T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/103 Esas
KARAR NO : 2024/89
DAVA : Marka (Maddi ve Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 20/05/2022
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi ve Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 1958 yılından bu yana ağaç sanayisinde faaliyet gösteren köklü bir kuruluş olduğunu, 1970 yılında anonim şirket olarak kurulduğunu, ahşap kapı, mobilya, banyo ve mutfak dolapları, süpürgelik, ahşap doğrama, panjur ve otel mobilyaları gibi ahşaptan mamul yapı ekipmanları, istendiğinde yangına dayanıklı ve ses geçirmez özellikte imal eden ve Türkiye'nin en köklü markalarından biri olan “...” markasının sektörde 51 yılı doldurduğunu, 52. yılı itibariyle hizmet vermeye devam ettiğini,“...” markasının ilk olarak, TÜRKPATENT nezdinde ... tescil numarasıyla 1986 yılında tescil edildiğini, söz konusu markanın kullanım hakkının yıllardan beri, dosyaya sunulan lisans sözleşmesi uyarınca grup şirketlerden ... Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ait olduğunu, müvekkili şirket adına ... numarasıyla tescilli “..." markası ile karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde kullanılan "... " ibaresinin, davalı tarafından www. ... ve ... alan adlı internet sitelerinde sunulan hizmetlerde ve davalının ticaret unvanında haksız ve izinsiz olarak kullanıldığını, müvekkili şirketin, tescilli marka kapsamında, ahşap kapı, mobilya, banyo ve mutfak dolapları, süpürgelik, ahşap doğrama, panjur gibi ahşaptan mamul yapı elemanlarının imalatı ve montajı bakımından esasında inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, her ne kadar tescil edilen Nice Sınıflandırması bakımından farklılık söz konusu olsa da davalının da inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, tecavüz konusu ibareyi benzer mal ve hizmetlerde kullandığını, davalı kullanımlarının SMK m. 7/2-b uyarınca karıştırılma ihtimali yarattığını, müvekkili şirkete ait markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin, toplu konut ve turistik oteller gibi inşaat projeleri gerçekleştiren büyük inşaat firmaları olduğunu, “...” markasının bu sektörde faaliyet gösteren firmalar tarafından akla gelen ilk markalardan olduğunu, bu doğrultuda “...” markasının ilgili tüketici kitlesi bakımından tanınmış bir marka olduğunun kabulünün gerektiğini, bu doğrultuda mal ve hizmetlerin aynı, benzer veya farklı olup olmadığına bakılmaksızın, davalının kullanımları neticesinde müvekkili şirkete ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, markanın itibarına zarar vereceğini, markanın ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, müvekkili şirkete ait markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle davalının fiillerinin SMK m. 7/2-c uyarınca sulandırma teşkil ettiğini, müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerin gerek kalitesi, gerekse reklam kampanyaları sonucunda kazandığı pazar payından haksız kazanç sağlamak amacıyla müvekkili şirkete ait marka ile iltibas yaratacak şekilde kullanılması suretiyle tüketici nezdinde markaya olan güvenin haksız olarak kullanılmasının söz konusu olduğunu, bu durumun hem müvekkili şirkete ait marka adı altında üretilen ürünlerin kalitesine olan güven ve itibarı zedelediğini hem de müvekkili şirketin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında kayıp ve zararlar meydana getirdiğini, netice itibariyle müvekkili şirketin hem maddi hem de manevi zararının söz konusu olduğunu ifade ederek davalıya ait marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin islendiği “...” ve “....” internet sitelerine erişimin engellenmesini, davalının fillerinin sınai mülkiyet kanunu uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, marka hakkına tecavüzün kaldırılması ile söz konusu tecavüz fiilleri sonucunda marka hakkı ihlal edilen müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminini, “...” ibaresinin davalının ticaret unvanından silinmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili firmanın isminin şirket kurucularının soy isimlerinden oluştuğunu, müvekkili firmanın sonrasında "... yapı şekil" ve "... zemin teknolojileri anonim şirketi” markalarını tescil ettirdiğini, müvekkili firmanın şirketleştiği 1997 senesinden bu yana beton işleri, zemin yapımı gibi inşaat işlerini yapmakta olduğunu, 25 yılı aşkın süredir aktif bir şekilde genel olarak forekazık makineleri ile zemin ve inşaat işleri yaptığını ve zamanla saygı gören ve bilinen bir işletme haline geldiğini, davacı firmanın “...” ismiyle ağaç işleri yaptığını, kendi adına tescil ettirmiş olduğu “...” markasının, şirket ismi olan ... Sti.'deki "..." ve “...” kelimelerinin kısaltması olduğunu, buradaki “...” ibaresinin, müvekkili şirkette olduğu gibi şirket sahibinin soyadı değil, çalışma alanının ağaç ve ağaç ürünleriyle ilgili olmasından kaynaklandığını, davacı firmanın faaliyet alanının, "iç kapılar-ahşap mobilyalar- ahşap pencereler - panjur ve dış cephe kaplamaları-pencereler - yangın ve ses izolasyonlu kapılar ve dolaplar- kapı, pencere ve mobilyalar - özel kapıları - süpürgelikler-asansör giydirmeleri - vestiyer dolapları - banyo dolaplar - merdiven giydirmeleri - PVC iç kapı çelik kapı giydirmeleri - koridor pano kapakları - lobi ve genel mekan mobilyalar - tavandan sürme kapılar” olduğunu, firmanın internet sitesinde de ahşap kapı, vestiyer dolabı, banyo ve mutfak dolapları, süpürgelik, şafi kapağı, ahşap doğrama ve panjur ile otel mobilyalarının imal edildiğinin, bunu yanı sıra ahşap merdiven, pergola, havuz deki ve ahşap dış cephe kaplamaları gibi özel ahşap imalatın da yapıldığının belirtilerek çalışma alanının “ağaç ürünleri” üzerine olduğunun vurgulandığını, davacı firmanın bütün iş ve işlemlerinin ağaç ve ağaç ürünlerinden oluşturulan yapılardan oluştuğunu, müvekkili firmanın faaliyet alanının ise beton ve inşaat işleri olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının birbirinden bağımsız olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı yanın markasını kapsayan mal veya hizmet üretiminde bulunulmadığını, müvekkilinin herhangi bir şekilde taklitçilik yaptığından ve davacı firmanın markasına tecavüzde bulunduğundan ve bu işlemlerinden kâr elde ettiğinden söz edilemeyeceğini, davacı firmanın unvanının “...”, müvekkili firmanın unvanının ise “... ” olduğunu, yani unvan olarak ikisinin aynı firma olduğu izlenimi bir yana benzerlik dahi çağrıştırmadığını, bu farkın tarafların tabelalarına bakıldığında da açık bir şekilde görüldüğünü, davacı yanın tabelasında bir ağaç görselinin, müvekkili şirketin tabelasında ise bina görsellerinin bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkilin aynı firma olabileceğini ya da olduğunu çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmadığını, müvekkil firmanın bu ismi kullanmaktaki amacının kendi ön adlarının firma ismi olarak kullanılması olduğunu, davacı taraf markasının Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşan bir marka olmadığını, bir anlığına tanınmış marka olduğu kabul edilse bile müvekkil firma tarafından gerçekleştirilen işlemde bir hukuka aykırılık bulunmadığını, haksız yararın varlığına ilişkin olarak; müvekkili firmanın 1997 senesinde şirketleşmesinden itibaren öncelikle tanıdık firmalarla çalıştığını, devamında fork işleriyle beraber beton ve zemin işleriyle ilgili taşeronluk yaptığını, bu işleri yaparken ne başlangıç aşamasında ne de devam eden süreçte davacı firmanın markasını kullanacak bir işlem gerçekleştirmediğini, markanın itibarına zarar hususunda, taraflar arasındaki çalışma alanlarının farklı olması ve karıştırılma ihtimalinin şartlarının açıkça sağlanmamasından ötürü markanın itibarına zarar verilmesinin söz konusu olmadığını, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi hususunda tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, davacı yanın ayırt edici karakterini zedeleyici bir eyleminin bulunmadığını iddia ederek müvekkili firma hakkında verilen tedbir kararının kaldırılmasına, davanın reddine, müvekkil firma hakkında tazminat alacağına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyaya sunulan bilgi ve belgeler arasında davacı markasının tanınmış bir marka olduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, davalının internet alan adlarında “...” ibaresini baskın unsur olacak şekilde değil, kendi ticaret unvanına ve faaliyet alanına işaret eder şekilde “yapı” ve “zemin” ibareleriyle beraber kullandığı, bunun markasal kullanım teşkil etmediği, kendi internet sitesinde kullandığı görselin ise ticaret unvanı kullanımı aştığı ve markasal kullanımı teşkil ettiği, taraf ibareleri arasında benzerlik mevcut olsa dahi, taraf ürünlerinin uzman bir kitleye hitap etmesi sebebiyle bu ibareler arasında karışıklığın meydana gelmeyeceği, bir an için benzerlik bulunduğu kabul edilse dahi birbiri yerine ikame edilme olanağı bulunmayan taraf ürünlerinin farklı olmasından ötürü taraf ibareleri arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimalinin oluşmayacağı, davalı tarafın beton ve inşaat işleri alanında 25 yılı aşkın zamandır faaliyet göstermekte olmasının da karışıklık ihtimalini engelleyeceği, davalı kullanımının davacı markasının ayırt ediciliğinden/ itibarından haksız avantaj sağladığı ve/veya bu değerleri zarara uğrattığı veya bu yönde bir ihtimalin bulunduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
Taraf vekillerinin sunmuş oldukları deliller değerlendirilmiş, taraflar arasında devam eden yargılamalara ilişkin sunulan bilirkişi raporları dosya arasına alınmış, mahkememizce alınan 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun denetlenebilir ve karar vermeye elverişli olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili ... 3. FSHHM'nin ...esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talebinde bulunmuş ise de, bekletici mesele talebinin kabulünün yargılamayı sürüncemede bırakacağı ve mevcut deliller kapsamında bekletici mesele yapılmasını gerektirir durumun dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılarak yargılama sonlandırılmıştır.
Dava marka hakkına tecavüzün tespiti ve buna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, "..." ibaresine ilişkin belirtilen şekillerdeki davalı kullanımının, davacının tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Tüm dosya kapsamı, taraflarca sunulan deliller ve 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirilmekle, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede davacı markasının tanınmış marka olarak aranılan kriterlere haiz olmadığının tespit olunduğu,SMK 7/2-c maddesinde belirtilen şartların sağlanmadığı, bütünsel bakışta markanın ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalının internet alan adlarında "..." ibaresini -kendi ticaret ünvanına ve faaliyet alanına işaret eder şekilde- "yapı ve "zemin" ibareleriyle birlikte kullandığı, dolayısıyla dava konusu özelinde markaya ilişkin baskın kullanımdan söz edilemeyeceği ve "..." ibaresinin davalı tarafından markasal olarak kullanılmadığı, ayrıca benzer mal ve hizmetlerde kullanım bulunmaması noktasında davacı markasının sahip olduğu işlevlere zarar verme anlamında tehlike oluşturur bir kullanımın da bulunmadığı, davalının internet sitesindeki görsel kullanımının ise yine "yapı" ibaresi ile birlikte sunumundan ötürü ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davacı şirketin ahşap ürünleri sektöründe, davalı şirketin ise beton ve inşaat sektöründe uzun süredir faaliyet gösterdikleri, uzman tüketici kitlelerine hitap eden taraf ürünlerinin birbirinden farklı olduğu, taraf ibareleri arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tüm bunlardan ayrı olarak dosyada mevcut, davalı şirket temsilcilerinin sanık olarak yargılandıkları ... 1. FSHCM'nin ... Esas ve ...Karar sayılı dosyasında kovuşturma aşamasında alınan mevcut bilirkişi raporunun ve mahkeme karar içeriğinin de mahkememiz dosya içeriğiyle uyumlu olduğu anlaşılmakla yasal şartları oluşmayan davanın tümden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Peşin alınan 870,96 TL harçtan alınması gerekli 427,60 TL karar harcının düşülmesine, kalan 443,36 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ;
-Marka hakkına tecavüz davası yönünden 25.500,00 TL,
-Maddi tazminat davası yönünden 1.000,00 TL,
-Manevi tazminat davası yönünden 25.500,00 TL
vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!