WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/351 Esas
KARAR NO : 2024/89

DAVA : MARKA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, DURDURULMASI, MADDİ - MANEVİ TAZMİNAT, İTİBAR TAZMİNATI
DAVA TARİHİ : 26/10/2020
KARAR TARİHİ : 29/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Durdurulması, Maddi - Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketine ait dünyaca ünlü ..., ... Şekil, ..., ... Şekil ve ŞEKİL markalarının Türkiye'de halihazırda ... ve ŞEKİL markaları için ..., ..., ... ve ... tescil numaraları ile tescilli markalarının bulunduğunu, bunun yanında söz konusu karakterlerin eser olarak dünyanın farklı ülkelerinde tescili söz konusu olduğunu, ayrıca müvekkiline ait ... tescil numaralı markanın tanınmış marka olduğuna dair Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından karar verilmiş ve bu yönde birçok Patent ve Marka kurumu ile yargı kararı da bulunmakta olduğunu, davalının "..." adresinde müvekkiline ait markaları taşıyan ürünleri özellikle de kuyumculuk ürünleri (bilezik, küpe, yüzük vb.) üzerinde izinsiz olarak kullandığını, kullanmaya devam ettiğini, bu hususun ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş numaralı dosyasında gerçekleştirilen tespit ile de sabittir. bu tespit öncesinde de davalının müvekkil şirkete ait markaları ihtiva eden orijinal olmayan ürünleri satış konusu haline getirmiş ve davalıdan bir tane ürün alındığını, davalı tarafından müvekkiline ait markayı hukuka aykırı olarak kullanması, tanınmış marka olduğu TÜRKPATENT tarafından da tescilli olan müvekkili markasının tüketicilerde oluşturduğu kalite ve güven imajını zedelediği gibi davalı bu kullanımlar sebebiyle haksız kazanç da elde ettiğini, Ayrıca müvekkilinin markasının ayırt edici niteliği de davalının uygun olmayan kullanımı nedeniyle zedelendiğini, mahkemece de takdir edileceği üzere gayri maddi mal varlığı hakları içerisinde yer alan marka hakkının ihlali durumunda tecavüzün boyutu, kusur ve zararın belirlenmesi kolay olmadığını, bu hususların ancak mahkemece yapılacak inceleme neticesinde kesinleşeceğinden talep miktarı daha sonra artırılmak üzere HMK m.107 gereğince belirsiz ancak alacak davası olarak açılmakta olduğunu, son olarak arabuluculuk müessesine de başvurulmuş ancak görüşmeler anlaşamama ile neticelendiğini, bu nedenle davalının eylemlerinin müvekkili şirketi aleyhine haksız rekabet ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesini, marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup hukuken korunmayan talep ve iddialarla açılan bir dava olduğunu, davacı tarafın, markaya tecavüzün men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin talepleri hukuka ve yasalara uygun olmadığını, müvekkilinin, davacıya ait olduğu iddia edilen ürünleri vitrinde bulundurmaktaki amacı satışını sağlamak amaçlı olmayıp çeşit bulundurma müşteriyi iş yerinde bulunan başkaca ürünlerin satışını sağlamak amacı taşımakta olduğunu, davalının müvekkilinin dava konusu iki parça değeri düşük olan ürünü iş yerinde dürüstçe kullanılması hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini ve vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalının eylemlerinin davacı aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i (önlenmesi) , durdurulması, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 100-TL maddi tazminat, 5000-TL itibar tazminatı ve 5000-TL manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ... nolu ve "..." ibareli marka tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... 2. FSHHM' nin ... D.İş esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
... 2. FSHCM'nin ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiştir.
İTO'ya müzekkere yazılarak emsal lisans bedeline ilişkin belge ve kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamında bilirkişiler SMK uzmanı ..., mali bilirkişi ... ve sektör bilirkişisi ... marifeti ile hazırlanan 26/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri sonucunda; Davacının ... markasının tanınan bir marka olduğu, davalının satmış olduğu ürünler satışından dolayı davacının tescilli ... marka ürününe tecavüz etiği, davalının eyleminin davacı aleyhinde haksız rekabet oluşturduğu, davacının yoksun kalınan kazancın 6769 Sayılı SMK'nın 151/2 -c maddesine göre hesaplama yapılmasını talep ettiği, ancak davalının defter ve belgelerinden ve Satışlarının dökümünden tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun toplam satış cirosundaki yüzdesinin hesaplamaya elverişli olmadığı, davalının 2020 Cirosunun 198.942,24 TL, 2021 Cirosunun 328.057,85 TL ,2022 Temmuz ayı sonu itibar cirosunun 138.212,13 TL olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamında bilirkişiler SMK uzmanı ..., mali bilirkişi ... ve sektör bilirkişisi ... marifeti ile hazırlanan 19/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacının ... markasının tanınan bir marka olduğu, davalının satmış olduğu ürünler satışından dolayı davacının tescilli ... marka ürününe tecavüz etiği, davalının eyleminin davacı aleyhinde haksız rekabet oluşturduğu, davacının yoksun kalınan kazancın 6769 Sayılı SMK 151/2 -c maddesine göre hesaplama yapılmasını talep ettiği, mahkeme uygun görürse davacının tazminat tutarı hakkında iki hesaplama yapıldığı, birinci hesaplama ve sadece davalının Resmi Satışlarını baz alarak yaptığımız çalışmada davalının davacıya 33.260,61 TL, ikinci hesaplamaya ve davalının Resmi satışları kadar gayriresmi satışlarının da olduğu mahkeme tarafından kabul görür ise davalının Davacıya 66.101,78 TL ödemesi gerektiğine görüş ve kanaat getirdiklerini bildirmişlerdir.
Celse arasında duruşma ara kararı gereğince dosyanın tetkik edildiği, 18/03/2024 tarihli ara karar ile; "...1-Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibari ile yeniden rapor alınmasının usul ekonomisi ilkesi gereğince yerinde görülmediğinden reddine, 2-Davacı vekilinin talep arttırım dilekçesi sunma talebi yönünden ara kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre verilmesine, talep attırım dilekçesi sunulduğunda davalı vekiline tebliğine, beyan için tebliğden itibaren 2 haftalık süre verilmesine,3-Ara kararın taraf vekillerine tebliğine..." şeklinde karar verildiği, ara kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilinin 19/03/2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarı yönünden talep arttırım dilekçesi sunduğu, anılı dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 20/03/2024 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın bedel arttırım taleplerine karşı itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Huzurdaki davada uyuşmazlığın; davacı şirket adına tescilli ve tanınmış olduğu beyan edilen ..., ..., ..., ..., ... nolu "..." ibareli markaları ihtiva eden orijinal olmayan ürünleri satış konusu yapmak sureti ile davalının davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, bu suretle Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz olup olmadığı, davacının bu nedenle maddi zararının oluşup oluşmadığı, manevi tazminat ile itibar tazminatı istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği hususlarında toplandığı saptanmıştır.
Dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.'' olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde olduğu görülmüştür.
Davacı markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiş olup tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "..." adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacı markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacının markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; değişik iş dosyası, ceza dosyası ve mahkememizce alınan bilirkişi raporları arasında davacı adına tescilli ve tanınmış marka yönünden davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin saptandığı ve bu yöndeki tespitlerde herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, markasal incelemede davacının tescilli markasının birebir aynısının taklit edildiği ürünlerin davalının kuyumcu dükkanında satışa sunduğu ve bu eylemin kabulünde olduğu, tescilli markanın taklit edildiği ürünler üzerinde kullanılmasının tacir olmakla basiretli davranması gereken davalının bilmesi gerektiğinden SMK'nın 29/1-c hükmünün ihlali olması nedeni ile davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu saptanmıştır.
Mahkememizce verilen süre içerisinde davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazılan yazı cevabı içeriğinde; yapılan inceleme sonucu , bir işletme veya
kuruluşun ; bir marka , tasarım veya patent işlemi ile ticaretin doğası gereği kâr elde ettiği, bir işletmenin yaptığı satışlardan elde edeceği kârın %15-%20 civarında olabileceği, davaya konu olan firma , eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise , toplam cironun %15' i lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun % 15' inin lisans bedeli olarak belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda yapılan mali hesaplama neticesinde işletmenin büyüklüğü, davalı cirosu, ürünlerin miktar ve adedi itibari ile TBK'nın 50. maddesi ışığında marka hakkına tecavüz yönünden 25.000-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı ürün adedi dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/439 esas, 2023/201 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A- Davacının 87186, ..., ... ve ... tescil numaraları ile tescilli markaları ihtiva eden orijinal olmayan ürünleri satış konusu haline getirmek sureti ile davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve durdurulmasına,
B- SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacıların haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
C- Davacı yararına 25.000TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, işbu tazminata hakkaniyete uygun bir pay eklenmesine yer olmadığına,
D- Davacı yararına 5.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
E- İtibar tazminatı talebinin reddine,
2-Alınması gereken 2.049,30 TL ilam harcından peşin alınan 172,49 TL harcın mahsubu ile eksik 1.876,81 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen Maddi Tazminat Talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen Manevi Tazminat Talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafın esas davada yaptığı 54,40 TL başvuru harcı, 172,49 peşin harç, 532,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 9.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.759,39 TL yargılama giderinin davanın red / kabul oranına göre takdiren 8.170,71 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- ... 2.FSHHM nin ... D.İş sayılı dosyasında yapılan yargılama giderleri olan 54,40 TL başvuru harcı, 89,60 TL peşin harç, 1000 TL bilirkişi ücreti ve 24,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.168,50 TL nin davanın kabul / red oranına göre hesaplanan 1.001,57 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır