WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/473 Esas
KARAR NO : 2024/36

DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN REF'İ, ÖNLENMESİ VE TAZMİNİ
DAVA TARİHİ : 25/06/2021
KARAR TARİHİ : 21/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen, sanat ve resim camiasında adı iyi bilinen yaşayan önemli ressamlardan biri olduğunu, müvekkilinin ...'ne 1985 yılından beri, ...'ne 1990 yılından beri, ...'ne (...) ise 2004 yılından beri üye olduğunu, müvekkilinin ayrıca ... üyesi olup, bir dönem kulüpte divan kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, müvekkilinin, ...'nın aralarındaki dostluğun bir nişanesi olarak ...'nın davaya konu yağlıboya portresini yılların verdiği birikimle büyük bir emek ve özverinin ürünü olarak 1988 yılında resmetmiş ve ...'ya hediye etmiş olduğunu, davaya konu söz konusu tablonun orjinali halen ...'nın ...'taki evinde bulunduğunu, davaya konu söz konusu tablo, ... üyeleri ve taraftarı arasında ikon olduğunu, toplumun her kesimince ... ile özdeşleşir hale geldiğini, müvekkilinin söz konusu eserin sahibi olup resimlerinde kullanmış olduğu imzası orjinal portrenin üzerinde de yer aldığını, bununla birlikte değişik platformlarda yağlı boya portresini sergilediğini; dergilere, gazetelere mülakatlar verdiğini, ... ve değişik birçok televizyon kanalında davaya konu söz konusu resme ilişkin röportajlara katıldığını, tüm bu hususlar müvekkilinin eser sahibi olduğunu şüpheye yer bırakmaksızın, açıkça gösterdiğini, müvekkilinin yapmış olduğu resimler ile tanınan, kendisinin ve ailesinin tüm geçimini katıldığı sergilerden ve sattığı resimlerden kazanan birisi olduğunu, müvekkilinin, söz konusu portreyi ... ile olan yakın dostluğu sebebiyle resmederek kendisine hediye etmiş olmasına rağmen davalı şirket, müvekkilinin iznini almaksızın söz konusu portreyi imtiyaz sahibi davalı ... Ltd. Şti. Mozaik tablo ürününde kullandığını, bunun dışında üzerinde değişiklikler yapmış, çoğaltmış, değişik platformlarda yayımlamış, hediye olarak dağıtmış olduğunu, davalı şirket tüm bunların dışında ayrıca müvekkile ait basma hakkı, çoğaltma hakkı ve yayma haklarını ihlal etmek suretiyle üzerinde müvekkiline ait eserin bulunduğu ... cm ürünlerini yurtiçi ve yurtdışı mağazalarında ve internet sitelerinde piyasa sürmüş ve büyük ticari kar elde ettiğini, ayrıca davalı firma internet satış portallarına reklamlar vererek hem ihlalin kapsamını genişletmiş hemde bu kapsamda ihlalin kendisi olan puzzle'ı ticari kaygılarla satış potansiyelini artırma yoluna gittiğini, davalı şirket piyasaya sürdüğü 1 çeşit ürün (Puzzle) üzerinde müvekkilinin imzasına yer vermekten özellikle ve bilinçli olarak kaçınmış olduğunu, müvekkilinin imzasını eserin üzerinden kaldırdığını, bununla da yetinmeyip resmin üzerine bir harflerle “...” yazmak ve renkleri değiştirmek suretiyle resmi tahrif ettiğini, bununla birlikte müvekkilinin fikri mülkiyet haklarına yönelen söz konusu ihlal hala devam ettiğini, söz konusu tecavüzün ref'i ve muhtemel tecavüzün men'ine karar verilmesi müvekkilin dava süresince yaşayabileceği mağduriyetlerin önlenmesi açısından önem taşıdığını, bu nedenle davaya konu ... ürünlerinin yeniden basımının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi, satışının durdurulması ve piyasadan toplatılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin, eserinin kendisinden izin alınmaksızın ticari ve ticari olmayan amaçlarla kullanılması, eserinin izinsiz basılması, umuma arz edilmesi, yayılması, çoğaltılması, bu suretle ticari kazanç elde edilmesi, müvekkilin imzasının eser üzerinden kaldırılması, eserin aslında olmayan başka şekil ve yazıların esere ilave edilmesi suretiyle eserin tahrif edilmesi nedeniyle mali ve manevi büyük zarara uğradığından huzurdaki davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı şirketin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın davaya konu ...'ın 5846 sayılı FSEK m. 68/1 uyarınca, müvekkilinin sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, 5846 sayılı FSEK 70.maddesi uyarınca davalının davaya konu ürünlerin satışı neticesinde karar tarihine kadar elde etmiş olduğu kârın söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, müvekkilinin manevi haklarının haleldar olması sebebiyle 5846 s. FSEK m. 70 uyarınca ihlale konu her bir ayrı olay bakımından ihlal edilen manevi hakların ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle toplamda 5.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine açılmış olan bu davanın müvekkilİ ... yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu eylem tüzel kişiliği ve dava ehliyeti olan ... Tic. Ltd. Şti tarafından zarar verme kastı olmaksızın gerçekleştirildiğini, kaldı ki dilekçe devamında detaylı olarak izah edildiği üzere FSEK kapsamında bir ihlal de bulunmadığından davanın diğer davalı şirket yönünden esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsedildiği üzere, davacı tarafça yapıldığı ve yaratıldığı iddia olunan eserin, gerçek sahibinin, kim olduğunun müvekkillerim tarafından bilinmediğini önemle vurgulamak gerektiğini, zira davacının yarattığı esere konu olan isim, ... tarihinde ve özellikle ... açısından, ismi ... olarak anılan, eski onursal başkanlardan ...'ya ait olduğunu, ... ismi, Muhterem Mahkemece de bilindiği üzere, o denli saygı ile anılmaktadır ki, özellikle vefat ettiği tarihten sonra çeşitli ressamlar tarafından resmi ve heykeli yapıldığını, bu hali ile, çeşitli eser sahipleri tarafından yaratılan bu eserler Türkiye genelinde kabul gördüğünü, anonimleşmiş ve yaygınlaşmış olduğunu, bu yönüyle bakıldığında müvekkilinin tutumu Anayasa'da belirtilen dürüstlük kuralına uymadığını, örneğin Merhum ...'nın heykeline, ona dair resimlere özellikle ..., ..., ... vs. gibi semtlerde hemen hemen tüm parklarda ve meydanlarda rastlamak mümkün olduğunu, bu sebepten müvekkilinin eseri anonim sanması hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu hali de, davacı ressam tarafından yaratılan eser gibi yüzlerce eser sahibi de ...'ya ait çeşitli eserler yarattıklarını, yaratılan bu eserler piyasada tanınırlığı ve sempatisi sebebiyle çeşitli firmalar tarafından, çeşitli sosyal medya platformlarında sıklıkla paylaşıldığını, takdir edileceği üzere... Platformlarında yer alan bu binlerce eseri kime ait olduğunu bilmek, şayet kullanılan eser üzerinde yaratıcısının ismi veya imzası yoksa asla mümkün olmadığını, nitekim davaya konu olan Portre, müvekkillerim tarafından, sosyal medyada adından sıklıkla bahsedilen ... isimli bir platformun, İnternet sayfasında yer alan binlerce resimden beğenilerek alınmış ve kendi uğraş alanları çerçevesinde kullanılmak istenildiğini, dava dilekçesinde gösterilen eser ile davalı şirket tarafından kullanılan eser farklı olduğunu, sosyal medya ve internet ortamında 3. Şahıslar tarafından söz konusu resimden esinlenilerek yeni ve anonim bir eser meydana geldiğini, davalı şirket bu hususta anonim olarak sosyal medyada birden fazla sitede yer alan şekliyle kullanmak istendiğini, her ne kadar davacı taraf müvekkilinin, davacının imzasını eserin üzerinden kaldırdığını iddia etmiş ise de bu tamamen gerçek dışı olduğunu, ekte sunulan ve eserin yer aldığı sahifenin tetkikinden de açıkça görüleceği üzere, eserin üzerinde eserin kime ait olduğuna ilişkin ne bir isim, ne de bir imza mevcut bulunmakta olduğunu, kaldı ki müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olsa idi, imzasız bir resmi imzasız olarak paylaşmaz kendi yapmışcasına imza atacağını, imza bir ressamın parmak izi olduğunu, ismi soy ismi olduğunu, resmin kim tarafından yapıldığının öğrenilmesi adına bir resimde olması gereken yegane unsur olduğunu, O resimde imza olsaydı, eser sahibi bilinseydi müvekkilinin diğer eserlere yaptığı gibi bu eser içinde ödeme yapacağını, yukarıda bahsedildiği üzere eser her türlü sosyal mecrada paylaşılan ve sahibinin belli olmadığı bir eser olduğunu, dolasıyla eserin anonim bir eser olduğunun tartışılmaz olduğunu, örneğin 13.08.2021 tarihinde ....'de ... adına anma töreni yapılırken yine dava konusu resim kullanıldığını, şayet davacı eserine sahip çıkmak istiyor ise ilk olarak yapması gereken ..., diğer sosyal mecralarda ve her türlü alanda eserinin imzasız bir şekilde paylaşılmasını önlemek olmalıydı, hal böyle olunca, müvekkili tarafından üretilen bu eserin, bilinerek ve salt açılacak olan tazminat davasına Suni bir gerekçe oluşturması gibi, bizce iyiniyetle bağdaştırılamayacak bir amaçla satın alındıktan hemen sonra, gerçek dışı iddialarla bu davanın açılmasının, hukuki ve kabul edilebilir bir gerekçesi olamayacağını, kaldı ki, davacının uğramış olduğu maddi kayıp ile, bu olay sebebiyle müvekkilimizin edindiği maddi kazancın bir oranlaması yapılarak, hakkaniyete uygun bir tazminatın belirlenmesi gerektiğini, yine olayın gelişiminde, müvekkillerine atfedilecek en ufak bir kusurdan da bahsedilemeyeceği için, müvekkilleri aleyhine bir manevi tazminat talebinin da hukuki bir gerekçesi olamayacağını, müvekkilinin herkese açık bir platformda gördüğü bir eseri değiştirilmiş haliyle kullanmasında herhangi bir hukuki ihtilaf bulunmamakta olduğunu bu sebeple dava konusuz kaldığını, diğer yandan davacının eseri ile müvekkilinin ürününde kullandığı eser arasında büyük farklar bulunmakta olduğunu, davacının eseri renkli iken müvekkilinin ürününde kullanılan görsel siyah beyaz olduğunu, ayrıca boyut olarakta fark bulunmakla birlikte kullanılmış olan görselin üzerinde logo bulunmadığını, ceket kısmı görsele hiç alınmamış olup arka planda tamamen değişmiş olduğunu, burada üstünde durulması gerekli olan husus eserin bire bir aynı özelliklerle kullanılmamış olduğu ve esinlenme yoluyla yeni bir eser oluşturulduğunu, burada eser artık sanatçının eseri olmaktan çıkmış serbest kullanıma dahil olduğunu, çeşitli Yargıtay Kararlarında ve makalelerde de bu durum vurgulandığını, örneğin bir makalede "Esinlenme halinde asıl eser sahibinden izin alınması gerekmez. Esinlenme sonrası eser meydana getirme durumuna serbest kullanım denilir." şeklinde belirterek bu eserin esinlenme yoluyla ortaya çıktığınsa serbest kullanıma açık olacağı belirtildiğini, müvekkili şirket hiç bir kastı olmadan ve eserin sahibinden haberdar değilken söz konusu resimden esinlenme yoluyla internet ortamında anonim olarak meydana gelmiş olan ve birden fazla sitede yer alan ve dava konusu edilen yeni bir eseri faaliyetleri kapsamında kullanmış olduğunu, söz konusu esinlenme yoluyla meydana gelen yeni eser de internet ortamında sıklıkla paylaşılan ve imza ve eser sahibinin adı soyadı üzerinde yer almayan anonim bir eser olduğunu, bu hususta kusurları bulunmadığı gibi davacı nezdinde maddi veya manevi bir zarar da meydana gelmediğini, FSEK kapsamında bir ihlal bulunmadığını, müvekkillerinin dava konusu eserden herhangi bir kar elde etmemiş aynı zamanda başka platformlarda da varolan bu eseri yayma amacı gütmeden kullandığını, bu sebeplerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin beyan dilekçesinde "özellikle vefat ettiği tarihten sonra çeşitli ressamlar tarafından resmi ve heykeli yapıldığını, bu hali ile, çeşitli eser sahipleri tarafından yaratılan bu eserler Türkiye Genelinde kabul görmüş, anonimleşmiş ve yaygınlaşmıştır." ifadelerine yer verildiğini, bu ifadelerin asılsız olduğunu, ...'ya ait internette onlarca kaynağı belirsiz fotoğraf bulunmakta olduğunu, bunların arasında kaynağı belli çeken fotoğrafçısı bilinen fotoğraflar da ayrıca bulunmakta olduğunu, fakat konu yağlı boya metodu ile yapılmış bir esere gelecek olursa bu durumda ... hakkında çizilen eser sayısı bir elin parmaklarını geçmemekte olduğunu, dava konusu olan ve satışı yapılan söz konusu üründe bir adet tarafımızca alındığı zaten arabuluculuk görüşmeleri esnasında beyan edildiğini, bu ürünün taraflarınca satın alınmasının sebebi somut bir delil elde etmek ve ürünün herkes tarafından çeşitli sosyal satış sitelerinde parası karşılığı edinilebilirliğini gösterdiğini, davalı vekilinin bu satın alma işlemini sanki bir komploymuş gibi göstermeye çalışması abesle iştigal olduğunu, "... Portresi, tek bir örnek olarak üretildikten ve davacı tarafın fatura ve kargo dahil tüm detaylarına hakim olduğu satış işleminden hemen sonra, üretimden ve satıştan kaldırılmıştır." beyanına cevaben davalı vekilinin bu beyanı tamamı ile yanlış olduğunu, sadece bir adet üretilen bir ürün nasıl olur da hem kendilerine ait... .com'da olduğu gibi ..., ... ve hepsi burada gibi arzı büyük sitelerde satışa sunulabilir? Ki böyle bir durumun olması hiç muhtemel gözükmemekle birlikte bahsi geçen tek ürünü satışa koymaları ve bu bir tek ürünün taraflarınca satın alınması bu durumu hayli ilginç bir hale sokmakta olduğunu, "....'nın heykeline, ona dair resimlere özellikle ..., ..., ... vs. gibi semtlerde hemen hemen tüm parklarda ve meydanlarda rastlamak mümkündür." beyanına cevaben buradaki heykeller belediyeler tarafından ihale usulü yahut bir sanatçı ile anlaşma neticesinde belediye tarafından yaptırılmakta olduğunu, yani herhangi bir heykelin yapımı sözleşmeye dayalı olduğunu, söz konusu davada taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmamakta olduğunu, yine heykellerden örnek verecek olursak ... Caddesi üzerinde bulunan şairler parkı girişindeki meşhur ... heykeli eski ... belediye başkanı ... tarafından ...akademisi hocalarına yaptırıldığını, beyanın yedinci maddesine cevaben davalı vekilinin esinlendirme olarak nitelendirdiği dava konusu olan ticari ürün esinlendirme olarak nitelendirilemeyeceğini, nitekim dava konularından biri de karşı taraf vekilinin buyurduğu gibi olduğunu, müvekkile ait olan ... portresi bir yağlı boya tablo olarak yapıldığını, söz konusu ürün ise dijital ortamda değiştirildiğini, arka fon ve ön fon renkler bakımından değiştirilerek müvekkiline ait imza kaldırıldığını, bu durumda FSEK kapsamında manevi haklar bölümü madde 16'da incelenecek olursa eserde değişiklik yapılmasını men etmek hakkı ancak ve ancak sanatçıda olduğunu, beyan edildiği üzere mevcut ticari ürün bir esinlenme değil bilakis asıl eserin değiştirilerek manipüle edilmiş hali olduğunu, işleme eser veya esinlenme olabilmesi için asıl eserden yararlanmak suretiyle Esinlenme bir tür masum alıntı olarak düşünülmekte olduğunu, nitekim intihal gibi, bir fikir hırsızlığı olmaktan ziyade; insanın doğasında olan bir durum olarak değerlendirilebileceğini, kişinin gördüğü bir tablodan etkilenmesi, dinlediği bir müziğin tınısının ilham vermesi şeklinde tezahür edebilmekte olduğunu çünkü bir eser ne kadar başka eserlerden bağımsız olursa olsun daha önceden meydana gelen eserlerden yararlanılarak oluşturulmakta olduğunu, önemli olan yararlanılan esere olan bağlılık derecesi olduğunu, hukukumuzda ve genel işleyişte esinlenen kişinin, orijinal esere bir gaspı olmadığı gibi, zaten kendisi, orijinal bir eser meydana getirmekte olduğunu, somut olayda ise herhangi bir esinlenme ürünü görülmeyip düpedüz renk değiştirme ve logo ekleme suretiyle bir eser gaspı söz konusu olduğunu, mevcut asıl esere bir takım renk ayarlamaları eklenerek esinlenme olduğunu söylemek hem hukukumuza hem de genel teamüle oldukça aykırı ve uzak bir yaklaşım olduğunu, esinlenmeye örnek verecek olursak; “Bir ressam, ...'ın “...' şiirinden esinlenerek “...'nın yağmurluklu, “ümü gözleri büyük büyük' dizelerinin resmini yapabilir olduğunu, bunun için şairden izin almasına gerek olmadığını, çünkü '...' şiiri, resme ne şekil ne de içerik olarak aktarılmış; oradaki imgeler, ressamın yorumuna göre yansımış olduğunu, başka bir ressamın “...”sı tamamen farklı olabilir” diyerek esinlenmeyi vurgulamış olduğunu, ...'a yönelik husumet itirazı yersiz olduğunu, nitekim tacir sıfatına haiz olan ... TTK hükümleri gereği kar ve zararı, hak ve yükümlülükleri olduğu gibi kabul etmekte olduğunu, bu bağlamda firmanın yapmış olduğu söz konusu bu ihlal firma sahibi olan ...'ın sorumluluğunda olduğunu, huzurdaki davaya taraf olarak eklenmesi yargılamanın selameti açısından müsbet olacağını, eserin anonim olmadığı dava dilekçesinde sunulan delillerden açıkça anlaşılmakta olduğunu beyan etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacının eseri ile müvekkilinin ürününde kullandığı eser arasında büyük farklar bulunduğunu, davacının eseri renkli iken müvekkilinin ürününde kullanılan görsel siyah beyaz olduğunu, ayrıca boyut olarak ta fark bulunmakla birlikte kullanılmış olan görselin üzerinde logo bulunmakta olduğunu, ceket kısmı görsele hiç alınmamış olup arka planda tamamen değiştiğini, burada üstünde durulması gerekli olan husus eserin bire bir aynı özelliklerle kullanılmamış olduğu, esinlenme yoluyla yeni bir eser oluşturulduğunu, müvekkili ...ve müvekkili şirket hiç bir kastı olmadan ve eserin sahibinden haberdar değilken söz konusu resimden esinlenme yoluyla internet ortamında anonim olarak meydana gelmiş olan ve birden fazla sitede yer alan ve dava konusu edilen yeni bir eseri faaliyetleri kapsamında kullanmış olduğunu, söz konusu esinlenme yoluyla meydana gelen yeni eser de internet ortamında sıklıkla paylaşılan ve imza ve eser sahibinin adı soyadı üzerinde yer almayan anonim bir eser olduğunu, bu hususta kusurları bulunmadığı gibi davacı nezninde maddi veya manevi bir zarar da meydana gelmediğini, FSEK kapsamında bir ihlal bulunmadığını, müvekkilleri dava konusu eserden herhangi bir kar elde etmemiş aynı zamanda başka platformlarda da varolan bu eseri yayma amacı gütmeden kullandığını, açıkladıkları sebeplerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; FSEK 68/1. maddesi uyarınca, davacının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği rayiç bedelin 3 katı maddi tazminat ile 5.000TL manevi tazminat ve tecavüzün ref ve meni istemlerine ilişkindir.
Davacı tarafça davacı sanatçının özgeçmişi, davacının ... ile olan fotoğrafları, davaya konu ürünlerin görüntüsü, davalı şirket ınternet sayfası ekran görüntüleri,...’ın ... isimli kitap künye sayfasına delil olarak dayanıldığı görülmüştür.
Davalılarca eserin imzasız olarak yayımlanan orijinal hali, BJK tarafından eserin anma töreninde kullanıldığına dair fotoğraf, Ürünün satış makbuzuna delil olarak dayanıldığı görülmüştür.
Davalılarca yetki ilk itirazı ileri sürülmüş ise de FSEK 66. maddesine dayalı tecavüzün ref'i ve men'i istemlerinin mevcut olduğu dava kapsamında HMK'nın 16. maddesi gereğince haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olup eser sahibinin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olması kapsamında davacının yerleşim yeri adresinin ... olduğu görülmekle davalılar vekilinin yerinde görülmeyen yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan FSEK uzmanı ..., sektör bilirkişisi ..., Ressam bilirkişi ... ve mali bilirkişi ... marifeti ile hazırlanan 27/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının üretim kapasitesinin minimal ölçekte olduğu, dava konusu tablonun davaya konu kullanımı nedeni ile FSEK md.68 kapsamında talep edilebilecek bedelin 5.000 TL olduğu ve üç katı tutarına kadar tazminat talep edilebileceği, davalının muhasebe kayıtlarına göre üretim kapasitesinin tamamını “...” eserine atfetmiş olsa bile 2021 yılı baz alındığında maksimum imalattan elde edebileceği kazancın 5.286,60 TL olabileceği, her halükarda izinsiz eser kullanımına ilişkin takdir edilecek maddi tazminatın Mahkemenin takdirine bırakılması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan FSEK uzmanı ..., sektör bilirkişisi..., Ressam bilirkişi ...ve mali bilirkişi ... marifeti ile hazırlanan 07/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mali incelemeye ilişkin detayları arz edildiği üzere, kök rapordaki hesaplamaları değiştirecek veriler elde edilemediği, dava konusu üründen 1(bir) adetten fazlasına ilişkin bir satış kanıtı da bulunmadığı, bununla birlikte davalıya ilişkin elde edilen ilave bilgiler yukarda arz edilmiş olup hobi niteliğinde sipariş üzerine çalışan küçük ölçekli bir işletme olduğu işyerinde görüldüğü ve bu kapsamda maddi tazminat yönünden kanaatimizde bir değişiklik olmadığı, taraf beyan ve itirazları ile tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde kök rapordaki kanaatte bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir.
Davacı vekilinin 13/06/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ibraz ettiği, karşı tarafa tebliğ edildiği ve anılı dilekçe kapsamında talep arttırım dilekçesindeki taleplerin kabulüne ve dava değerinin arttırılması ile arttırılan kısım ile dava dilekçesinde talep edilen miktarların birleştirilmesi sonucu; 15.000 TL maddi tazminat tutarı ile ihlal tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi, 5.000 TL manevi tazminatın (Dava dilekçesinde ihlal tarihinden itibaren yasal faizi talep edildiği görülmüştür. Davalıların beyanları kapsamında satışa sunma eyleminin en erken 31/03/2021 tarihi olduğu tespit edilmiştir) tahsilinin talep edildiği görülmüştür. HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereğince maddi tazminat taleplerinin birleştirildiği ve bilirkişi raporlarında FSEK 68 m. kapsamında hesaplanan 15.000TL'nin tahsilinin talep edildiği görülmekle, dava kapsamında işbu maddi ve manevi tazminat talepleri ile tecavüzün ref ve meni istemleri yönünden değerlendirme yapılması gerekmiştir.
Davaya konu portre çalışması/ yağlı boya tablosu eser vasfı yönünden tetkik edildiğinde; FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi ile FSEK 4. maddesi kapsamında eser sahibinin bütünlük, tonlama, çizgi gibi unsurlar bakımından hususiyetini taşıdığı, güzel sanat eseri kategorisine dâhil olduğu, böylece FSEK kapsamında koruma altına alınan güzel sanat eseri niteliğini hâiz olduğu saptanmıştır. Davacının eser sahibi olup olmadığının tetkikinde ise FSEK 11. maddesinin ''Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın.'' düzenlemesi gereğince davacının sunduğu portre görselinde ¸
davacının imzasının bulunduğu, dergi ve röportajlarda portrenin davacı eseri olarak belirtilip sergilendiği, “...” isimli kitap iç kapağında yer alan kapak resminin davacı “...”na ait olduğu bilgisinin yer aldığı görülmekle anılı yasal düzenleme kapsamında davacının eser sahibi olduğu tespit edilmiştir.
Taraf delillerinin tetkiki ile denetime elverişli bilirkişi raporunda yer alan tespitler ışığında saptandığı üzere; eser sahipliği hakkı davacıya ait olan portre tablonun izinsiz davalı şirket tarafından mozaik parçalarının birleştirilmesi sonucunda dava konusu tablonun oluşturulduğu ve mozaik tablo ürünü olarak satışa sunulduğu anlaşılmıştır. Bu durum beyan dilekçelerinden görüldüğü üzere davalıların da kabulündedir. Bununla birlikte davalılar tarafından faaliyetin tüzel kişilik bünyesinde gerçekleştiği ve 1 adet ürün satışının bulunduğu, davalı şirket yetkilisi gerçek kişi yönünden ise davanın husumetten reddi gerektiği savunulmuştur. Ancak 6102 sayılı TTK'nın 234. maddesi; ''(1) Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur. (2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanmakta olup özel hukuk tüzel kişilerinin haksız fiilleri ancak organları aracılığıyla işleyebileceğinden temsile yetkili kişilerin de şirket tüzel kişiliği ile birlikte müteselsilen sorumlu olmasının gerektiği anlaşılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/7-1 E. 2015/798K. sayılı ilamı)
Bir sonraki aşamada hak ihlallerinin olup olmadığının tetkiki gerekmiş olup eser sahipliği hakkı davacıya ait olan portre tablonun izinsiz olarak davalı şirket tarafından mozaik parçalarının birleştirilmesi sonucunda dava konusu tablonun oluşturulması ve mozaik tablo ürünü olarak satışa sunulması nedeni ile davacının mali haklarından FSEK 22. (çoğaltma) ve 23.(yayma) maddelerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlaline sebebiyet verdiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca davacıdan izin alınmadan eserin mozaik tablo üzerinde basılı şekilde kullanılması ve davacıya ait portre tablodan davacının ismi belirtilmeksizin yararlanılması ve davaya konu eserin, siyah beyaz hale getirilmesi, portrenin üstüne yazı eklenmesi, portrenin ceket kısmının büyük oranının kesilerek boyun kısmında bitirilmesi, orijinal eserin yağlıboya ile yapılmasına rağmen satıştaki eserin malzemesinin ise farklı malzemelerle mozaik tablo haline getirilmesi nedenleri ile FSEK 14. maddede düzenlenen umuma arz yetkisi, FSEK 15. maddesinde düzenlenen eser sahibi olarak adın belirtilmesi ve FSEK 16. maddesinde düzenlenen eserde izinsiz değişiklik yapılmasına ilişkin manevi haklarının ihlal edildiği saptanmıştır.
Davacının mali ve manevi haklarına tecavüzün saptanması nedeni ile bir sonraki aşamada tazminat taleplerinin tetkiki gerekmiş olup talep arttırım dilekçesi kapsamında FSEK 68. maddesine dayalı rayiç bedelin üç katı tutarında maddi tazminat istemi mevcut olmakla tatbiki gereken FSEK 68. maddesinin; ''Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.'' şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Yargıtay 11. HD'nin istikrar arz eden kararlarında belirtildiği üzere; telif bedelinden doğan zararın hesabı yapılırken, bu hususta öncelikle varsa emsal sözleşmeler kullanılarak rayiç bedelin belirlenmesi, emsal sözleşme bulunmaması halinde, uzman bilirkişilerin görüşleri dikkate alınarak, gerektiğinde TBK'nın 50. maddesi de dikkate alınarak hakkaniyete uygun ve makul bir bedel belirlenerek tazminat hesabının buna göre yapılması gerekmektedir. Görülmekte olan davada taraflarca dosya kapsamına uygun emsal sözleşme sunulmadığından, farklı dava dosyalarına ilişkin bilirkişi raporları ibraz
edilmiş ise de her bir eserin farklı olması dikkate alındığında bu raporların bedel tespitinde emsal vasfını hâiz olamayacağından dolayı, bilirkişilerin mesleki tecrübe, bilgi ve sezgilerini ekleyerek tablonun tanınan ve halka hitap eden bir şahsın portresi olması, bir çok yerde kullanılan popüler bir tablo olması, davalının satış incelemesi ve diğer sektör koşulları da dikkate alınarak vardıkları kanaate göre tespit edilen rayiç değerin hakkaniyete uygun ve makul olduğu mahkememizce benimsenmiştir.
FSEK 70. maddesi; ''(Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 - 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup manevi hakları ihlal edilen davacı yararına 5.000TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
FSEK 68. maddesi kapsamında tazminat talep edildiği durumlarda mahkemece verilen hüküm ile artık hak sahibi ile ihlalde bulunan kişi arasında dava tarihine kadarki kullanımlar yönünden farazi bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edildiğinden dava tarihinden sonra devam eden kullanımın tespiti nedeni ile davaya konu eserin dava tarihinden sonra devam eden kullanımları yönünden tecavüzün ref ve men'ine karar verilmesi gerekmiştir Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KABULÜ ile,
Davacıya ait güzel sanat eserinin davalılarca ... olarak kullanılması nedeniyle FSEK 68.maddesi uyarınca belirlenen rayiç bedel olan 5.000 TL'nin 3 katı tutarına denk gelen 15.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davaya konu eserin dava tarihinden sonra devam eden kullanımları yönünden tecavüzün ref ve men'ine,
3- 5000 TL manevi tazminatın 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Alınması gereken 1.366,20 TL ilam harcından peşin alınan 296,68 TL ve 237,38 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik 1.069,52 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Kabul edilen Maddi tazminat talebi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kabul edilen Manevi tazminat talebi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Ref ve men talebinin kabulü nedeniyle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafın yaptığı 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 peşin harç, 452,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 6.600 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.171,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır