WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/315 Esas
KARAR NO : 2024/85

DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 04/08/2020
KARAR TARİHİ : 15/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, 1961 yılından bu yana el yapımı deri çanta zanaatkârı olan, ... ve ... tarafından yetiştirilmiş ve el yapımı deri eşya üretiminin Türkiye'deki en eski duayenlerinden biri olan ... ve ailesi tarafından kurulan bir şirket olduğunu, nitekim 1976 yılından itibaren ... bünyesinde ticari faaliyetlerini gerçekleştiren ..., kızları ... ve ... ile 2014 yılından bu yana “..." çatısı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin iştigal alanı deri ürün tasarımı, üretimi, satışı ve ihracatı olduğunu, ... alan adlı internet sitesinde, hitap edilen müşteri kesimi, şirketin faaliyetleri, yeni koleksiyonlar, satışa sunulan ürünler konusunda bilgilendirildiği gibi, müvekkili şirkete ait markaları havi ürünler bahsi geçen internet sitesi üzerinden satışa da arz edildiğini, (Ek 2: ... alan adlı internet sitesi görüntüleri) Söz konusu internet sitesi görüntülerinden de anlaşılacağı üzere; müvekkili şirket tasarladığı markaları, yine tasarım çanta ve ayakkabılar üzerinde kullanıldığını, öte yandan dava dışı ... tarafından müvekkili şirkete inhisari lisans hakkı verilen ve müvekkil şirketin kendisine ait markaları kullanarak satışa sunduğu tasarımları bulduğunu, kısaca, müvekkili şirkete ait markalar ve müvekkili şirketin lisans hakkı sahibi olduğu tasarımlar uzun yıllardır gerek TPMK gerekse de WIPO nezdinde tescilli ve koruma altında olduğunu, davalı şirket müvekkili şirkete ait ve müvekkil şirketin kullanım hakkı sahibi olduğu marka ve tasarımları, kendisine ait alışveriş merkezinde satışa sunmakta ve hukuki dayanaktan yoksun biçimde kullanıldığını, davalı şirketin hukuka aykırı eylemleri gerek delil tespiti gerek davalı şirket yetkilileri aleyhine başlatılan soruşturma kapsamında gerçekleştirilen arama ve elkoyma işlemleri gerekse de soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporu ile sübut bulduğunu, davalı şirketin açıkça kötüniyetli ve haksız kullanımı ve satışları sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı her türlü zararın giderilmesi ve dava konusu sahte ürünler üzerinde her türlü tedbire başvurulmasının zaruri olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirketin hak sahibi olduğu marka ve tasarıma konu sınai mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, müvekkili şirketin mütecavizin eylemleri ile maddi zarara uğraması bir yana, yıllardan beri verilen emek sonucu uluslararası piyasada yer eden müvekkili şirketin marka ve tasarım hakları dolayısıyla gerek müvekkil şirketin gerekse de müvekkili şirkete ait sınai mülkiyet haklarının itibarına zarar vermek hedeflendiğini, nitekim Türkiye'yi ziyarete gelen ve müvekkili şirkete ait bir ürünü satın aldıkları düşündürülerek hareket eden turistler, yüksek fiyatlar ödeyerek satın aldıkları ürünlere yönelik şikayetlerine müvekkili şirketi muhatap kıldığını, bu doğrultuda öncelikle, dosya kapsamındaki somut deliller gözetilerek Kanun'un 159. maddesi doğrultusunda müvekkil şirketin mülkiyet ve lisans haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesini ve durdurulmasını, sınai mülkiyet haklarına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulmasını ve bunların saklanmasını, müvekkili şirketin zararının tazmini bakımından teminat verilmesi hususlarında öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Akabinde gerçekleştirilecek yargılama kapsamında ise müvekkiline ait markalara ve müvekkilin lisans hakkı tasarımlara yapılan tecavüz fiillerinin tespiti, önlenmesi, durdurulmasını, üretilen mallara ve bu malların üretiminde kullanılan araçlara el konulmasını, tecavüzün devamının engellenmesi maksadıyla bu ürün ve araçların imhası ile hükmün ilanı yönünde hüküm kurulmasını talep ettiklerini, öte yandan müvekkili şirket, davalı şirketin uzunca bir süredir devam eden bu hukuka aykırı davranışlarından dolayı; yıllardır kullandığı ve ulusal ve uluslararası platformlarda tanınması için çaba harcadığı markalarının ve tasarımlarının hukuka aykırı kullanımı sebebiyle manevi hezeyan içerisine girdiğini, bu sebeple müvekkili şirketin sınai mülkiyet haklarına tecavüz sebebiyle oluşan zararları bakımından maddi tazminata ve yine uğradığ ı manevi zararın giderimi adına manevi tazminata hak kazandığı açık olduğunu, davalı şirket tarafından üretilen ve satılan ürünlerin sahte ürünler olması bir yana; bu ürünler müvekkile ait tanınmış ve uzun yıllardan beri uluslararası düzeyde ün kazanan markaların işlendiği ürünlere göre oldukça düşük kalite ve bedellerle satışa sunulduğunu, müvekkili şirketin maddi ve manevi zararının yanında, müvekkiline ait marka ve tasarımların haksız kullanımı sebebiyle de markaların ve tasarımların itibarı zedelendiğini, bu sebeple ayrıca müvekkili şirket lehine Kanun'un 150/2. maddesi gereğince itibar kaybı tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, son olarak belirtmek gerekir ki, müvekkili şirket adına huzurdaki dava ikame edilmeden evvel Arabulucu'ya da başvurulduğunu, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... Başvuru Numaralı ve ... Arabuluculuk Numaralı dosyası kapsamında taraflar anlaşamadığından huzurdaki dava ikame edilmiştir.” Şeklinde dava dilekçesini sunmuşlar, fazlaya dair her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla; SMK.m.159 uyarınca; davacı şirkete ait sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulmasını; sınai mülkiyet haklarına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanmasını; davacı şirketin bu doğrultuda uğradığı zararın tazmini bakımından teminat verilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının verilmesini, davacı şirkete ait sınai mülkiyet haklarına tecavüz fiillerinin tespitini, bunların durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, davacı şirketin meydana gelen maddi zararlarının tazmini adına; Marka hakkına tecavüz bakımından şimdilik 25.000 TL (fiili zarar ve yoksun kalınan kârdan oluşan) maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, Tasarım hakkına tecavüz bakımından şimdilik 25.000 TL (fiili zarar ve yoksun kılınan kârdan oluşan) maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, davacı şirketin meydana gelen manevi zararlarının tazmini adına; Marka hakkına tecavüz bakımından 50.000 TL manevi tazminatın haksız filin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, Tasarım hakkına tecavüz bakımından 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, müvekkili şirkete ait markaların, kalitesi düşük malzemeyle üretilerek oldukça düşük bedellerle piyasaya sunulması sebebiyle, müvekkil şirkete ait markaların itibarının sarsılması sebebiyle 50.000 TL itibar kaybı tazminatının haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, müvekkili şirkete ait tasarımların itibarının sarsılması sebebiyle 50.000 TL haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulmasını, tecavüzün devamını önlemek üzere gereken tedbirlerin alınmasına, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere SMK m.149 (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların imhasını, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden davalı şirket tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesine ve tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ulusal yayın yapan yazılı basında türkiye genelinde hükmün ilanını, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Hak kazanıldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile birlikte davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup zamanaşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini, yetki itirazı olduğunu, işbu davaya dayanak gösterilen delil tespiti raporuna itiraz edilmiş olup delil tespit raporu tamamen objektiflikten uzak olduğunu, davacı, müvekkili tarafından uzunca süre haksız kullanım yapıldığı yönündeki iddiasına yarar somut delil ve beyan sunmadığını, müvekkili şirket adresinde davacının iddia ettiği şekilde haksız ve hukuka aykırı bir kullanım bulunmadığı tedbir kararının uygulanması amacı ile müvekkil adresine gelindiğinde açıkça tespit edildiğini, davacının haksız ve dayanaksız davasının reddi gerektiğini, davacının tazminat taleplerini hem fiili zarar hem de yoksun kalınan kazanca ilişkin olarak talep hakkı olmadığını, bu iki hesaplama yönteminden birini seçmesi gerektiğini ve öncelikle yetkii itirazlarının kabulü ile dosyanın talep halinde yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, zaman aşımına uğrayan taleplerin reddini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenizce verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, müvekkili şirkete ait sınai mülkiyet haklarına tecavüz fiillerinin tespitini, bunların durdurulmasını, tecavüzün giderilmesine, müvekkili şirketin meydana gelen maddi zararlarının tazmini adına; marka hakkına tecavüz bakımından şimdilik 25.000 TL (fiili zarar ve yoksun kalınan kârdan oluşan) maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, tasarım hakkına tecavüz bakımından şimdilik 25.000 TL (fiili zarar ve yoksun kalınan kârdan oluşan) maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, müvekkili şirketin meydana gelen manevi zararlarının tazmini adına; marka hakkına tecavüz bakımından 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, tasarım hakkına tecavüz bakımından 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, müvekkili şirkete ait markaların, kalitesi düşük malzemeyle üretilerek oldukça düşük bedellerle piyasaya sunulması sebebiyle, müvekkili şirkete ait markaların itibarının sarsılması sebebiyle 50.000 TL itibar kaybı tazminatının haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, müvekkili şirkete ait tasarımların itibarının sarsılması sebebiyle 50.000 TL itibar kaybı tazminatının haksız fiilin vuku bulduğu tarihten bu yana işleyen ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulmasını, tecavüzün devamını önlemek üzere gereken tedbirlerin alınmasını, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere SMK m.149 (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların imhasını, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden davalı şirket tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesine ve tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ulusal yayın yapan yazılı basında Türkiye genelinde hükmün ilanını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine verilen 06.08.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararı 24.08.2020 tarihinde ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası ile uygulandığını, müvekkili şirketin ihtiyati tedbir kararından aynı tarihte tedbirin uygulanması için adresine gelinmesi ile haberi olduğunu, müvekkili hakkındaki haksız ve mesnetsiz davaya ilişkin her türlü itiraz ve cevap hakkımız saklı kalmak kaydı ile aşağıda izah edilecek sebeplerle süresi içerisinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, davacı taraf ihtiyati tedbir kararını yasal süresi içerisinde uygulamamış olup kararın bu sebeple ortadan kaldırılması gerektiğini, mahkemece dosyasından verilen 06.08.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının 24.08.2020 tarihinde uygulandığını buna dair tutanağın ekte sunulduğunu, ( Ek-1: ... 1. İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı 24.08.2020 tarihli tutanağı), oysaki HMK'nın 393. Maddesi; " İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorunda olduğunu, aksi hâlde kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar" şeklinde olduğunu, HMK'nın 103. Maddesi gereği ihtiyati tedbire ilişkin süreler adli tatilden etkilenmez ve sürelerin aynen devam edeceğini, davacı tarafça tefhim tarihi dikkate alındığında yasal süresi içerisinde uygulanmayan ihtiyati tedbir kararının HMK 393. Maddesi gereği kendiliğin ortadan kalktığına karar verilmesini gerektiğini, yetkisiz mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yeri adresi ... adresi olduğunu, HMK 6. Maddesi gereği iş bu davaya bakmaya yetkili Mahkeme ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkisiz mahkemen tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı geçersiz olduğundan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararına gerekçe gösterilen elil tespiti raporuna itiraz edilmiş olup delil tespit raporu tamamen yanlı şekilde düzenlenip objektiflikte uzak olduğunu düşündüklerini ve bu durumun bir delil niteliği olmadığını, tespit isteyenin tek taraflı beyanları ve delilleri doğrultusunda müvekkil işyerinde tek taraflı olarak yapılan tespite ve sonrasında yanlı şekilde düzenlenen rapora bütünü ile itiraz ettiklerini, bilirkişi tarafından düzenlenen raporun sonuç kısmında, “müvekkili şirket adına tescil edilen markanın izinsiz olarak 3. kişiler tarafından kullanımının mümkün olmayacağı sonucuna varılmıştır.” şeklindeki bilirkişi beyanı dahi tek başına bilirkişinin yanlı şekilde rapor düzenlediğini açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişinin tarafsız olması gerektiğini, ancak raporunda taraflardan birine “müvekkil” diye hitap eden bilirkişinin tarafsız olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, bu sebeple objektiflikten uzak ve yanlı bir şekilde düzenlenen raporu kabul etmediklerini, mahkemenizce de dikkate alınmamasını talep ettiklerini, delil tespit raporuna dayalı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemece belirlenen teminat tutarı haksız tedbir kararı nedeni ile müvekkilinin zararının karşılayacak nitelikte olmadığını, müvekkilinin hak ve menfaatleri dikkate alınmamış olduğunu, teminat belirlenirken ölçülü davranılmadığını, Mahkemenizce tedbir kararı 50.000TL tutarlı teminat karşılığında verildiğini, Oysa ki ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Tal. sayılı 24.08.2020 tarihli tutanağı incelendiğinde müvekkilinin adresinde herhangi bir dava konusu ürüne rastlanmamış olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde bir tecavüz ve haksız kullanım olamadığı açıkça tespit edilmiş olduğunu, salt davacının tek taraflı beyanlarına ve yine davacının tek taraflı ve yanlı olarak almış olduğu bilirkişi raporuna dayanılarak müvekkilinin yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını, davacının iddialarını yersiz olduğu gibi korunmaya değer bir menfaatinin de bulunmadığının açık olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirketin ticari itibarını zedeleyecek şekilde müvekkilinin müşterilerinin gözleri önünde haksız şekilde uygulanan ihtiyati tedbir kararı nedeni müvekkilinin maddi ve manevi kaybı meydana gelmiş olup takdir edilen teminat tutarı bu zararı gidermeye yeterli olmadığını, bu sebeple müvekkilin hak ve menfaatleri gözetilmeden takdir edilen teminat tutarına da itiraz ettiklerini, müvekkili şirket adresinde davacının iddia ettiği şekilde haksız ve hukuka aykırı bir kullanım bulunmadığı tedbir kararının uygulanması amacı ile müvekkilinin adresine gelindiğinde açıkça tespit edildiğini, davacının haksız ve dayanaksız tek taraflı beyanları kapsamında verilen tedbir kararı haksız ve hukuka aykırı olup itirazılarının kabulü ile kararın kaldırılması gerektiğini, hak kazanıldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile birlikte davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup hukuken ve usulen davacının hukuki menfaati bulunmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması da yerinde olmadığını şeklinde cevap dilekçelerini vermiş olduklarını, Mahkemenizin huzurunda davalı aleyhine açılan iş bu davaya ilişkin her türlü itiraz ve cevap haklarımız saklı kalmak kaydı ile birlikte yukarıda izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle Mahkemenizin ... tarihli ve ...E. Sayılı ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, itirazlarının kabulü ile haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE: Dava; marka ve tasarım hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması, ortadan kaldırılması, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması imhası, maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı ile kararın ilanı istemlerine ilişkindir.
Tensip ara kararı gereğince; davacı adına tescilli ...., ..., ..., ...., ..., ..., ... numaralı markaların ve tasarımların tescil kayıtları celp ve tetkik edilmiştir.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyası fiziken celp ve tetkik edilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyası UYAP'tan celp ve tetkik edilmiştir.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...d.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacıya ait markaların 212 adet bayan kol çantasının üzerinde kullanıldığı belirtildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacıya ait ... tescil no ve ... tescil nolu marka haklarına iktibas suretiyle tecavüz edildiği belirtildiğinden, mevcut dosya kapsamında ve alınan bilirkişi raporlarında yaklaşık ispat ölçüsü gerçekleştiği kanaatine varıldığından, 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin takdiren 50.000,00 TL (elli bin) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla kabulü ile, talep konusu davacı yanın markalarından doğan halarına tecavüzün durdurulması, davalı adresinde yapılan incelemede bilirkişi raporlarında tespit edilen davacı yan markası ile iktibas , tecavüz oluşturan ürünlerin toplanarak yeddi emine teslimine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir kararına davalı yanın itiraz etmesi nedeni ile mahkememizce 01/10/2020 tarihli mürafaa sonunda davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebi yönünden itirazın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde yetki ilk itirazı ileri sürülmüş ise de SMK'nın 156/3 maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.'' düzenlemesi ile HMK'nın 16.maddesinin; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü gereğince davacının iddiasına konu tecavüz eylemi yönünden davacının yerleşim yeri itibari ile mahkememizin yetkili olduğu saptanmakla, yerinde görülmeyen yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Tarafların bilirkişi deliline dayanması, uyuşmazlığın teknik ve özel bilgi ile incelemeyi gerektirmesi nedenleri ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ... , mali müşavir bilirkişi ... ve Sektör bilirkişi ...'ın hazırladığı 24/02/2022 tarihli bilirkişi kök raporunun sonuç kısmından özetle; Davacının tescilli markasının ve tasarımının birebir aynısının davalı ürünleri üzerinde kullanılmasının 29/1-b ve 81 hükmünün ihlali ürünleri olduğunu, maddi tazminat talebi yönünden ; Davacının 2018 ve 2019 yılı incelenen resmi defterlerine göre markaya 6.932.000,00 TL harcama yaptığını, genel toplam satışlarının 37.900.726,30 TL olduğu buna göre lisans bedelinin 37.900.726,30*15/100=5.685.108,90 TL olduğunu, Mahkemenin görüşü tecavüzün yurtiçinde gerçekleştiği bundan dolayı yurtiçi satışlarına göre hesaplanması yönünde ise 17.817.149,69*15/100=2.672,572,50 TL olduğunu, davalının üretim ve satış kapasitesinin ve bu marka altında yapmış olduğunu satışların tespit edilmediğinden, davacının cirosuna göre yapılan hesaplamanın hakkaniyete uygun olup olmadığının mahkemenin taktirinde olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
.. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak; mahkememizce res’en seçilen SMK uzmanı Niyazi Kaynar ve mali bilirkişi ...'a yasal yemin ihtarları yaptırıldıktan sonra dosyanın tevdii edilerek; davalının ticari defter, fatura, bilgi-belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapılıp, davacının tazminat seçim yöntemini SMK 151/2-c maddesine göre belirlediği dikkate alınarak maddi tazminat bedelinin tespit edilmesine karar verilmiştir.
Bu kapsamda görevlendirilen SMK uzmanı ... , S.M.M. - KGK Bağımsız Denetçi Uzmanı bilirkişi ...'ın hazırladığı 11/05/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; ... Şirketi’nin 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri ile mali tabloları üzerinde yaptığımız incelemelerde, şirketin TL ve döviz cinsinden satış yaptığını, ancak muhasebe kayıtlarının VUK 215. Madde hükmü gereği türkçe tutulması zorunlu olduğundan yabancı para cinsinden bir işlem yapılmış olsa da o günkü Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek kaydedildiğini, yevmiye madde açıklamalarında ve alt hesaplarda döviz tutarının belirtildiğini, şirketin VUK bu hükümlerine uyduğu ve kayıtlarının Türkçe olarak ve TL cinsinden muhasebeleştirildiği görüldüğünü, mevzuat da yasal defter kayıtlarının yabancı para ile tutulması istisnai bir durum olduğunu, yine mevzuata göre, belli kriterleri sağlayarak Cumhurbaşkanından izin alan yabancı sermayeli şirketler ile serbest bölgede faaliyet gösteren şirketlere sağlanan sınırlı bir imkân olduğunu, bunun dışındaki işletmeler TL cinsinden kayıt tutmak ve finansal tablolarını hazırlamak zorunda olduklarını, olayımızda ...Şirketi’nin 2018,2019 ve 2020 yıllarında döviz karşılığı satışlarının olduğu ve bu satışların mevzuat gereği T.C. Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek muhasebeleştirildiği görüldüğünü, davaya konu deri ve aksesuarları reyonunda; 2018 yılında mağaza deri grubu toplam satış hasılatının 2.734.387,14 TL, döviz karşılığı 534.588,90 USD olup, ortalama döviz kurunun 5.11493 TL olduğu, döviz karşılığı deri ürünleri satışlarının 28.602,136 USD karşılığı ortalama döviz kuru 5.11493 TL üzerinden 146.298,05 TL’ye tekabül ettiği görüldüğünü, 2019 yılında mağaza deri grubu toplam satış hasılatının 5.354.501,19 TL, döviz karşılığı 959.234,86 USD olup, ortalama döviz kurunun 5.582054 TL olduğu, döviz karşılığı deri ürünleri satışlarının 59.528,16 USD karşılığı ortalama döviz kuru 5.582054 TL üzerinden 332.289,16 TL’ye tekabül ettiği görüldüğünü, Sonucunda mağaza deri grubu toplam satış hasılatının 438.773,51 TL, döviz karşılığı 72.717,82 USD olup, ortalama döviz kurunun 6.03392 TL olduğu, döviz karşılığı deri ürünleri satışlarının 7.910,97 USD karşılığı ortalama döviz kuru 6.03392 TL üzerinden 47.734,18 TL’ye tekabül ettiği görüldüğünü, sonuç olarak 2018 yılında ... Şirketi’nin deri ve aksesuarları reyonu döviz karşılığı satış hasılatı 28,602,136 USD karşılığı 146.298,05 TL’ye, 2019 yılında deri ve aksesuarları reyonu döviz karşılığı satış hasılatı 59.528,16 USD karşılığı 332.289,16 TL’ye ve 2020 yılında da 7.910,97 USD karşılığı 47.734,18 TL’ye tekabül ettiğini, ...Şirketi’nin 2018, 2019 ve 2020 yıllarında toplam deri grubu satış hasılatı USD bazında 96.041,26 USD, TL bazında da 526.417,63 TL olduğunu, diğer taraftan ... Şirketi başta akaryakıt bayiliği olmak üzere, otel işletmesi, restorant işletmesi, market ve mağaza reyonları olmak üzere değişik birimlerde hizmet verdiğini, davaya konu deri ve aksesuarlarının da yer aldığı Mağaza Satış Bölümünde raporumuza ek olarak sunduğumuz Envanter kayıtlarından da görüleceği üzere ortalama 265 çeşitte ürün satışı gerçekleştirildiğini, bu itibarla 2018 yılında deri ve aksesuarları satış hasılatının 688.384,00 TL, 2019 yılında 1.352.309,35 TL, 2020 yılında da 159.069,00 TL olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu durumda Mağaza Satış Reyonunda deri ve aksesuarlarının (2018+2019+2020) yıllarında dövizli ve TL bazında toplam satış hasılatı; 2018 yılı için 688.384,00 TL , 2019 yılı için 1.352.309,35 TL , 2020 yılı için 159.069,00 TL , Toplam 2.199.762,35 TL olarak gerçekleştiği görüldüğünü, 2020 yılındaki hasılat düşüsün sebebi “Pandemi Dönemi” olarak açıklandığını, tespitler ve dosyada mevcut ... Ticaret Odasının 16.07.2021 tarih-... sayılı yazıları doğrultusunda ve davacının tazminat seçim yöntemini SMK 151/2-c maddesine göre belirlediği dikkate alınarak maddi tazminat bedeli şu şekilde olduğunu; 2018 yılı için 688.384,00 TL , 2019 yılı için 1.352.309,35 TL ,2020 yılı için 159.069,00 TL , Toplam= 2.199.762,35 TL (Tecavüze konu markadan elde edilen cironun toplam cirodaki tutarı) , tecavüze konu olan markadan elde edilen cironun % 15’i (2.199.762,35 TL X % 15 = 329.964,35 TL) olarak hesaplandığını, davacı hükmün kesinleşmesinden sonra 329.964,35 TL maddi tazminata hak kazanabileceği yönünde görüş ve kanaate varıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından tecavüze konu ürünlerin yabancılara döviz üzerinden satıldığını ancak VUK gereği TL olarak muhasebeleştirildiğini, zira delil tespiti ile arama el koyma sırasında ürünlerin üzerindeki fiyat etiketlerinin döviz olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen bilirkişi raporunda tecavüz nedeniyle maddi tazminat hesabı yapılırken tecavüzün gerçekleştiği andaki Türk Lirası efektif satış kuru üzerinden bir hesaplama yapıldığını, maddi tazminat hesaplamasının döviz üzerinden yapılmasının gerektiğini, 24/02/2022 tarihli bilirkişi heyet raporu dikkate alınarak (ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla) davanın kabulünü talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekilinin ise rapora itiraz dilekçesinde özetle; şirket ticari defter ve kayıtlarında yeniden inceleme yapılması, davacının markasına konu ürünlerin satılıp satılmadığının, satılıyor ise salt bu ürünlerin cironun ne kadarını oluşturduğunun denetime elverişli şekilde ve buna göre emsal lisans sözleşmeleri kapsamında lisans bedeli belirlenmesini, aksi kanaat oluşması halinde TBK'nın 50. ve 51. maddesi de göz önünde bulundurularak mümkün olan en yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Böylece yanlar arasındaki uyuşmazlığın maddi tazminat miktarının tespiti noktasında yoğunlaştığı saptanmıştır.
Davacı vekilinin 28/12/2023 tarihli ıslah dilekçesini sunduğu, maddi tazminat miktarlarını yükselttiği ve eksik nispi harcı yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin zamanaşımı defi ileri sürdüğü ve esasa yönelik beyanlarını ibraz ettiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de zamanaşımı süresini düzenleyen Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 157. maddesinin; '' (1) Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.'' atfı kapsamında uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesi gereğince tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise öğrenme tarihi itibari ile 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolmadığı gibi devam ettiği iddia edilen tecavüz eylemi süresince zamanaşımı süresi de işlemeyeceğinden dolayı yerinde görülmeyen zamanaşımı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
Huzurdaki dava; marka hakkına ve tasarıma tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi / manevi tazminat ve itibar tazminatı ile hükmün ilanı taleplerine ilişkin olup ilk olarak tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde olduğu görülmüştür.
Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.
b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemleri tasarım hakkına tecavüz sayılmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; değişik iş dosyası, soruşturma dosyası ve mahkememizce alınan bilirkişi raporları arasında davacı adına tescilli marka ve tasarımlar yönünden davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin saptandığı ve bu yöndeki tespitlerde herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, markasal ve tasarımsal incelemede davacının tescilli markasının birebir aynısının davalı ürünleri üzerinde kullanılmasının SMK'nın 29/1-b hükmünün ihlali olması nedeni ile davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu saptanmıştır. Ayrıca davacının tescilli tasarımları ile iltibas oluşturan ürünlerin davalı
işletmesinde satışa arz edilmesine dayalı eylemin SMK'nın 81. maddesi gereğince tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Böylece davalının eyleminin davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı marka ve tasarımlara tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince davacının marka ve tasarım hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Mahkememizce verilen süre içerisinde davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazı yazılmış ve İTO'nun cevabi yazısı ile davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise toplam cirosunun % 15’ i lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda belirlenerek tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun % 15’ inin lisans bedeli olarak belirlenmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Mali incelemeler neticesinde tarafların ticari defterleri ve mali tablolar incelenmiş olup davacının yıllık
yurt içi ve yurtdışı satışlarının tamamının dava konusu marka altında yapıldığı saptanmıştır. Davacının 2019 yılında dava konusu marka altında genel toplam satışlarının 37.900.726,30 TL olduğu buna göre lisans bedelinin 37.900.726,30*15/100= 5.685.108,90 TL olduğu, tecavüzün yurtiçinde gerçekleştiği bundan dolayı yurtiçi satışlarına göre 17.817.149,69*15/100=2.672,572,50 TL olduğu hesaplanmıştır. Davalı ticari defterlerine göre 2018 yılı toplam brüt satışlarının 22.431.468,09 TL, satış iade ve indirimler sonucu şirketin net satış hasılatının 22.300.667,67 TL, satış maliyetlerinin 20.032.140,46 TL, brüt satış kârının 2.268.527,21 TL, faaliyet kârının 82.669,19 TL, dönem net kârının 245.021,69 TL olduğu, 2019 yılı toplam brüt satışlarının 37.305.773,97 TL, satış iade ve indirimler sonucu şirketin net satış hasılatının 35.979.058,17 TL, mağaza bölümü brüt satış hasılatının 5.391.788,81 TL olduğu, satış iade ve indirimleri sonucu şirketin net satış hasılatının 35.979.058,17 TL, satış maliyetlerinin 31.459.709,37 TL, faaliyet kârının 877.047,68 TL, dönem net kârının 1.048.841,33 TL olduğu, 2020 yılı toplam brüt satışlarının 9.198.338,20 TL, satış iade ve indirimler sonucu şirketin net satış hasılatının 9.165.977,10 TL, satış maliyetlerinin 8.608.412,22 TL, faaliyet kâr/zararının (–) 614.032,11 TL, dönem net kâr/zararının (–) 584.406,29 TL olduğu tespit edilmiştir.
Huzurdaki davadaki uyuşmazlığın tahkikat aşamasında maddi tazminat miktarının belirlenmesi noktasında yoğunlaştığı tespit edilmiş olup lisans bedelinin tespitine yönelik ilgili ticaret odasından alınan yanıt kapsamında yapılan hesaplama, davacının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, davacının piyasadaki pazar payı, markanın ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalıda ele geçen tespit edilen ürün miktarı, tecavüzün süresi gibi etkenler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir lisans bedeli yönünden TBK'nın 50. ve 51. maddeleri uyarınca tazminat tutarının hakkaniyete göre belirlenmesinin gerektiği, buna göre marka hakkına tecavüz yönünden 1.000.000-TL maddi tazminatın , tescilli tasarım hakkına tecavüz yönünden 25.000-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markasının ve tasarımının tescilli olduğu süre, markanın ve tasarımın tanınmışlık derecesi, davalının markayı ve tasarımı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 50.000-TL manevi tazminatın, tescilli tasarım hakkına tecavüz yönünden 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 04/09/2019 tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A- Davacının tescilli markasının ve tescilli tasarımının birebir aynısının davalının satış yaptığı ürünleri üzerinde kullanılmasının davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına ve imhasına,
B- Marka hakkına tecavüz yönünden 1.000.000-TL maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 04/09/2019 tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
C- Tescilli tasarım hakkına tecavüz yönünden 25.000-TL maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 04/09/2019 tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
D- Marka hakkına tecavüz yönünden 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 04/09/2019 tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
E- Tescilli tasarım hakkına tecavüz yönünden 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 04/09/2019 tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
F- İtibar tazminatı talebinin reddine,
G- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
2-Alınması gereken 76.848,75 TL ilam harcından peşin alınan 24.229,38 TL harcın mahsubu ile eksik 52.619,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tespit talebi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Marka hakkına tecavüz yönünden maddi tazminatın kabulü nedeniyle 140.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Tasarım hakkına tecavüz yönünden maddi tazminatın kabulü nedeniyle 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Marka hakkına tecavüz yönünden manevi tazminatın kabulü nedeniyle 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tasarım hakkına tecavüz yönünden manevi tazminatın kabulü nedeniyle 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-İtibar tazminatı talebinin reddi nedeniyle 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yapılan 19.960,00 TL Islah harcı, 4.269,38 TL peşin harç ve 54,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 24.283,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 911,50 TL posta / tebligat giderinden oluşan toplam 3.911,50 TL yargılama giderinin davanın kabul/ red oranına göre hesaplanan 3.591,00TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafça yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 170,25 TL posta / tebligat giderinden oluşan yargılama giderinin davanın kabul/ red oranına göre hesaplanan 503,67 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır