T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/226
KARAR NO : 2024/189
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/07/2021
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin, yapay zekâ yazılımları ve mobil aplikasyonlar da dâhil olmak üzere her türlü bilgisayar yazılımlarının geliştirilmesi konularında faaliyet gösteren bir şirket olduğu; ticari unvanında da yer alan “...” markası kapsamında ses analizi suretiyle yabancı dil öğrenenlerin bir yapay zekâ sayesinde insansız konuşma pratiği yapmalarını sağlayan, telaffuzlarını düzeltmeyi amaçlayan yazılımlar geliştirdiği; bu yazılımların kullanıcının ne demek istediğini anlayan ve ona uygun içerikler sunan, insan sesi üretebilen teknolojiler olduğu; Davacının “...” markasını, şirket henüz kurulmadan önce geliştirdiği ve bu markaya bağlı projeler için yaklaşık 2.500,000 ABD Doları yatırım yaptığı; davacı şirketin kayıtlı sermayesinin 17.000,000 TL olduğu; anılan marka kapsamında sunulan hizmet ve ürünler için, yazılım geliştirme, donanım ve altyapı maliyetleri, ofis demirbaş ve personel giderleri, marka tescil ve danışmanlık ücretleri, reklam ve pazarlama faaliyetleri vb. olmak üzere bugüne kadar toplam 10.198.377,37 TL'lik masraf yapıldığı; markaya ilişkin olarak yapılan yatırım ve masrafların işbu dava tarihi itibarıyla da devam ettiği; Davacı şirketin anılan faaliyetleri kapsamında kullanmakta olduğu “...” markası için 07.09.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu bünyesinde gerekli başvuruları yaptığı ve markanın TÜRKPATENT nezdinde ...sayı ile tescil edilere 07.09.2020 tarihinden itibaren davacı lehine koruma altına alındığı; Davalı şirketin ise, davacı şirketin "..." markasına ilişkin tescil başvurusundan hemen sonra, davacının tescilli markası ile birebir aynı sözcüğü içeren "..." markasının davalı adına 12.03.2021 tarihinde ... sayı ile davacı şirket adına tescilli marka ile aynı sınıflarda (... ve ...) tescil edildiği; Davacı şirket ile benzer faaliyet konusu bulunan davalı şirketin söz konusu markayı internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında kullandığının fark edildiği; davalı şirketin "...” markasını ... ve ... adreslerinde yer alan internet sitelerinde gerek alan adı olarak gerekse de tanıtım amaçlı olarak davacı şirketten sonra kullanmaya başladığı; Davacı şirketin, “..." markasını Davalı Şirket'ten çok daha önce kullanmaya başlamış ve TÜRKPATENT nezdinde de daha önce tescil ettirmiş olup, Davalı Şirket bu markayı davacıdan öğrenerek haksız şekilde kullanmaya başladığı; "..." markasının, TÜRKPATENT nezdindeki tescil koruması 07.09.2020 tarihinde başlamış ise de; 22.06.2020 tarihinde kurulan şirketin ticari unvanından da tespit olunacağı üzere markanın davacı tarafından ilk kullanımının bu tarihten çok daha önce ticaret sicilinde olduğu; Davacı Şirketin, unvanında da yer alan "....” markasını kullanmaya, markaya ilişkin ürün ve yazılımları geliştirmeye ve markaya yatırım yapmaya şirketin kurulmasından çok daha önce başladığı; davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olduğu zira davalının davacıdan haberdar olduğu; Davalı tarafından "...” kelimesiyle birleşik olarak kullanılan “...” sözcüğü zaten hali hazırda alan adı olarak da kullanıldığından, bütünsel farklılıktan da söz edilmesinin mümkün olmadığı; Davacının markanın gerçek hak sahibi olduğu; davalının söz konusu kullanımlarının SMK m. 29/1/b uyarınca markaya tecavüz teşkil ettiği; davalı adına tescilli marka ile davalının söz konusu markanın kullanımına ilişkin eylemlerinin SMK’nin 5/1/ç, 6/1, 6/3, 6/6, 6/9 ve 7/2 ve 7/3/d maddelerine aykırı olduğu ifade edilerek;...sayılı "..." markasının, Davalı Şirket tarafından tüm ticari faaliyetleri ile kendisine ait internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında kullanımının öncelikle tedbiren durdurulmasına; yargılama neticesinde ... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğünün tespitine ve TÜRKPATENT sicilinden terkinine; davalı şirketin, davacı şirket adına tescilli ... sayılı “...” markasına vaki tecavüzünün tespitine ve tecavüz fiillerinin durdurulmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalının ...numaralı marka başvurusunun onaylanarak söz konusu markanın 12.03.2021 tarihinde tescil edildiği; Davalı şirketin uzun süredir gösterdiği ticari faaliyetleri ve piyasadaki yeri sayesinde söz konusu marka ile geldiği noktada artık hiçbir marka ile karıştırılmayacak şekilde bir ayırt edicilik kazandığı; marka, logo ve web sitesi içerikleri incelendiğinde bu hususun anlaşılabileceği; davacının davalı firmaya tebliğ ettiği ihtarnameye karşılık gönderilen 03.05.2021 tarihli cevab-ı ihtarnamede de açıklandığı üzere; "...” markasının hem lafzı hem de logosu ile birlikte bir bütün olarak diğer markalarla karıştırılmaya mahal vermediği; Yapay zeka alanında çalışan firmaların iştigal konusunun ve müşteri portföyünün, ileri bilgi ve uzmanlık gerektiren seçici ve bilinçli tüketici kitlesi olduğundan iltibas ihtimali ya da zarar oluşmasının söz konusu olmadığı; Davalı firmanın markasını davacıdan önce tescil ettirdiği; markaların hem şekil bakımından hem de sözcük bakımından farklılık teşkil etmesiyle birlikte davacının ve davalı şirketin içerisinde bulunduğu sektör ve alıcılarının ileri bilgi ve uzmanlık düzeyleri dikkate alındığında herhangi bir karışıklığın söz konusu olmayacağı; tarafların verdikleri hizmetlerin birbirinden farklı olduğu; Davacının iddialarının aksine "...” alan adı veya uzantı değil, markanın kendisi olduğu; “..” ifadesinin İngilizce bir kelime olarak hem marka hem logoda yer aldığı; Davalı şirketin "...” markasının yalnızca "...” kelimesinden oluşmadığı; İngilizce "...” kelimesinin "...” anlamlarında kullanılarak markaya ayrıştırıcı özellik kattığı ve markanın logosunda da "...” olarak yer alan markanın, renk ve şekillerle desteklenerek ayırt ediciliğinin pekiştiği; "...” anlamına gelen algısından dolayı, birçok alternatif arasından, davalı firma direktörlerinin ortak kararı ile seçildiği; "...” kelimesinin İngilizce 'de "...” anlamına gelen "...” sözcüğünün Türkçe yazımından meydana geldiği ve yaygın bir kullanımının olduğu; TPMK nezdinde içerisinde "...” ibaresi geçen pek çok tescillenmiş markanın olduğu; Davalı şirketin marka tescil tarihinin (12.03.2021) davacının tescil tarihinden (10.04.2021) evvel olduğu; yine her iki markanın da yayın tarihinin aynı olduğu (04.01.2021); Bunun yanı sıra ...domain adının Ağustos 2020 tarihinde davalı bünyesinde değerlendirerek satın alındığı şirket içi E-mail yazışmalarının bunu ispatladığı; bunun da davalının kötü niyetli ya da bilinçli bir kastının olmadığının açık delili olduğu; Davacının iddialarının hiçbirinin kabul edilmediği; davacının ihtiyati tedbir talebinin yerine getirilmesi halinde davalı şirketin mali yapısının ve piyasadaki itibarının haksız ve telafisi imkansız bir biçimde sarsılacağı; dolayısıyla davacının ihtiyati tedbir talebinin yerine getirilmesi durumunda Müvekkil Şirketin başta mali olmak üzere diğer hak ve menfaatlerinin korunması bakımından telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkacağı; ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle: dava konusu markanın, yazım, telaffuz ve işitsel yönden davacı şirketin markasının birebir aynısı olduğu; davalı şirketin müvekkilimiz şirketten duyarak sonradan kullanmaya başladığı "...” markasının, davacıya şirkete ait '...” markası ile birebir aynı sözcüğü içerdiği; davalı markasındaki ek unsurların markaya ayırt edicilik katmadığı; davacı şirketin, "...” markasını davalıdan çok daha önce kullanmaya başladığı; bu hususun ticari kayıtlar ile sabit olduğu; davacıya ait "...” markasının, türkpatent nezdindeki tescil koruması 07.09.2020 tarihinde başlamış ise de; ... kelimesinin 22.06.2020 tarihinde kurulan davacı şirketin ticari unvanında da yer aldığı; ilk kullanımının şirket kuruluşundan da önce olduğu; davacı şirketin tek hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olan serdar şahin’in “...” alan adını (domain), "...” "...” "...” vb. çeşitli alan uzantılarıyla birlikte 2019 yılında aldığı ve kullanmaya başladığı; buna ilişkin olarak 2019 yılına ait sipariş ekran görüntüsü ile 2020 yılı mayıs ayına ait faturanın ekte sunulduğu; davalı şirketin işbu dilekçenin tarihi itibarıyla, ... alan adlı internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında '...” şeklinde reklamlar yapmaya devam ettiği; davalının, davacı şirketin haklarına tecavüzünün tespit edilmesi; smk’nin 159 uncu maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebimizin kabul edilmesi ve davalının “...” markasını tüm ticari faaliyetleri ile kendisine ait internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında kullanmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesi gerektiğini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: İngilizce dilinde ses anlamına gelen ... kelimesinin Türkçe okunuşu olan “...” kelimesinin, zayıf marka sınıfından olduğu; Ayrıca ... arama motoruna “...” markası yazılıp aratıldığında Davacı Şirkete ait markanın arama sonuçlarında yer almadığı; Davalı şirket ile davacı şirketin faaliyetleri birbirinden tamamen farklı olduğu, tüketicilerin bu iki hizmeti karıştırma imkanının bulunmadığı; zira iki şirketin aynı hizmeti vermediği; Davacı şirketin cevaba cevap dilekçesinde ses analizi suretiyle yabancı dil öğrenenlerin bir yapay zeka sayesinde insansız konuşma pratiği yapmalarını sağlayan, telaffuzlarını düzeltmeyi amaçlayan yazılımsal ürünler geliştirdiğinin belirtildiği; davalı şirketin ise metin çözümleme, Trend Analizi, Kullanıcı/Yönetim Arayüzü, istatistiksel karşılaştırma, Online/Offline İzleme, Metin Ekleme/Kategorileme, Online/Offline Raporlama, Kelime Bulutu ve Korelasyon gibi pek çok alanda hizmeti verdiği; kısaca ses dalgalarının metne çevrilerek analiz edilmesini ve değerlendirmesini sağladığı; dolayısıyla verilen hizmetlerin karışmayacağı; Tarafların web sitelerinin birbirine hiç benzememesinin dahi ortalama bir tüketicinin dahi karıştırmasının olası olamayacağını gösterdiği; bunun yanı sıra davacı web sitesinin İngilizce, davalı web sitesinin ise Türkçe dilinde olduğu; Davalı şirketin "...” markası için yapmış olduğu tescil başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair iddiaların kabul edilmesinin mümkün olmadığı; iki başvuru arasında yalnızca 1 gün olduğu; yalnızca 1 gün içerisinde başvuru hazırlıkları yapılamayacağı; davalı Şirketin de davacı Şirketten bağımsız bir şekilde tescil başvuru süreci yürüttüğü; dosyaya sunulan şirket içi yazışmaların da bunu ortaya koyduğu; bu maillerden markanın seçilmesine çok önceden karar verildiği ve logo çalışmalarının yapıldığının görüldüğü; davalı şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı; Ticari unvanının “...” kelimesini içermesinin davacıya münhasır bir hak ya da marka sahipliği tanımadığı; marka sahipliğinin hukukumuzda TPE nezdinde usulüne uygun yapılan başvuru neticesinde kurum nezdinde verilen karar neticesinde söz konusu olduğu; ticari unvana dayalı iddiaların mesnetsiz olduğu, davanın reddinin gerektiğini talep etmiştir.
Deliller:
TPMK kayıtları: Davalı adına kayıtlı markanın tescil belgeleri ve onaylı suretleri celp edilmiştir. Kayıtların incelenmesinde TPMK nezdinde davacı adına... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise ... tescil numaralı "... " ibareli ...Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu: 22/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda "SMK m. 6/3 uyarınca davacı yanın “...” ibaresi üzerinde ticaret unvanının tescilinden kaynaklanan öncelik hakkının bulunduğu; SMK m. 6/3 uyarınca davacının ticaret unvanından kaynaklanan öncelik hakkının faaliyet konusundaki hizmetlerle sınırlı olduğu, söz konusu hizmetler ile davalı markasının tescilli olduğu hizmetlerin birbiri ile ikame edilebilir, rekabet yaratır mahiyette ve benzer olduğunun kabulü halinde davalı markasının SMK m. 6/3 uyarınca tescilli olduğu sınıflar bakımından hükümsüz kılınmasının mümkün olabileceği; Davalının “...” ibaresi üzerindeki kullanımlarının SMK m. 6/1 ve SMK m. 5/1-ç hükümleri uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açtığı gerekçesiyle tescilli olduğu ... sınıflar bakımından tümüyle hükümsüz kılınmasının mümkün görüldüğü; Sayın Mahkemeniz tarafından davalının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranmasının tek başına marka tescilinin kötüniyetli kabul edilmesinin gerekçesi olamayacağı kabul edilirse, davalı markası açısından SMK m. 6/9 hükmündeki kötü niyetli tescil şartlarının oluşmadığı; SMK 7/2-b ve SMK 7/2-d hükümleri açısından davalı markasının ve bu markaya dayalı kullanımlarının SMK m. 29 uyarınca davacının marka haklarına tecavüz mahiyeti taşıdığı " kanaatini bildirmiştir.
05/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda "Dosyaya sunulan itirazlar kapsamında tarafımızca yapılan incelemeler sonucunda kök rapordan ayrışmayı gerektirecek herhangi bir durum tespit edilememiştir. " kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava; davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile davalının markasal kullanımlarının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ve tecavüzün durdurulmasına ilişkindir. Davacı taraf davalının markasının hükümsüz kılınması gerektiğini ve davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü, davalı ise taraf markalarının birbirinden farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında TPMK nezdinde davacı adına ... tescil numaralı "..." ibareli markanın... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise ... tescil numaralı "... " ibareli ... Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Hükümsüzlük davası bakımından yapılan incelemede dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporunda taraf markalarının ayrıntılı olarak karşılaştırıldığı bu bağlamda davacı markası ile davalı markasının aynı sınıflarda tescil edildiği, davacı markasının davalı markasından farklı olarak ... Sınıflarda tescilli olduğu, tescil tarihleri itibari ile davacının markasının davalının markasından tarih itibari ile önce tescil edildiği, taraf markalarının ana unsurlarının "..." ibaresi olduğu, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu, bu haliyle markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ayrıca dava konusu edilen davacı markasının zayıf marka niteliğinde olmadığı, bu haliyle davalının markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların oluştuğu anlaşılmakla dosya kapsamında alınan rapor hükme esas alınarak davalı markasının hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.
Markaya tecavüz iddiası bakımından ise her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında tecavüz unsurlarının oluştuğu kabul edilmiş ise de davalının markasal kullanımlareının tescilli marka hakkının kullanılmasından kaynaklandığı bu haliyle davalı kullanımlarının tecavüz olarak değerlendirilmeyeceği anlaşılmakla tecavüz iddiası bakımından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda hükümsüzlük davasının kabulüne, tecavüz davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı tarafça davalı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının kabulü ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
2-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan tecavüz iddiasına dayalı davanın reddine,
3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL peşin harcın düşümü ile kalan 368,30 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL peşin harç+ 59,30 TL başvuru harcı+ 3500 TL bilirkişi ücreti+ 297 TL posta/ tebligat gideri olmak üzere toplam 3.915,60 TL yargılama giderinin kısmen kabul - kısmen red oranı dikkate alındığında takdiren 1.957,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 100 TL tebligat giderinin kısmen kabul- kısmen red oranı dikkate alındığında takdiren 50 TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan 50 TL nin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen tecavüz davası bakımından; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!