T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/459 Esas
KARAR NO : 2024/22
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 27/05/2021
KARAR TARİHİ : 12/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyaca ünlü ve Türkiye'de yıllardır tescilli olan “...” markalarının sahibi olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan ... numaralı “...” ibareli marka başvurusuna Türk Patent nezdinde itiraz ettiğini, bu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı ve sonrasında YİDK tarafından reddedildiğini, itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle dava açıldığını, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın ... BAM 2017/691 E. 2017/632 K. sayılı 30.06.2017 tarihli kararı ile onandığını, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin markaların tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle iltibas oluşacağı gerekçesiyle bu kararı bozduğunu, ... 3. FSHHM'nin Yargıtay bozma ilamına uyarak 21.05.2019 tarih ve... E. ...K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, YİDK'nın ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verdiğini, karara karşı davalı ve Türkpatent'in temyiz kanun yoluna başvurduğunu, yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 24 Şubat 2020 tarihli ve 2019/3641 E. - 2020/1932 K. sayılı kararı ile, YİDK kararının iptali hususundaki kararı onadığını, ancak dava dilekçesinde "markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü" ayrıca talep etmediği gerekçesiyle, ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının hükümsüzlüğe ilişkin olan kısmının bozulmasına karar verdiğini, ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin, Yargıtay bozma ilamına uyarak 14 Temmuz 2020 tarih ve 2020/137 E. - 2020/209 K. sayılı kararı ile, "Davacı dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmediğinden hükümsüzlük ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verdiğini, markanın hükümsüzlüğü yönünde karar tesis edilmediğini, bu nedenle davalıya ait markanın, Türk patent tarafından markalar sicilinden terkin edilmediğini, dolayısıyla, ilgili YİDK kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi sonucunda, tescili hukuki dayanaktan yoksun kalan davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü talep etme zorunluluğu doğduğunu, davalının markasının müvekkili markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunun, Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 2017/4187 E.- 2019/1317 K. Sayılı ilamı ile sabit olduğunu, dava konusu markaya başvuru aşamasında yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptal edilmiş ve bu karar kesinleşmiş olduğundan marka tescilinin hukuki bir dayanağı kalmadığını, müvekkilinin markası ile dava konusu markanın iltibasa sebep olacak derecede benzer olduklarının, uluslararası mahkeme ve kurum kararları ile de sabit olduğunu, müvekkiline ait "..." markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkili ile davalının markalarının çok benzer olup, karıştırılma ihtimalleri olduğu ve karıştırılma ihtimallerinin oldukça yüksek olduğu hususlarını beyan ederek, dava konusu markanın tescil edilebilecek nitelikte olduğuna dair olan YİDK kararı ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, dayanaksız ve geçersiz bir şekilde davalı adına tescil edilmiş ... numaralı "..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada ilgili yerel ve temyiz mahkemelerince detaylı bir marka karşılaştırması yapılmamış olduğunu, aynı zamanda yasaya aykırı olarak davacının önceki tarihli markalarının kapsadığı sınıfların aşılarak bir karar verildiğini, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük davasının halka işlem olduğuna ilişkin iddianın da gerçeği yansıtmadığını, bu iki davanın yıllar içerisinde usul ekonomisi gereğince terditli bir şekilde açılır hale geldiğini, mahkemelerin de bu iki talebi ayrı ayrı değerlendirmekte ve ayrı ayrı hükme bağlamakta olduğunu, davacıya ait ... sayılı markasının başvuru tarihi (28.06.2012) ile ... sayılı markasının başvuru tarihinin (9.07.2012), müvekkiline ait...sayılı markanın başvuru tarihinden sonraya (29.11.2011) denk geldiği, sonraki tarihli ... sayılı markasının kapsadığı sınıflar arasında ... sınıftaki ürün grupları yer almadığını, sonraki tarihli ... sayılı markasının, .... sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri.” ürün gruplarını kapsadığını, davacının önceki tarihli ...sayılı markası ile ...sayılı markasının ise ... sınıftaki hiçbir ürün grubunu kapsamadığını, ... sayılı markasının ... sınıflardaki birtakım ürünleri kapsadığını, ... sayı markasının ise sadece .... sınıfta “deriden ve suni deriden el çantaları ve cüzdanlar, seyahat çantaları ürün grubu için tescilli olduğu, davacının önceki tarihli bir başka markası olan ... sayılı markasının ise .... sınıftaki birtakım ürünleri kapsamakta olduğunu, bu markada ne bir at ne de bir polo oyuncusu figürü bulunmadığını, buna göre, at ve polo oyuncusu içeren markaların.... sınıf bakımından bir aynılık veya benzerliklerinin bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, dolayısıyla her ne kadar dava dilekçesinde yukarıda sözü edilen farklılık göz ardı edilerek, sanki markalar ... sınıftaki ürünleri kapsıyormuş gibi sadece bu marka üzerinden bir karşılaştırma yapılmış ise de, gerçekte davacının benzer olduğunu iddia edilebileceği önceki tarihli markasının müvekkiline ait marka ile sadece ... sınıfta ortak olduğunun özellikle altını çizmek gerektiğini, Yargıtay 11. H.D. tarafından markalar arasında “... sınıf mallar bakımından KHK 8/1-b anlamında iltibas tehlikesi oluşacağı” belirtilmiş ise de kararda tarafların hangi markalarının hangi ürünler bakımından karıştırılacağı belirtilmediği gibi, davacıya ait önceki tarihli markaların .... sınıfta tescilli olmadığı gerçeği de irdelenmediği, yine bozma kararı üzerine mahkemece de, 21.05.2019 tarihli ... E. ... sayılı karar ile yine hangi markalar olduğu belirtilmeksizin markalar arasında “.... sınıf mallar bakımından ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi oluşacağı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, dolayısıyla mahkemece tarafların at ve polo oyuncusu içeren markalarının ... sınıflar bakımından ortak ürünleri kapsamadığının tespitinin büyük bir önem arz ettiğini, müvekkiline ait markanın davacıya ait markasından ve aynı zamanda sonraki tarihli markasından da büyük ölçüde farklı olduğunu, yine ... sınıfta tescilli ... sayılı markasının ise kelime markası olduğunu, müvekkiline ait markasını gören tüketicinin şekil unsuru içermeyen ...markasını aklına getirme imkanı bulunmadığını, tüketicinin sadece ... ibaresine bakarak bir karşılaştırma yapmayacağı ve markaların tüketicide bıraktığı bütünsel izlenimin oldukça farklı olduğunun gözetilmesi gerektiğini, konuyla ilgili son tarihli mahkeme kararı ile YİDK kararının, müvekkiline ait markanın ... sınıfta kapsadığı ürünler bakımından da iptal edildiği için sonraki tarihli dahi olsa ... sınıfı kapsayan ... sayılı markasına yönelik de karşılaştırma yapma gereği hasıl olduğunu, markada çok açıkça ... kelime unsurunun ön planda olduğunun görüldüğünü, davacı tarafından ... sayılı , ... sayılı ve ... sayılı markalarının, kapsadıkları tüm ürün ve hizmet grupları bakımından beş yıl ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanmasını talep ettikleri hususları bu nedenlerle haksız açılan davanın reddi ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davada dayandığı markalar ile hükümsüzlük talebinde bulunabileceğini, davalı tarafın ...ile ... sayılı marka başvurularına dayanamayacağını iddia ettiğini, bu hususun, Yargıtay kararında davalının iddiaları olarak doğrudan karara geçirildiğini, davalının iddiasının aksine bu konuları irdelememiş olmadığını, irdeleme gereği duymadığını, zira söz konusu iddianın irdelenme gerektirecek bir durum olmadığını, müvekkili marka tescillerinin 1989 yılına dayandığından ve birçok markası da davalınınkilerden eski olduğundan, tarihsel öncelik-sonralık ilişkisi mevcut olduğunu, "..." markası ve logosunun ... yılından bu yana müvekkiline ait olduğu ve tüm dünyada müvekkili aracılığı ve izniyle kullanıldığı bu nedenle markanın "..." ibaresi ile "..." kısaltmasıyla ve logosuyla bilinen ve tanınan ve ağırlıklı olarak tekstil, ayakkabı, gözlük, kişisel bakım ürünleri, ev eşyaları, çanta, mücevher gibi benzer ve birbirini tamamlayan ürünlerde kullanılan seri markalar olduğunu, müvekkili markasının hem iyi bilinen tanınmış markalardan olduğu için hem de Türkiye'de eskiden beri kullanıldığından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinde müvekkili markasının daha eski bir marka olduğunu, davalının ise bir ... Kulübü olduğu halde markasını müvekkilinin ... yılından beri tüm dünyada üretim ve satışını yaptığı ... Sınıflarda tescilettirmek istediği, müvekkiline ait markanın davalının yaptığı başvurudan yaklaşık 30 sene önce logosuyla, Türkiye de dahil olmak üzere yaklaşık 77 ülke de logosuyla birlikte tescilli olduğunu ve kullanıldığını, söz konusu markanın Türkiye'de de ...'den beri tescilli olup Türkiye'de de kullanıldığını, sadece yer alan iki gazete haberinin dahi söz konusu markanın Türkiye'de ve dünyadaki bilinirliğini ve eskiye dayalı kullanımını gösterdiğini, bu nedenle de söz konusu logo ve marka tescilli olmasa dahi müvekkiline üstün bir hak verdiğini ortaya koyduğunu, davalının tescil başvurusundan önce müvekkilinin..., ..., ...tescil numaralı, ... ve benzer sınıflarda marka tescilleri olduğunu, söz konusu markaların tamamının müvekkili tarafından birbirini tamamlayan alanlarda kullanıldığını, bu nedenle de söz konusu marka tescillerinin de işbu davanın açılması için yeterli olduğunu, davacı ile davalının markalarının çok benzer olduğunu, karıştırılma ihtimallerinin oldukça yüksek olduğunu, "..." ibaresinin veya "..." logosunun tekstil sektöründe birçok teşebbüs tarafından kullanılıyor olmasının, bu markanın herkes tarafından tescil edilebileceğini değil, tam tersi tescili hususunda daha dikkatli olunması gerektiğini gösterdiğini, tekstil sektöründe kullanılan markaların özellikle logoları ile bilinmekte ve tanınmakta olduğunu, müvekkilinin, "..." markasını dava konusu markanın tescilinin talep edildiğini, emtialar yönünden ciddi ve yoğun şekilde kullanmakta olduğu hususlarını ve davaya konu olan davalının hukuka aykırı davrandığı açıkça ortada olduğunu belirtmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Türk Patent YİDK kararının iptali talebiyle açılan dava Yargıtay aşamasından geçmiş ise de burada mal-hizmet karşılaşmasının doğru ve yasaya uygun bir şekilde yapılmadığını, davacının markalarının kapsamı aşılarak bir karar verildiğini, davacının, söz konusu YİDK kararının iptali talebiyle açtığı davada hükümsüzlük talep etmediğini, işbu davada hükümsüzlük talep ettiğini, davacının YİDK kararının iptali davasından bağımsız bir dava olan işbu davasını dayandırdığı iddiaları ayrıca kanıtlamak durumunda olduğunu, davacının, yayına itiraz aşamasında eskiye dayalı kullanımına değil karıştırılma ihtimaline dayandığını, bilindiği üzere davacının, yayına itirazda dayanmadığı bir maddeye Türk Patent YİDK aşamasında da dayanamadığını, buna göre davacının, YİDK aşamasında ve dava aşamasında da aynı maddelere dayandığını, davacının eskiye dayalı kullanımından doğan hak iddiasının da ne Türk Patent'e nede mahkemeler tarafından incelenmiş olmadığı, davacının, işbu davayı açarken de eskiye dayalı kullanımlarına dayanmadığıını, davacının bu aşamada sunduğu eskiye dayalı kullanımlarına ilişkin iddia ve görsellere hiçbir şekilde muvafakatı bulunmadığını, müvekkili firmanın geçmişininde çok eskilere dayandığını, ...'un ...'te ...'da kurulduğunu, müvekkiline ait markanın da eskiden bu yana olan bir marka olduğunu, müvekkili firmaya ait ... sayılı markasının davacıya ait markaları ile karıştırılacak derecede benzer olduğu iddia edilmekte ise de bütünsel bir değerlendirme yapıldığında markaların ortalama tüketici nezdinde kolaylıkla ayırt edilebileceklerinin görüldüğünü ve bu nedenlerle davanın aktif ve pasif husumet yönünden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalı adına tescilli ... numaralı, "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacıya ait "..." ibareli tescilli marka ile davalı adına tescilli...numaralı "..." ibareli markaya ilişkin belgelerin marka tescil belgeleri, başvuru ve tescil tarihlerine ilişkin tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas, ...karar sayılı dava dosyası uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen SMK - marka uzmanı ... tarafından düzenlenen 25/07/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Türk Patent sorgu sayfasında ... numaralı “...” ibareli markanın ... emtia sınıflarında davalı adına tescil edildiği, TÜRK PATENT YİDK'nun...sayılı kararının iptal edilerek, kararın kesinleştiği ve 01/06/2020 ve 02/06/2020 tarihli YİDK kararının iptali kayıtlarının yer aldığı ve tescilin geçersiz olduğu, davacı markaları ve davalı markası arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu yönündeki kesinleşmiş mahkeme kararı kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu, dava tarihi itibarı ile, davalı marka başvurusuna karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Türk Patent YİDK kararının iptal edilmesi kapsamında davalı markasının sicilden terkin edilerek hükümsüz kaldığı kanaatine ulaşıldığı görülmüştür.
Huzurdaki davanın tarafları arasında görülen YİDK kararının iptaline ilişkin kesinleşen ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasına delil olarak dayanılmak sureti ile markalar arasındaki benzerlik (iltibas) sebebine dayalı olarak davalı adına tescil edilmiş ... numaralı "..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğünün talep edildiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yönünden ... numaralı "..." ibareli markanın Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesine dayalı olarak hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine cevaz verilmesinin mümkün olup olmadığının tespitine yönelik incelemede tatbiki gereken SMK'nın 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlığa bakılması gerekmiş olup ilk olarak SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tarafların markaları arasında benzerlik nedeni ile karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunup bulunmadığı tetkik edilmiş olup iltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı, markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususlarının dikkate alınması gerekmiştir. Dosyada mübrez aynı taraflar arasında görülüp kesinleşen dava sebeplerinin aynı olduğu YİDK kararının iptaline ilişkin ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas... karar sayılı dosyası tetkik edilmiş olup hükümsüzlük istemine konu marka ile davacı adına tescilli marka arasında her iki markanın da kullanılacağı ... sınıflar yönünden ortalama tüketiciler nezdinde baskın olarak ve figürler arasındaki ayrıntılardan ziyade ''...'' izlenimi bırakacağı göz önüne alınacağından, söz konusu genel izlenim itibari ile işaretler arasında iltibas tehlikesinin oluşacağının kabulünün gerektiği gerekçesi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarihli ilk bozma kararı sonrasında bozma ilamına uyularak YİDK kararının iptaline karar verildiği, hükümsüzlük isteminin bulunmaması nedeni ile hükümsüzlük ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu nedenle hükümsüzlük istemi yönünden mahkememiz huzurundaki davanın ikame edildiği, anılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/01/2022 tarihli kararı ile onanmasına karar verilmekle 18/01/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Böylece davacı adına tescilli marka ile hükümsüzlük istemine konu davalı markası arasında benzerlik nedeni ile iltibas tehlikesinin oluştuğu hususu kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilmiş olup hukuki güvenlik ilkesi ışığında aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine ilişkin (yalnızca dava konularının farklı olduğu) görülüp kesinleşen dosya içeriği kapsamında kesin hükmün kesin delil etkisini hâiz olmakla huzurdaki dava dosyası yönünden hükümsüzlük istemine cevaz verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar mahkememizce alınan bilirkişi raporunda YİDK'nın ... sayılı kararının iptali yönünde verilen kararın kesinleştiği, bu kapsamda davalı markasının tescilinin ortadan kalktığı belirtilmiş ise de TPMK kayıtlarına bakıldığında YİDK kararının iptaline ilişkin kaydın sicile işlendiği, ancak markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararı mevcut olmadığından davalı adına tescilli markanın "hükümsüz" olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı saptanmış olup davacının huzurdaki hükümsüzlük istemli davada hukuki menfaatinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
Davalı adına tescilli ... numaralı, "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'ya gönderilmesine,
3-Alınması gereken 855,20 TL ilam harcının ve 427,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu 1.500 TL bilirkişi ücreti ve 186,50 TL posta / tebligat giderinden oluşan toplam 1.686,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.12/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!