şekline dayanarak marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini iddia etmesi yersiz olduğunu, davacının marka başvurularına dayanarak müvekkillerine ait ambalaj tasarımlarının kullanımını engellemesinin 6769 s. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesi gereğince mümkün olmadığını, yurt içinde yaygın olarak kullanılan ve adeta cins statüsüne ulaşmış harcıalem ambalaj şekli üzerinde tekel hakkı varmış gibi hareket etmesinin mümkün olmadığını, böyle bir düzenleme olmasının nedeninin, esasında üreticilerin amjbalaj içindeki ürünleri tüketiciye açıklama amacını engellememek ve marka ile ambalajı birbiriyle bağdaştırmak olduğunu, piyasada çikolata ve bisküvi üreticilerinin, markalarının ambajlarında içindeki ürün resmine yer verdiği yaygın olarak görüldüğünü, bu durumun tüketiciye ürünün niteliğinin açıklanmasının doğal bir sonucu olduğumı, Yargıtay 11. HD'nin 23.11.2007 tarihli, 2006/7706 E., 2007/14807 K. Sayılı benzer kararında bu hususun, davalıya ait “...” ibarelerini taşıyan ürün ambalajlarında mevcut sütlü şeker şekli, dökülmüş süt görüntüsü, renk ve yazıdan oluşan kompozisyon ile tüketiciye verilen mesaj, ambalaj içinde satılan ürünün içeriğinin kolayca algılanıp satırı almalarını sağlamaya yönelik olduğu şeklinde ifade edildiğini, davacıya ait şekil markasında benzer şekil ve renkler mevcut ise de; herhangi bir iltibas tehlikesi yaratılmayacak şekilde ambalaj içinde satılan ürünün niteliklerinin ön plana çıkartılmasının amaçlandığının kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde ortada olduğunu, bu durumda sırf dalgalı renk karışımından oluşan davacı markasının varlığından bahisle marka hakkına tecavüzden, söz edilmesinin mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirmiştir şeklinde görüş belirtildiğini, bu nedenle müvekkillerinin ambalajları içerisinde - satılan ürünün niteliklerini göstermek amacıyla bisküvi şekline yer vermesi engellenemeyeceğini, davacının dayanak gösterdiği süte düşen bisküvi şeklini piyasada yaygın olarak üretilen benzer ürünlerde harcıalem nitelikte kullanılması sebebiyle, bunun üzerinde inhisari bir hakka dayanılmasının mümkün olmadığını, bu bisküvilerin, tüketiciler tarafından süte batırılarak yenmesi sebebiyle ambalajlarda sütün içerisinde yer alan bisküvi görüntülerinin yer aldığını, bu tarz ürünler, taraflarla aynı sektörde faaliyet gösteren çeşitli şirketler tarafından satışa sunulduğunu, benzer ambalaj örneklerinin dilekçelerinde açıklandığını, dava konusu bisküvi konsepti ve ambalajlarda kullanılan mavi rengin, tüm dünyada mutat hale gelmiş, tasarım açısından klasik bir form olduğunu, hiçbir özgünlüğünün olmadığını ve harcıalem nitelikte olan ... ve ambalaj üierinde somut bir ayırt ediciliğin sağlanmadığını dolayısıyla davacının bu bisküvi formu nîzerinde inbisari hak elde etmesi mümkün olmadığını, ilgili yüksek mahkeme kararlarınıri ekte olduğunu bu kararlardan anlaşılacağı üzere piyasada bir çok firma tarafından aynı şekilde yaygın olarak kullanılan dava konusu bisküvi şekli üzerinde tekel hakkına sahip olunmasınızrı mümkün olmadığını, ayrıca 6769 s. SMK m. 7/5'de belirtildiği üzere, markanın Üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılmasının marka - sahibi tarafından engellenmeyeceğini, Marka Hukukunda markaların bütün olarak incelenmesi ilkesi geçerli olduğundan, marka ibaresi ile ürün şeklinin ayrı aytı değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, marka ibarelerinin benzer olmamasının yanısıra, ürün ambalajlarının da birbiriyle farklılıklar göstermesinin, ihtilaf konusu ürünlerin bütün olarak birbirinden farklı olduğunu gösterdiğini, kıyaslama yapılırken markaları oluşturan unsurların tek tek karşılaştırılması yerine, genel görünümleri itibariyle iltibas yaratıp yaratmayacaklarına bakılması gerektiğini, davacının iddialarını somutlaştırmadığı, her markanın özgünlük derecesi, tasarımı, ayırt edici niteliği gibi unsurları açısından kendine özgü özellikler taşıdığından başka markaların itiraz süreçleri işbu dava açısından emsal nitelik taşımayacağı, tescile dayalı hakkını kullanması sebebiyle müvekkillerinin kötü niyetli addedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin davacıya ait marka ile markanın tanınmışlığından yararlanma kastının söz komusu olamayacağını, müvekkillerine oluşturduğu tüm markaları ile piyasada tanınan, bilinen ve tercih edilen bir şirket olduğunu ve dava konusu ürünlerinde de harcıalem haldeki herkes tarafından kullanılan süt$ düşen bisküvi kombinasyonu kullandıklarını ifadeyle bu gerekçelerle ihtiyati tedbir talebini ve bu nedenle haksız açılan davanın reddi ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekilleri cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ... markalı ürünlerinin ambalajları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve iltibas teşkil eden davalıya ait ... markalı ürün ambalajlarının, davalı tarafından kullanımına son verilmesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden bu durumun ortadan kaldırılması ve davalıya ait ... sayılı çoklu tasarımın 4 no’lu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinden ibaret olduğunu, bu markalar arasında müvekkilinin ambalajlarını görsel olarak koruma altına alan ambalaj markaları da bulunduğunu, müvekkilinin, tescilli markalarına tecavüz eden davalıya ait ambalaj tasarımlarının hükümsüzlüğünü talep etme hak ve yetkisi olduğu açık olduğunu, bu nedenle davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz sebebiyle davalıya ait tasarımın hükümsüzlüğünü isteyemeyeceği yönündeki itirazları haksız ve mesnetsiz olduğunu, usul esasları gereğince tek bir davada birbirinden bağımsız veya bağımlı birden fazla talebin ileri sürülmesi mümkün olduğunu, nitekim “Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.” hükmünü amir olan HMK’nın 110. Maddesi de aynı dava ile birden fazla talepte bulunulmasına imkan verdiğini, biri diğerinin yanında yer alan taleplerin hepsi aynı öneme haiz olduğunu, bu esasla davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit, men ve refini talep eden müvekkilinin de, bu taleplerin devamı niteliğinde olan davalıya ait ... sayılı çoklu tasarımın 4 no’lu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini isteme hak ve yetkisi bulunduğunu, müvekkilinin iddia ve taleplerinin temelini tescilli markalarına dayandırılması sebebiyle, işbu davanın marka hakkına tecavüz sebebiyle açılan davalar için belirlenmiş harcın ödenmesi suretiyle açıldığını, davalının da belirttiği gibi dava UYAP sistemi üzerinden açıldığını ve sistem tek bir dava sebebinin seçilmesi suretiyle işlem yapılmasına imkan vermekte, seçilen dava sebebine göre de harcı otomatik olarak tayin ettiğini, buna göre de UYAP sistemince otomatik olarak tayin edilen dava harcının taraflarınca ödendiğini, davalının dosya kapsamındaki deliller ve müvekkilinin markasının tanınmışlığı ile ilgili itirazlarına karşı cevapları, davalının müvekkilinin ... markasının Türkiye’de ki tanınmışlığına ilişkin herhangi bir belge sunulamadığına ilişkin itirazları gerçeği yansıttığını, müvekkilinin ... markası Paris Sözleşmesinin 1'inci mükerrer 6'ncı maddesi bağlamında tanınmış bir marka olduğunu, bir diğer değişle ... markasının tanınmışlığı Türkiye ile sınırlı olmayıp içerisinde Amerika’nın da bulunduğu çok büyük bir coğrafi alanı ifade ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 10.03.2005 tarih ve 2004/4268 E. no’lu kararında tanınmış markanın tespitinde bakılması gereken ölçütleri sıralanmıştır. Markanın ekonomik değeri, toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, dava dilekçenin ekinde sundukları bilgi ve belgelerin tamamı müvekkilinin ... markalarının (ambalaj markaları dahil) gerek doktrin gerekse Yargıtay kararları ile tanınmış markalar için belirlenen prensiplere haiz olduğunu ve Dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu gözler önüne sermek için mahkemeye ibraz ettiklerini, davalının iddia ettiği gibi müvekkilimizin ambalaj tasarımları harcı alem olmadığını, davalının binlerce seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin ürünlerini marka, ambalaj tasarım ve konsepti yönünden birebir taklit etmesinin de tesadüfi olduğu düşünülemeyeceğini, davalının müvekkilinin ve davalı ambalajlarındaki benzerliğin gerekçesini, ambalaj içindeki ürünleri tüketiciye açıklama gayretinden kaynaklandığını ileri sürmesi de oldukça isabetsiz olduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle, müvekkilinin ürün, marka ve ambalajlarından haberdar olmadığı düşünülemeyecek olan davalının, aynı başarıyı gösterememesinin tek gerekçesi, davalının kötü niyetli olması ve hatta bu durumun müvekkilince kendisine ihtar edilmesine ve ambalajları değiştirecekleri yönünde taahhütte bulunmalarına rağmen kullanım ve üretime devam ettiklerini, davalının müvekkilinin ... markalı ürünlerinin ambalajlarında kullandığı renk ve tasarım konseptinin harcı alem olduğunu ispat edebilmek için örnek olarak gösterdiği ürünler ve bu hususta yaptığı açıklamalar oldukça isabetsiz olduğunu...A.Ş.’ye ait bu ürününün müvekkilinin ... ürünleri ile olan benzerliği sebebiyle, üretici ve satıcı firmaya marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sebebiyle ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, ...E. sayı ile görülen bu davada, davalıların talep ve iddialarını kabul etmesi sebebiyle kendileri ile sulh olunduğunu ve mahkemede 2015/162K sayılı kararı ile sulhe göre karar oluşturulduğunu, Bununla birlikte Borneo ürünlerinin müvekkilinin ... ürünleri ile olan benzerliği ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ...E. sayı ile ikame edilen davanın öncesinde ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan delil tespiti ile de doğrulandığını, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... D. İş. Sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç bölümündeki aşağıdaki tespit ve değerlendirmeler davalının iddialarının isabetsizliğini de gözler önüne serdiğini, tespit isteyen tarafa ait ... markaları ürünün tasarımı ile aleyhine tespit istenen ... markalı ürünün ambalajı arasında görsel olarak benzer tasarımlara sahip olduğu, aleyhine tespit istenen tarafa ait ... ibareli markanın tespit isteyen tarafa ait ... ibareli markaya haksız rekabet ve tecavüz oluşturarak ... markasıyla iltibas oluşturduğu tespit edilmiştir. Şeklinde kanaate verildiğini, ... A.Ş.’ye ait bu ürününün müvekkilimizin ... ürünleri ile olan benzerliği sebebiyle üretici firma ile görüşmeler yapıldığını ve ... ürünündeki mutabakatımızı da göz önünde bulunduran üretici, iltibas yaratan ... ürün ambalajlarının üretimini durdurmayı kabul ettiğini, halen muhtelif Rondo ürünleri piyasada mevcut olmakla birlikte, müvekkilinin ... ürünleri ile benzer olan ürünler artık üretilmediğini, ...A.Ş.’ye ait olan bu ürün ambalajının müvekkilinin ... ürün ambalajları ile olan benzerliği sebebiyle, Konya Şeker ile yaptılan görüşmeler sonucunda firmanın ürün ambalajlarının üretim, satış ve dağıtımını durdurulduğunu ve TPMK nezdinde ...sayı ile işlem gören ve ... markalı ürünlerin endüstriyel tasarım başvurusuna yaptığımız itiraz da başvuru sahibi tarafından haklı görüldüğünü başvuru sahibi itiraz hakkında karar verilmesini beklemeksizin örneği sunulan ambalaj tasarımı iptal edildiğini, oavalının HMK’nın 194. Maddesi uyarınca ... ve ... ürünleri ile ilgili olarak tüketicilerce yapılan karşılaştırmaları somutlaştırılması gerektiğinde ve bu yönde sosyal medyada herhangi bir beyana rastlanmadığı yönündeki iddialarının isabetsiz olduğunu delil listenin ekinde sunulan CD’lerin incelenmesi sonucu ortaya çıkacağını, bu CD’lerde özellikle Youtube olarak bilinen internet sitesindeki videolara yer verildiğini, bu linklerin bazılarının uzantıları da, ... , ... ,... , ... videoları izlendiği vakit davalı ve müvekkilinin ürünleri arasındaki benzerliğin vahameti daha çarpıcı bir nitelikte gözler önüne serilecek olan bu örneklerin sayısının arttırılması mümkün olduğunu, bu örnekler davalı ürünlerinin müvekkilinin ... ürünlerinin ün ve itibarından yalnız Türkiye’de değil, Türkiye dışında da yararlandığını ve müvekkilinin ürünlerinin bu ülkelerdeki bilinirliğinden de istifade ederek kendi ürünlerinin bu ülkelere satabildiğini gösterebildiğini, müvekkilinin ... marka, ürün ve ambalajı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan davalının ... ürünlerine ilişkin iddia ve taleplerinin, davalının iddialarının aksine alelade olmadığını açıkça gösterdiğini, Bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin işleme alınması ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini, davalının hukuka aykırı davrandığı açıkça ortada olduğunu belirtmiştir.rek doktrin gerekse Yargıtay kararları ile tanınmış markalar için belirlenen prensiplere haiz olduğunu ve Dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu gözler önüne sermek için mahkemeye ibraz ettiklerini, davalının iddia ettiği gibi müvekkilimizin ambalaj tasarımları harcı alem olmadığını, davalının binlerce seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin ürünlerini marka, ambalaj tasarım ve konsepti yönünden birebir taklit etmesinin de tesadüfi olduğu düşünülemeyeceğini, davalının müvekkilinin ve davalı ambalajlarındaki benzerliğin gerekçesini, ambalaj içindeki ürünleri tüketiciye açıklama gayretinden kaynaklandığını ileri sürmesi de oldukça isabetsiz olduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle, müvekkilinin ürün, marka ve ambalajlarından haberdar olmadığı düşünülemeyecek olan davalının, aynı başarıyı gösterememesinin tek gerekçesi, davalının kötü niyetli olması ve hatta bu durumun müvekkilince kendisine ihtar edilmesine ve ambalajları değiştirecekleri yönünde taahhütte bulunmalarına rağmen kullanım ve üretime devam ettiklerini, davalının müvekkilinin ... markalı ürünlerinin ambalajlarında kullandığı renk ve tasarım konseptinin harcı alem olduğunu ispat edebilmek için örnek olarak gösterdiği ürünler ve bu hususta yaptığı açıklamalar oldukça isabetsiz olduğunu, ...A.Ş.’ye ait bu ürününün müvekkilinin ... ürünleri ile olan benzerliği sebebiyle, üretici ve satıcı firmaya marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sebebiyle ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, ...E. sayı ile görülen bu davada, davalıların talep ve iddialarını kabul etmesi sebebiyle kendileri ile sulh olunduğunu ve mahkemede ...K sayılı kararı ile sulhe göre karar oluşturulduğunu, Bununla birlikte ... ürünlerinin müvekkilinin ... ürünleri ile olan benzerliği ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ...E. sayı ile ikame edilen davanın öncesinde ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan delil tespiti ile de doğrulandığını, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... D. İş. Sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç bölümündeki aşağıdaki tespit ve değerlendirmeler davalının iddialarının isabetsizliğini de gözler önüne serdiğini, tespit isteyen tarafa ait ... markaları ürünün tasarımı ile aleyhine tespit istenen ... markalı ürünün ambalajı arasında görsel olarak benzer tasarımlara sahip olduğu, aleyhine tespit istenen tarafa ait ... ibareli markanın tespit isteyen tarafa ait ... ibareli markaya haksız rekabet ve tecavüz oluşturarak ... markasıyla iltibas oluşturduğu tespit edilmiştir. Şeklinde kanaate verildiğini,...A.Ş.’ye ait bu ürününün müvekkilimizin ... ürünleri ile olan benzerliği sebebiyle üretici firma ile görüşmeler yapıldığını ve ... ürünündeki mutabakatımızı da göz önünde bulunduran üretici, iltibas yaratan ... ürün ambalajlarının üretimini durdurmayı kabul ettiğini, halen muhtelif ... ürünleri piyasada mevcut olmakla birlikte, müvekkilinin ... ürünleri ile benzer olan ürünler artık üretilmediğini, ...A.Ş.’ye ait olan bu ürün ambalajının müvekkilinin ... ürün ambalajları ile olan benzerliği sebebiyle, ... ile yaptılan görüşmeler sonucunda firmanın ürün ambalajlarının üretim, satış ve dağıtımını durdurulduğunu ve TPMK nezdinde ... sayı ile işlem gören ve ... markalı ürünlerin endüstriyel tasarım başvurusuna yaptığımız itiraz da başvuru sahibi tarafından haklı görüldüğünü başvuru sahibi itiraz hakkında karar verilmesini beklemeksizin örneği sunulan ambalaj tasarımı iptal edildiğini, oavalının HMK’nın 194. Maddesi uyarınca ... ve ... ürünleri ile ilgili olarak tüketicilerce yapılan karşılaştırmaları somutlaştırılması gerektiğinde ve bu yönde sosyal medyada herhangi bir beyana rastlanmadığı yönündeki iddialarının isabetsiz olduğunu delil listenin ekinde sunulan CD’lerin incelenmesi sonucu ortaya çıkacağını, bu CD’lerde özellikle Youtube olarak bilinen internet sitesindeki videolara yer verildiğini, bu linklerin bazılarının uzantıları da, ... , ... , ... , ... videoları izlendiği vakit davalı ve müvekkilinin ürünleri arasındaki benzerliğin vahameti daha çarpıcı bir nitelikte gözler önüne serilecek olan bu örneklerin sayısının arttırılması mümkün olduğunu, bu örnekler davalı ürünlerinin müvekkilinin ... ürünlerinin ün ve itibarından yalnız Türkiye’de değil, Türkiye dışında da yararlandığını ve müvekkilinin ürünlerinin bu ülkelerdeki bilinirliğinden de istifade ederek kendi ürünlerinin bu ülkelere satabildiğini gösterebildiğini, müvekkilinin ... marka, ürün ve ambalajı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan davalının ... ürünlerine ilişkin iddia ve taleplerinin, davalının iddialarının aksine alelade olmadığını açıkça gösterdiğini, Bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin işleme alınması ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini, davalının hukuka aykırı davrandığı açıkça ortada olduğunu belirtmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalılar vekilleri ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili müvekkillerine davacının tescilli markalarına tecavüz ettiğinden bahisle müvekkillerine ait ambalaj ve tasarımlarının hükümsüzlüğünü talep etme hak ve yetkisinin olduğunu iddia ettiğini, davacı vekiline, cevap dilekçemizde tasarımların hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği yönündeki itirazlarımızı usule ilişkin olarak yaptığımızı hatırlattığını, tekrar belirtmek isteriz ki; 09.06.2017 tarihli tensip tutanağında davanın “Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan” bir dava olduğu belirtilmiş olup işbu dava türüne göre harç alındığını, netice ve talep bölümünde ise “Davalılardan ... adına ... sayı ile tescilli çoklu tasarımın 4 numaralı tasarımının hükümsüzlüğüne ve/veya iptaline” karar verilmesi istendiğini, görüleceği üzere, davacı taraf hem marka hakkına hem de tasarım hakkına yönelik taleplerde bulunmuş ise de yalnızca marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davalarda alınan harcı ödendiğini, bu nedenle harç eksik yatırıldığından itiraz ettiğini, davacı vekili, her ne kadar ... markasının tanınmış olduğunu iddia etmiş ise de Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde yapmış olduğumuz araştırmalar sonucunda “...” markasına ilişkin olarak tanınmışlık kaydı bulunmamakla beraber herhangi bir başvuruya da rastlanılmadığını, nitekim, davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde işbu itiraza cevap veremediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ nin 10.03.2005 tarih ve 2004/4268 E. numarası ile verilen ölçütlere dayalı olarak açıklamalarda bulunmaya çalışması davacı tarafın iddiasını ispatladığı anlamına gelmediğini, taraflarınca davacı tarafın ... internet sitesindeki yazıları delil olarak sunmasına şu şekil itiraz edildiğini,“Ayrıca, ... sitesinden alıntılar dosyada ek 5 olarak sunulmuş ise de işbu siteden alınan bilgilere itibar etmek mümkün değildir. Nitekim, Bakanlık tarafından yapılan açıklamada Wikipedia'ya yönelik, "teröre karşı iş birliği yapmak yerine, Türkiye'ye uluslararası arenada karalama kampanyası yapan çevrelerin parçası olarak hareket eden bir bilgi kaynağı haline gelmesi" gerekçesiyle erişim engeli uygulamasına başvurulduğu" bildirildiğini, aynı şekilde, internet sözlüklerinde yer alan yorumların hiçbir doğruluğu ve geçerliliği olmadığını, nitekim, ekşi sözlük isimli internet sitesinde doğru olmayan ve hakaret içerikli pek çok yorum yapıldığından içerik sağlayıcıya karşı açılan pek çok dava bulunmadığını, bu nedenle, doğru haber ve yorumlar içermeyen internet sitelerinde yer alan yazıların işbu davada nazara alınması mümkün olmadığını,” işbu itirazlarnıa karşı davacı taraf haklarının korunup korunmadığının konusunda herhangi bir dava açıp açmadığımızı izah etmelerinin istendiğini, vikipedi isimli internet sitesine karşı verilen erişimin engellenmesi kararının halen kaldırılmadığını, müvekkilleri şirketlerin, faaliyetlerini sürdürürken her zaman iyi niyet ve dürüstlük kurallarını kendisine temel ilke alarak bugüne kadar kendi özgün marka ve ürün çeşitleri, endüstriyel tasarımları ile piyasada var olmuş ve haksız rekabetin her türlüsünden uzak durmayı tercih ettiğini, dolayısıyla, şu ana kadar müvekkilleri şirketler aleyhinde herhangi bir haber veya yorum yapılmamış ise de yapılamayacağı anlamına gelmediğini, nitekim, ... uzantılı internet adresinde “...” başlıklı haberde “...” isimli internet sitesi kurucusu ve üyesi 40 kişinin, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama" suçunu işledikleri gerekçesiyle 9 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın görülmesine devam edildiğine ilişkin haber mevcut olmakla birlikte, ... adlı internet sitesinde ise “Sosyal ağda bundan önce de bir çok vukuatı bulunan Ekşisözlük'e yönelik açılmış bir çok dava bulunuyor.” Başlıklı haberde açılan bazı davalara yönelik mahkeme tarafından verilen kararlar sırasıyla ele alındığını, ayrıca, arama motoru olan ... 'den ekşisözlük ile ilgili davalara ilişkin arama yapıldığında 178.000 sonuç karşımıza çıkmakta olup bunların çoğu da gazete haberleri olduğunu, Davacı vekilleri, her ne kadar reklam CD’lerine dayanarak açıklamalarda bulumuş ise de davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi ile birlikte CD’nin tarafımıza tebliğ edilmediğini tekrar belirttiklerini, Davacı tarafın delilleri arasında sunmuş olduğu mahkeme kararlarının Türkçe çevirisi yapılmadığını gerek mahkemece gerek bilirkişiler tarafından inceleme olanağı bulunmadığını, davacı şirketin ambalajlarda sıklıkla kullanılan süte düşen bisküvi konseptinin münhasıran kendilerine ait olduğuna yönelik açıklamalarına itiraz ettiklerini, davacı vekilince ileri sürülen “...” ve “...” markalarına ilişkin davalar işbu dava açısından emsal teşkil etmediğini, davacı tarafın dilekçesinde de açıkladığı üzere, ...A.Ş. ve ...A.Ş. ile davacı aralarında sulh olduklarını, işbu taraflara ait dosyalara ilişkin verilen bir mahkeme kararı mevcut olmadığını, ... ile ...’in iltibas yaratan ambalaj üretimlerini durdurmaları müvekkillerine ve mahkemeyi bağlamadığını, müvekkilleri firmanın dava konusu “...” ibareli ambalajın üretimini ve satışını yapmadığını tekrar belirttiklerini, bu nedenle müvekkilinin kötü niyetli herhangi bir hareketi bulunmadığını ve bu nedenle davanın aktif ve pasif husumet yönünden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, tecavüzün kaldırılması, maddi /manevi tazminat ve hükmün ilanı ile tasarımın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... tescil numaralı markaların marka tescil belgeleri, başvuru ve tescil tarihlerine ilişkin tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Hükümsüzlük istemine konu ...numaralı tasarımın tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı taraf adına tescilli ... şekil markasının tescilli olduğu ülkeler listesi, ... isim markasının tescilli olduğu ülkeler listesi, ürün ambalaj örnekleri, ... marka tescil belgeleri, ... Reklam CD'si, çeşitli doktrin görüşleri, Yüksek Mahkeme kararları, faturalar, noter tutanaklarına ilişkin delillerin ibraz edildiği görülmüştür.
Davalı tarafça ambalaj örnekleri, ticari defter kayıtları, davalıya ait ... sayı ile tescilli 4 numaralı tasarıma ait tescil dosyasına ilişkin delillerin ibraz edildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin tahkikat aşamasında SMK 151/2-c maddesine göre tazminat seçim yöntemini belirlediklerini beyan ettiği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sundukları görülmüştür.
İTO'ya müzekkere yazılarak emsal lisans bedeline ilişkin belge ve kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen marka uzmanı .... ve sektör bilirkişisi ..., tasarım uzmanı bilirkişi...tarafından düzenlenen 04/06/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davalı “... Şirketi" adına ... numarası ile tescilli ve “...” ibaresini içerir “...” şekilli tasarımın, davacı şirket adına ... numarası ile tescilli "..." marka ile iltibas yaratacak düzeyde benzerlik gösterdiği, davalıların TPMK nezdinde tescilli bir tasarımını kullanıldığı ambalajlara sahip ürünleri üretmesinin ve satmasının yasal bir hakka dayanıyor olması sebebi ile haksız rekabet teşkil etmeyeceği sonucu ve kanaatine ulaşıldığı anlaşıldı.
Mahkememizce görevlendirilen marka uzmanı ... ve Sektör bilirkişisi ..., ... tasarım uzmanı bilirkişisi, ... Marka uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen 26/03/2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Huzurdaki davaya SMK'nın uygulanması gerektiği, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka statüsünü haiz olduğu, davalı tarafa ait ... sayılı tasarınmı ile davacı şirket adına ...sayılı "..." markası ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğu, davalı tarafa ait tasarımın kötüniyetle tescil edildiği kanaatine varıldığı, bu bağlamda söz konusu tasarımını hükümsüz kılınabileceği, davalı tatafça gerçekleştirilen kullanımlara konu işaretin davacı tarafa ait marka ile benzer olduğu, tamamen aynı emtiaya ilişkin olduğu ve halk nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu, yani davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, Mahkeme'nin tasarımın hükümsüzlüğüne karar vermesi halinde, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin kararların geçmişe etkili olması sebebiyle davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların hukuka uygun kabul edilemeyeceği ve söz konusu kullarımların marka hakkına tecavüz teşkil edeceği sonucu ve kanaatine ulaşıldığı anlaşıldı.
Mahkememizce görevlendirilen marka uzmanı ...ve sektör bilirkişisi ... tasarım uzmanı bilirkişisi, ... marka uzmanı bilirkişisi ve ... mali işler uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen 21/03/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Kök raporda belirtilen hususlarla mutabık kalındığı, Davacı vekilinin 10/12/2020 tarihli dilekçesi ile tazminat seçim yöntemi olarak; SMK 151/2-c maddesine göre olan tazminat seçim yöntemini beyan ettiği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sunduğu görülmüş olup, dava dosyasına sunulan emsal sözleşmede lisans bedeli bulunmadığından kullanımın tespit edildiği tarihten davanın açılış tarihine kadar geçen gün sayısına göre SMK madde 151/2.c bendi gereği emsal sözleşmede üzerinden maddi tazminat tutarının hesaplanamadığı sonucu ve kanaatine ulaşıldığı anlaşıldı.
Mahkememizce görevlendirilen marka uzmanı ... ve sektör bilirkişisi ..., ... tasarım uzmanı bilirkişisi, ... Marka uzmanı bilirkişisi ve ... mali işler uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen 10/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; Kök raporda belirtilen hususlarla mutabık kalındığı, “davacı vekilinin 10/12/2020 tarihli dilekçesi ile tazminat seçim yöntemine dair beyanda bulunduğu; SMK 151/2-c maddesine göre tazminat seçim yöntemini belirlediklerini beyan ettiği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sundukları görülmüş olup, dava dosyasına sunulan Emsal sözleşmede lisans bedeli bulunmadığından kullanımın tespit edildiği tarihten davanın açılış tarihine kadar geçen gün sayısına göre SMK madde 151/2.c bendi gereği emsal sözleşmede üzerinden maddi tazminat tutarı hesaplanamamaktadır.” Şeklinde önceki raporda denilmekle birlikte davacı ve davalı taraf vekillerinin yapmış oldukları beyan ve itiraz dilekçeleri ile dosyaya İTO dan gelen müzekkere cevabı dikkate alınarak yapılan hesaplama terditli olarak , davacının ve davalının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün veya hizmetin niteliği, davacı hak sahibinin piyasadaki pazar payı, genel ekonomik koşullar, marka değeri gibi unsurlar da dikkate alınarak; lisans örneklemesi yöntemine göre davacının dava dosyasına sunduğu emsal lisans sözleşmesi ile satışları tespit edilen dava konusu olan ürünleri ihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisindeki davalı tarafın ciroları üzerinden hareketle hesaplama yapıldığında, dava dosyasında emsal Sözleşme olarak sunulan sözleşmedeki net satışlar üzerinden %3 oranına göre yapılan hesaplamaya göre 107.667.05 TL , İTO dan gelen müzekkere cevabındaki %10 oranına göre yapılan hesaplamaya göre 358.890.16 TL bulunduğu sonucu ve kanaatine ulaşıldığı anlaşıldı.
Davacı vekilinin 24/05/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 107.667,05 TL olarak ıslah ettiği, ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalılar vekiline tebliğ edildiği, davalılar vekilinin itirazlarını içerir dilekçe ibraz ettiği tespit edilmiştir. 07/12/2023 tarihli duruşma sırasında davacı vekili; ''Tüm beyanlarımızı dava ve ıslah dilekçemizi tekrar ediyoruz. ... markasının tanınmış marka olduğu, tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, marka tecavüzünün gerçekleşmiş olduğu bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Dava dilekçemizde manevi tazminat talebimizi 10.000 TL belirtmiştik ancak ıslah dilekçemizde manevi tazminat miktarı 10.000 TL olarak belirtilmesi gerekirken sehven 20.000 TL olarak yazılmıştır bu nedenle ıslah dilekçemizdeki maddi hatanın dikkate alınmamasını, talebimizin manevi tazminat yönünden dava dilekçemizde belirtmiş olduğumuz 10.000TL üzerinden değerlendirilmesini ve davamızın kabulünü talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunarak ıslah dilekçesindeki maddi hatayı açıklamıştır.
Huzurdaki dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi / manevi tazminat ile hükmün ilanı ve tescilli tasarımın hükümsüzlüğü taleplerine ilişkin olup ilk olarak tecavüz ve haksız rekabet istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Davacının “...” markasının ... numarası ile TPMK nezdinde tescilli olduğu, “...” isim + şekil markasının...numarası ile ... sınıf kapsamında tescilli ve koruma altında olduğu (fazla sayıda tescilli markanın sahibi olduğu) saptanmış olup davacının tescilli ''...'' markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "..." adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacının markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacının markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlenmeler ışığında bir sonraki aşamada tespiti gereken hususun, davalılar tarafından üretim, satış ve dağıtımı yapılan ''...'' ibareli ürünün ambalajında kullanılan renk ve unsurlar ile markanın yazım şeklinin davacının ''...'' tescilli markalı ürün ambalajlarında kullanılan marka, renk ve şekil unsurları ile iltibas yaratacak derecede benzer olup olmadığı, davalıların ''...'' ibareli/tasarımlı ürünlere ilişkin üretim/satış/dağıtım eyleminin SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
İltibasa dayalı marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede ise inceleme konusu tasarım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. (İltibas) Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde ise markalar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını
vurgulayan imajı irdelenmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede görüldüğü üzere; taraflara ait ambalajdaki ürünün markasını teşkil eden işaretlerde “...” ve ''...” ibareleri yazılı olup davalıların kullandığı ''...'' ibaresi “...” ifadesinin başına ve ortasına “...” ve “...” harflerinin eklenmesi suretiyle oluşturulmuştur. Markaların yazılışı farklı olmakla birlikte fonetik açıdan vurgunun “...” ve “...”-“...” ibareleri üzerinde olması nedeniyle işitsel açıdan benzerlik ihtiva ettiği saptanmıştır. Davacının markasının tanınmış marka olması da göz önünde bulundurulduğunda kelimelerin belirli bir anlam içermemeleri sebebi ile günlük konuşma dilinde birbirleri ile karıştırılma ihtimallerinin son derece yüksek olduğu anlaşılmıştır. Yine taraflara ait ürün ambalajları incelendiğinde her iki ürün ambalajının da mavi zemin üzerinde şekillendirildiği görülmüştür. Mavi zemin üzerinde şekillendirilen ambalaj tasarımının markayı teşkil eder yazılı unsurların bulunduğu alanın ise açık renkli olduğu tespit edilmiştir. Her iki ambalajda yer alan “...” ve “...” ifadelerinin farklı yazı tipleriyle ancak aynı şekilde gittikçe küçülen harflerden oluşan bir efektle ürün üzerine koyulduğu, her iki ürünün de beyaz kremalı kakaolu bisküvi olup, ambalajlarda söz konusu ürünlerin süte düşüşü ve dağılan süt damlalarına yer verildiği görülmüştür. Ayrıca düşme açıları ve “...” , “...” ibareleri ile konumlarının aynı olduğu tespit edilmekle işbu benzerlikler karşısında görsel ve işitsel açıdan dava konusu tasarımın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin davacının tescilli markası ile benzer olduğu, markasal kullanımların aynı sınıfta olup aynı mallara ilişkin ürünlerin ortalama tüketiciye yöneldiği göz önüne alındığında davalıların kullanımlarının davacı markası ile iltibas yarattığı kanaatine varılması gerekmiştir. Bu gerekçeler ışığında; davalıların "..." ibareli ürün ambalajlarını üretmek/satışa ve dağıtıma sunmak sureti ile davacının tescilli ve tanınmış ''...'' markası ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığı bu hâli ile davalıların eylemi neticesinde davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir.
Belirtilen gerekçeler ışığında; davalıların "..." ibareli ürün ambalajlarını üretmek/satışa ve dağıtıma sunmasına dayalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince davacının marka hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, bu kapsamda;
A-) ... isimli bisküvi ürünün imalatının, satışının, ihracının önlenmesine,
B-)Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makina gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı şirketin maddi tazminat istemini SMK 151/2-c maddesine göre belirlediği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sundukları görülmüş olup, dava dosyasına sunulan emsal sözleşmede lisans bedeli bulunmadığından İTO'dan gelen müzekkere cevabı dikkate alınarak yapılan hesaplama terditli olarak belirtilmiş ise de davacının maddi tazminat talebini emsal sözleşme kapsamında hesaplanan yönteme göre ıslah ettiğinden HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı gereğince değerlendirme yapılmıştır. Davacının ve davalıların dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün veya hizmetin niteliği, davacı hak sahibinin piyasadaki pazar payı, genel ekonomik koşullar, marka değeri gibi unsurlar da dikkate alınarak; lisans örneklemesi yöntemine göre davacının dava dosyasına sunduğu emsal lisans sözleşmesi ile satışları tespit edilen dava konusu olan ürünlerin tasarım tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisindeki davalıların ciroları üzerinden hareketle hesaplama yapıldığında, dava dosyasında emsal sözleşme olarak sunulan sözleşmedeki net satışlar üzerinden %3 oranına göre yapılan hesaplamaya göre belirlenen 107.667.05 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek (her iki taraf tacir olmakla) avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalıların markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalıların ticaret hacmine, davalıların kusur derecesine göre davacı yararına taktir edilen 10.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek (her iki taraf tacir olmakla) avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/439 esas, 2023/201 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacıların istemlerinin reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Davalı ... adına tescilli ... numaralı tescilli çoklu tasarımın 4 nolu tasarımının hükümsüzlüğü istemi yönünden bakıldığında ise davacı tarafın, davalı adına tescilli tasarımın kendi tescilli markaları ve ürün ambalajları ile ciddi bir benzerlik içerisinde olduğunu belirterek kötüniyetli tasarımın hükümsüz kılınmasını talep ettiği görülmüştür. Tescilli tasarımın hükümsüzlük hâlleri SMK'nın 77. maddesinde; ''(1) Aşağıdaki hâllerde tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verilir:
a) 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse.
b) Hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere ait olduğu ispat edilmişse.
c) Sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihi, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce ise.
(2) 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet haklarının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına ilişkin hükümsüzlük talebinin kabul edilmesi hâlinde, o kısmın tescili hükümsüz kılınır. Kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.'' şeklinde düzenlenmiş olup davalı tarafın ambalaj tasarımının tescil edildiği dönemde davacı tarafa ait tanınmış markanın hâli hazırda Türkiye'de marka olarak tescilli bulunduğu, tarafların her ikisinin de arasında vanilyalı krema bulunan kakaolu bisküvi ürettiği, davacı tarafa ait markanın gerek ülkemizde gerekse dünyada yaygın olarak pazarlandığı ve bilindiği göz önüne alındığında; yüksek benzerlik karşısında davalı tarafın davaya konu tasarımı davacı markasının ününden faydalanma niyetiyle kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca SMK'nın 56. maddesi gereğince bir tasarımın aynısı başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edileceğinden ve tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edileceğinden dolayı davacının tescilli tanınmış kelime ve şekil markalarını içerir ürün ambalajlarının daha önce kamuya sunulması karşısında davalı tarafa ait ürün ambalajına ilişkin tescilli tasarımın hükümsüz kılınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
SMK'nın 29/1 ve 7.maddeleri kapsamında davalıların "..." ibareli ürün ambalajlarının davacının "..." markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına, bu kapsamda ;
A-) ... isimli bisküvi ürünün imalatının, satışının, ihracının önlenmesine,
B-)Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makina gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına,
C-) SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içerisinde talep edilmez ise ilan hakkının düşeceğine,
D-) SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete ilişkin istemlerinin reddine,
E-) Davalı ... adına tescilli ... numaralı tescilli çoklu tasarımın 4 nolu tasarımının hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, bu hususta karar kesinleştiğinde TPMK'ya kararın gönderilmesine,
F-) Davacı yararına 107.667,05 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
G-) Davacı yararına 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 8.037,84 TL ilam harcından peşin alınan 2.041,40 TL harcın mahsubu ile eksik 5.996,44 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, ortadan kaldırılması istemleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacının ... numaralı tescilli tasarımın hükümsüzlüğü istemi yönünden 25.500,00TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi 'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden 10.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalıların yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı tarafça yapılan 2.072,80 TL harç, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 588,05 TL posta/tebligat toplam 7.660,85 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştİğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/02/2024
Z. KATİBİ HAKİM
¸ ¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!