WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/170
KARAR NO : 2024/104

DAVA :MARKA-TELİF HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MADDİ, MANEVİ VE İTİBAR TAZMİNAT
DAVA TARİHİ : 18/12/2018
KARAR TARİHİ : 27/06/2024

HSK’nın 04/11/2021 tarih ve 1111 sayılı kararı gereğince İstanbul 3. ve 4. FSHH Mahkemelerinin 11/11/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine, 1. FSHH Mahkemesinde görülmekte olan tek esaslı dava, iş ve arşiv dosyalarının Mahkememize devrine karar verildiğinden, İstanbul 1. FSHHM'nin 2018/567 E. sayılı davası Mahkememize tevzi edilerek 2021/170 E. sırasına kaydı yapılmakla, Marka-Telif Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının, müvekkillerinin tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, müvekkillerinin tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı ürünlerinin üretiminin ve satışının durdurulmasını ve önlenmesini, müvekkillerinin tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalıya ait ürünlere el konmasını ve imhasına karar verilmesini, müvekkilerinin tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalıya ait ürünlerin üretimde kullanılan kalıplara el konulmasını ve imhasını, HKM 107 maddesi uyarınca belirsiz alacağın mevcut olması nedeni ile tüm sair yasal hakları ile fazlaya dair hakları talep ve dava etme hakları saklı kalmak kaydı ile davalının müvekkillerin tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerden dolayı şimdilik 250.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalının tazminini, müvekkili şirketlerin manevi zararlarına karşılık, 15.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine, müvekkillerinin çok tanınmış "..." ve "..." markalarının haksız kullanılması ve markaların ayırt edici özelliğine zarar verilmesi sebebiyle uğranılan itibar zararına karşılık 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazminini, davalı aleyhine verilen mahkeme kararının masrafları mütecaviz davalı şirket eden tarafından karşılanarak, ilgilere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, TTK, 6769 Sayılı SMK, 5846 Sayılı FSEK ve HMK gereğince, davalıya tebligat yapılmaksızın ve mahkemenin takdir edeceği teminat karşılığında, davalı şirket adresinde ve mağazalarında bulunan taklit ürünlerin davanın kesinleşmesine kadar tedbiren toplatılarak ek konulmasını, bu ürünlerin adli emanette muhafaza altına alınmasını, davalının müvekkillerine ait tanınmış marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin veya benzerlerinin davanın kesinleşmesine kadar kullanılmasının tedbiren önlenmesini, tedbir kararının mevcut şartlara göre dosya üzerinden verilememesi halinde mürafaa günü tayin edilerek taraflara tebliğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının, "..." markasının müvekkili tarafından iltibas oluşturacak biçimde kullanıldığını iddia etmiş ise de, bu hususun gerçeklerle bağdaşmamakla birlikte davacıların bu yönde bir marka tescillinin Yargıtay kararları, Anayasa ve Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca mümkün olmadığını, davacıların, sürekli olarak "..." markasının farklı ülkelerde tecillerinin bulunduğunu ve Paris Sözleşmesi uyarınca Türkiye'de de korunması gerektiğini belirttiğini, davacıların beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere davacıların TPMK nezdinde "..." markası bulunmadığını, Türk Hukuk sisteminde her ne kadar SMK ile renklerin de tescil edilebileceği belirtilmiş ise de hem TPMK kararlarında, hem de Yargıtay kararlarında bu hususun yer bulunmadığını ve renklerin kimsenin tekeline bırakılamayacağının hükme bağlandığını, davacıların; "..." tasarımlarının müvekkili tarafından da aynı şekilde kullanıldığından bahisle bir takım taleplerde bulunduğunu, öncelikle son dönem moda akımları incelendiğinde, yeni dönem ayakkabıların sade olmaktan uzaklaştığını, üzerlerine ya değişik taşların eklendiği ya da bunu sevmeyenler için üzerlerinde karmaşık desenler bulunan modeller tercih edildiğinin görüleceğini, davacıların belirttiği desenlerin bir tasarım olmaktan ziyade bir moda akımı olduğunu, davacıların "..." isimli ayakkabı tasarımının ülkemiz kanunları uyarınca ancak bir endüstriyel tasarım olarak kabul edilebilecek nitelikte olduğunu, bu haliyle özel hükümler mevcut iken FSEK ve buna bağlı sözleşmelerin dikkate alınmadığını, çünkü davacıların ürününün sanat eseri niteliğinde olmadığını, endüstriyel tasarım niteliğinde olduğunu, mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının birçok yönden usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, bu hususla birlikte tedbir kararının uygulanması sırasında da usul ve yasaya uygun olmayan bir şekilde tedbir kararının uygulandığını, bu nedenle de tedbirin kaldırılması gerektiğini, öncelikle ilgili SMK maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekmekle, mahkemece kabul görmemesi halinde belirtilen tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun yok hükmünde sayılmasını, davacının markaları ile müvekkili ürünleri arasında herhangi bir şekilde iltibas oluşturmaması, renklerin kimsenin tekeline bırakılmayacak kadar sınırlı olması ve açıkladıkları nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları, ... 2. FSHHM ... D.İş sayılı dosyası fiziken istenmiş ve HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
29/07/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu davacı ayakkabılarının FSEK anlamında eser vasfına haiz olmadığı, TTK'nın haksız rekabet, ayakkabı tabanının ise tanınmış marka olması sebebiyle 6769 sayılı hükümleri çerçevesinde korunabileceği, davacının ürünleri ile davalı ürünleri arasında birebir benzerliklerin iltibas yaratmakta olduğundan ve ayrıca davacı ürünlerinin Türkiye'de de satılmakta olan ürünler olduğundan davalının, davacının ürünlerine benzer ürünleri piyasaya arzının haksız rekabet teşkil ettiği, davacının tazminat talebine ilişkin 151/2-b "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç." hükmü uyarınca, davalının ticari defter ve bilgisayar kayıtları ile belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu ayakkabı tasarımlarına ilişkin ayakkabı satışlarından kaynaklanan maddi tazminat miktarının 181,19 TL olarak hesap edildiği, ancak söz konusu hesap yapılırken zorunlu olarak, davalının tüm ayakkabı satışlarına ilişkin gelir ve gider hesaplarına ait oranların dikkate alınmasından kaynaklanan yanılma payı nedeniyle 181,19 TL olarak hesap edilen maddi tazminat miktarının TBK 50 ve 51 maddeleri çerçevesinde artırılması konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, iltibasa mahal verecek şekilde davacı tasarımlara benzer tasarımları kullanmanın, satışa arz etmenin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne ayrılık teşkil edeceği kanaatinin hasıl olmakla birlikte davacının manevi tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tayin hakkının mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
07/06/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Telif, marka ve haksız rekabet yönünden yapılan incelemede; Davaya konu ... tasarım ayakkabıların dizayn edilişlerinde seri üretim amacı ve işlevsellikten öte yüksek düzeyde estetik ve görselliğin ön plana çıkarıldığı, güzel sanat eserleri olduğu ve sahibinin hususiyetini taşıdığı görülmekle FSEK koruması altında eserler olduğu ve davacının hak sahibi olduğu anlaşıldığı, davacının eserleri ile davalının kullanımları karşılaştırıldığında; üzerinde değişiklikler yapılarak kullanıldığı, bu açıdan davacının mali haklarından çoğaltma, yayma hakkının ihlali ile manevi haklardan olan eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkının ihlal edildiğinin anlaşıldığı, Paris Sözleşmesi bağlamındaki tanınmış markalar açısından Türk marka hukuku sistematiğinde SMK 25 ve 6 maddeleri bakımından yalnızca marka başvurularına itiraz ve hükümsüzlük davalarına yönelik imkan olduğu, tecavüz davaları açısından ise Türkiye'de tescilli olması arandığından davalının kullanımlarında davacının Türkiye'de tescilli mevcut markalarına yönelik tecavüz tespit edilemediği, TTK 55 maddesi uyarınca başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almanın haksız rekabeti oluşturan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak nitelendirildiğinden, davacının ... ve ... tasarımları ile kendisiyle adeta özdeşleşen kırmızı tabanın davalı şirketçe yine ayakkabılar üzerinde kullanımının ortalama tüketici nezdinde davacının ürünleri ile karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğundan haksız rekabetin söz konusu olduğunun anlaşıldığı, davacı tasarımlarının benzerliği iddiaları yönünden yapılan incelemede; davalı tarafça üretildiği... D.İŞ dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu ile tespit edilen ayakkabı modellerinin, davacı yana ait "... tescil nolu 30 Mayıs 2016 tescil tarihli Ayakkabı tasarımı ve ... tescil nolu ... isimli Summer 2018 Desen tasarımları" ile karıştırılmaya sebebiyet verebilecek nitelikte benzer olduğunun tespit edildiği, mali yönden yapılan incelemede; FSEK 68.madde kapsamında hesaplanan telif bedeli yöntemine göre 1.167,34 TL (5 adet ürün için), FSEK 68.madde kapsamında hesaplanan telif bedeli yöntemine göre 4.902,83 TL (21 adet ürün için), FSEK 70 ile SMK 151/2-b maddeleri kapsamında kazanç yöntemine göre 1.019,90 TL (5 adet ürün için), FSEK 70 ile SMK 151/2-b maddeleri kapsamında kazanç yöntemine göre 4.283,58 TL (21 adet ürün için) tazminat hesaplandığını, bununla birlikte davacı tarafın talepleri arasında yer alan SMK 151/4, TBK 50 ve 51 maddeleri çerçevesinde tazminatın arttırılması hususundaki yetkinin bilirkişi heyetinde olamayacağından Mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilmiştir.
11/02/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Tasarım yönünden yapılan incelemede; kök rapora göre dosya kapsamında mevcut belge ve delillerin tam olarak incelendiği, benzerlik yönünden yapılan inceleme neticesinde, kök raporda varılan kanaatin aynen korunduğu sonucuna varıldığı, marka tasarım tescili yönünden yapılan incelemede; kök raporda SMK kapsamında marka hakkına yönelik tecavüz tespit edilemediği ancak tasarım incelemelerindeki benzerlik yönünden TTK 55 maddesine göre haksız rekabeti oluşturan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak nitelendirilebileceği kanaatini aynen korunduğu, mali yönden yapılan incelemede; kök rapora göre: FSEK 68.madde kapsamında hesaplanan telif bedeli yöntemine göre 1.167,34 TL (5 adet ürün için), FSEK 68.madde kapsamında hesaplanan telif bedeli yöntemine göre 4.902,83 TL (21 adet ürün için), FSEK 70 ile SMK 151/2-b maddeleri kapsamında kazanç yöntemine göre 1.019,90 TL (5 adet ürün için), FSEK 70 ile SMK 151/2-b maddeleri kapsamında kazanç yöntemine göre 4.283,58 TL (21 adet ürün için) tazminat hesaplandığını, bununla birlikte davacı tarafın talepleri arasında yer alan SMK 151/4, TBK 50 ve 51 maddeleri çerçevesinde tazminatın arttırılması hususundaki yetkinin bilirkişi heyetinde olamayacağından Mahkemenin takdirine bırakıldığı, kök raporun tetkiki neticesinde mali yönden düzeltilecek bir husus bulunmadığı bildirilmiştir.
17/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacıya ait markayı taşıyan ürünlerin FSEK kapsamında eser vasfı taşımadığı, davacı markasının tanınmış marka olup, ülkemizde tecavüzden korunması hükümlerinden yararlanabileceği, haksız rekabet koşullarının oluştuğu tespit ve kanaatine varıldığı, davalının ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğunun görüldüğü, sahibi lehine Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğine haiz olduğu, dava konusu ürüne ait alışların; 21 adet olarak kabulü halinde elde edilecek satış karının 4.249,05 TL olabileceği, 103 adet olarak kabulü halinde elde edilecek satış karının 20.840,59 TL olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce 17/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacıların tanınmış marka - telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenilmesi, mütecaviz ürünlerinin üretimi ve satışının durdurulması, önlenilmesi, el konulması, imhası, mütecaviz ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara el konulması, imhası, marka - telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerden dolayı belirsiz alacak davası hükümlerine göre şimdilik 250.000 TL maddi tazminat, 15.000 TL manevi tazminat ve 10.000TL itibar tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve hükmün ilanına ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.madde de düzenlenmiştir.
Madde 7 - (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları)
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden;
"Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , Araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir.
6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
Haksız rekabet, TTK 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 54/1 madde hükmü haksız rekabet hukukunun amacını "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.” şeklinde belirterek, bu kısma ilişkin hükümlerin yorumlanmasında dikkate alınacak temel ilkeyi vurgulamıştır. TTK 54/2 madde hükmünde ise Kanun Koyucu haksız rekabeti "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde tanımlamıştır.
Görüldüğü üzere TTK 54. madde hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında"dürüstlük kuralını" temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesinde, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır.
Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK 55. madde hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK 55. maddede sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK 54/2 maddesinde belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır.
TTK 55. madde hükmünde düzenlenen haksız rekabet hallerinden biri de, davanın da konusunu oluşturan TTK 55/1-a-(4) maddesi hükmüdür. Bu hükme göre "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak", iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. Bu hüküm, 6762 sayılı eski TTK'nın 57/5. madde hükmünü karşılamaktadır.
Madde hükmüne göre karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet vermek bir haksız rekabet halidir. Bu maddede sayılan eylemlere bakıldığında bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarında bulunması hali, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterlidir. Davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olması haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur değildir. Haksız rekabet hukuku, kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerekir.
ESER VASFININ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Davacı, ayakkabı ve tekstil tasarımlarının eser vasfını haiz olduğunu iddia etmiştir. Bilindiği üzere tasarım; bir ürünün bütününün veya bir parçasının çizgi, şekil, renk, biçim, doku, malzemenin esnekliği ve/veya süslemesi gibi insan duyuları ile idrak edilebilen çeşitli unsur veya özelliklerin oluşturduğu görünümdür. Tasarım, eser vasfını haiz ise FSEK çerçevesinde de korunması mümkündür.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması", ikincisi ise " kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması" dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Subjektif ursur gereğince bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinama eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku çerçevesinde korunan husus, düşünceler ve fikirler değil bunların ifade şeklidir. Açıklanan nedenlerle, fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Fikri çalışmanın eser olarak korunabilmesi için fikir düzeyini aşmaları gerekir. Herkes tarafından ileri sürülebilecek, yeterince detaylandırılmamış, insanlığın ortak malı niteliğinde kalmış ve özgünleşmemiş fikirler eser olarak korunmazlar. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında; bir ürünün eser sayılabilmesi için subjektif ve objektif unsuru haiz olması gerekmektedir. Güzel sanat eserleri için bu iki unsura ek olarak "estetik değere sahip olma" unsuru da aranır. FSEK 4/4 maddesi hükmüne göre, el işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları hususiyet taşımaları ve ayrıca estetik değeri taşıması koşuluyla güzel sanat eseri olarak da korunurlar.
FSEK 4/4 maddesi çerçevesinde güzel sanat eseri vasfını haiz moda tasarımı olarak FSEK korumasından yararlanıp yararlanmayacağının da irdelenmesi gerekir, özellikle takı, tekstil ve moda tasarımları kitlelerin zevkine uygun olarak veya sadece yeni bir moda, yeni bir stil getirmek duygusu içinde yaratılan ve özellikle bu sektörlerde daha önce yaratılan tasarımlardan esinlenilen ve çoğunlukla da tasarıma konu ürünün dış görünüşün tasarımı şekillendirdiği ve bu özelliği ile eser sayılma için gerekli sübjektif unsur yani hususiyet taşıma unsurunun zayıf kaldığı yaratımlar olduklarından bunları güzel sanat eseri saymak zordur, bu tarz tasarımları genel olarak haksız rekabet hükümlerine göre korumak gerekir.
Açıklanan nedenlerle; davaya dayanak davacıların tasarımlarının FSEK kapsamında eser vasfına haiz olmadığı kanaatine varılmıştır.
FSEK, SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, ... 2. FSHHM ... D.İş sayılı dosyası, mahkememizce itibar edilen 17/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: Davacıya ait markayı taşıyan ürünlerin FSEK kapsamında eser vasfı taşımadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davacı ürünleri ile davalı ürünleri arasında birebir benzerlikler olduğundan iltibas yarattığı, bu nedenle davalının eyleminin; davacıların marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Davacılar maddi tazminat talebini SMK 151/2-b maddesine, yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca" göre talep etmiştir.
Maddi tazminat miktarı bilirkişiler tarafından net olarak belirlenemediğinden, B.K. hükümlerine göre tazminat miktarı belirlenmiştir. Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; uğranılan zararın miktarı tespit edilirken, hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Davanın açıldığı tarih ve somut olayın özelliğine göre maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 30.000 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacılar manevi tazminat talep etmiştir. Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi manevi tazminat da talep edebilir. Mütecavizin kusurlu olması şartıyla, markası ile işletmesinin ticari hayattaki imajının ve kendisine duyulan güvenin sarsılması nedeniyle, marka sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması amacıyla manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Davalının, davacının marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabeti kusur niteliğinde olduğundan ve davacıların manevi tazminata hak kazanacağından somut olayın özelliği, hak ve nesafet ilkesi gereği manevi tazminat talebinin kabulüne; 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacıların markası tanınmış marka olduğundan, markayı ürün üzerinde gören tüketici için ürünün cazip hale geldiği, ancak ürünleri alan tüketici için kalitesiz malzeme ile üretilmiş olması gözetildiğinde markanın itibarı zarar gördüğünden itibar tazminatın kabulüne; 10.000,00 TL itibar tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasına, davalı uhdesinde olmak kaydıyla taklit ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan (başka üretime ilişkin olmamak kaydıyla) kalıplara el konulmasına ve yediemine tevdine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, davacıya ait ürünlerin; FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu ve esere tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi taleplerinin reddine, Mahkememizce 03/01/2019 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Dava sonucunda davacının haklı çıktığı, dolayısıyla ilan talebinde hukuki menfaat bulunduğu gözetilerek, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 30.000 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İtibar tazminatın kabulüne; 10.000,00 TL itibar tazminatın dava tarihi olan 18/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tecavüz teşkil eden ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasına, davalı uhdesinde olmak kaydıyla taklit ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan (başka üretime ilişkin olmamak kaydıyla) kalıplara el konulmasına ve yediemine tevdine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına,
6-Davacıya ait ürünlerin; FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu ve esere tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi taleplerinin reddine,
7-Mahkememizce 03/01/2019 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına,
8-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
9-Alınması gereken 3.757,05 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile fazla 939,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
10-Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi talepleri yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
11-Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
12-Reddedilen Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
13-Manevi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
14-İtibar Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
15- Esere Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi talepleri reddedildiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
16-Davacıların yatırdığı 3.757,05 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcından oluşan toplam 3.792,95 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
17- Davacıların yaptığı; 442,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.442,50 TL yargılama giderinden; davanın kısmen kabul-kısmen reddi nedeniyle 688,50 TL' nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
18-Davalının yaptığı; 9.000 TL bilirkişi ücreti olan yargılama giderinden; davanın kısmen kabul - kısmen reddi nedeniyle 7.200 TL' nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
19-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 27/06/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır