T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/541 Esas
KARAR NO : 2024/87
DAVA : TAZMİNAT, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ
DAVA TARİHİ : 16/11/2021
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat, Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan firma ile davalı yanın eskiden ortak olduklarını, tarafların 31.07.2018 tarihinde ayrılma protokolü imzaladıklarını, davalı yanın tescil ettirdiği ve kullandığı “...” markası ile anılı protokol hükümlerine aykırı davrandığını ve haksız şekilde rekabet ederek müvekkili olan firmanın ticari hayatına zarar vermekte olduğunu, davalı ... tarafından protokolün imzalanmasından 4 gün sonra kurulan diğer davalı firma tarafından ... kod numaralı markanın ortaklık sonlandırılmadan önce kullanılan ... kod numaralı marka ile aynı olduğunu, 21.07.2018 tarihli Ayrılma Protokolü ile taraflar, Protokolün 4.1 maddesi ile; "... Ltd.Şti tarafından 31.07.2018 tarihine kadar bu tarih dahil olmak üzere yapılan satışlar, rezerve işlemleri kaparo alımı ve sözleşme işlemleri faturalandırılacak olup bu tarihten sonra yapılacak her türlü işlemler tarafların kendi kurdukları ve ortağı bulundukları veya muvafakatlarının olduğu gerçek ve tüzel kişiler üzerinden yürütülebilecektir. Söz konusu tarihten sonra (31.07.2018) ... Ltd.Şti. hiçbir. şekilde “gayrimenkul satış ve kiralama aracılık" “faaliyetinde bulunmayacaktır." 4.2. Maddesinde ise "... Ltd.Şti. Adına kayıtlı ve tescilli bulunan " ... " ve "..." markaları ortaklar tarafından kullanılmayacaktır. ... tarafından kurulmakta olan ... Tic. A.Ş. (... A.Ş. ) şirketin kuruluş tescili tarihinden itibaren 30 gün içinde unvan değişikliği yapacaktır. 4.3. Maddesinde "...Şti nin müşteri verileri (tüm datalar), her iki ortağın şirketleri tarafından bağımsız olarak kullanılabilecektir." 5.14. Maddesinde "Tarafların ortağı olduğu Inhouse ... Ltd.Şti de bu protokol yer alan esaslar çerçevesinde tasfiye edilecektir." şeklinde düzenlemeler yapıldığını beyan ederek davalının protokole aykırı kullanımlar gerçekleştirdiğini bu nedenle öncelikle tebligat yapılmaksızın ... tescil numaralı "..." markasının kullanıldığının bilirkişi marifeti ile tespitini, ardından davalılar tarafından kullanılmasının önlenmesi ve durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 21.07.2018 tarihli protokole aykırılık nedeniyle anılı Protokol'ün 9. madde düzenlemesi uyarınca ve yasal mevzuat ve haksız rekabet hükümleri gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL'nin müvekkili lehine davalılardan Müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, kötü niyetli olarak tescil edilmiş olduğundan ... tescil numaralı "..." markasının SMK. m.6 ve 25 düzenlemeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından protokole aykırılık teşkil eden herhangi bir eylem gerçekleştirilmediğini, taraflar arasında 21.07.2018 tarihli Protokol akdedilmiş olup Protokol'de tarafların ortağı olduğu ...Şirketi'nin kayıtlarında yer alan varlıkların, borçların, alacakların, hakların tasfiyesinin yasal yükümlülüklerin belirlendiğini, taraflarca üzerinde anlaşılan ayrılma protokolünde kullanılmaması öngörülen markalara açıkça yer verildiğinin, müvekkili tarafından ne “...” ne de “...” ibaresinin kullanılmadığı, tescile konu edilmediğinin ortada olduğunu, bütün bunlara rağmen müvekkili adına tescilli “inhouse” ibareli markalarının protokole aykırılık teşkil ettiğinin iddia edilmesi abesle iştigal olduğunu, markasal kullanımı ne şekilde yasakladığını anlamak mümkün olmadığını, Protokolde “...” markasının kullanımını engelleyen ya da sonraki bir kullanımı önleyebilecek herhangi bir madde ya da ibare yer almamakta olduğunu, Protokol şirket tasfiyesine ilişkin olup markanın kullanılmasını yasaklayan bir düzenleme getirmediğini, müvekkili tarafından tescile konu edilen markada yer alan unsurlar ile davacı yanın benzer olduğunu öne sürdüğü marka arasında benzerlik dahi bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın davacı tarafın zararını ispata elverişli herhangi bir bilgi, belge, delil öne süremediği görülmekte olduğunu, haksız kullanım teşkil etmeyip müvekkilinin ticari hayatının devamında hangi şirket ve marka çatısı altında faaliyetlerini sürdüreceğini beyan etmekte olduğunu, bir markanın kötü niyetli tescilinin ispatı objektif, somut ve ispata elverişli olgularla talep edilebilmekte olduğunu, Protokoldeki açık hükümlere rağmen kullanımlarına devam etmiş ve müvekkilinin haklı taleplerini içerir şekilde ikame ettiği davada haksız olduğu ortaya çıktığını, Protokolde “...” markasının kullanımı açıkça yasaklanmışken ilgili ibareyi ticari unvanı şeklinde kullanma amacı güden davacı yanın işbu davayı ikame etmesi iyi niyetli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, davacı ...'ın kötü niyetli eylemleri tespit edilmiş ve “...” ibareli davacı yanca tescile konu edilmiş markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davacı yan işbu davada Mahkemece verilen yerinde karara karşı davalı müvekkilini zarara uğratmak amacıyla hiçbir temeli olmayan işbu davayı ikame ettiğini, davacının işbu davayı ikamesi ve delil tespiti talebi haksız ve hukuka aykırı olup dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, mahkemece işbu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı yan tarafından 21.07.2018 tarihli Huzurdaki dosyada mübrez Protokol ile yasal yükümlülüklerin belirlendiği belirtildiğini, buna göre Protokol'ün 4.2 maddesi ile" ..." ve "..." ibarelerinin kullanımının yasaklandığını, davalının tescilli "..." markasının Protokole aykırılık teşkil etmediği hususunu iddia ettiğini, davalılardan ...'in kurucusu ve ortağı olduğu ...A.Ş. tarafından tescil ettirdiği ve kullandığı "..." markası ile 21.07.2018 tarihli ayrılma Protokol'ü hükümlerine aykırı davranmakta ve haksız şekilde rekabet ederek müvekkilinin ticari hayatına zarar vermekte olduğunu, "..." markasının haksız kullanımına ilişkin görseller ile ayrıca... Noter Yeminli Tercüme Bürosu Yeminli Tercüman ... tarafından Arapça dilinden yapılan tercüme ile sabit olduğu üzere; ...adresi tanıtımında da haksız kullanım şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğunu, davalı yanın beyanlarının aksine haksız rekabet teşkil edecek şekilde müşteriler artık yeni bir şirket açılmış gibi "..." markası ile çalışmaya davet edildiğini, dürüstlük kuralarına aykırı reklam ve satış yöntemleri kullanıldığını, ... sayılı "..." markasının kullanımı müvekkilin tasfiye öncesi mevcut bulunan müşteri portföyünü kaybetmesine neden olmakta olduğunu, müvekkilinin ticari hayatı zedelendiğini, yerli ve özellikle yabancı yatırımcılar daha evvel çalıştıkları ve güvendikleri markalardan birinin devamı olarak, bir versiyonu olarak düşündükleri bu marka ile devam etmek isteyeceğini, bu durum müvekkili tarafından telafisi imkansız zararlara sebep olacağını, davalı yan tarafından müvekkilinin huzurdaki davayı ikame etmesinde kötü niyetli olduğu iddia edilmekte olduğunu beyan etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; protokolün yalnızca tasfiye sürecini kapsamakta olduğunu, markasal kullanım yasağı bulunmamakta olduğunu, Protokolün ilgili maddesinde Inhouse Mülk Yönetim için belirlenen şartlar şirketin tasfiyesine dair kısımlar bakımından geçerli olduğunu, buna arşılık markasal kullanımın yasaklanması bir haktan feragat içermesi sebebiyle tıpkı 4.2. maddede olduğu gibi açıklıkla belirtilmesi gerektiğini, tasfiyeye özgü şartlar dışında markasal kullanımın yasaklandığına dair herhangi bir ifadenin Protokol kapsamında yer almadığı açıkça görülebilmekte olduğunu, şirketin ticari unvanının değiştirilmesi gerekliliği Protokol'e dahi konu edildiğini, Protokolde “...” markasının kullanımı açıkça yasaklanmışken ilgili ibareyi ticari unvanı şeklinde kullanma amacı güden davacı yanın işbu davayı ikame etmesi de iyi niyetli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, Protokol şirket tasfiyesine ilişkin olup markanın kullanılmasını yasaklayan bir düzenleme getirmediğini, bütün bunlara rağmen müvekkilinin tescilli “...” ibareli markalarının protokole aykırılık teşkil ettiğinin iddia edilmesi abesle iştigal olduğunu, buna karşın davacı tarafından Müvekkiline ait ... numaralı “...” ibareli markanın tescilinin üzerinden 4 sene geçtikten sonra Protokol'e aykırılık iddiasında bulunulduğunu, davacı ...'ın kötü niyetli eylemleri tespit edilmiş ve “...” ibareli davacı yanca tescile konu edilmiş markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davacı tarafın zararını ispata elverişli herhangi bir bilgi, belge, delil öne süremediğinin görülmekte olduğunu, müvekkilinin ticari itibarını zedeleme ve haksız kazanç sağlama kastını açıkça göstermekte olduğunu, davacı yanın henüz protokolün imzalanmasından önce kullanımı yasaklanan markaları ticari unvanı olarak belirleyerek protokoldeki açık hükümlere rağmen kullanımlarına devam ettiği ve bu eylemlerin sonucunda müvekkilinin haklı taleplerini içerir şekilde ikame ettiği davada haksız olduğu ortaya çıktığını, ...'ın kötü niyetli eylemleri tespit edilmiş ve “...” ibareli davacı yanca tescile konu edilmiş markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalılar tarafından ... tescil numaralı "..." markasının kullanılması sureti ile 21/07/2018 tarihli protokole aykırılık sebebine dayalı olarak protokolün 9. maddesi uyarınca ve haksız rekabet hükümleri gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi tazminat ile kötüniyetli olarak tescil edildiği iddiasına dayalı olarak davalı şirket adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının SMK'nın 6/9 ve 25.maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir.
Tensip ara kararı gereğince dava dışı şirket adına kayıtlı ... numaralı "..." marka tescil dosyasına ilişkin belgeler TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davalı şirket adına tescilli ... numaralı "..." marka tescil dosyasına ilişkin belgeler TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Hükümsüzlük istemine konu ... tescil numaralı markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesi için sicil kaydına tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Marka vekili... tarafından ibraz edilen 10/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Dosyada bildirilen adreste ve internet sitelerinde / sosyal medya hesaplarında ... tescil numaralı “...” markasının davalılar tarafından kullanılıp kullanılmadığının tespiti olmak ile birlikte mahkeme tarafından görevlendirdiği sınırlar içerisinde tespit işlemlerimizin gerçekleştirildiği, yapılan inceleme neticesinde tespit talep edilen “...” adresinde ve ...,... şeklindeki internet sitesi / sosyal medya hesaplarında ... tescil numaralı “...” ibareli markasal kullanımların yapıldığı, “...” adresinde faaliyet gösteren işletmenin davalılardan “... Şirketi” olduğunun mahalde bulunan vergi levhasından tespit edilebildiği, ilgili kullanımların dosyada bulunan protokole ya da sair herhangi bir hakka aykırılık teşkil edip etmeyeceğinin ise ancak esas mahiyetinde gerçekleştirilecek yargılama ile ortaya çıkabileceği, görev sınırlarımız içerisinde arz edilen hususlarda değerlendirme yapılması bulunmadığından yalnızca gerçekleştirilen tespite yönelik bulguların mahkeme ibraz edildiği bildirilmiştir.
SMK - marka uzmanı ..., akademisyen ... ve mali bilirkişi ...tarafından ibraz edilen 01/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davalı ...A. Ş.'nin “...” markasının, dava dışı ... Sanayi Ltd. Şti'ne ait “...” markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının hükümsüzlük davasını açma hakkına sahip olduğu, Protokolde “...” markasını kullanmama yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla davalı ...'in tazminat yükümlülüğünün olmadığı bildirilmiştir.
SMK - marka uzmanı ..., akademisyen Hakan Çebi ve mali bilirkişi ...tarafından ibraz edilen 08/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; Davalının inhouse ibaresini ... numaralı “ınhouse pm” markasının başvuru tarihi olan 19.02.2016'dan daha önce kullanmış olduğu, ayırt edicilik kazandırdığı ve gerçek hak sahibi olduğu bildirilmiştir.
Huzurdaki davanın davacısı ile davalı ...'in dava dışı ...Şirketi'nin ortakları iken bu ortaklığın sonlandırılmasını teminen 21/07/2018 tarihli ayrılma protokolünün düzenlenerek imzalandığı, ortaklığın böylece sonlandırıldığı hususunda yanlar arasında ihtilafın bulunmadığı görülmüştür. Somut olayda; davacı tarafın, davalı ...'in kurucu ve ortağı olduğu davalı ...A.Ş. adına tescil edilen "..." markasının kullanımı ile anılı protokol hükümlerine aykırı davrandığı ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiası ile maddi tazminat ve davalı şirket adına kayıtlı markanın kötüniyetli tescil edildiği iddiası ile SMK'nın 25 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğünün talep edildiği, davalı tarafın ise hükümsüzlüğü talep edilen marka yönünden gerçek hak sahipliği ilkesine dayandığı ve 2018 tarihli protokol kapsamında anılı markanın kullanımı yasaklayan herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı hususlarına dayalı olarak davanın reddini savunduğu görülmüştür. Bu kapsamda huzurdaki davada uyuşmazlığın; hükümsüzlüğü talep edilen markanın kullanımının 21/07/2018 tarihli protokole aykırılık ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, davalı gerçek kişinin markadaki ''...'' ibaresi yönünden gerçek hak sahibi olup olmadığı, davalı şirket adına tescilli ve hükümsüzlüğü talep edilen '...'' markasının başvurusunda davalının kötüniyetli olup olmadıkları hususlarında toplandığı saptanmıştır.
Taraflar arasındaki ortaklığın sonlandırılmasına yönelik olarak düzenlenen 21/07/2018 tarihli protokolün 4.1 maddesi ile; '' ... Ltd.Şti tarafından 31.07.2018 tarihine kadar bu tarih dahil olmak üzere yapılan satışlar , rezerve işlemleri , kaparo alımı ve sözleşme işlemleri faturalandırılacak olup bu tarihten sonra yapılacak her türlü işlemler tarafların kendi kurdukları ve ortağı bulundukları veya muvafakatlarının olduğu gerçek ve tüzel kişiler üzerinden yürütülebilecektir. Söz konusu tarihten sonra ( 31.07.2018 ) ... Ltd.Şti. hiçbir şekilde '' gayrimenkul satış ve kiralama aracılık '' faaliyetinde bulunmayacaktır. ''
4.2. maddesi ile; '' ... Ltd.Şti. Adına kayıtlı ve tescilli bulunan '' ... '' ve ''... '' markaları ortaklar tarafından kullanılmayacaktır. ... tarafından kurulmakta olan ...A.Ş. ( ... A.Ş. ) şirketin kuruluş tescili tarihinden itibaren 30 gün içinde ünvan değişikliği yapacaktır. ''
4.3. maddesi ile; '' ... Ltd.Şti nin müşteri verileri ( tüm datalar ) , her iki ortağın şirketleri tarafından bağımsız olarak kullanılabilecektir. ''
5.14. maddesi ile; '' Tarafların ortağı olduğu ...Şti de bu protokol yer alan esaslar çerçevesinde tasfiye edilecektir. '' şeklindeki düzenlemeler yer aldığı görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça ortaklıklarını sonlandırmadan evvel kullandıkları ... sayılı "..." markası ile aynı olduğu ifade edilen ''...'' markasının kullanımının protokol hükümlerine aykırı olduğu beyan edilmiş ise de protokolün 4.2. maddesinde kullanılması yasaklanan
markalar arasında önceki ortaklık kapsamındaki ''...'' markasından bahsedilmediği gibi davalıların kullanımındaki ''...'' markasının da belirtilmediği tespit edilmiştir. Protokol tarihine göre tatbiki gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1. ve devamı maddelerinde sözleşmenin kurulması ile hükümleri düzenlenmiş ve sözleşmenin, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızalarını beyan etmeleriyle) kurulacağı hüküm altına alınmış olup sözleşme ilişkisinin varlığı halinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşme kapsamına göre belirlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla yanlar arasındaki sözleşme maddeleri açık ve belirli olmakla tarafların hak ve yükümlülüklerinin anılı protokol/sözleşme kapsamına göre belirlenmesi gerekmiş olup yanlar arasındaki protokolde ''...'' markasının kullanımını yasaklayan herhangi bir düzenlemenin kararlaştırılmadığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin yorumunda TBK'nın 19. madde düzenlemesi doğrultusunda, tarafların sözleşmenin kurulması anındaki gerçek ve ortak iradelerine göre tespit yapılması gerektiğinden ''...'' ibaresini içerir markasal kullanımın protokol tarihinde mevcut olduğunun tarafların bilgisinde olmasına rağmen diğer markaların yanında işbu markaya ve ibareye açıkça yer verilmemesinin tarafların ortak ve gerçek iradelerine göre bilinçli olarak kapsam dışında bırakıldığına delalet ettiği sonucuna varılması gerekmiştir.
Gerçek hak sahipliği ilkesi düzenleyen dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 6/3 maddesi; ''Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.'' şeklinde ifade edilmiş olup işaret / ibare üzerinde hak iddia edebilmek için üçüncü kişinin tescil başvurusundan önce işareti kullanılması ve bir ölçüde ayırt edicilik kazandırmış olması gerekmektedir. Dosya kapsamındaki deliller ve bu deliller ile uyumlu, ayrıntılı, gerekçeli olarak hazırlanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunan ek bilirkişi raporu ve aynı taraflar arasında görülen (davalının davacıya karşı ikame ettiği) mahkememizin 2021/474 esas sayılı dosya ve rapor içeriği kapsamında davalıların sunmuş olduğu e-maillerden 2012 yılında ''...'' ibaresini markasal olarak kullanmak üzere site hazırlıklarının başladığı, ''
...'' alan adının 16 Ekim 2012 tarihinde davalı ... tarafından alındığı, ''...'' markasal kullanımı taşıyan e-mailin 6 Şubat 2014 tarihli, faturanın ise 31/03/2013 tarihli olduğunun tespit edildiği, davalının ''...'' ibaresini ... numaralı “...” markasının başvuru tarihi olan 19/02/2016’dan daha önce sunduğu, danışmanlık hizmetlerinin diğer teşebbüslerin hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayacak şekilde kullanmış olduğu, ayırt edicilik kazandırdığı saptanmış olup bu nedenle davalı ...'in ''...'' ibaresi yönünden gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılmıştır. TTK'nın 54. maddesi; ''1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.'' şeklinde düzenlenmiş olup davalının gerçek hak sahibi olarak markasal kullanımının dürüstlük kuralına aykırılık yahut aldatıcı bir davranış niteliğini barındırmadığı, bunun aksini gösterir herhangi bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı tespit edilmekle, haksız rekabete yönelik istemin sübut bulmadığı anlaşılmıştır.
Markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden yapılan incelemede tatbiki gereken Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Davacının SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında kötüniyet iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük isteminde bulunduğu görülmüştür. SMK kapsamında hangi hâllerde kötüniyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu hususu açıkça tanımlanmamıştır. Ancak genel olarak kötüniyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötüniyetin varlığında önem kazanmaktadır. Bu kapsamda gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötüniyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/07/2008 tarihli ve 2008/501 Esas, 2008/507 Karar ve 17/06/2021 tarihli ve 2017/11-25 Esas, 2021/778 Karar sayılı kararları) Dolayısıyla kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmektedir. Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise davalı gerçek kişinin ''...'' ibaresi yönünden gerçek hak sahibi olduğu ve davalı şirket ile birlikte markasal kullanımının protokol hükümlerine aykırılık teşkil etmediği saptanmış olup bu hâli ile SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir somut delil ve emarelere dosya kapsamında rastlanılmadığından kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında sübut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Reddedilen markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!