T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/251 Esas
KARAR NO : 2024/105
DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 30/12/2019
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ şirketinin, diğer davacı ... tarafından kurulmuş, 30 yılı aşkın zamandır süre gelen tecrübesiyle Türk abiye moda sektörünün yanı sıra, yurt dışında da abiye sektörünün önde gelen oyucuları arasında yer aldığını, bugün bazı dünya markalarını da bünyesinde bulunduran ...'nın kendi koleksiyonları, dünyada Türk markası olarak sınıfının en iyisi kabul edilmekte olduğunu, mağazacılık deneyimiyle de öne çıkan müvekkili ..., müşteri ilişkileri anlayışı, müşteri memnuniyeti ve komandatura (tadilat) uygulamalarıyla, sektöründeki tek örnek gösterilmekte olduğunu, modadaki öncülüğünün yanı sıra, yaratıcılığa verdiği değerle de sektördeki konumunu pekiştirmekte olduğunu, müvekkili şirketin dünya markası standartlarına ulaşabilmek ve bu standardı korumak için büyük çaba sarf etmiş ve bu sebeple de tamamen kendi yaratımı olan ... ibaresini ilk olarak 2003 yılında tescil ettirmiş ve daha sonra değişen marka imajı ile de yeniden tesciller gerçekleştirmiş ve bu ibareler üzerine büyük yatırımlar yaparak marka değerini artırmaya devam etmekte olduğunu, müvekkili şirketin TPMK nezdinde... tarih ve..., ...tarih ve ..., ... tarih ve ... markalarının sahibi olduğunu, diğer davacı müvekkili ...'da TPMK nezdinde, ... tarihli ...,... tarihli ...,... tarihli ... markalarının sahibi olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere müvekkilinin sayılan tescilli markalarının müvekkiline sağladığı en önemli haklardan biri de elbette başkalarının markasını kullanımını engelleme hakkı olduğunu, işte tam da bu yüzden marka sahibinin tescilli markasının aynını yahut iltibas yaratacak benzerinin kullanılması 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmış olduğunu, davalı şahıs ise işbu marka haklarını adeta hiçe sayarak müvekkilin markasının başını alıp sanki müvekkili ile ilişki içindeymiş gibi ... ismi ile açtığı mağazada Müvekkili firma ile birebir aynı olan abiye sektöründe müvekkiline ait ürünlerden çok daha düşük kaliteli ürünler satmaktadır. Kaldı ki davalı şahıs... ibaresini yalnızca tabelada değil, etiket, poşet, fiş fatura gibi her türlü ticari evrakla kullanmaktan çekinmemekte olduğunu, davalı şahıs bunula da kalmamış hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen müvekkiline ait tescilli markanın başlangıç kısmını, müvekkiline ait markalar ile iltibas yaratacak biçimde Türkiye'nin en büyük internet satış sitelerinde sergileyerek marka hakkına tecavüzün boyutunu gittikçe artırmakta olduğunu, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... ismi altında ... gerçek ismini kullanarak ve şahıs firması olarak yıllardan bu yana ticari faaliyette bulunmakta olduğunu, 2015 yılından bu yana dava dilekçesinde yazılı adresinde abiye giyim ile ilgili ticari faaliyette bulunmakta olduğunu, bu yönüyle gerek işyerinde ve gerekse internet ortamında bir kısım sitelerde satış işlemleri yapmakta olduğunu, bu ticari faaliyeti esnasında davacı taraftan da bir kısım mamülleri satın almış ve perakende mağazasında sattığını, davacının bilgisi tahtında olan bu ticari işler nedeniyle davacının hakkın kötüye kullanılması şeklinde değerlendirilip yorumlanacak işbu davasının bu sebeplerle reddi gerekeceğini, davacıdan mal satın alan müvekkilinin, bunu kendi mağazasında kendi unvanı altında ticari olarak satmasına ses çıkartmayan davacının zımni olarak mamullerinin satılmasına izin vermesi dikkate alındığında davacının dava hakkını kötüye kullandığının kabulü gerekeceğini, ... ünvanını kullanan müvekkilinin ... ismi ile davacı markası arasında filli bir irtibat kurmak kanımızca doğru olmadığı gibi, yunan alfabesinde kullanılan ve pek çok alanda fiilen kullanılan ... sözcüğü ile davacının markasında fiili bir bağ oluşturmanın zorlama bir yorum olduğuna ve davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde müvekkili ile kapasite ve ürün bazında aynı sektörde olması dışında başkaca bir durum yaratmanın ve/veya davacı lehine fiili durum oluşturmayacağının kabulü gerekeceğini, müvekkilinin,... marka örneğini TPE nezdinde kulanım hakkı için... evrak numarası ile ve ... başvuru numarası ile şekil ve kelime tipiyle müracaat etmiş ve tescil ile ilan aşamasında olan bu markasına henüz bir itiraz da bulunulmamış olması nedeniyle yasal hakkını kullanmanın müvekkilinin bu müracaatı da ele alındığında davacı talep ve davasının yasal dayanağının bulunmaması nedeniyle dahi kötü niyetli davasının reddi gerekeceğini, müvekkilinin yaptığı ciro, yaptığı çalışmalar ve kullanılan ürünler birlikte ele alındığında sadece marka tecavüzü olarak ele alınan davanın TTK anlamında haksız rekabet olarak değerlendirilmesi kanımızca mümkün olmayacağını, asıl müvekkilinin ticari itibarını davacı taraf rencide etmiş ve çalıştığı ... isimli internet alış veriş sitesine ihtarname keşide ederek müvekkilimin ticari itibarını zedelemiş olması nedeniyle bu gibi yasal dayanağı olmayan eylem ve işlemlerinin durdurulması zımnında mahkemeden tedbir kararı ittihazını talep ettiklerini netice itibariyle yasal dayanağı olmayan dava hakkını kötüye kullanan davacı davasının müvekkilinin yasal dayanağı ve marka hakkının bulunduğu ve haksız rekabete yönelik bir işleminin bulunmadığı dikkate alınarak kötü niyetle açılan davacı davasının öncelikle usulen, sonrasında esasa yönelik cevap ve itirazlarımız dikkate alınarak reddi ile mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP : Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili dilekçesinde müvekkilinin... sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, bu markayı kullanmasının yasal hakkı olduğunu ve bu sebeple de müvekkilinin dava açmakta haksız olduğunu iddia ettiğini, mahkeme nezdinde görülmekte olan işbu dava 30.12.2019 tarihinde açıldığını, davalı ise işbu davanın açılmasından sonra tamamen kötü niyetle, haksız eylemlerine bir kılıf uydurmak amacıyla alelacele 08.01.2020 tarihinde bir marka başvurusunda bulunduğunu, bu durum Türkpatent'in internet sitesinden alınan görselden de açıkça görüleceğini, ancak bu marka başvurusunun davalıya müvekkiline ait markanın aynını kendi inlerinde kullanma hakkı vermediği açık olduğunu, kaldı ki işbu marka başvurusuna da müvekkil tarafından itiraz edilmiş olup bu itiraz Türkpatent tarafından incelenme aşamasında olduğunu, davalı vekilinin kendilerine hak sağlarcasına yeni marka başvurusunu savunma mekanizması olarak öne sürerken göz ardı ettiği husus doğrudan SMK'nın amir hükmüne dayanmakta olduğunu, davalı vekili dilekçesinde davalının müvekkilden elbise satın alıp bunları kendi ismi ile kurmuş olduğu ... isimli şahıs şirketinde sattığını ikrar ettiğini, ancak deliller arasında sundukları faturalardan da görüleceği ve davalı vekilince de ikrara edildiği üzere davalı şahıs bu faaliyeti sırasında kesinlikle ... ismini kullanmamış olduğunu, müvekkili tarafından tüm satışlar ... adına yapıldığını, davalının müvekkili ile ticari ilişki içinde olması, müvekkilden elbise satın alıp bunun satışını gerçekleştirmesi davalıya hiçbir şekilde müvekkilin tescilli markasını kendi işletmesinde kullanma hakkı vermemekte olduğunu, zira 2018 yılının ilk aylarından itibaren bu ticari ilişki de son bulduğunu, ancak markanın varlığını bu denli iyi bilmesine ve üzerinde hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen tüm ticari evraklarında, internette ve tabelalarında markasal olarak kullanması kötü niyetinin göstergesi olduğunuz zira tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde görülmektedir ki davalı şahsın işletmesinin ünvanı dahi ... olmaması rağmen salt olarak müvekkilinin tanınmışlığından ve tüketicilerin müvekkilinin kalitesine olan güveninden faydalanmak için... ismini ön plana çıkararak kullanmakta olduğunu, dilekçede açıkladıkları nedenlerle haklı davamızın kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı markasının korunması gereken bir marka olmadığı, müvekkilimin kullandığı amblemin davacı markası olmadığını esas unsurlarının farklı olması, farklı sektörlerde hizmet verilmesi nedeniyle ve davacının davasında hakkın kötüye kullanılmasından ibaret talep ve dava olduğunun kabulüne karar verilmesini ve davacı beyan ve cevaplarının reddine karar verilmesini ettiğini, davacının ..., müvekkilinin... markalarını ve logolarının ne derecede tecavüz teşkil ettiğinin taktir ve değerlendirmesini mahkemeye sunduklarını, bu nedenle kötü niyetli haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davacı talep ve beyanlarının reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının maddi zararının neden ibaret olduğu ve cirosundaki değişikliği müspet olarak mahkemeye sunması gerektiği halde genel ifadelerle verilen cevapların reddi gerektiğini, müvekkilinin 08.01.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “...” ibareli markasının tescili amacı ile başvuruda bulunduğunu, TPE Kurumu tarafından yapılan inceleme neticesinde müvekkiline ait markaya ilişkin mutlak ret nedenlerinin bulunmadığı kanaatine varılmış ve müvekkili markasının ... tarihli ve ... sayılı markalar bülteninde yayınlanmasına karar verildiğini, davacı taraf, esas unsuru “...” olan markamıza kendisine ait çeşitli markaları mesnet göstermek sureti ile itiraz etmiş ise de, TPE tarafından da tespit olunduğu üzere, muteriz tarafın itirazına dayanak göstermiş olduğu markaların hiçbiri ile müvekkile ait “...” markası arasında benzerlik bulunmamakta olduğunu, müvekkiline ait marka ile muteriz tarafın itirazına dayanak gösterdiği markalarının esas unsurlarının tamamen farklı olması neticesinde, herhangi bir karıştırılma tehlikesi bulunmadığı anlaşılacağını, zira yerleşik içtihatlar ile tek harf farklılığında dahi iltibas tehlikesinin ortadan kalkabileceği ve önemli olanın tüketicinin algısı olduğu kabul edilmekte olduğunu, müvekkili adına tescili için başvurmuş olduğumuz ... numaralı ve “...' ibareli markamız esasen ... Sınıfta tescil talebimiz ile başvuruya konu edildiğini, davacı tarafın davasına gerekçe göstermiş olduğu markaları ise, iştigal sahalarını abiye üretimi oluşturduğunu, davacı tarafça ikrar olunduğu üzere, muteriz taraf esasen abiye ürünlerin üretimine ilişkin hizmet vermekte olduğunu, ancak müvekkili adına tescili için başvurdukları marka ise abiye ürünlerin ve diğer bazı tekstil ürünlerinin satışına dair hizmet vermekte olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacı markasına konu markanın birbiri ile iltibas ve benzerlik içermemesi, farklı faaliyet alanında olması ortak sınıfın .... Sınıf olmasından bahisle esas unsuru birebir farklı olan müvekkiline ait markaya yöneltilmiş haksız beyan ve cevap ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı şirket adına tescilli "..., ...,..." numaralı markaların TPMK tescil kayıtları celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı ... adına tescilli ..., ..., ..." numaralı markaların TPMK tescil kayıtları celp ve tetkik edilmiştir.
TPMK'ya müzekkere yazılarak; davalı savunmasına konu ... başvuru numaralı "..." ibareli markaya ilişkin işlem dosyası celp ve tetkik edilmiştir. Gelen yazı cevabı kapsamında; davalı adına başvurulan ...sayılı tescil aşamasındaki markaya ilişkin... tarihli TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun ... numaralı başvuruya ilişkin kararının beklenmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda TPMK'ya yazı yazılarak akıbet sorulmuş olup davalı adına başvurusu yapılan ... sayılı markaya ilişkin yapılan itirazın YİDK tarafından haklı bulunduğu görülmüştür. İşbu karara karşı açılan dava kapsamında ... 2.FSHHM'ye yazılan müzekkereye cevap geldiği; ... E. ... K. ve 15/09/2022 tarihli gerekçeli karar ile işbu davada alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Davalı tanıklarının beyanları alınmıştır.
Davacılar vekilinin mahkememizce verilen süre içerisinde SMK'nın 151/2-c maddesi gereğince maddi tazminat talep ettiklerini beyan ettiği, taraflarca herhangi bir emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı tespit edilmiştir.
Davacılar vekillinin talebi üzerine ...'a emsal lisans ücretleri yönünden müzekkere yazılmış ise de gelen cevapta; derneklerinin bu konularda herhangi bir bilgi ve faaliyetlerinin bulunmadığını bu sebeple müzekkereye cevap vermelerinin mümkün olmadığının bildirildiği görülmekle İTO'ya yazı yazılarak emsal lisans ücretlerine ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
Davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; dava tarihi olan 30/12/2019 tarihinden geçmişe dönük olarak iki yıllık kar-zarar durumlarını gösterir ciro kayıtları celp edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan SMK uzmanı ..., Moda Tasarımcısı ... ve mali bilirkişi ... tarafından hazırlanan 05/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı taraf ... ile Davalı taraf ...” nin “...” sınıfında giysi satışı gerçekleştiriyor olmaları nedeni ile marka tescillerinin aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, davalı tarafın kullanımları yalnızca “... ” ibaresi ile sınırlı olmayıp sosyal medyadaki 12 Eylül 2015 tarihli paylaşımda “..., ... firmasının ... mağazası olup, firmanın outlet ürünlerini çok uygun fiyatlara sizlerle buluşturacak” duyurusunda bulunduğu, adeta ... ana marka olduğu, bir alt ürün grubu için ise ... ibaresi ile satışa çıkıldığı algısı oluşturduğu, bu duyuru ile hitap edilen tüketicide iki marka arasında bir bağlantı kurarak, ... abiyenin ... markasının bir alt markası olarak aynı işletme kaynaklı olduğu veya aralarında ekonomik bir ilişki olduğuna yönelik bir kanı oluşturarak karıştırılmaya yol açacağı ancak davalının unvanının kuruluş tarihi olan 16.09.2015 tarihinden itibaren “...” olduğu, VUK. 230, 231, 232 maddelerinde faturanın şekil ve şartları ifade edildiği üzere “Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur.” denilmekte olduğu, davacının da faturaları düzenlerken müşterisinin tam unvanını ticaret sicilden kontrol etmesi gerekir iken bu anlamda kusurlu sayılabileceği, tazminata hükmedilmesi halinde son iki yıla ilişkin ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesap edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan SMK uzmanı ..., Moda Tasarımcısı ...ve mali bilirkişi...tarafından hazırlanan 14/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ... 2. FSHHM'nin...E sayılı dosyasına ilişkin gerekçeli karar ve bilirkişi raporu incelendiğinde kök raporda karıştırılmaya yönelik kanaatin korunduğu, kök raporda arz edildiği üzere tazminata hükmedilmesi halinde son iki yıla ilişkin ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesap edildiği, hesap edilen cironun davalı cirosu olduğu, kök raporda maddi hata bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ıslah ettiği, ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Huzurdaki davada; davalının davacıların ..., ... , ..., ..., ..., ... numaralı tescilli markalarına karşı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılması, bu kapsamda davacıya ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile ticari evraktan çıkartılması, silinmesi, silinmesi mümkün olmaz ise imha edilmesi, tecavüz eylemlerinden doğan manevi zararların tazmini için 5.000-TL manevi tazminatın, tecavüz eylemlerinden doğan maddi zararların tazmini için 20.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tazmini isteminin mevcut olduğu, davalının ise öncelikle ''...'' başvurulu marka kayıtlarına delil olarak dayandığı görülmüştür.
Dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile ... 2.FSHHM'nin ... E. ...K. sayılı huzurdaki davalının, davacı aleyhine ikame ettiği YİDK kararının iptali istemli dava kapsamında alınan bilirkişi raporu içeriklerinin benzer tespitlerde bulunduğu ve herhangi bir çelişki içermediği tespit edilmiş olup karıştırılma tehlikesine (iltibas) dayalı marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede ise inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu malların tüketicilerinden oluşan ortalama
tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde markalar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı irdelenmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; bütünsel açıdan değerlendirildiğinde davacının markasının esaslı unsurunun bir kısmı ile
aynı olan davalı kullanımlarının davacının tescilli markaları ile aynı mal ve hizmetleri kapsadığı, sektörel incelemede görüldüğü üzere davalı tarafın kullanımları yalnızca “...” ibaresi ile sınırlı olmayıp sosyal medyadaki 12/09/2015 tarihli paylaşımda “..., ... firmasının ... mağazası olup, firmanın outlet ürünlerini çok uygun fiyatlara sizlerle buluşturacak” duyurusunda bulunduğu, bu şekilde ''...'' markasının ana marka olduğu, bir alt ürün grubu için ise ... ibaresi ile satışa çıkarıldığı algısı oluşturduğu, bu duyuru ile hitap edilen tüketicide iki marka arasında bir bağlantı kurarak, davalının kullanımındaki ''...'' ibaresinin davacıların tescilli ''...'' markasının bir alt markası olarak aynı işletme kaynaklı olduğu veya aralarında ekonomik bir ilişki olduğuna yönelik bir kanı oluşturarak karıştırılmaya yol açacağı kanaati oluşmuştur.
Ayrıca netice-i talepleri farklı olmasına rağmen huzurdaki ihtilaf ile aynı sebeplere dayalı olarak ikame edildiği tespit edilen ... 2. FSHHM'nin ...esas sayılı dava dosyası kapsamında somut olay açısından bakıldığında; karşılaştırılan işaretlerde markasal hüviyette en ayırt edici unsur/esas unsur olarak kullanılan “...” ve “...” ibareleri arasında, “... ibaresinden kaynaklanan ortaklığın, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı; bu ibarelerin işaretlerde farklı yazım karakterlerinde ve farklı kompozisyonlar içinde yazılmış olmasının, markalarda “...” kelimesinin ortaklığının yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte bir farklılık yaratmadığı; markaların kavramsal açıdan tüketici zihninde bıraktıkları algının da çok yakın olduğu; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davalının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ve karıştırması ihtimalinin doğduğu; ayrıca; davalının markasının reddedildiği ... Sınıftaki; “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” ve “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ... ve ... Sınıflara giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” açısından, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anılı ... 2. FSHHM'nin işbu dava dosyasında YİDK kararının iptali istemi yönünden taraflar arasında görülen davada verilen karar taraflar yönünden kuvvetli delil niteliğinde ise de kesin delil niteliğinde olmadığından dolayı (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5139 esas, 2024/1265 karar sayılı ilamı) usul ekonomisi ilkesi ışığında anılı kararın kesinleşmesinin beklenmesine yer olmadığı kanaatine varılması gerekmiştir. Tüm bu gerekçeler ışığında; davalının ''...'' ibareli kullanımlarının davacıların ..., ... , ..., ..., ..., ... numaralı ''...'' ana unsurlu tescilli markaları ile karıştırılma ihtimali doğurması nedeni ile SMK'nın 29 ve 7. maddeleri gereğince davalı eyleminin davacıların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenilmesine, kaldırılmasına, bu kapsamda davacıya ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imha edilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemleri değerlendirilmiş olup mahkememizce verilen süre içerisinde davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, taraflarca herhangi bir emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazılan yazı cevabı içeriğinde; yapılan inceleme sonucu , bir işletme veya kuruluşun; bir marka , tasarım veya patent işlemi ile ticaretin doğası gereği kâr elde ettiği, bir işletmenin yaptığı satışlardan elde edeceği kârın %10 civarında olabileceği, davaya konu olan firma , eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise , toplam cironun %10' unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun % 10'unun lisans bedeli olarak belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda yapılan mali hesaplama neticesinde; işletmenin büyüklüğü, davalı cirosu, ürünlerin yaklaşık miktar ve adedi itibari ile son iki yıla ilişkin %10 ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesaplanması karşısında TBK'nın 50. maddesi ışığında marka hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıların markalarının tescilli olduğu süre, markaların tanınmışlık derecesi, taraflar arasındaki önceye dayalı ilişki, davalının markayı kullandığı süre de dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 5.000-TL manevi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
A- Davalının eyleminin davacıların ..., ... ,..., ..., ..., ... numaralı tescilli markalarına karşı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE VE KALDIRILMASINA; bu kapsamda davacıya ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imha edilmesine,
B- Davacıların tecavüz eylemlerinden doğan manevi zararlarının tazmini için 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
C- Davacıların tecavüz eylemlerinden doğan maddi zararlarının tazmini için 20.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
2-Alınması gereken 1.707,75- TL ilam harcından peşin alınan 102,47 TL ve 325 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik 1.280,28 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Kabul edilen markaya hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Kabul edilen Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Kabul edilen Manevi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacıların yaptığı 44,40 TL başvuru harcı, 102,47 peşin harç, 325 TL ıslah harcı, 390,25 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 4.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.362,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacı taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!