WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

İSTANBUL 2.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/97 Esas
KARAR NO : 2024/116

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/03/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılında kendisine ait müzik eserlerini seslendirerek, "..." ismiyle, "..." isimli internet platformu üzerinden yayınlamaya başladığını, şarkılarının ve isminin kısa süre içinde internette yayılarak oldukça popüler hale geldiğini, müvekkilinin internet üzerinden "..." ismi ile yapmış olduğu paylaşımları toplum nezdinde büyük ilgi gördüğünü, "..." isminin hızla kamuoyu tarafından tanınır hale geldiğini, davalı şirket ile müvekkilinin bundan iki yıl sonra çalışmaya başladığını, davalı şirket yetkilisi ve sahibi olan ..., müvekkilinin internette paylaştığı ve toplum tarafından büyük ilgi gören şarkılarını fark ederek müvekkile ulaştığını ve müvekkilinin internet ortamında paylaştığı şarkılarla yakaladığı ivmeden faydalanmak ve müvekkili ile iş ilişkisi içerisinde olarak müvekkilinin potansiyelini kullanmak amacıyla kendisiyle çalışma teklifi ettiğini, böylelikle taraflar arasında 11.11.2010 tarihinde bir menajerlik sözleşmesi; 25.03.2011 tarihinde ise bir yapım sözleşmesi imzalandığını, davalı müvekkilinin 2008 yılında ... isimli platformda kullanmaya başlayıp tanındığını, "..." müstear adının müvekkiline ait olduğunu bildiği halde, 2010 yılında müvekkili ile çalışmaya başladığında kendi adına marka olarak tescili başvurusunda bulunduğunu, taraflar arasındaki menajerlik ve yapım sözleşmesinin süreleri bittiğinde, müvekkilinin davalı ile yürüttüğü sözleşme ilişkisi sırasında mali olarak bir takım haksızlıklara uğradığını fark ettiğini, davalı ile çalışmaya devam etmek istemediğini ve kendisi yerine davalı adına kayıtlı olduğunu öğrendiği ... markasının da kendisine verilmesi gerektiğini davalıya ilettiğini, ancak davalının, müvekkilinin müstear adı olduğunu bile bile kendi adına tescil ettirdiği ... markasını, müvekkili ile olan ihtilaflı sözleşme sürecinden borçsuz olarak çıkabilmek için şantaj olarak kullandığını, davalının, bu talebe karşı müvekkile verdiği yazılı cevapta, marka tescilini müvekkilini korumak için yaptığını, tescil aşamasında müvekkilinin haberi olmadan bir takım prosedürel süreçler yaşadığını, ancak müvekkilinin müstear adı olan ... markasını, olması gerektiği gibi müvekkili üzerine devretmesi için, aralarındaki sözleşmesel ilişkinin sona erdirilmesine dair şartların müvekkili tarafından kabul edilmesini şart koştuğunu, davalının hem başkasına ait olduğunu bildiği bir adı kendi adına tescil ettirerek kötü niyetini gösterdiğini, hem de sonrasında müvekkiline ait olan adı geri vermek için müvekkilini bir takım şartlara kabul etmeye zorladığını ve bu kötü niyetli tescili şantaj aracı olarak kullandığını, bu sebeplerle davanın kabulünü, müvekkiline ait müstear ad olan "..." markasının, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen tescilinin hükümsüzlüğünün tespitini, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı söz konusu tescilin sicilden terkinini, davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde tescil ettirdiği söz konusu markayı kullanmaya başlaması veya müvekkilinin kullanımını önlemeye yönelik adımlar atması ihtimaline binaen, müvekkili yönünden zarar doğmaması adına, dava süresince SMK m.149/1(b) kapsamında muhtemel tecavüzün önlenmesine yönelik HMK m.389 ve SMK m.159 hükümleri gereği ivedilikle, en geç tensiple beraber ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı sanatçı arasında ilk olarak 11/11/2010 tarihinde menajerlik sözleşmesi; 25/03/2011 tarihinde ise yapım sözleşmesi akdedildiğini, davacı sanatçının işbu sözleşmelerle başlayan yapımcılık ve menajerlik ilişkisi neticesinde müvekkilinin deneyimi, çabası ve uğraşları sonucunda müzik camiasında kısa sürede tanındığını ve isim yaptığını, davacının müvekkili şirket ile tanıştığında kimse tarafından tanınmadığını ve bilinmediğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın müzik sektöründe, sanat camiasında tanınmışlığı ve güvenilirliği sayesinde, müvekkili şirketin maddi/manevi tüm kaynakları kullanılarak meşhur ve maruf hale getirildiğini, tüm bu gerçeklere rağmen davacı sanatçı tarafından mezkur menajerlik ve yapım sözleşmelerinin fesh edildiğini, davacı tarafından ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla davalı müvekkili şirket aleyhine sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ve tazminat davası açıldığını, ilgili davanın yerel mahkemede derdest durumda olduğunu, davacının bu hususlarının haksız olduğunu, bu nedenlerle dava konusu markanın sulh kapsamında davacıya devredilebileceğini beyanla cevap dilekçesinin kabülüne, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/6.maddesi kapsamında davanın 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle usulden ve her hal ve şartta davalı müvekkili açısından kötü niyetin mevcut olmaması ve dilekçelerinde belirtilen diger nedenlerle esastan reddine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İşbu dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın sicilden terkini talebine ilişkindir.
Dosyaya sunulan 17.04.2024 tarihli dilekçe incelenmiş olup, tarafların sulh oldukları, anlaşma sağladıkları, taraf vekillerinin vekaletnamelerinde sulh yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Sulh 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."
Sulh, 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 313/1. maddesine göre sulh; "Görülmekte olan bir davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dahil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Aynı Kanunun 314. maddesine ise; sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yine anılan Kanunun 315. maddesi gereğince sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki netice doğurur. Mahkeme dışı sulh ise, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin, diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme taraflar sulha göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre karar verir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/6752 Esas ve 2022/7024 Karar sayılı kararı.)
Somut hadisede, davacı ve davalı vekillerinin mahkemeye sundukları sulh protokolü sebebi ile sulh sözleşmesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettikleri açıkça anlaşılmaktadır. Gelinen aşamada HMK'nın 315. maddesinin emredici hükmü gereğince sulh sözleşmesi gereğince karar verilmiş, yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından da sulh sözleşmesindeki hükümler gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraflar arasında düzenlenen 17.04.2024 tarihli sulh protokolü çerçevesinde davanın KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
"1)İşbu sulh sözleşmesi (sözleşme), ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyasının davacısı ... (TCKN:...) ile anılan dosyanın davalısı ... Şti. arasında imzalanmıştır.
2) Yukarıda ad soyad ve unvanları ile kimlik bilgileri ve adresleri yer alan davacı ve davalı taraflar, davalının cevap dilekçesinde sunmuş olduğu kabul beyanına uygun olarak ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... E sayılı markanın hükümsüzlüğününe ilişkin ikame edilen dava dosyası kapsamında anlaşmıştır.
3) Taraflar davaya konu müseccel markanın davacıya devri hususunda anlaşmış olup bu hususta ayrıca bir marka devir sözleşmesi akdedecekler ve noter onayına sunacaklardır. Buna göre davalı, Davacı'ya "..." markasını devretmeyi kabul, beyan ve taahhüt etmektedir. Davacı da "..." markasını devralmayı ve Markanın devrine ilişkin; noter, Türk Patent Marka Kurumu ve ilgili kurum ve merciiler nezdinde tahakkuk edecek tüm harç ve masraf ödemelerini karşılamayı kabul beyan ve taahhüt etmektedir.
4) Davacı ..., hiç bir şekil ve şartta işbu Sulh Sözleşmesini taraflar arasında bulunan diğer uyuşmazlıklara teşmil edecek biçimde yorumlamayacağını, yorumlanmasını talep etmeyeceğini, marka kullanımı ile ilgili Davalı'ya karşı herhangi bir hak ve talep ileri sürmeyeceğini kabul beyan ve taahhüt etmiştir. Davalı şirket, taraflar arasında akdedilen menajerlik ve yapım sözleşmelerine ilişkin her türlü dava ve talep hakkını saklı tutmaktadır.
5) Davalı ...Şti., İşbu Sulh Sözleşmesinin feragat niteliğinde yorumlanmayacağını, İşbu Sulh Sözleşmesinden doğan edimlerin yerine getirilmemesi halinde davacı ...'nın uyuşmazlığa ilişkin her türlü talep ve dava hakkının saklı olduğunu ve devam edeceğini kabul ve taahhüt eder.
6) Taraflar, İşbu Sulh Sözleşmesini mahkeme dosyasına ibraz edeceklerini, sulh iradelerini mahkeme huzurunda beyan edeceklerini ve davanın sulhen sonuçlanmasını temin edeceklerini karşılıklı olarak mahkeme masrafı ve vekalet ücreti talep etmeyeceklerini kabul beyan ve taahhüt etmişlerdir.
7) Taraflar yukarıdaki şartlarda anlaşmış olup; işbu Sulh Sözleşmesini 2 nüsha halinde düzenlemiş, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyasına ibraz etmek üzere imza altına almışlardır."
Şeklindeki 17.04.2024 tarihli Sulh Protokolü'nün tüm hükümlerinin aynen onaylanmasına ve hükümlerin Mahkeme hükmü olarak icrasına,
2-Taraflar arasında düzenlenen 17.04.2024 tarihli Sulh Protokolü'nün hükmün ayrılmaz bir parçası sayılmasına,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile arta kalan 247,70 TL davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Sulh sözleşmesi gereği vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır