WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/437 Esas
KARAR NO : 2024/81

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden ve tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2021
KARAR TARİHİ : 15/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan anılı davaların yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Asıl davada davacı / karşı davada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafa başta maddi ve manevi tazminat olmak üzere tüm talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacı ile duruşmasız ve tebligatsız olarak; ... Tescil No’lu “...” markasının 3. kişilere olası devrinin hüküm kesinleşinceye dek önlenmesini ve devrin sicile kaydı için Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 28. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m.389 vd. maddeleri uyarınca, ilgili markanın sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasını ve bu hususun Türk Patent ve Marka Kurumu’na bildirilmesini, müvekkili şirketin gerçek hak sahibi olduğunu “...”, “...”, “...” ve türevi markaların ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan ... Tescil No’lu “...” markasının SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüni ve sicilden terkinini, müvekkilinin “....”, “...”, “...” ve türevi markalarından doğan haklarına, davalı tarafından gerçekleştirilen marka tecavüzü fiilinin tespitini, durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere gerekli önlemlerin alınarak, müvekkiline ait markalar ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzeyen markanın, davalı tarafından mal veya ambalaj üzerine konulmasının yasaklanmasını, bu markaları taşıyan malın piyasaya sürülmesinin, stoklanmasının, ilgili markanın iş evrakı ve reklamlarda kullanımı dahi her türlü kullanımına son verilmesini ve kaldırılmasını, davalının “...” asli unsurlu ibareleri ve ... alan adını kullanmasının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, men'ini, ref’ini ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu kapsamda davalının ... alan adına erişimin ülkemizden engellenmesini, davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere 15 gün ara ile iki kere yayınlanmasına ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı / karşı davada davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” isim ve markalı girişimi 2018 yılında olduğunu, doğrudan kendisinin çizdiği “...”su ise en geç 2019 yılında ticarette kullanılmaya başlandığını, davacı taraf önce ... 1.Noterliği eliyle keşide ettikleri ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameteri ile; kendileri adına kayıtlı 2013 tarihli “...” ve 2020 tarihli “...” ve “... ” ibareli markalarını ileri sürerek, müvekkilinin bu markaları taklit ve markalara tecavüz ettiğini, kendi markalarında yer alan logonun müvekkilince izinsiz kullanıldığını iddia eden taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin telif hakkıyla korunan, en geç Eylül 2019'da yaratıldığını, müvekkilince kullanılan "..." grafik eserinin asli unsurunun izinsiz bir şekilde Ağustos 2020 tarihli markalarına konu edildiğini ve FSEK kapsamında kendileri aleyhine cezai ve hukuki sonuçları bulunan telif hakkına tecavüz ve ihlal suç ve fiillerine sebebiyet verildiğini, müvekkilinin grafik eserinden haksız bir şekilde faydalanıldığını, müvekkiline karşı haksız ve hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu haksız ve mesnetsiz davanın reddini vekalet ve yargılama giderlerinin kendi üzerlerine bırakılmasını talep etmiştir.
KARŞI DAVADA TALEP; Müvekkilinin ... logo grafik eseri ve markasının davacı / karşı davalılarca izinsiz olarak kopyalanıp işlendiği ve tecavüz de bulunduğunu, karşı dava süresince de gerek ana davada gerekse karşı davada mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacı ile duruşmasız ve tebligatsız olarak, davacı / karşı davalılar adına kayıtlı bulunan ... sayılı ...ve ... sayılı ... markalarının üçüncü kişilere devrinin hüküm kesinleşinceye dek önlenmesini ve bu hususun sicile kaydı için, SMK 28. Maddesi ve HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca ilgili markaların sicil kayıtlarına ihtiyati tedbir konularak TPMK'ya bildirilmesini, müvekkilinin kendi çizimi ve ürünü olan ... logo grafik eseri ve gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu... logo markasının, davacı / karşı davalılarca izinsiz kopyalanması ve işlenmesi suretiyle, müvekkilinin gerek FSEK'ten doğan eser sahipliğine ve maddi manevi haklarına gerekse SMK'dan doğan ve öncelikli marka haklarına yaratılan ihlal, tecavüz ve haksız rekabetin ilgili mevzuat maddeleri uyarınca tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve karşı davalılar adına TPMK nezdinde tescilli bulunan...sayılı ... ve ... sayılı ... markalarının hükümsüzlüklerini ve sicilden terkinlerini, karşı davalıların ... sayılı... ve... sayılı ... markalarının kullanımı ile yarattıkları telif hakkı ihlali, marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, bu cihetle karşı davalıların anılan markaları taşıyan ürün ve hizmetleri kullanmasının, bu markaları taşıyan iş evrakı ve reklamları, sosyal medya hesapları ve internet sitesi gibi basılı yahut dijital tüm ortamlarda kullanımlarının önlenmesini, bu markaları içeren ürün stoklarının toplanması ve imhasını ve yargılama giderlerinin davalılar üzerine bırakılmasına ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVABA CEVAP:Asıl davada davacı / karşı davada davalı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden hükümsüzlük talepleri bakımından müvekkilleri, “...” markası dahil “...” VE “...” ana unsurlu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkillerinin önceye dayalı kullanımlarından kaynaklı öncelik hakkı mevcut olduğunu, nitekim davalı tarafından ileri sürülen tüm kullanımlar, müvekkillerine ait tescil ve kullanımlardan sonraki tarihli olduğunu asıl davanın kabulünü, müvekkillerinin “...” esas unsurlu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, faaliyet alanlarındaki mal ve hizmetler açısından bu markaların ticaret hayatında ilk kez müvekkilleri tarafından kullanıldığını, davalının ise müvekkili markalarıyla aynı esas unsuru içeren ve müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... Tescil No'lu “...” marka tescili ve kullanımları ile müvekkili markalarıyla karıştırılma ihtimaline yol açtığı, müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığı dikkate alınarak esas davanın kabulüne, davalının iddialarının aksine “...” ibareli logonun eser niteliğini haiz olmaması sebebiyle FSEK kapsamında bir korumadan yararlanamayacağı, dolayısıyla müvekkillerinin davalının eser haklarını ihlal ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının önceki kullanım iddialarını ispatlayan yeterli delil sunamadığını, nitekim “...” ve “...” da dahil olmak üzere “...” esas unsurlu markaların müvekkilleri tarafından yaratıldığını ve müvekkillerin bu markaların gerçek hak sahibi olduğunu dikkate alınarak karşı yanın ine ve dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı/karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
İKİNCİ CEVAP: Asıl davada davalı / karşı davada davacı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı / karşı davalılar, 2013 yılından beri ... ana unsurlu markaları ile faaliyet gösterdiklerinden “boom” ibareli markaların tek ve gerçek sahibi olduklarını, bu markaların sektörel tanınmışlığa sahip olduklarını ve hatta Paris Sözleşmesi'ne göre tanınmış marka olduklarını, bu markaları ile basında birçok kez yer aldıklarını, müvekkilin de aynı tanıtım yöntemleri ile kendilerini taklit ettiğini, müvekkilin “...” logosunun grafik eseri olmadığından FSEK kapsamında koruramayacağını, ...markalarının görsellerinde esinlenme olmadığını, aslen müvekkilinin... markasının kendi markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilin sepet ürünleri üzerinde eskiye dayalı kullanımı olmadığından kötüniyetle ... marka tescilini yaptığını, bu nedenle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini yönündeki iddialarını yinelediklerini, davacı / karşı davalıların yukarıda özetlenen tüm iddiaları son derece yanıltıcı, delillendirilmemiş ve mesnetsiz olmakla, geçersiz olduğu ve reddinin talep edildiğini, Davacı/karşı davalıların haksız talep ve esas davanın reddini, tüm talepleriyle karşı davanın kabulünü, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalılara yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava; davacıların “...”, “...”, “...” ve türevi markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzeri olduğu iddiası ile davalı adına kayıtlı ...tescil numaralı “...” markasının SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü, “...”, “...”, “...” ve türevi markalarından doğan haklarına, davalı tarafından gerçekleştirilen marka tecavüzü fiilinin ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Karşı dava; FSEK hükümleri uyarınca karşı davacının yaratanı ve üzerinde telif hakkı sahibi bulunduğunu beyan ettiği grafik eseri ... logosunun karşı davalılarca taklit edilmesi iddiasına dayalı telif hakkı ihlalinin önlenmesi, FSEK'ten doğan eser sahipliğinden doğan maddi ve manevi haklarına ve SMK'dan doğan gerçek ve öncelikli marka haklarına yaratılan ihlal, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması ve karşı davalı adına tescilli ... sayılı ''...'' ve ... sayılı ''...'' markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Asıl davada davaya konu davacı adına tescilli ..., ...,... ve davalı adına tescilli ... numaralı markaların tescil belgeleri, başvuru ve tescil tarihlerine ilişkin tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Tensip ara kararı gereğince 2... numaralı marka tescil belgesinin dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesi için sicil kaydına tedbir konulmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı / karşı davalı tarafça marka tescil belgeleri, başvuru evrakları, ticari defter kayıtlarına ilişkin delillere dayanıldığı görülmüştür.
Davalı / karşı davacı tarafça delil olarak marka tescil belgeleri, başvuru evrakları, görseller, sosyal medya hesap görsellerine ilişkin kayıtların sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen Marka uzmanı ..., Ressam /Grafik Tasarımcı uzman bilirkişi ...ve FSEK uzmanı ...'in hazırladığı 11/10/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; Asıl davada; Davalı/karşı davacı adına tescilli ...başvuru nolu ... ibareli markanın hükümsüzlüğü açısından, bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları benzer olan bu markalar aynı ve benzer malları da kapsadıklarından fonetik veya şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, yine aynı şekilde bu kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturduğu ancak kötüniyet ve haksız rekabetin tespit edilemediği, Karşı davada; logo tasarımında çağrışımın ötesinde doğrudan taklit “olarak değerlendirilebilecek bir tutumun olmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen Marka uzmanı ..., Ressam /Grafik Tasarımcı uzman bilirkişi ...ve FSEK uzmanı ...'in hazırladığı 05/06/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmından özetle; Taraf beyan ve itirazları incelendiğinde kök rapordaki takdiri değiştiren bir delil olmadığını, bilirkişi heyetinin görüşlerinin değişmediği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır
Asıl dava kapsamında yapılan incelemede; davacıların “...” esas unsurlu markalarını ... sınıflarda tescil ettirdiği, ... sayılı “...”, ... sayılı “...” ve ...sayılı “...” markalarının sahibi oldukları, davalının “...” markasını, davacının markalarının
tescilli olduğu ve aktif olarak kullanıldığı ... sınıfta ... numarası ile kendi adına tescil ettirdiği, davalının “...” ana unsurlu “...” markasını sepetler ve kimi dekorasyon ürünleri üzerinde ... adresli internet sitesi ve Instagram hesabında kullandığı tespit edilmiştir. Asıl davadaki uyuşmazlığın ise davacıların “...”, “...”, “...” ve türevi markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzeri olduğu iddiası ile davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı “...” markasının SMK’nın... maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, “...”, “...”, “...” ve türevi markalarından doğan haklarına, davalı tarafından tecavüz olup olmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediğinin tespiti noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Karşı davadaki uyuşmazlığın ise ... logosunun davalı/karşı davacının hak sahibi olduğu FSEK kapsamında eser olup olmadığı, eser ise karşı davalılarca taklit edilip edilmediği, bu suretle karşı davacının FSEK'ten doğan eser sahipliğinden doğan maddi ve manevi haklarına ve SMK'dan doğan marka haklarına tecavüz olup olmadığı, karşı davalılar adına kayıtlı ...sayılı ''...'' ve ... sayılı ''...'' markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Asıl ve karşı davadaki uyuşmazlık kapsamında aydınlatılması gereken ilk hususun taraf markaları yönünden ortak kelime olan ''...'' ibaresi yönünden gerçek hak sahipliğinin tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Gerçek hak sahipliği ilkesi düzenleyen dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 6/3 maddesi; ''Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.'' şeklinde ifade edilmiş olup işaret / ibare
üzerinde hak iddia edebilmek için üçüncü kişinin tescil başvurusundan önce işareti kullanılması ve bir ölçüde ayırt edicilik kazandırmış olması gerekmektedir. Dosya kapsamındaki deliller ve bu deliller ile uyumlu, ayrıntılı, gerekçeli olarak hazırlanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunan rapor içerikleri kapsamında davacıların 2014 tarihinden itibaren “...” “...” şeklinde slogan vâri nitelikte kullanımlarının tespit edildiği, 2014 yılında ''...'' markası ile ulusal çapta yayın yapan bir gazetede röportajlarının yayınlandığı, ünlüler ile yürütülen projelerin promosyonunun yapıldığı, bu sloganlarının ... başvuru nolu ''...'' markasıyla birlikte 2017 yılında ... vurgusuyla ... alışveriş etkinliği düzenlendiği, 2018 yılında ulusal çapta yayın yapan bir gazetede haber olduğu, böylece 2013 yılından beri iç mimari, dekorasyon ürünleri ve perakende satışları gibi alanlarda ''...'' ibaresine yatırım yaptıkları ve markasal olarak kullanarak tanıttıkları tespit edilmiştir.
Davalının ise ... logoyu 13 Eylül 2019 tarihinde yarattığı, ticari olarak ise sosyal medya hesaplarında 16 Eylül 2019 tarihinden itibaren sepet satışı ile sunduğu, 26 Aralıkta rainbows adlı sepet satışının olduğu, Şubat 2020’de düşük bütçelerle reklam ve tanıtımını yaptığı, 16 Şubat 2020’de ... satış etkinliğine katıldığı, Nisan 2020’de ulusal çapta yayın yapan bir dekorasyon dergisinde tasarımlarından bahsedildiği görülmektedir. Bu bakımdan incelendiğinde, davalının ''...'' markasına yönelik belli ölçüde ayırt edicilik kazandıran eylemlerinin Şubat 2020 itibariyle olduğu, Eylül 2019’daki kullanımların gerçek hak sahipliği doğuracak ölçüde yatırımlar olmadığı görülmektedir. Bu açıdan davacının ... kullanımları ve tescillerinin daha eski tarihli olduğu saptanmıştır.
Davacıların hem başvuru hem de tescil tarihi itibari ile markalarının asıl dava kapsamında hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescili 11/08/2020 başvuru tarihli ... sayılı ''...'' markasından önceki tarihte koruma altına alındığı, tarafların gerçek hak sahipliği iddiasında bulunması kapsamında yapılan incelemede ise davalının ''...'' markasına yönelik belli ölçüde ayırt edicilik kazandıran kullanımlarının Şubat 2020 itibariyle olduğu, Eylül 2019’daki kullanımların gerçek hak
sahipliği doğuracak ölçüde yatırımlar olmadığı, ''...'' ibaresi yönünden gerçek hak sahipliğini gösterir ilk ciddi kullanımların davacılar tarafından icra edildiği saptanmıştır.
Markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden yapılan incelemede tatbiki gereken Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. Taraf markalarının tescilli ve kullanımda olduğu mal ve hizmetlerin ... sınıftaki mobilya vb. emtialardan olması ve hitap edilen ortalama tü̈ketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu değildir. Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları ''...'' benzer olan bu markalarda aynı ve benzer malları da kapsadıklarından fonetik veya şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu saptanmıştır. SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinin koşullarının oluştuğu ise dosya kapsamında tespit edilememiştir. Bunun yanında davacının SMK'nın 6/9 maddesine yönelik kötüniyet iddiası yönünden bakıldığında ise marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Yargıtay uygulamalarında genellikle güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretle gerçekleşen marka tescillerinin kötüniyetli marka tescil halleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerekmekte olup hükümsüzlüğü istenilen markanın daha önce tescil edilen ve ayırt ediciliği ve bilinirliği yüksek olan bir markayla benzer olması hâli dâhi tek başına kötüniyetli tescile delalet etmeyeceğinden SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir somut delil ve emarelere de dosya kapsamında rastlanılmadığından kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Bu hâli ile davacıların önceki tarihli tescilli markaları ile davalının sonraki tarihli tescilli markasının esas unsur olan ''...'' ibaresini içermesi, aynı mal/hizmet sektöründe kullanılması, markaların bütünsel olarak benzer olmaları ve aynı/ benzer sınıflarda tescilli ve kullanımda olmaları nedeniyle markaların hitap ettikleri ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu saptanmakla, SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca asıl dava kapsamında davalıya ait marka yönünden hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir. Davacıların önceki tarihli gerçek hak sahibi olmaları kapsamında karşı davadaki hükümsüzlük istemine cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Dava tarihi itibari ile marka hakkına tecavüz istemleri yönünden uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; karıştırılma tehlikesine (iltibas) dayalı marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde markalar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı irdelenmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; davacıların önceki tarihli tescilli markaları ile davalının sonraki tarihli tescilli markasının esas unsur olan ''...'' ibaresini içermesi, aynı mal/hizmet sektöründe kullanılması, markaların bütünsel olarak benzer olmaları ve aynı/ benzer sınıflarda tescilli ve kullanımda olmaları nedeniyle markaların hitap ettikleri ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini doğurması nedeni ile SMK'nın 29 ve 7. maddeleri gereğince davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına, bu kapsamda ''...'' alan adına erişimin ülkemizden engellenmesine, karar kesinleştiğinde bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. Davacıların önceki tarihli gerçek hak sahibi olmaları kapsamında karşı davadaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı istemlere cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Asıl davada davacılar SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/439 esas, 2023/201 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacıların istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak karşı dava kapsamında eser hak sahipliği iddiası ile FSEK kapsamında telif hakkının ihlaline dayalı istem tetkik edilmiş olup FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi ile Güzel sanat eserlerini düzenleyen 4. maddesinin; '' Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;
1. Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi,
serigrafi,
2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar,
3. Mimarlık eserleri,
4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları,
5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
6. Grafik eserler...'' düzenlemesi gereğince değerlendirme yapılması gerekmiştir. Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında ise davaya konu logonun güzel sanat eseri kapsamında grafik eser kabul edilebilmesi için gerekli hususiyet ve estetik niteliği taşımadığı, bu nedenle FSEK kapsamında eser vasfını hâiz olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte eser vasfı bulunmayan logonun FSEK 84. maddesinin; '' Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir.
Tevacüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete mütaallik hükümler uygulanır.
Eser mahiyetinde olmıyan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.'' düzenlemesi gereğince korunması mümkün olmakla birlikte görseli eklenen davaya konu logonun karşı davacı tarafından 13 Eylül 2019 tarihinde oluşturulduğu, davacı/karşı davalının iç içe geçmiş O tasarımını 2013 yılından beri dikey olarak kullanıldığı ve daha sonra yataya geçildiğinin belirtildiği, davalı/karşı davacının logosundaki kesik çizgilerin davacı/karşı davalının kullanımlarında ve markasında olmadığı, iç içe geçmiş O’nun bütün olduğunun görüldüğü, iç içe geçmiş O kullanımının yaygın bir kullanım olduğu, halkaların iç içe geçmesi şeklindeki kullanımlar yönünden olimpiyat etkinlikleri, audi marka araç dahil olmak üzere sıklıkla kullanılan logoların mevcut olduğu, bu hâli ile davacı/karşı davalının dikeydeki önceki kullanımlarının davalı/karşı davacının eserinden farklı kullanımı ve
iç içe geçmiş O harfli pek çok kesim tarafından kullanımın olması karşısında davalı/karşı davacının logosundan iktibasa yönelik dosya kapsamında yeterli delil olmadığından, telif hakkı ihlaline dayalı istemlere cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın KABULÜ ile,
A- Davalı adına tescilli ... Tescil No'lu "..." markasının SMK'nın 25/1 ve 6 maddeleri gereğince HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, bu hususta karar kesinleştiğinde TPMK'ya yazı yazılmasına,
B- SMK'nın 29/1 ve 7. maddeleri kapsamında ''...'' logo ve ibaresinin kullanılmasına dayalı davalı eyleminin davacının “...”, “...”, “...” markalarından doğan haklarına, tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına, bu kapsamda ''...'' alan adına erişimin ülkemizden engellenmesine, karar kesinleştiğinde bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
C- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
D -SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacıların haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
2-Karşı davanın REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacının marka hükümsüzlüğü talebinin kabulü yönünden davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacının marka hakkına tecavüzün tespiti talebinin kabulü yönünden davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 118,60 TL harç, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 498,00 TL posta / tebligat giderinden oluşan toplam 4.616,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafın yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davalı / karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı / karşı davacıdan alınarak alınarak davacı /karşı davalıya verilmesine,
3- Davalı /karşı davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır