WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 2.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/205 Esas
KARAR NO : 2024/47

DAVA : Marka (Tespit İstemli)
DAVA TARİHİ : 13/10/2011
KARAR TARİHİ : 22/02/2024

Mahkememizden verilen 04/03/2020 Tarih, 2019/172 Esas ve 2020/173 sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2023 Tarih, 2023/1026 Esas ve 2023/4309 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Tic.A.Ş. arasında 2009 yılında ticari ilişki başladığını ve "..." ve "..." markalı akrilik esaslı malzemelerin işlenerek monte edilmesi amacıyla işbirliği yapıldığını, daha sonra diğer davalı ... ile "...” imzalandığını, ancak davalı ...’nin bu sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, ayrıca markaları kullanmaya devam etmemesi konusunda müvekkiline ihtarda bulunduğunu, oysa müvekkili tarafından halihazırda satın alınmış olan “...” ve “...” markalı ürünlerin bulunduğunu, müvekkili tarafından 556 sayılı KHK’nın 13. maddesi gereğince satın alınmış bu malların kullanımı için KHK’nın 74. maddesi uyarınca davalılara bildirim yapıldığını ileri sürerek bu ürünlerin satışının yapılmasının ve bu ürünlerin satılabilmesi için internet sitesinde "..." ve "..." markalarının kullanılmasının 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi uyarınca dürüst kullanım teşkil ettiğinin ve marka hakkına tecavüz oluşturmadığının KHK’nın 74. maddesi uyarınca tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Tic. A.Ş. vekili; müvekkilinin davacı ile herhangi bir sözleşmesel ilişkisinin bulunmadığını ve dava konusu markalar üzerinde de mülkiyet hakkına sahip olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkememizce 2011/172 esas sayılı dosyada yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK’nın 74. maddesi uyarınca menfaati olan herkesin marka sahibine karşı dava açarak fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesini talep edebileceği, ancak bu davanın marka sahibi aleyhine açılması gerektiği, dava konusu markaların “...” adına tescilli olduğu, bu durumda davalıların pasif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2015/14062 esas 2017/1974 karar sayılı ilamı ile "HMK’nın 124. maddesinde maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği ya da dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacının ... adlı şirketi davalı olarak göstermesinin maddi bir hatadan kaynaklandığı kabul edilerek, 6100 sayılı HMK'nın 124/3. maddesi uyarınca davalının dava konusu markaların tescilli sahibi olan ... olarak değiştirilmesi ve ... adlı şirkete dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edildiğinden taraf teşkilinin sağlandığı gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulması üzerine yeniden yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK m.13/1 uyarınca tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiyede piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalan anılan hüküm ile ifadesini bulan tükenme ilkesi uyarınca, tescilli markayı taşıyan malların marka sahibi tarafından veya onun izni ile münhasır lisans sahibi tarafından Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra marka hakkı sahibi bu malların piyasada tedavül etmesine (el değiştirmesine, ticari olarak değerlendirilmesine) engel olamayacağının düzenlendiği ancak KHK m. 13/2 uyarınca marka sahibinin markalı malların piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından markalı emtianın değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi, yani malın özgün niteliğinin bozulması halinde bunu önleme yetkisine sahip olduğu, hal böyle olmakla beraber, hükmün 1. fıkrasında yer alan "mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamının dışında kalır “şeklindeki ibarenin yeterli açıklığı taşımadığı, bu problemin maddenin mehazı olan 89/104 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi'nin 7. maddesinin asıl metne uygun şekilde tercüme edilmemesinden kaynaklandığı, “Mallarla ilgili fiiller” ibaresinin geniş algılanması gerektiği, üçüncü kişiler tarafından markalı malları ticaret mevkiine koymak amacıyla yapılabilecek her türlü hukuki tasarrufun bu ibarenin kapsamına dâhil kabul olunması gerektiği, doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, "mallarla ilgili fiiller" ibaresinin kapsamına sadece üçüncü kişiler tarafından yapılan satış ve ihraçlar değil, mallarla ilgili olarak reklam yapılması, broşür yayınlanması fiilleri de gireceği, ancak yapılacak reklamların, o malın pazarlanması için olağan sayılan reklam usullerine uygun olması ve markanın itibarına zarar verecek nitelikte olmaması gerektiği, bunun yanında, bu tür reklamların, markalı malların onları tekrar ticaret mevkiine koyan üçüncü kişi tarafından üretildiği izlenimini de yaratmaması gerektiği, KHK m.9/2-d hükmü uyarınca markanın reklamlarda kullanılması yetkisinin marka sahibine ait olup, marka sahibi markanın üçüncü kişiler tarafından iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasını yasaklayabileceği ancak markalı malların marka sahibi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra markanın malın reklamı ile ilgili kullanımı KHK m. 13/1 kapsamında değerlendirilebileceği ve bu hakkın tükenmeye konu olabileceği, ayrıca, 556 sayılı KHK m. 12 uyarınca "Dürüstçe ve ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adreslerini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez" hükmünün üçüncü kişilerin kendisi, adresi, işyeri, mal ve hizmetleri ile ilgili açıklama yapma özgürlüğünün beraberinde getirdiği bir durumu düzenlediği ve marka olarak tescil edilmiş isim, rakam, slogan ve sıfatların üçüncü kişilerin kullanımına kapatılmasını engellediği, bununla birlikte hükmün üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen tasviri amaçlı kullanımlar ile mal veya hizmetlere ilişkin belli özellikleri ifade etmek amacıyla gerçekleştirilen kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğini ifade ettiği, buna karşın tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının dürüstlük kuralınca haklı görülebileceği diğer halleri zikretmediği, somut olayda davacının sözleşmenin feshinden önce aldığı ... ve ... markalı malları yeniden ticaret mevkiine koyması makul ve kabul edilebilir bir davranış olduğu, davacı her ne kadar her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemişse de davalılardan ...'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, davalı ...yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddolunduğu, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ise ; " davalı ...A.Ş.’nin diğer davalı ... adına tescilli markasını lisansla Türkiye’de kullandığı ve olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK’nın 21. maddesinde yer alan “...Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına, tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir. İnhisari olmayan lisans sahiplerinin, dava açma hakları yoktur. Altıncı fıkra hükümlerine göre, markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir. Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Lisans alan, dava açtığını marka sahibine bildirir. Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.” şeklinde ki düzenleme dikkate alındığında marka sahibinden lisans alan davalı ...'nin bu hükme dayanarak davacıya karşı marka hakkına tecavüz iddiasıyla bir takım yasal mücadele hakları bulunduğundan bu davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kabul olunduğu anlaşılmış, bu doğrultuda Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Marka sahibinin tescilli markasından doğan mutlak hakkına getirilen önemli bir sınırlama KHK m.13 ile düzenlenmiş olan marka hakkının tükenmesi ilkesidir. KHK m.13/1 uyarınca " Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiye de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalan anılan hüküm ile ifadesini bulan tükenme ilkesi uyarınca, tescilli markayı taşıyan malların marka sahibi tarafından veya onun izni ile münhasır lisans sahibi tarafından Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra, marka hakkı sahibi bu malların piyasada tedavül etmesine (el değiştirmesine, ticari olarak değerlendirilmesine) engel olamaz. Ancak, KHK m. 13/2 uyarınca marka sahibi, markalı malların piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından markalı emtianın değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi, yani malm özgün niteliğinin bozulması halinde bunu önleme yetkisine sahiptir. Hal böyle olmakla beraber, hükmün 1. fıkrasında yer alan "mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamının dışında kalır şeklindeki ibare yeterli açıklığı taşımamakta olup, bu problem maddenin mehazı olan 89/104 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi nin 7. maddesinin asıl metne uygun şekilde tercüme edilmemesinden kaynaklanmaktadır. "Mallarla ilgili fiiller ibaresi geniş algılanmalı, üçüncü kişiler tarafından markalı mallan ticaret mevkiine koymak amacıyla yapılabilecek her türlü hukuki tasarruf bu ibarenin kapsamına dâhil kabul olunmalıdır. Doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, "mallarla ilgili fiiller" ibaresinin kapsamına sadece üçüncü kişiler tarafından yapılan satış ve ihraçlar değil, mallarla ilgili olarak reklam yapılması, broşür yayınlanması fiilleri de girer. Ancak yapılacak reklamların, o malın pazarlanması için olağan sayılan reklam usullerine uygun olması ve markanın itibarına zarar verecek nitelikte olmaması gerekir. Bunun yanında, bu tür reklamların, markalı malların onları tekrar ticaret mevkiine koyan üçüncü kişi tarafından üretildiği izlenimini de yaratmaması gereklidir.
KHK m.9/2-d hükmü uyarınca markanın reklamlarda kullanılması yetkisi marka sahibine ait olup, marka sahibi markanın üçüncü kişiler tarafından iş evrakı ve reklamlarda kullanümasım yasaklayabilir. Ancak, markalı malların marka sahibi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra markanın malın reklamı ile ilgili kullanımı KHK m. 13/1 kapsamında değerlendirilebilecek ve bu hak tükenmeye konu olabilecektir.
Ayrıca, 556 sayılı KHK m. 12 uyarınca "Dürüstçe ve ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adreslerini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez." Anılan hüküm, üçüncü kişilerin kendisi, adresi, işyeri, mal ve hizmetleri ile ilgili açıklama yapma özgürlüğünün beraberinde getirdiği bir durumu düzenlemekte ve marka olarak tescil edilmiş isim, rakam, slogan ve sıfatların üçüncü kişilerin kullanımına kapatılmasını engellemektedir. Bununla birlikte hüküm üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen tasviri amaçlı kullanımlar ile mal veya hizmetlere ilişkin belli özellikleri ifade etmek amacıyla gerçekleştirilen kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğini ifade etmekte, buna karşın tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının dürüstlük kuralınca haklı görülebileceği diğer halleri zikretmemektedir.
Somut olayda davacının sözleşmenin feshinden önce aldığı ... ve ... markalı malları yeniden ticaret mevkiine koyması makul ve kabul edilebilir bir davranıştır. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere davalı ... A.Ş.’nin diğer davalı ... adına tescilli markasını lisansla Türkiye’de kullandığı ve olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK’nın 21. maddesinde yer alan “...Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına, tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir. İnhisari olmayan lisans sahiplerinin, dava açma hakları yoktur. Altıncı fıkra hükümlerine göre, markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir. Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Lisans alan, dava açtığını marka sahibine bildirir. Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında marka sahibinden lisans alan davalı...'nin bu hükme dayanarak davacıya karşı marka hakkına tecavüz iddiasıyla bir takım yasal mücadele hakları bulunduğu anlaşılmakla bu davalı yönünden de davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, davacının satın almış olduğu ... ve ... markalı mallar üzerinde, bu malları yeniden ticaret mevkiine koyma ve söz konusu markaları elinde bulunan malların reklamını yapma amaçlı olarak üçüncü kişilerde yetkili satıcı izlenimi yaratmayacak şekilde ve biçimde kullanmasının davalıların marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitine,
2-Davacı tarafından yapılan; 18,40 TL Başvuru Harcı, 18,40 TL Peşin/Nisbi Harcı, 5.058,50 TL Tebligat Posta, Bilirkişi ve Diğer Masraflar olmak üzere toplam 5.095,30 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Tahsilde tekerrür olmamak üzere, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 342,21 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Fazla yatan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair Davalı ... Türkiye vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır