WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

İSTANBUL 2.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/210
KARAR NO : 2024/138

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/03/2010
KARAR TARİHİ : 09/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi: Davacı vekili 18.03.2010 tarihinde vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; inşaat sektöründe faaliyet gösteren Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olan müvekkili şirketin, başlama tarihi 2005 yılı olan büyük yapı projelerinden birinin isminin '...' olduğunu; müvekkilinin projenin ismini marka olarak tescili için Türk Patent Enstitüsü nezdindeki başvurusu üzerine ... tarihinde ... ve ... tarihinde... numaralı markaları kendi adına tescil ettirdiğini; "..." markasının müvekkili şirketin faaliyet alanlarından olan inşaat, danışmanlık, gayrimenkul komisyonculuğu ve mimarlık-mühendislik alanlarında kullanılmak üzere belirlenmiş bir hizmet markası olduğunu; müvekkili şirketin bu projesinin Türkiye çapında yayınlanan trajı yüksek pek çok gazete ve dergide, ayrıca birçok internet sitesinde de haber konusu olduğunu ve "..." ibaresinin müvekkili şirketin markası olarak tanınmaya başlandığını; müvekkilinin "..." ibareli markasına yaptığı yatırımlarla, bu ibareyi aynı zamanda tanınmış bîr marka haline geldiğini; davalılardan ...'nin Amerika'da kurulmuş, faaliyetlerini kurmuş olduğu franchising ağı ile tüm dünyada yayan bir emlak pazarlama şirketi olduğunu; ... firması aleyhine açılan davada Türkiye temsilciliğinin taraf gösterilmesinin usule aykırılık teşkil etmediğini ve TTK 117/3 hükmü esas alındığında yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açma olanağının sunulduğunu; bu sebeple taraf olarak davaya katılmasına karar verilmesini talep ettiklerini; diğer davalı ...'nun ise ... franchise olarak emlak komisyonculuğu işleri yapmakta olduğunu; ...'nun direkt olarak,....' nin ise franchise şirketleri aracılığıyla emlak komisyonculuğu hizmetlerini yaparken müvekkili şirketin markasını kullandıklarını; davalıların tüketiciler nezdinde aynı alanda faaliyet gösteren müvekkili şirket ile kendi aralarında resmi bir bağlantı olduğu izlenimini yaratmaya çalıştıklarını, davalılar tarafından "..." markasının işyeri ismi, tanıtıcı işaret olarak gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerine ilişkin olarak, özellikle de projenin gerçekleştiği mevkide yer alan ilan panolarında kullanıldığını; bu hareketlerin müvekkili şirketin hem ... sayı ile tescilli hem de ... sayı ile tescilli markasına tecavüz teşkil ettiğini; bunun yanında davalılardan ...'nun aynı zamanda müvekkili şirkete ait tescilli ve tanınmış markanın "com.tr" uzantılı alan adının tahsisi talebinde bulunduğunu ve kötü niyetli olarak bu alan adlarına sahip olduğunu; davalı tarafların müvekkili şirkete ait markanın aynısını kullandığı hususunun, delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu ile sabit bulunduğunu; ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin.... D.İş sayılı dosyası ile tedbir talebinin kabul edildiğini, belirterek her iki davalı tarafından marka haklarına tecavüzün durdurulması ve men'i, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ve yoksun kalınan kar ile uğramış bulundukları zararının tazminini talep ettiklerini belirtmiştir.
Cevap dilekçesi: Dava dışı ... A.Ş vekili görülmekte olan dava ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığına ilişkin beyanlarını içeren cevap dilekçesinde; davacı şirketin kendilerini taraf olarak göstermemekle birlikte söz konusu adresin "... Temşilciliği"nin adresi olarak gösterildiğini; ... A.Ş 'nin ... ile temsilcilik, ortaklık vs. gibi bir organik bağının bulunmadığını; temsilcilik ofislerinin kanunda belirtilen tanımına uymadıklarını, diğer davalı taraf ... ile ortaklık bağı bulunmadığını ve bu sebepler çerçevesinde kendilerinin davada taraf olmalarının söz konusu olmadığını belirtmişlerdir.
Cevap dilekçesi: Davalılardan ... davanın reddi talepli cevap dilekçesinde; davacının "..." projesi içinde bulunan dairelerini gerek satarken, gerek kiralarken "...." ibaresini kullanmalarının en doğal hakları olduğunu ve bu hakkın kullanılmasını bir başka kişiye, emlakçıya, emlak komisyoncusuna devretmesinin mümkün olduğunu, aksi halde 3. kişilerin "..." ibaresini kullanmaksızın davacıdan satın aldıkları dairelerin satışını veya kiralanmasını gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığını; müvekkilinin "..." da kendi adına daire kiralayabileceğini, bunda yasal bir engel olmadığını; müvekkilinin sadece kendi portföyünde yer alan ve "..." da dairesi olan ve kendisiyle çalışmak isteyen müşterilerinin kendisiyle yaptıkları sözleşme ile "..." da yer alan konutlar ile ilgili satış ve kiralamaya yönelik çalışmalar yaptığını, mesleği gereği alım, satım, kiralamasına aracılık ettiği taşınmazlarda, sattığı nesnenin ne olduğunu tanıtabilmek için kullanmak zorunda olduğu "..." ibaresini kullanmasının davacı şirkete ispat edilebilir zararının olmadığını; müvekkilinin müteahhit olmaması itibariyle davacı şirkete karşı haksız rekabet oluşturacak eylemler içine mesleği itibariyle de giremeyeceğini belirtmiştir.
Mahkememizce verilen ilk karar: Mahkememizin 2010/47 E. Sayılı dosyasında; "Toplanan deliller ışığında davacının davasının kısmen kabulü ile davacı tescilli markasının davalı tarafından kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve meni , söz konusu kullanım nedeni ile davacının herhangi bir maddi zararının doğmaması nedeni ile yoksun kalınan kazanca ilişkin talebinin reddine, markanın davalılar tarafından kullanımlarının önlenmesi ve kullanıma ilişkin materyallerin toplanması, ibarenin kullanıldığı web sayfalarından çıkarılması ile söz konusu alan adlarının iptaline ayrıca davacı her ne kadar 100.000.00-TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de markanın değeri , geçerlilik süresi, davalının ticari ve ekonomik boyutları göz önüne alınarak davacının markasının itibarına zarar verilmesi ve ayırt edici karakterinin zedelenmesi nedeni ile manevi tazminat talebi yerinde görülmekle 10.000.00-TL manevi tazminatın davalılardan alınmasına, fazlaya dair tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş" denilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma ilamı: Mahkememizin 2010/47 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/13409 E- 2015/13557 Karar sayılı ilamı ile; "1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davacının maddi zararı oluşmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı eyleminin 556 sayılı KHK'nın 12. maddesi kapsamı dışında kaldığı ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, her iki tarafın da aynı tür ticari faaliyetle iştigal ettiği ve bu kapsamda davalının eyleminin marka hakkına tecavüz etmek suretiyle davacının ticari faaliyet alanında zarar görmesine yol açaçağı gözetilmek suretiyle davacının maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66/a bendi kapsamında, davacı markasının davalı tarafından izinsiz kullanılması nedeniyle konut alıcılarının tercihleri üzerindeki muhtemel etkisi dikkate alınarak belirlenmesi, şayet bunun tespitinin mümkün olmaması halinde ise 818 sayılı BK'nın 42. maddesi (6098 sayılı TBK m.50/2) kapsamında uygun bir maddi tazminatın tayin ve takdiri gerekirken, maddi tazminat talebinin yazılı gerekçeyle reddi doğru olmadığı gibi, buna bağlı olarak da manevi tazminat miktarının takdiri de belirlenmesi doğru görülmemiş, hükmün maddi ve manevi tazminat yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir." denilerek bozulmasına karar verilmiş, dosyanın mahkememiz 2017/772 E. Sayılı dosyasına kayıtlandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen ikinci karar: Mahkememiz 2017/772 Esas Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; "Davacı ... A.Ş tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının internet sitesi üzerinden davacıya ait TPE nezdinden tescilli ... markasını kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına ve menine, markanın ve ayırt edilmeyecek şekilde benzerlerinin tanıtım vasıtası olarak ilan panosu, reklam, broşür ve her türlü metaryal üzerinden kullanımının önlenmesine, ve bu kullanıma ilişkin söz konusu mataryallerin toplatılmasına, ... markasına tanıtıcı işaret olarak kullanıldığı web sayfalarından çıkartılmasına, ... ve ... alan adlarının iptaline, Takdiren 100.000,00 TL manevi tazminatın 21/01/2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren ve taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL maddi tazminatın 21/01/2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği anlaşılmıştır.
İkinci bozma ilamı: Mahkememiz 2017/772 Esas Sayılı dosyasında verilen hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7632 E.- 2022/5138K. Sayılı ilamıyla; "Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti meni, yoksun kalınan kar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve KHK 66/a bendi kapsamında tazminat hesabı yapılamadığı için B.K. 42. maddesi (TBK m.50/2) kapsamında takdiren maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda, davacının uğradığı manevi zarar kapsamında hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özellikleri dikkate alındığında yüksek olup, mahkemece daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması" denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş ve dosya mahkememiz işbu esasına kayıtlanmıştır.
Deliller:
TPMK kayıtları: Davacı adına tescilli bulunan ...tescil numaralı ... Sınıfa tescilli "..." ibareli marka ile ... tescil numaralı ... Sınıfa tescilli markanın bulunduğu, davalı ... adına ise ... tescil numaralı ... Sınıfta tescilli "..." ibareli markanın bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporları:
07/01/2013 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı adına tescilli ... markasının birebir aynısını içerir markaları davalının kendi adına marka başvurusunda bulunmasının ve alan adı olarak tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu, somut olayda davalının kullanımlarının 556 sayılı KHK madde 12 kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu sebeple davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının, davacının ... markasının birebir aynısını tescilli olduğu mal ve hizmetlerde kullanmasının ve markanın birebir aynısı kullanılarak alan adı tahsis edilmesinin haksız rekabet teşkil ettiği" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
07/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı kullanımının KHK m.12 kapsamında dürüst kullanım olmadığı, davacı ile aralarında ticari bir bağ olduğu intiba doğurduğu, davalı markalarının tescil başvuru süreçleri ve markaların tescil edilip edilmediği ile ilgili dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, hal böyle olmakla beraber, davacı markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu, davalının aynı ibareyi farklı sınıflarda kullanması sonucunda haksız yararın sağlanacağı, kaldı ki davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu ibareli tescil talep edilen sınıflarda değil, davacının markasının kullanıldığı alanlarda kullanıldığı görülmekte olup, bu şekilde kullanımın davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, manevi tazminat bakımından takdirin mahkemeye ait olduğu" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
05/05/2014 tarihli bilirkişi raporunda; "Marka hakkına tecavüz sonucu oluşan zararın ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından söz konusu dairelerin satılmasının davacıyı ne şekilde zarara uğrattığının belli olmadığı, Sayın Mahkeme tazminatın verilmesi kanaatinde ise, BK.nun 50. maddesine göre hakkaniyete göre bir tazminat takdir etmesi Mahkemenin takdirindedir" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
09/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; "Sayın Mahkemenizin 21.06.2018 tarih ve 3 Nolu Celse gereği alınan karara göre bilirkişi heyetinden talep edilen görev “... Bozma ilamı doğrultusunda KHK 66/a bendi kapsamında davacı markasının davalı tarafından izinsiz kullanılması nedeniyle konut alıcılarının tercihleri üzerindeki muhtemel etkisinin dikkate alınmak suretiyle vaki tecavüzden dolayı yoksun kaldığı kazancın hesaplanması”dır. Davacı firmanın satışlarının 2009 yılında sıfıra yaklaşması, 2014 yılında ise kalan 89 dairenin 66'sını satınış olması davacının faaliyetleri ile paralellik gösterse dahi tek başına somut delil teşkil etmediğinden, davalının edimin davacının kanında zarar meydana getirdiğini somut olarak ispatlar bir belge bulunmadığından, davalının faaliyetlerinin tüketicinin tercihleri üzerindeki muhtemel etkisinin hesaplanmasının mümkün olmamasından dolayı KHK 66/a kapsamında hesaplama yapılamamıştır. Yargıtay bozma kararında yer aldığı üzere “... şayet bunun tespitinin mümkün olmaması halinde ise 818 sayılı BK'nın 42. maddesi (6098 sayılı TBK m. 50/2) kapsamında uygun bir maddi tazminatın tayin ve takdiri gerekir” hükmü gereği uygun yöntem önerisi olarak davalı tarafın defterlerinin incelenmesi ve ilgili yıllarda elde etmiş olduğu gelirin tespit edilmesi olacaktır." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalıların eylemlerinin davacı adına tescilli bulunan marka hakkına tecavüz niteliğinde olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin tespiti ve maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; dosya kapsamında daha önce verilen kararlar ile bu kararlara ilişkin bozma ilamları dikkate alındığında, davalıların davacı adına tescilli markayı satış işlemlerinde ve alan adlarında kullanılmasını marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile durdurulması ve men'ine yönelik hususlarda karar verildiği, bu hususların en son alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7632 E.- 2022/5138K. Sayılı ilamında bozma konusu edilmediği, bozma dışında kalan hususlara dokunulmaksızın bozma ilamında belirtildiği üzere davalıların eylemlerinin 556 sayılı KHK 'ya aykırı olduğu, tarafların aynı nitelikte ticari faaliyette bulundukları ve davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi ve manevi tazminat talebi bakımından; takdiren manevi tazminat yönünden bozma ilamı dikkate alınarak 40.000,00 TL manevi tazminata, maddi tazminat talebi bakımından ise hesaplama yapılamadığı, bu haliyle BK 50. Madde gereğince takdiren maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla maddi tazminat talebi bakımından ise 50.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davacı ... A.Ş tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının internet sitesi üzerinden davacıya ait TPE nezdinden tescilli ... markasını kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine , durdurulmasına ve menine , markanın ve ayırt edilmeyecek şekilde benzerlerinin tanıtım vasıtası olarak ilan panosu, reklam, broşür ve hertürlü metaryal üzerinden kullanımının önlenmesine, ve bu kullanıma ilişkin söz konusu mataryallerin toplatılmasına
2-... markasına tanıtıcı işaret olarak kullanıldığı web sayfalarından çıkartılmasına
3-... ve ... alan adlarının iptaline
4-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; Takdiren 40.000.00-TL manevi tazminatın 21.01.2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Takdiren ve taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL maddi tazminatın 21.01.2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Masrafı davalılardan alınmak üzere hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan traji en yüksek 3 gazeten birinden bir kez ilanına
7-Alınması gereken 6.147,9‬0 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.485,00 TL peşin harcın düşümü ile kalan 4.662,90 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
8-Davacı tarafından yapılan 1.485,00 TL peşin harç+ 17,45 TL başvuru harcı+ 5.800,00 TL bilirkişi ücreti+ 13.247,36 TL basın ilan kurumu ücreti+ 3.126,2‬0 TL posta/ tebligat/ müzekkere gideri olmak üzere toplam 23.676,01‬ TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Marka hakkına tecavüz davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Haksız rekabet yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Maddi tazminat yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
12-Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
13-Manevi tazminatta ret olunan kısım yönünden; davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
14-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır