WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

İSTANBUL 21. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/230 Esas
KARAR NO : 2024/585
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/04/2022
KARAR TARİHİ : 16/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında 11/11/2019 tarihli Yemek Hizmeti Satınalma Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince sözleşme ve eklerinde detayları belirtilmiş olan mutfak ve yemek salonları davalılar tarafından müvekkili şirkete kiraya verilecek, müvekkili şirket ise sözleşme ve eklerinde mutabık kalınan koşullarda kendisine kiralanan mahallerde restoran hizmeti vereceğini, müvekkili şirketin sözleŞmenin akdedilmesiyle birlikte gerekli olan bütün organizasyonu yaptığını, hizmetin ifasında çalıştırılacak personellerle gerekli iş akitlerini imzaladığını ve sözleşme ve eklerine uygun olarak restoran hizmeti vermeye başladığını, söz konusu restoran hizmetleri nedeniyle de davalılardan herhangi bir memnuniyetsizlik söz konusu olmamış, aksine verilen restoran hizmetlerinden ve kalitesinden büyük bir memnuniyet oluşturulduğunu, müvekkili şirketin mükemmel bir şeklide kurduğu organizasyon çerçevesinde yine mükemmel kalitede hizmet vermeye devam etmekteyken Covid 19 salgını nedeniyle ve davalıların da talebi üzerine organizasyonun bütün maliyetlerine katlanmaya devam etmekteyken, gelir elde etmesi için gerekli olan yemek hizmetlerini verememeye başladığını, 19 Mart 2020 tarihi itibariyle davalıların aldığı karar sonucu restoran hizmeti verilen tüm yemekhanelerin kapatıldığını, yemek hizmeti 19 mart- 5 nisan 2020 tarihleri arasında sadece sınırlı sayıdaki personel için sandviç ve paket yemek hizmeti ile devam ettirildiğini, 6 nisan 2020 den itibaren ise yemek hizmeti davalıların talebi üzerine tamamen durdurulduğunu, akibinde ise yine davalıların talebi ile ramazan ayı boyunca ... de misafir edilen sağlık kurumu çalışan yakınları için hizmet verildiğini, üç kişi ile hizmet sunulan ... konukevinde yaklaşık 20 kişiye yemek hizmeti sunulmuş ve elbette ki bu durum müvekkili şirket açısından ticari olarak negatif bir dönem olmasına rağmen hizmet verilen bu grubun ayrılması sürecine kadar müvekkili şirket sözleşmeye bağlılık esasına dayalı olarak hizmet vermeye devam ettiğini, normalleşmenin başladığı 01 Haziran 2020 tarihinden itibaren müvekkili şirketin tüm tüm hazırlıklarını eksiksiz olarak restoran hizmeti vermeye başlamak için hazır hale getirmesine rağmen bu dönemde de yemekhaneler davalılar tarafından kapalı tutulmuş, ancak üst yönetim ve çok az sayıda personel için yemek hizmeti verilmek zorunda kalındığını, bütün bu zor şartlar altında bile davalıların toplam çalışan sayısının %10' una bile ulaşılmadığı dönemde dahi sandviç ve hazır yemek talebi en üst seviyede, hiçbir aksama yaşanmadan karşılandığını, davalıların talebi ile düzenli yemek hizmeti verilen yaklaşık 150 kişilik temizlik hizmeti veren alt taşeron personeline yemek hizmeti verilmesinin karşılığında her ay yaklaşık olarak 150 kişilik temizlik personelinin yemek tüketimi davalılara faturalandırılırken davacılarca bu personellerle verilen hizmetin yine aynı süreçte "Sabit yemek sisteminden" "akıllı yemek kart sistemine" dönüştürülmüş olması nedeniyle de müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığı maliyetlerde bir azalma söz konusu olmazken gelirlerinde çok ciddi bir şekilde azlama meydana gelmeye başlandığını, esasen bu durumun, sözleşme şartlarında üslendiği yükümlülükleri eksiksiz ifa etmek için müvekkili şirketin çok büyük maliyetlere katlanmasına rağmen bunun karşılığında hizmet sunduğu ve gelir elde ettiği kişi sayısının ise 15-20 kişiye düşürüldüğünü, bu süreçler yaşanırken müvekkili şirketin 01/07/2020 tarihli yazı ile davalılardan katlanmak zorunda kaldığı zararlar ve maliyetlerle ilgili davalıları iyiniyetli bir biçimde aksiyon almaya davet ettiğini, ancak davalıların müvekkili şirketçe gönderilen elektronik posta ve eki yazılara cevap dahi vermediğini, müvekkili şirketin gönderdiği mailde hiçbir şekilde ve şartta sözleşmenin feshi veya sonlandırılması yönünde bir talebi bulunmadığını, 21 Eylül 2020 tarihli elektronik postaya cevap verilmesi için 25 Eylül 2020 tarihinde işin aciliyeti de belirtilmek suretiyle yeniden elektronik posta gönderildiğini, aynı gün konunun ilgili birimlere iletildiği ve karar hakkında dönüş yapılacağı müvekkili şirkete bildirildiğini, daha sonraki süreçte yapılan toplantı ve sözlü görüşmelerde müvekkilinin bu talebinin kabul edilmediğini ve sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilmesi talebi müvekkili şirkete sözlü olarak iletildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin sözleşmenin feshi gibi bir iradesinin olmadığını bir kez daha elektronik posta ile davalılara bildirdiğini ancak davalıların 12 Ekim 2020 tarihli elektronik posta ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiklerini, noterden ihtarname ile de bildirdiklerini, müvekkili şirket ise ihtarname ile sözleşmenin başlangıcından 30/09/2020 tarihine kadar gerçekleşmiş olan işletme faaliyet zararının ödenmesini davalılardan talep ettiğini, davalılar tarafından ihtarname ile verilen cevapta ise adeta sözleşmenin haksız feshine gerekçe yapılmaya çalışılan hususlar genişletilmeye çalışılarak ve fiili duruma tamamen aykırı olarak sözleşmenin feshi talebinin müvekkili tarafından gelmiş gibi bir iddiaya dayandırılmak istendiğini, söz konusu cevabi ihtarname esasen haksız ve feshe bir kılıf bulma çabasından ibaret olduğunun apaçık ortada olduğunu, müvekkili şirket ile davalılar arasında akdedilen sözleşme davalılarca tamamen haksız olarak feshedildiğini, davalıların haksız fesihlerine dayanak yaptığı sözleşmenin 12. Maddesinin 3. bendi genel işlem koşulu niteliğinde olduğundan öncelikle TBK 21. Maddesine göre yazılmamış sayılmasına, mahkemenin aksi kanaate olması halinde dayanak yapılan hükmün aynı zamanda dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkilinin aleyhine ve müvekkilinin durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması nedeniyle TBK 25. Maddesi çerçevesinde içerik denetimi yapılarak yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davalılar ile imzalanan sözleşme, aynı zamanda taraflar arasında bir kira ilişkisi de kurmuş olduğundan aynı zamanda TBK'nın kira sözleşmelerinin feshine işin hükümleri yönünden de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamında olmamak üzere bir an için sözleşmenin 12. Maddesinin 3. Bendinin taraflar arasındaki ilişkide uygulanabileceği varsayılsa bile TMK'nın 2. Maddesi gereğince; hiç kimse sahip olduğunu bir hakkını kötüye kullanamayacağından TMK 2. Maddesindeki düzenleme karşısında da davalıların sözleşmeyi feshetmelerinin haksızlığı ve hukuka aykırılığının açık olduğunu, müvekkili şirket ile davalılar arasında akdedilen sözleşmenin, davalılarca tamamen haksız olarak feshedilmiş olup söz konusu haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı faaliyet zararı ve mahrum kalınan karın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin her nevi dava talep hakkı ile ıslah hakları saklı kalmak üzere,12/10/2020 tarihine kadar meydana gelen faaliyet zararının şimdilik 40.000,00TL'sinin ve kar mahrumiyetinden şimdilik 10.000,00TL tazminine, sözleşmenin fesih tarihi olan 12/10/2020 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 11.11.2019 tarihli Yemek Hizmeti Satın alma Sözleşmesi ile Sözleşmenin eki Restoran İşletme Teknik Şartnamesi uyarınca müvekkili davalıların üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Sözleşme uyarınca davacı faaliyetine başladıktan sonra COVİD-19 Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde pandemi ilan edildiğini, Türkiye'de COVİD-19'un hızla bulaşmasının oluşturduğu risk karşısında İçişleri Bakanlığı 16.03.2020 tarihinde 81 İlin valiliğine gönderdiği genelgesi ile “81 ilde, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu, nişan/düğün salonu, çalgılı/müzikli lokanta/kafe, faaliyetlerinin geçici bir süreliğine durdurulacağını” duyurmuş, devamında kapsamı genişletildiğini, bu düzenlemelerle birlikte birçok işveren geçici olarak faaliyetini durdurmak durumunda kaldığını, müvekkili şirketlerin politikaları gereği 16 Mart 2020 tarihinden itibaren “Ev Ofis” çalışma düzenine geçildiğini, 19 Mart 2020 tarihinden itibaren davacı firmadan alınmakta olan “Yemekhane Hizmetlerine” ara verildiğini, 16 Mart 2020 tarihinde pandemi ile birlikte davacı firmanın talebi uygun görülerek sıcak yemek hizmeti sonlandırılmış paket yemek hizmetine geçildiğini, 16 Mart 2020 tarihinde davacı şirket tarafından mail aracılığı ile " Bildiğiniz üzere ... lokasyonunda tüm eğitimler iptal oldu ve sadece konaklayan olursa onların hizmeti söz konusu. Bu sabah 8 kişi kahvaltı etmiş. Muhtemelen de öğlen sadece güvenlik temizlik personeli yemek yiyecek, o da toplam 20 yi geçmeyecek. Bu anlamda bazı önlemler almak gerekmekte. Biz bazı personellerimizi izine çıkarıyoruz. Bunun yanında sabah açık büfenin 8 kişi için hizmette durması takdir edersiniz ki çok uygun değil. Keza öğlen yemek düzeninde bu sayı ile seçmeli yemek çıkarılması hem işçilik hem de üretim sayısı anlamında bizi sıkıntıya sokar. Bu sebeple kahvaltı soğuk ürünlerin tabaklanması ve büfede bir iki çeşit bulunması, seçmeli mönünün de birer çeşide düşürülmesi bizim de buradaki bir nebze azaltır, İşçilik kısmından yükü hafifletir. Desteğinizi rica ederiz." şeklinde talebi iletildiğini, 16 Mart 2020 tarihinde pandemi ile birlikte davacının talebi uygun görülerek sıcak yemek hizmeti sonlandırıldığını, paket yemek hizmetine geçildiğini, (16.03.2020 tarih ve ... Yemek Hizmeti Konulu Mail), 14 Eylül 2020 tarihinde ise yine davacının talebiyle paket yemek hizmeti de sonlandırıldığını, 9 Eylül 2020 tarihinde davacı şirket mail aracılığı ile, "3 günlük rapor, ürettiğimizi satamıyoruz. 3 -5 le olacak gibi değil. Sizden ricam tekrar değerlendirip ... dışındaki yerleri durduralım. " şeklindeki talebinin iletildiğini, 10 Eylül 2020 tarihinde davacıya aşağıdaki şekilde cevap verildiğini, "Talebiniz değerlendirilmiş olup, ... hariç paket yemek hizmetine Pazartesi(14.09.2020) gününden itibaren bir süre ara verilmesi uygun görülmüştür." denilmek suretiyle talebinin 14 Eylül 2020 tarihi itibarı ile kabul edildiği bildirildiğini, bu gelişme neticesinde 14 Eylül 2020 tarihinde ise yine davacının talebiyle paket yemek hizmeti de sonlandırıldığını, ( 09.09.2020 ve 10.09.2020 tarihli Yemek Hizmeti Konulu Mail), 6-21 Eylül 2020 tarihinde mail aracılığı ile davacı, Satınalma Direktörlüğü'ne iletmiş olduğu yazı ile hizmet alınmayan lokasyonlarda kapanış yapmak istediğini iletildiğini, “..tüm personelimizin (55 kişi) 11.11.2020 tarihinde yasal kıdem ve yıllık izin hakları dolmuş oluyor. Sadece 5 ay fiili çalışmış durumdalar. Yapılan hesaplamalarda çok ciddi maliyet ile karşı karşıya kalıyoruz. Hukuk Departmanımızla yaptığımız görüşme sonucu Telekom tarafından bazı şubelerin kapatılma yazısı ile öncesinde personel ihbarda bulunmak sureti ile personel sözleşmeleri fesih edilebiliyor. Avukatımız bu konu ile ilgili ekte yazıyı paylaştı, ben de sizinle paylaşıyorum. Bu bildirimleri sizlerden alırsak şube bazında kapanışları yapmak mümkün olacak. Ana sözleşmede bir değişiklik olmayacak.” dendiğini, davacının taleplerinden sonra müvekkili şirketler tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde taraflar arasındaki Sözleşmenin sona erdirilmesi gerektiğine karar verildiğini, bu bağlamda davacı şirket ile kurumsal yazışmaların yürütüldüğü e-mail adresine gönderilen 12/10/2020 tarihli bildirim ile yukarıda aktardığımız tüm hususlar ve fesih iradesi davacı tarafa aktarıldığını, bununla birlikte ... Noterliğinin 20.10.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile birlikte müvekkil davalı şirketler ile imzalamış oldukları Sözleşme ve tüm ekleri, Sözleşme'nin aktarılan 12. maddesinin 3. bendi; “TTG Sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda Yüklenici'ye 30(otuz) gün önceden yazılı bildirimle bu Sözleşme'yi ilgili İş Emri'ni/İlgili Satınalma Siparişi'ni tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü altına girmeksizin kısmen ya da tamamen feshedebilir, bu takdirde 13. madde hükmü uygulanacaktır.” uyarınca taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğinin tekrar edildiğini, 11 Kasım 2020 tarihinde davacıdan alınan hizmetlerin tamamının sonlandırıldığnı, sözleşme kapsamında Firma kullanımına verilen malzemelerin devir işlemleri mutabakat sağlanarak tamamlandığını, davacı bu sektörde gerekli teknik bilgiye sahip olduğunu, ihaleye ilişkin evrakları incelemiş, yaptığı işin gerektirdiği riskleri değerlendirdiğini, ihaleye teklif sunmuş ve ihaleyi alması üzerine ilgili sözleşmeyi imzaladıklarını genel işlem koşulları tacirlere uygulanamayacağını, Dava dilekçesinde belirtilen faaliyet zararı ve giderler ile ilgili herhangi bir delil sunulmadığını, Üstelik münfesih Sözleşme ve eki belgeler hükümleri kapsamında, Davacıya herhangi bir kazanç, kar, artı gelir veya yatırım maliyeti üstlenme gibi bir taahhütte de bulunulmadığını, Ayrıca Sözleşme eki Teknik Şartnamenin “Firma'nın Yükümlülükleri maddesinin 4.6.3. Alt maddesinde; “...Yüklenici vereceği hizmetlerde ihtiyaç duyacağı ve işin gereği kullanılacak ve gerekli her türlü makina ve ekipmanı temin edecektir” denildiğini, Hizmetin yürütülmesi adına, Davacıya çalışır vaziyette (Bakımı Şirketimiz tarafından yapılarak) teslim edilen demirbaş malzemeler dışında, yatırım maliyetleri Davacı tarafından karşılanmak kaydıyla, herhangi bir ilave malzeme almış ise ilgili malzemeler sayım sonrası Davacıya iade edildiğini, Davanın esas yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini, Taraflar arasındaki sözleşme 11.11.2019 tarihinde imzalandığını, 11.11.2020 tarihinde sonlandırıldığını, Taraflar arasındaki sözleşme ilişkide taraflar 2019 yılı için 2 ay, 2020 yılı için ise toplamda 3 ay tam kapasite ile çalıştığını, 2020 Mart ayından itibaren dünyada geneline yayılan pandemi nedeni ile dünyada ve ülkemizde toplu ulaşım, AVM, Yemek hizmetleri, Fuarlar tamamı ileri bir tarihe ertelenmiş ve tüm dünya olumsuz etkilendiğini, davacı tarafından, davalıdan talep edilen faaliyet zararı yönünden davacının oluşan ve bilançosuna yansıyan faaliyet/tazminat zararı hesaplandığını, davacının her üç davalıya karşı ticari defterlerine işlemiş olduğu ve dava dosyasına mavi klasör içerisinde ek yaptığı evraklar üzerinde yapılan incelemede katlanılan maliyetler değerlendirilerek hesaplama yapıldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme incelenmiş, mekanların aylık 3.000,00TL bedelle, tüm malzeme, ekipman, gaz, elektrik vesairin davacıya teslim edildiği, personelin davacı yükleniciye ait olduğu, kişi başı tabildot yemek fiyatının 16,35TL+KDV olarak belirtildiği, sözleşmenin 12 ve 13. Maddelerinde ise fesih koşulları ve cezai şartın düzenlenmiş olduğu, kreş ve konukevi fiyatlandırmasının ise farklı olduğu anlaşılmıştır.
Deliller toplandıktan sonra bilirkişiden rapor alınmıştır.
Mahkememizce seçilen bilirkişi heyetinin 30/01/2023 tarihli kök raporunda özetle; "Genel işlem koşulu olmadığını, mahkemece sözleşmenin haklı olarak fesih edildiği hakkında karar ittihazı halinde, davanın reddedilmesi gerekeceğini, Sözleşmenin sona erdirilmesinin sayın mahkemece haklı bir sebebe dayanmadığına kanaat getirilmesi halinde, sözleşmeyi haksız fesheden tarafın, diğer tarafın kazanç kaybını tazmin etme yükümlülüğü altına gireceğinden, davacının talepleri faaliyet zararı yönünden, davacının davalılara toplam satış miktarının 3.977.139,00TL olduğu, satışların maliyetinin ise 4.804.242,00 TL olduğu, faaliyet giderinin 1.595.058,00TL olduğu, böylece aradaki fark olan 2.422.161,00 TL faaliyet zararı hesap edildiğini, kar mahrumiyeti yönünden, davalı her üç şirket için aylık 19.415,42 TL hesap edilmiş olup, yukarıdaki anlatımlar doğrultusunda aylık tutarın makul süre ile çarpılması sonucu, davacının talebinin hesaplanması gerekeceğini, davacı alacağına 27.10.2020 tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerekeceği " bildirilmiştir.
İtirazlar üzerine ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyetinin 07/07/2023 tarihli ek raporunda özetle; "Genel işlem koşulu olmadığını, mahkemece sözleşmenin haklı olarak fesih edildiği hakkında karar ittihazı halinde, davanın reddedilmesi gerekeceğini, Sözleşmenin sona erdirilmesinin sayın mahkemece haklı bir sebebe dayanmadığına kanaat getirilmesi halinde, 2.422.161,00 TL faaliyet zararı hesap edildiğini, toplam kar mahrumiyetinin 1.069.941,00TL olduğu, aylık kar mahrumiyetinin ise 19.415,42 TL hesap edilmiş olup, yukarıdaki anlatımlar doğrultusunda aylık tutarın makul süre ile çarpılması sonucu, davacının talebinin hesaplanması gerekeceğini, davacı alacağına 27.10.2020 tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerekeceği " bildirilmiştir.
Davacı vekili 26/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile;"Bilirkişi raporlarına ve davanın esasına yönelik itirazları baki kalmak kaydıyla, Faaliyet zararının yönünden 40.000 TL lik alacak talebini 2.382.161,00 TL daha artırarak (ıslah ederek) 2.422.161,00 TL'nin, Kar mahrumiyetinin tazmini yönünden 10.000 TL lik alacak talebini 48.246,26 TL daha artırarak ( ıslah ederek) 58.246,26 TL' nin sözleşmenin feshi tarihi olan 12.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
Islah dilekçesi sonrası dosya mahkememiz heyetine tevdi edilmiş, taraflara duruşma günü tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi kök ve ek raporu mahkememizce yeterince denetime elverişli görülmediğinden, mali bilirkişiden tekrar ek rapor alınmıştır.
Mahkememize sunulan 05/07/2024 tarihli mali müşavir ek raporunda özetle ; " 2019 ve 2020 yıllarında sözleşme süresince davacı 3.977.612,35 TL gelir, 6.687.731,99 TL gider yapmış ve ilgili işten 2.710.119,64 TL zarar ettiği tespit edildiğini, yani taraflar arasındaki ticari ilişkide sözleşmenin ifa aşamasında davacının katlandığı toplam giderlerin 6.687.731,99 TL, toplam gelirlerin de 3.977.612,35 TL olarak hesaplandığı ve arada 2.710.119,64 TL zarar farkının oluştuğu hesaplandığını," bildirmiştir.
Sunulan son ek rapor yeterli görülmüş ve itirazlar red edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında imzalanan 11.11.2019 tarihli Yemek Hizmeti Satın alma Sözleşmesi ile Sözleşmenin eki Restoran İşletme Teknik Şartnamesi sözleşmeye göre, davalının sözleşmenin feshi nedeniyle davacının faaliyet zararı ve kar mahrumiyeti alacağından sorumlu olup olmadığı, mücbir sebep olup olmadığı, zarar var ise miktarı ve bunun davalıdan talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
Yapılan inceleme ve bilirkişi raporlarından, Taraflar arasında imzalanan 11.11.2019 tarihli Yemek Hizmeti Satın alma Sözleşmesi'nin genel işlem koşulu içermediği, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranmakla yükümlü olduğu, sözleşmenin tüm hükümlerinin taraflar arasında geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Pandemi nedeniyle kapanmaların olduğu ve bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin icra şeklinin de değiştiği, bunun mücbir sebep olsa da süreli olduğu, uzaktan çalışma ile paket servise geçildiği ve davacının giderlerinin de azaldığı, sözleşmenin sıcak yemek servisi ve açık büfe şeklinde ifasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle taraflar arasında yapılan mail yazışmaları ile uygulama şekli ve kapsamının değiştirildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki mail yazışmaları üzerine sözleşmenin davalılarca 12. Maddeye uygun şekilde sonlandırıldığı, bu şekilde süre verilerek feshin sözleşmeye uygun olduğu, davacının giderlerinin gelirinden fazla olması nedeniyle zarara uğramasından davalıların sorumlu tutulamayacağı, davacının ticari zararı var ise de, bu zararın davalılara yükletilmesini gerektirir bir haksız fiil, kusur veya sözleşmeye aykırılık veya sebepsiz zenginleşme durumunun bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
1-Davacının davasının, davalıya yüklenecek kusur bulunmadığından REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar harcının, davacının peşin yatırdığı 853,88 TL harçtan mahsubu ile ıslah harcı ile birlikte artan 41.931,56‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. Maddesi gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.360,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
İlişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/10/2024

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır