T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/11 Esas
KARAR NO : 2024/118
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/01/2018
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
Mahkememizden verilen 24/12/2019 Tarih, 2018/5 Esas ve 2019/560 sayılı karar; Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2023 Tarih, 2020/2032 Esas ve 2023/1553 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan ve mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ...’nin Türkiye’de ve Dünya çapında tanınmış ve kayıtlı ticari isminin temel bir parçası olan “...” ibareli marka ve tescilli logolarının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tarih ve ... sayı ile tescil edildiğini, ayrıca müvekkili “...” markasının ...sayı ile tanınmış marka özel şekilde korunduğunu belirterek davalının ... alan adlı internet sitesini açarak kullandığını, facebook sitesinde aynı isimle sayfa açtığını, youtube’da aynı isimle kanal açtığını, davalıya ait işyerinde ise müvekkiline ait tescilli ve tanınmış “...” marka ve logolarının tescilsiz ve izinsiz kullanıldığını, davalının belirtilen kullanımının tescilsiz, izinsiz, haksız ve hukuka aykırı kullanımının müvekkilinin marka haklarına tecavüz oluşturduğunu, davalıların müvekkiline ait markalar üzerindeki hukuka aykırı ve izinsiz kullanımının müvekkili aleyhine marka tecavüzü teşkil ettiğini, davalılara ait “... Şirketi” ibaresinin müvekkilinin yan şirketlerinden biri olduğu izlenimine sebep olduğunu, kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini, davalı tarafın amacının müvekkili şirketin tanınmışlığından ve güvenirliğinden yararlanmak olduğunu bu nedenle iptali ve sicilden terkini gerektiğini, rıca davalıların, müvekkiline ait ... markaları üzerindeki kullanımlarının müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız kullanımın engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların tescilsiz olarak hukuka aykırı bir şekilde kullandığı “...” marka ve logolarının kullanımının ve davalının kendisini “...” olarak tanıtmasının müvekkili aleyhinde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespitini, tespit edilen söz konusu aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini, ... alan adlı internet sitesinde ve “...” isimli ... ve ... hesaplarına erişimin engellenmesine, bu kapsamdaki fiillerinin durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların kötüniyet mahsulü ticaret unvanının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı müvekkil şirketin ... oto tamirciliği ile iştigal ettiğini, diğer davalının şirketin sahibi ve oto tamir ustası olduğunu, davalı şirketin daha çok ... ve ... marka araçların bakım ve tamirinde uzmanlaştığını, davacının ... markalı araçların sadece yetkili servislerde bakım ve onarımının yapılacağı yönündeki düşüncesi ile bu yönde ihtarname gönderdiğini, verilen tedbir kararı uyarınca haksız rekabete ve marka ihlaline yönelik resim, broşür, kartvizit ve levhalar tespit edilmekle davalı şirket tarafından bu ürünlerin kullanımına son verildiğini ayrıca internet ortamındaki müvekkili şirket tanıtım ilan ve sayfalarının da kullanımdan kaldırıldığını,bu sebeple huzurda açılan davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizden verilen 24/12/2019 Tarih, 2018/5 Esas ve 2019/560 sayılı karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2023 Tarih, 2020/2032 Esas ve 2023/1553 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış, kaldırma kararında işaret edilen hususlar doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
Yapılan incelemede, kaldırma kararı öncesi tarafların iddiaları değerlendirilmiş, delilleri toplanmış ve konunun kısmen teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Dava dilekçesi ve ekleri değerlendirildiğinde 09.01.2018 tarihinde davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
04.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle: "Yapılan değerlendirmede, somut olarak davacının dünya çapında tanınmış bir otomotiv üreticisi ve bilinen bir marka olmasından hareketle, davalının hizmet verdiği alan ve faaliyetlerinde bilinen markanın tescilli argümanlarını (markanın logo, renk, yazı karakteri, resim, yedek parça vb.) kullanarak ilgili markanın araç sahiplerinden ticaret yaparak ticari kazanç elde ettiği görülmektedir, davalıların, davacı şirkete ait “...” markalarını yukarıda açıklanan şekilde izinsiz kullanmalarının 6769 sayılı yasanın 29/1-a maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu, Ayrıca ... ibaresinin sonuna davalılar tarafından ... kelimesinin eklenmesi suretiyle "...” ibaresinin oluşturulduğu bu şekilde sanki davacı marka sahibinin izni ve onayı ile oluşturulduğu izlenimi verilmek istendiği, bu isim altında internet sitesi, youtube kanalı ve facebook hesabı açıldığı ayrıca davalı tarafın işyeri adresindeki tabelaya bu ibarenin yazıldığı bu şekilde kullanımın da tüketiciler nezdinde Davacı ile davalılar arasında bir ticari ilişki varmış izlenimi oluşturabileği, yine davalıların fiillerinin 6769 sayılı yasanın 7/5 c bendinde istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği,
Ayrıca bu kullanımların davalının bir lisans sözleşmesi olmamasına rağmen davacı şirket ile arasında bir işbirliği bulunduğu izlenimi verebileceği, bu çerçevede özellikle TTK m.55/l-a)-4 uyarınca davacı markasını lisans kapsamında kullanan firmaların işleri ile karıştırabileceği, bu sebeple TTK m.54 vd. uyarınca haksız rekabet olarak nitelendirilebileceği" belirlemeleri yapılmıştır.
03.05.2019 tarihinde davalı tarafça belirtilen ve mahkeme dosyasında geçen adreste davacı vekili, davalı ... ve vekili ile mahkememiz dosya bilirkişi heyeti azalarından otomotiv uzmanı ve bilişim uzmanı bilirkişilerin katılımıyla keşfen mahalinde “Bilirkişi İncelemesi” yapılmıştır.
Bu incelemede; davalıların belirtilen adreste bulunan servisinde ... ve ... marka binek araçlara “...” olarak hizmet verdiği, serviste muhtelif model ve tipte ... binek araçların bulunduğu, bu araçlara bakım-onarım hizmeti verildiği görülmüştür. Davacı şirket ile davalıların aynı sektörde hizmet sunduğu aralarında herhangi bir bayilik, satış sonrası hizmet, servis, bakım, onarım, yedek parça alım-satım-hizmet yetkilendirme sözleşmesi sunulmadığı tespit edilmiştir.
... adlı web sitesinde de serviste verilen hizmetler ile ilgili detaylı bilgi görülmektedir.
... adlı alan adının sahiplik bilgilerine yönelik yapılan araştırmada; alan adının ... adına tescil edildiği bilgisine ulaşılmıştır.
Dosyadaki belge örneklerinin incelenmesinde Davacı ...’nin "...” ibaresini ® olarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilk kez ... tarih ... sayı ile ... sınıflarda tescil ettirdiği, ayrıca kurum nezdinde kayıtlı ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı ve ... sınıflardaki ürün/hizmetleri kapsayan "...” ve ^esas unsurlu markaların sahibi olduğu, davacı şirkete ait "...” markasının ... sayı ile tanınmış marka olarak Türk Patent nezdinde kabul edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda tüketiciler nezdinde davalılara ait oto tamir ve özel servis hizmeti verilen işyerinde karıştırılma ihtimalinin olup olmadığının tespiti için yani ... Marka ve ibareleri arasında iltibasın varlığından bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasına hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasındaki benzerlik, daha sonra ise marka işaretleri arasındaki benzerlik incelenmeli, son olarak da marka işaretleri arasındaki benzerlik derecesi ile mal ve hizmetler arasındaki benzerlik derecesi dikkate alınarak markalar arasında, uyuşmazlık konusu mal veya hizmetler yönünden iltibas oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir.
Marka hakkına tecavüz sayılan filler ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29/1. maddesinde düzenlenmiş olup, maddeye göre bu haller “a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”şeklinde belirlenmiştir.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddede Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları sayılmış olup buna göre;
7/(1) Bu Kanun ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
7/(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini herkese karşı talep edebilir: a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması, b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından işaret ile tescilli markanın ilişkilendirilmesini de içerecek şekilde, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmişlik düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması şeklinde belirtilmiştir.
Dava tarihi olan 05.01.2019 tarihinde marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığının tespiti açısından yapılan değerlendirmede, dosyada mevcut ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ait ... D. İş sayılı dosyaya sunulan 29.05.2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında davalılara ait “...” isimli sitede davacı şirket adına tescilli marka olan “...” ibarelerinin ve marka şeklinin aynısının izinsiz olarak kullanıldığı, davacı şirkete ait 4 adet araç fotoğrafının kullanıldığı, “...” isim ve logosunun sitenin birçok yerinde kullanıldığı, yine site içeriğindeki resimden görüleceği üzere davalılara ait işyeri girişine ait tabelada davacı şirkete ait markasının olduğu, “...” ibaresinin yazılı olduğu, ... uzantılı facebook hesabında ve ... uzantılı youtube kanalında davacı şirkete ait “...”, markalarının kullanıldığı, İhtiyati tedbirin 12.01.2018 tarihinde gerçekleştirilen infazı sırasında “...” markalarını taşıyan çok sayıda ruhsat kabı, kartvizit, anahtarlık, plaka, iş emri ve benzeri eşyalar tespit edilerek davalıya yediemin olarak bırakıldığı ayrıca markayı taşıyan tabelanın söküldüğü, ihtiyati tedbirin devamı kapsamında 12.06.2018 günü yapılan icra işlemi sırasında “...” markalı çok sayıda kartvizit, afiş, tişört, paspas ve tabela tespit edilerek davalılardan ...’ya yediemin olarak bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacının dünya çapında tanınmış bir otomotiv üreticisi ve bilinen bir marka olmasından hareketle , davalının hizmet verdiği alan ve faaliyetlerinde bilinen markanın tescilli enstrümanlarını, ,markanın logo , renk , yazı karakteri, resim , yedek parça vb. kullanarak ilgili markanın araç sahipleri ile ticaret yaparak ticari kazanç elde ettiği görülmektedir, davalıların, davacı şirkete ait “...” markalarını yukarıda açıklanan şekilde izinsiz kullanımlarının 6769 sayılı yasanın 29/1-a maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu, ayrıca ... ibaresinin sonuna davalılar tarafından .. kelimesinin eklenmesi suretiyle "...” ibaresinin oluşturulduğu bu şekilde sanki davacı marka sahibinin izni ve onayı ile oluşturulduğu izlenimi verilmek istendiği, bu isim altında internet sitesi, youtube kanalı ve facebook hesabı açıldığı ayrıca davalı tarafın işyeri adresindeki tabelaya bu ibarenin yazıldığı bu şekilde kullanımın da tüketiciler nezdinde davacı ile davalılar arasında bir ticari ilişki varmış izlenimi oluşturabileği, yine davalıların fiillerinin görünüş , yoğunluk, vurgulama ve şekilleri dikkate alındığında 6769 sayılı yasanın 7/5 c bendinde istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmış, marka hakkına tecavüz davasının kabulü ile davalıların ... alan adlı internet sitesine ve “...” isimli Facebook ve Youtube hesaplarına erişimin engellenmesine ve ihtiyati tedbir sonucu el konulan malların imhasına karar verilmiştir.
Bu kullanımların davalının bir lisans sözleşmesi olmamasına rağmen davacı şirket ile arasında bir işbirliği bulunduğu izlenimi verebileceği, bu çerçevede özellikle TTK m.55/l-a)-4 uyarınca davacı markasını lisans kapsamında kullanan firmaların işleri ile karıştırabileceği, bu sebeple TTK m.54 vd. uyarınca haksız rekabet oluşturduğu sonuçlarına varılmış olup , davanın kabulüne, davalı şirketin ticaret ünvanının doğrudan davacı markasına gönderme yaptığı ve başka türlü aykırılığın giderilemeyeceği anlaşıldığından davalı şirketin ticaret ünvanın terkinine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekili 08.02.2024 tarihli dilekçesi ile, davalı şirket yetkilisinin mahkememizce verilen 09.01.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararına muhalefet ettiğinden bahisle HMK m. 398 kapsamında şikayette bulunmuş, bu doğrultuda HMK m. 398 kapsamında tarafların beyan ve talepleri değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı RG.yayınlanan ...KARAR sayılı ilamları ile 6100 sayılı HMK'nun 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği, ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 7251 sayılı Kanunun 22/07/2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanması ile birlikte iptal edilen kısım yeniden kanun mevzuatında yer almıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Tedbire muhalefetin cezası" başlıklı 398 maddesinde: "(1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir..." hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararına mesnet gerekçede de ;
"Hukuk devletinin temel unsurlarından biri olan belirlilik ilkesi uyarınca yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi ise hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
6100 sayılı Kanun’da ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi sebebiyle verilecek disiplin hapsi yönünden yargılama usul ve esasları ile disiplin hapsi kararına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
İhtiyati tedbire muhalefet sebebiyle verilen disiplin hapsine karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin uygulamada çok çeşitli mahkeme içtihatlarının bulunduğu, kararlarda bazen temyiz kanun yolunun bazen de 6100 sayılı Kanun’a veya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre itiraz yolunun uygulanabilir olduğu, verilen disiplin hapsi kararına karşı hangi kanun yolunun uygulanacağına ilişkin istikrarlı ve güven veren bir uygulamanın bulunmadığı anlaşılmıştır
Bu kapsamda, itiraz konusu kuralın ihtiyati tedbire muhalefet dolayısıyla verilecek disiplin hapsi yönünden yapılacak yargılamadaki usul ve esaslar ile başvurulması mümkün kanun yolları yönünden belirli ve öngörülebilir nitelikte olduğu söylenemez.
Disiplin hapsi suç karşılığı uygulanan hapis cezası niteliğinde bulunmayıp ceza yargılamasının konusunu oluşturan suç kavramının dışında kalmakta ise de itiraz konusu kural kapsamında düzenlenen disiplin hapsinin bir mahkeme tarafından verileceği ve kişi hürriyetini kısıtlayacağı hususu kuşkusuzdur. Bu yönleri de dikkate alındığında ihtiyati tedbire muhalefet dolayısıyla verilecek disiplin hapsi yönünden yapılacak yargılamadaki usul ve esaslar ile verilecek karara karşı başvurulacak kanun yollarındaki belirsizliğin kişilerin hukuki güvenliği ile hak arama özgürlüklerini zedeleyeceği sonucuna ulaşılmıştır." denmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 7251 sayılı Kanun ile iptal edilen 6100 sayılı HMK'nın 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının yeniden kanuna eklenen hükmü kapsamında yapılan değerlendirmede, disiplin hapsinin suç karşılığı uygulanan hapis cezası niteliğinde olmadığı, hukuk mahkemesi olarak ceza yargılaması ile tespit edilebilecek olguların hukuk mahkemesince tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, şikayet olunan olarak davetiye gönderilen şirket yetkililerinin ihtiyati tedbirin uygulanmadığı iddiasına dayalı olarak ne derecede sorumluluklarının bulunup bulunmadığının tespitinin ancak etkin bir soruşturma ve kovuşturma kapsamında tespit edilebileceği, dosyada mevcut bilgi ve belgeleri göre HMK m. 398 kapsamında davalı şirket yetkilisinin disiplin hapsi ile cezalandırılmasına yeter nitelikte delil bulunmadığı, tüm bu nedenlerle Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarih ve 30692 sayılı RG.yayınlanan 2018/1 ESAS-2018/83 KARAR sayılı ilamı ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davalı şirket yetkilisi hakkındaki şikayetin reddine karar verilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2023/1179 Esas ve 2023/894 Karar sayılı karar içeriği)
Tüm bu hususlar çerçevesinde aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. (Kısa kararda, kanun yolunun hüküm kısmının 4 nolu kararında yer alan "sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına" bölümünün altında yer alan "Taraf vekillerinin yüzüne karşı, 1 nolu karar yönünden mahkememize ya da aynı nitelikte Mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 398/5 gereği kararın tefhim tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde itiraz yolu açık olmak üzere, 2 nolu karar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize ya da aynı nitelikte Mahkemeye yapılacak başvuru ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi." kısmının karara dair başvurulacak kanun yolu olduğu gözetilmekle kararın en sonunda sehven yazılan "dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı." kısmı hükümden çıkarılmak suretiyle karar düzeltilmiştir.)
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... hakkında HMK m. 398 kapsamında yapılan şikayetin reddine,
2-Davalıların davacıya ait TPMK nezdinde tescilli “...” ve “...” markalarını ve logosunu kullanmak ve kendisini ...olarak tanıtmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve bu suretle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların ... alan adlı internet sitesine ve “...” isimli ... ve ... hesaplarına erişimin engellenmesine, işbu kapsamdaki fiillerinin durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan “...”, ¸ ve ¸ markalarını tek başına yahut sair tali unsurlar ile birlikte taşıyan her türlü mal ve ürün, hizmet, tabela, ambalaj, internet sitesi, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş, kartvizit ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kâğıt, fatura ve sair her türlü ticari evrak ile alan adları da dâhil olmak üzere tüm kullanımlarının önlenmesine, davaya konu mütecaviz kullanımlara ilişkin ürün, tabela, ilan, reklam, broşür, afiş, kartvizit ve sair her türlü tanıtım malzemesinin; basılı kâğıt, fatura ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyal ve benzeri vasıtalara el konulmasına ve -mahkememizin işbu dosyasından verilen 09.01.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararı icrası kapsamında el koyulan ürünler ile birlikte - hüküm kesinleştiğinde İMHASINA,
3-Davalı şirketin "..." ibareli ticaret ünvanının iptaline ve sicilden terkinine,
4-Davacı tarafından yapılan; 35,90 TL Başvuru Harcı, 35,90 TL Peşin/Nisbi Harcı, 3.233,55 Tebligat + Posta masrafları ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.305,35 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 391,70 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
b-)Haksız rekabet davası bakımından 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Fazla yatan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı, 1 nolu karar yönünden mahkememize ya da aynı nitelikte Mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 398/5 gereği kararın tefhim tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde itiraz yolu açık olmak üzere, 2 nolu karar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize ya da aynı nitelikte Mahkemeye yapılacak başvuru ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!