T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/436
KARAR NO : 2024/69
DAVA : MARKAYA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ MENİ VE REFİ
DAVA TARİHİ : 13/04/2021
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti Meni ve Refi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin tütün sektöründe alanında lider bir firma olduğunu, ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, başvurusu gerçekleştirilen binlerce ... ve ... + şekil markalarının Türkiye dahil 110'dan fazla ülkede tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin emeğiyle ... ibaresine tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandırıldığını, bu vesileyle TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, müvekkili adına halihazırda 63 adet ... ve ... + şekil marka tescilinin olduğunu bu markaların aynı zamanda WIPO ve EUIPO gibi uluslararası kurumlar nezdinde de tescillendiğini, davalılara ait ... ibaresi ve deve figürü markasal kullanımları ile müvekkiline ait ... markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, davalıların kullanımları görsel olarak incelendiğinde; incelemeye konu kullanımların esas unsurlarının müvekkilinin markalarına benzer renk figürasyonları ve yazı tipi ile oluşturulan ... ibaresi ile deve figürü olduğunu, davalılara ait kullanımlarda ... ibaresinin sarı ve turuncu renkle ve kavisli olarak yazıldığını, ayrıca müvekkilinin markalarında kullanılan özgün ve ayırt edici yazı tipi kullanıldığını, davalıların markasal kullanımında bulunan ... harfinin stilizasyonunun ... ibareli markalarda kullanılan ... harfi ile birebir aynı olduğunu, davalıların kullanımlarının müvekkilinin markaları ile hem görsel hem de işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ayrıca davalılar kullanımlarının müvekkili şirketin tescilli markalarının kapsadığı emtialarla benzer emtiaları kapsadığını ve iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, bu doğrultuda bir değerlendirme yapıldığında, ... markalarının tüketici nezdinde sahip olduğu tanınmışlık ve ayırt edicilik karşısında, söz konusu ibareyi ve kullanımları gören ortalama bir tüketicinin müvekkilinin bağlantı kurmasının kaçınılmaz olduğunu, davalılardan ... tarafından geçmişte ... başvuru numaralı ... markasının yapılan itiraz neticesinde reddedildiğini bu durumun davalıların ... markalarına yakınlaşmayı ve markanın yarattığı imajdan yararlanmayı hedeflediğini, bunun yanı sıra davalılar tarafından herhangi bir ... tescili olmamasına karşın müvekkili ile özdeşleşen deve şeklinin yoğun bir şekilde kullanıldığını davalıların müvekkilinin tanınmış ve ikonik ... + şekil markalarına yakınlaşmak amacıyla aynı deve figürünü ve renklerini kullanarak, müvekkiline ait markaları taklit ettiğini ve bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, bu nedenle davalıların kötü niyetli olduğunu, davalıların söz konusu hukuka aykırı eylemlerine son vermeleri için ihtamame gönderdiklerini, davalıların söz konusu ihtarnameye yanıt vermediklerini, açıkladıkları nedenlerle vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'in, diğer davalı müvekkili şirket yetkilisinin öz ağabeyi olduğunu ve adına tescilli markaları müvekkili şirketin kullanmasına rıza gösterdiğini,6769 sayılı SMK'nın 156/3 madde hükmüne göre; Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi olduğunu, SMK'nın 156/4 madde hükmüne göre; Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkemenin, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmiş ise Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinde; davacının Türkiye’de yerleşim yeri yokmuş gibi gösterildiğini ve davanın SMK'nın 156/4 maddesi hükmüne dayanılarak İstanbulda açıldığını, oysa davacı şirketin, Türkiye’deki merkezinin yerleşim yeri adresinin İzmir de bulunduğunu, davacıya ait “...” adlı internet sitesinde de merkezin ... de bulunduğunun belirtildiği, nitekim dava dilekçesinde de davacının Türkiye'de yerleşim yerinin bulunduğunun belirtildiği, huzurdaki davada yetkili mahkemenin SMK 156/3 hükmüne göre tayin edilmesi gerektiğini, buna göre yetkili mahkemenin .. veya ... mahkemeleri olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 19/2 maddesinde; “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir.” hükmünün yer aldığı, bu sebeplerle, huzurdaki davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ... Nöbetçi FSHHM’ye veya bu sıfatla davaya bakmaya görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davada, davacı şirketin Türkiye’deki merkezinin ... de olduğunu, bir an için davacının, ...'da şubesi bulunduğu için davanın İstanbul’da açıldığı düşünülse dahi Yargıtay içtihatları doğrultusunda İstanbul mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, Müvekkili ...'e ait ... markasının TPMK nezdinde ... numarası ile ... ve ... sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin ayrıca ... başvuru numaralı ..., ...başvuru numaralı ... ve ... başvuru numaralı ... marka başvuruları olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından bu yana kullandığı ... markasını sektörde maruf hale getirerek seri üretime başladığını, müvekkilinin ... markası altında çay ürettiğini, ürettiği çayları yerli ve dış piyasada pazarladığını, ... markasının Türkiye'nin yanı sıra ... ve ...'da da tescilli olduğunu, müvekkili ile davacı markalarının tescilli olduğu emtia sınıflarının birbirinden tamamen bağımsız olduğunu, müvekkilinin markasının ... sınıflarda tescilli iken davacı markalarının ... sınıf emtialar yönünden tescilli olduğunu, Yargıtay' içtihatlarında; tescilli marka kullanımının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği 2005 yılından bu yana tescilli bir şekilde kullanılan markanın, marka hakkına tecavüz oluşturduğunu iddia etmenin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde sunulan müvekkiline ait çay paketlerinin tamamının TPMK nezdinde ...., ..., ..., ... ve ... tasarım tescil numaraları ile tescilli olduklarını, Yargıtay kararları gereğince, tescilli bir tasarımın haksız kullanımından söz edilemeyeceğini, ayrıca dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... marka sigara paketlerinin görsellerinin sunulduğunu ancak Türkiye'de artık düz ve standart paket uygulamasına geçildiğini, dava dilekçesinde sunular görseller incelendiğinde; her iki markanın yazı karakteri ve renklerinin davacının iddia ettiğinin aksine birbirinden çak farklı olduğunu, ... ve ... markalarının yazı karakteri, renk ve biçimlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin markasının okunuşunun “Kamelon” iken davacının markasının “...” şeklinde okunduğunu, ... manasının “iki kervansaray arasındaki çay yapma otağı” anlamına geldiğini, davacı tarafından ... markasına karşı açılan davada Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın, “Sigaradan kahveye imaj transferinin mümkün olmadığı nedeniyle toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanma, markanın tanınmışlığına ve ayırt edicilik gücüne zarar verme sonuçlarını doğurmayacağına” hükmettiğini, açıkladıkları nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları ve HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
19/09/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: SMK 29/1-a ve 7 maddeleri hükmü uyarınca davacıya ait ... ibareli markalara karşı tecavüz eyleminin oluşmadığı, davacıya ait ... ibareli markalara yönelik davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
18/07/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davacı tarafından kök rapora yöneltilen tüm itirazların ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve yapılan incelemeler sonucunda kök raporda belirtilen görüşlerin aynen korunduğu, sigara paketlerinde tek tip görünüm uygulamasına geçilmesi nedeni ile davacının marka tescillerinin tecavüz eylemine konu olup olamayacağına ilişkin değerlendirmenin ise Mahkeme'nin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalıların eyleminin, davacının marka tescillinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, sonuçların ortadan kaldırılması, bildirilen internet sitelerine erişimin engellenmesini, mütecaviz ürün ve materyalere bulundukları yerlerde el konulması, toplatılması ve imha edilmesi ile ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
Haksız rekabet hükümlerinin amacı yasada "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır.
Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, T.T.K. 58. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz. Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir.
6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu kök/ek raporu ve bütün dosya kapsamından: Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan incelemede; davacıya ait çok sayıda tescilli marka olduğu, bunlardan ilkinin 13/02/1942 yılında yapıldığı ve ... markasının tanınmış marka olarak tescil edildiği, davalı ...'in ise... ve ... numaralı iki adet tescilli markası, iki adet marka başvurusu, üç adet tescilli tasarımı olduğu anlaşılmıştır.
TPMK nezdinde:... numaralı ... + şekil, ... ..., ...numaralı ... + şekil ve ... numaralı ... + şekil markalarının, ...sınıfta davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
TPMK nezdinde: ...numaralı ... markasının ... sınıflarda, ... numaralı ... markasının ...sınıfta davalı ... adına tescilli olduğu, ayrıca ... ibareli marka başvuruları olduğu, ... numaralı ... + şekil, ... numaralı ... + şekil ve ... numaralı ... + şekil tasarımların davalı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davacının tescilli markaları ile davalının tescilli marka ve tasarımları karşılaştırıldığında: Davacıya ait tescilli markalarda; ... ibaresinin tamamının büyük harflerle ve ortaya doğru bombeleşen şekilde kavisli bir şekilde yazıldığı, ... harfinin sol tarafa doğru çentikli bir şekilde olduğu ve deve figürünün kullanıldığı, davalıya ait tescilli markalar ve marka başvuruları incelendiğinde; ortaya doğru bombeleşen şekilde kavisli ve sarı renkli bir şeridin içinde kırmızı renkli ve tamamı büyük harflerden oluşan ... ibaresinin bulunduğu, A harfinin sol tarafa doğru çentikli bir şekilde olduğu, ... ibaresinin altında ... ibaresinin yer aldığı, tescilli tasarımlarında ise deve figürünün kullanıldığı görülmüştür.
Taraflara ait tescilli markalar incelendiğinde: ... harflerinin ortak olduğu anlaşılmıştır, ancak sonradan tescil edilen davalıya ait markaların ... markasından uzaklaşacak derecede önemli farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir.
Markalar arasında benzerlik araştırması yapılırken: Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınmalı, parçalara hölünerek inceleme yapılmamalıdır. Davalıya ait tescilli marka ve marka başvuruları ... ibaresine eklenen ... ve ... harflerinden oluşmaktadır. Davalının ilk marka tescilinin 2005 yılında olduğu göz önünde bulundurulduğunda; davalının 2005 yılından bu yana kullandığı markasına ayırt edicilik kazandırdığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacıya ait marka hem Türkiye'de, hem de dünyada tanınınış marka olsa da bu tanınmışlığın tütün ve tütün mamulleri alanında olduğu açıktır. Oysa davalıya ait tescilli markalar tamamen başka sınıftaki emtiaları kapsamakta, gıda, kahve, çay, temizlik amaçlı maddeler ve ambalajlama malzemelerinden oluşmaktadır. Cevap dilekçesinde; ...'da da tescilli olduklarına ilişkin beyanda bulunulmuş ve tescil suretleri sunulmuştur, Ayrıca davacıya ait marka “...” şeklinde telafuz edilirken, davalıya ait marka “...” veya “...” şeklinde telaffuz edilmektedir. ... sözcüğü İngilizcede deve anlamına gelirken, internette yapılan araştırmada Camelon sözcüğünün anlamına ilişkin herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı ve davalıya ait markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerlik olmadığı kanaatine varılmıştır.
Markalar arasında benzerlik araştırması yapılırken; özellikle seri markası yaratacak izlenimini verecek veya tüketici nezdinde markalar ve işletmeler arasında ekonomik ilişki bulunduğu kanısına sevk edebilecek marka oluşumlarından kaçınılması gerekir. Bu açıdan bakıldığında; davacıya ait tescilli ... ibareli markalar .... sınıfa dâhil emtialar yönünden zayıf bir marka olarak nitelendirilemeyecektir.
Markalar ve ilgili oldukları emtia/hizmetin menşei hakkında bir karşılaştırılma ihtimalinden söz edebilmek için bazı faktörlerin dikkate alınması lazımdır. Bu bağlamda; önce mal veya hizmetlerin niteliği (türü) ve kullanılış amacı (kullanım yeri), sonra da bu gibi mal veya hizmetlerin dağıtım kanalları ve dağılım alışkanlıkları göz önüne alınmalıdır. Menşe hakkında karıştırılma ihtimali bu faktörlerin bileşkesinden doğar. Nitekim tüketiciler, taşıdıkları aynı veya benzer marka nedeniyle, nitelik ve kullanılış amacı bakımından komşu olan ve genellikle dağılımı aynı kanallardan yapılan mal veya hizmetleri aynı kaynağa atfedebileceklerdir. Bu bağlamda her iki tarafa ait markalarda yer alan emtialar aynı tür olmadığı gibi, aralarında benzerlik de bulunmamaktadır. Taraf markalarının kapsamındaki emtiaların kullanım amacı farklı olup, birbirleriyle rekabet halinde de değildir. Bu nedenle davalının. davacının tanınınış markasından haksız yararlanması veya markanın tanınmışlığına ve ayırt edicilik gücüne zarar vermesi mümkün değildir.
İltibas değerlendirmesi yapılırken herhangi bir işletmeye ait mal ya da hizmeti satın almak anlayışına sahip alıcıların değil, belirli bir işletmeye ait mal ya da hizmeti satın almak isteyen alıcıların etkilenmeleri göz önünde bulundurulmaktadır. Başka bir deyişle; satın alacakları mal ya da hizmetin markası konusunda bir seçim yapan alıcıların etkilenmeleri dikkate alınmalıdır. Tüketiciler tarafından davacıya ait ... ibareli marka ile davalıya ait ... ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı marka kıyaslandığında; davalının markasının ... markasından uzaklaşmasını sağlayan önemli farklılıkları olduğu, ayrıca söz konusu markaları taşıyan emtiaların farklı olduğu, bu nedenle tüketici nezdinde aynı ekonomik kaynağa atfedilme ihtimali olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davalıların eyleminin, davacı adına tescilli ... ibareli markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-DAVANIN REDDİNE
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 03/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!