WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

İSTANBUL 2.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/404 Esas
KARAR NO : 2024/80

DAVA : Caymaya İtiraz
DAVA TARİHİ : 05/12/2016
KARAR TARİHİ : 28/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Caymaya İtiraz, Fikir ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini, Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Fikir ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.), Fikir ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, davacı ile davalılar arasında 09.10.2013 tarihli “Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesi” imzalandığını,sözleşme gereğince davacının davalılara beş albüm çıkartmayı ve tescil belgesine bağlanarak albümlerin yayımlanmasını üstlendiğini, davalıların ise müzik grubu olarak beş albüm çıkartmayı üstlenmiş olduğunu, bu beş albümden “...” isimli birinci albümün 16.05.2013 tarihinde kayıt tescil belgesine bağlanarak yayınlandığını, “...” adlı ikinci albümün 22.07.2014 tarihinde kayıt tescil belgesine bağlanarak yayınlandığını ve ... meslek birliği üyesi olan davacı tarafından dağıtım-satış işlemlerinin özenle yapıldığını, üçüncü albüm için ise kayıt stüdyosuna avans mahiyetinde ödeme de yapılmış olmasına rağmen bu albümle ilgili hiçbir gelişme sağlanamadığını, bu çerçevede taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesine istinaden elde edilen sahne gelirlerinden davacının uğradığı zararlar ile albüm çalışması, klip ve konser organizasyon davetlerine icabet etmeleri hususunda ... 24. Noterliği vasıtasıyla ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalılara gönderildiğini, üçüncü albüm için belirlenmiş olan eserleri henüz albüm yayınlanmadan önce davacının bilgisi ve rızası dışında davalıların internet ortamına sunmaları nedeniyle ve diğer önceki ihlallerini sürdürmeleri nedeniyle davalaılara ... 14. Noterliği vasıtasıyla ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davacı ile davalılar arasındaki iş ilişkisi başlangıçta dostane bir ortamda yürümekte iken daha sonra davalılardan ...'ın saldırgan bir üslupla ilişkiyi zedelemesi nedeniyle problemler yaşandığını, bu bağlamda davacı şirket yöneticilerine yönelik tehdit, hakaret ve hedef gösterme fiillerinden dolayı kendisi hakkında ... Cumhuriyet başsavcılığı ve BİMER'e şikayet ve başvuru yapıldığını, davacının sözleşmeyi ihlal eder bir tutumu olmamasına rağmen davalıların sözleşmeden caymış olmalarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, müzik sektörünün yaşadığı kriz nedeniyle albüm yapmak isteyen sanatçıların bütün maliyetleri kendi ceplerinden karşılamak durumunda iken davalılara inanarak güvenerek bu işe giren, kayıt, tanıtım, klip vs. bütün giderleri üstlenen davacı firma ile yapılan menajerlik sözleşmesini feshe yönelik eylemlerini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığını, davalılar tarafından icra edilmiş albümlerin televizyon dizileri içinde kullanımları amacı ile davacı firma tarafından girişimlerde bulunulduğunu, gerçekleşen “kullanımlar nedeniyle davacının “yapımcı” davalıların “sanatçı” olarak telif geliri elde etmekte olduklarını, davalıların ihtarnamede belirttiklerinin aksine taahhütlerini yerine getirmeyen taraf olduklarını, cayma hakkının keyfi olarak kullanılamayacağını, aksi durumda sözleşmeye güvenerek yatırım yapan kişilerin zarara uğratılmasının söz konusu olacağını ve bu durumun sözleşmeye güven ilkesini zedeleyeceğini, davalıların 09.10.2013 tarihli “Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesinden haksız ve kötüniyetli olarak caydığını, caymanın geçersizliğini ve sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Esas davada davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Birleşen ... 1. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında 09.10.2013 tarihli Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, sözleşme süresinin yürürlülük tarihinden itibaren beş yıl olduğunu, sözleşme uyarınca müvekkilinin davalılara beş albüm çıkarmayı, tescil belgesine bağlanarak çıkartmayı üstlenmiş olduğunu, müvekkilinin FSEK m. 80 uyarınca bağlantılı hak sahibi olduğunu, davalıların “icracı sanatçı” olarak sahip oldukları hakların sözleşme uyarınca müvekkiline devretmiş olduklarını, müvekkilinin fonogram ve menajerlik sözleşmesi ile üstlendiği beş albümden ilki olan “...” adlı albümün 16.05.2013 tarihinde ve ikinci albümün 22.07.2014 tarihinde kayıt tescil belgesine bağlanarak yayınlanmış olduğunu, müvekkili firmadan albümler nedeniyle kayıt miks, mastering ücreti (...), grafik tasarım, eser işletme, FRS matbaa baskı, CD baskı, radyo Pr, radyo, TV, köşe yazarlarına yapılan CD kargo, aranjör ücreti, fotoğraflar, klipler nedeniyle yaptığı harcamalar miktarının ilgili meslek kuruluşlarına sorulduğunda maddi zararın 100.000,00 TL üzerinde olduğunu, gerçek zararın bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, davalıların yükümlülüklerine aykırı hareket ettiklerini, bu nedenle albüm satışlarının yeterince gerçekleşemediğini ve dağıtım firmalarında 3000 civarı albümün müvekkili şirkete iade edilmiş olduğunu, davalıların ... ve ...'da organize edilen imza gününe katılmamış olduklarını ve bu nedenle ... tarafından 293 adet CD'nin müvekkili şirkete iade edilmiş olduğunu, sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeleri için davalılara ... 24. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, davalıların kendilerine ait sosyal medya sitelerinde yaptıkları paylaşımlar ile Biletix ve diğer internet sitelerinden tespit edildiği kadarıyla 2013-2017 tarihleri arasında müvekkili şirkete bilgi vermeksizin, onay almaksızın 150'nin üzerinde konser ve faaliyetlerde bulunmuş olduklarını, müvekkillerince tespit edildiği kadarıyla 150 civarında konser gelirlerinden her biri için ayrı ayrı olmak üzere tahsilat tarihlerinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, üçüncü albüm için davalıların 14.06.2016 tarihinde gerekli muvafakatname ve taahhütnameleri vermiş olmalarına ve müvekkili tarafından kayıt stüdyosuna avans mahiyetinde ödeme yapılmış olmasına rağmen davalıların gelmemesi nedeniyle bu albümle ilgili hiçbir gelişme sağlanamadığını, davalıların sözleşme gereğince müvekkile devrettikleri ..., ... isimli parçaları, müvekkili firmanın bilgisi ve rızası dışında İtunes, sportify gibi yasal dijital platformlara koyarak gelir elde ettiklerini, yapılan her iş için ayrı ayrı olmak üzere tahsilat tarihlerinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödeme yapılmasını talep ettiklerini, davalıların 3. albüm için üzerlerine düşen yükümlülüğü yerine getirmedikleri ve iki albüm çalışması daha yapmaları gerektiğini, ayrıca davalıların 14.06.2016 tarihli muvafakatname ile belirlenmiş olan eserleri henüz albüm yayınlanmadan önce müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında “...” isimli parçaya klip çekip internet ortamında sunmalarının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, belirtilen nedenlerle ... 14. Noterinin ... tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderildiğini, davalıların tutumunun haksız ve kötüniyetli olduğunu, taraflar arasında akdedilen fonogram ve menajerlik sözleşmesi uyarınca müvekkil tarafından büyük yaptırımlar ve promosyonlar yapılarak büyük bir çalışma ve özveri ile müzik camiasında tanınmış ve isim yapmış olduklarını, müvekkil şirket üzerine düşen sorumlulukları tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu ancak davalıların sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini, davalıların ... ile anlaşarak ... isimli eseri ... sayfasına koymuş olduklarını, bahsi geçen fiillerin müvekkilinin ticari itibarını ve prestijini zedelediğini, müvekkilini maddi-manevi zarara uğrattığını, davalı ...'ın tehditvari ve hakaretamiz tavır ve eylemleri nedeniyle müvekkil şirket yetkilisi tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet edildiğini, sonuç olarak davacının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, davalıların ise sözleşmeye aykırı olarak hareket ettiklerini belirterek müvekkilinin ticari itibarının zedelendiği, davalıların davranışlarının maddi ve manevi zarara neden olduğunu, müvekkili şirketin uğradığı zararlar nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, davalıların tek başına hareket ederek yapmış olduğu her türlü işlerden elde etmiş olduğu ve/veya elde edeceği her türlü kazanç ve gelirlerden kazancın %20'sinin müvekkiline ödenmesini, 2013 tarihli sözleşme uyarınca iki albüm çalışması daha yapılması gerektiğine göre 3. albümde belirtilen eserler ve bunlar dişindaki eserlerinin de müvekkile aidiyetinin tespiti ile sözleşme gereğince ödenmesi gereken olarak tespit edilecek bedelin yapılan her iş için ayrı ayrı olmak üzere tahsilat tarihlerinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen .. 1. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili, davacının dava dilekçesinde belirttiği kayıt miks, mastering ücreti, grafik tasarım, eser işletme, frs matbaa baskı, cd baskı, radyo pr, radyo-tv köşe yazarlarına yapılan cd kargo, aranjör ücreti, fotoğraflar, klipler nedeniyle yaklaşık 100.000,00 TL zarara uğradığı iddia edilmişse de sayılan harcama kalemlerinin her birinin taraflar arasında ilgili dönemde yürürlükte bulunan “Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesi” uyarınca davacı tarafından yapılması gereken harcamalar olduğunu, davacının sözleşme gereğince yerine getirmesi “gereken yükümlülükleri zarar kalemi olarak ileri sürmesinin kabul edilemeyeceğini, öte yandan birinci ve ikinci albümün satıldığı süre boyunca albümler sayesinde davacının elde ettiği ciddi miktardaki dijital alan, fiziki satış giderleri ile diğer her türlü gelirden dava dilekçesinde hiç bahsedilmemiş olduğunu, ayrıca davacının 100.000,00 TL'yi aşan miktarda zarara uğradığı iddiasını ispatla yükümlü olduğunu ve bunu yerine getirmemiş olduğunu, müvekkillerinin sözleşmeye uygun davrandıklarını, sözleşmeye aykırı hareket edenin bizzat davalı şirket olduğunu, davacının, müvekkillerinin yeni ve ilgi gören şarkılarına yapılması gereken masrafları yapmaktan kaçındığını, bu albümlerin çok kısa süreler içinde ve çok düşük maliyetlerle hayata geçirilmesi için müvekkiller üzerinde bir baskı oluşturduğunu, davacı şirketin ilk iki albümde olduğu müvekkillerinin istedikleri müzikal kaliteyi ortaya koyma önceliğini önemsemediğini ve verdiği sözleri tutmadığını, davacı şirketin tamamıyla kar maksimizasyonu üzerine kurduğu yaklaşım ve tavırlarını sürdüreceğinin ve davalı müvekkillerinin haklı beklentilerini karşılayamayacağının anlaşılması ile birlikte albüm çalışmalarının durma noktasına geldiğini, yapım firmalarının “...” gibi kendi tarzını yaratabilen, özel yetenekli grup ya da kişilere büyük yatırımlar yaptığını, davacı taraf müvekkillerinin albüm çalışmalarına gelmemesi nedeniyle albüm çıkarılamadığını iddia etmişse de müvekkillerinin 9 Haziran 2016'da albüm çalışmalarına başladığını ve bu çalışmaların belli bir süre devam ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davacının 23 yaşındaki iki genç müzisyen için ağır şartlar ortaya koyduklarının anlaşılabileceğini, davacının müvekkillerini adeta bir kelepçe ile sözleşmeyle bağladıkları,müvekkillerine hiçbir konu hakkı tanımadıklarını, davalı müvekkillerinin sırf kendilerine iyi bir çalışma ortamının sunulacağı umuduyla eldeki kadar ağır bir sözleşmeyi imzalarken davacı şirketin sanatçısının yanında değil de adeta karşısında olan tavrının albüm çalışmalarının tıkanmasına sebebiyet verdiğini, tüm bu sorunlar yaşanırken davacı şirketin söz verdiği klip çalışmalarını da yapmaması üzerine müvekkillerin kendi imkanlarıyla bir klip ürettiğini ve “YouTube” üzerinden dinleyenleriyle paylaştığını, ancak davalı şirketin grubun aleyhine olacak şekilde müvekkillerin üretimlerini dinleyicileriyle paylaşmalarına engel olmak amacıyla klibi gösterimden kaldırttığını, tüm bu sorunlar sonucunda grup üyelerinden ...'ın yaşananlara isyan ettiği noktada sosyal medyada yaptığı bazı paylaşımları müvekkilin aleyhine kullanarak kendisine dair iki farklı savcılık soruşturması başlatılması konusunda girişimlerde bulunulduğunu, gelinen noktada sorunları uzlaşma ile çözme konusunda girişimlerde bulunulduğunu, bir aya yakın bir süre şirket yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştiğini ancak davacının uzlaşma için 100.000,00 TL talep etmesi ve müvekkillerin böyle bir kazancı olmadığı halde bu bedel üzerinde diretilmesi dolayısıyla uzlaşmanın gerçekleşmediğini, davacının mali hakları kullanması ile ilgili yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi ve müvekkillerin manevi haklarını, kamuoyu önünde itibarlarını zedeleyecek şekilde savcılık soruşturması açması, yaptıkları açıklamalarla müvekkillerin müzik sektöründeki kariyerini açıkça baltalamaya çalışması üzerine müvekkillerin cayma hakkını kullanma yoluna gittiğini, cayma hakkının kullanılmasıyla birlikte taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiğini ve caymaya konu mali hakların kendiliğinden, başka bir işleme gerek kalmadan eser sahibine döndüğünü, dolayısıyla davacı tarafın ortaya konan cayma hakkının kullanıldığı tarihten sonraki döneme dair taleplerin de herhangi bir dayanağı olmadığını, davacı taraf sözleşme süresi içinde edimlerini gereği gibi yerine getirmediğinden, sözleşmenin sona erdirildiği tarihten sonraki döneme ilişkin olarak menajerlik komisyonu talebinde bulunamayacağını, bu yönde bir ücret talebinde bulunmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiş, davacının tavrı ve birtakım girişimleri dolayısıyla müvekkillerinin manevi anlamda zarara uğradıklarını, tüm bunlara ek olarak davalı şirketin birtakım engellemeleri dolayısıyla grubun birçok programını iptal etmek zorunda kaldığını ve yer almayı planladığı birçok sahneye çıkamayarak hayranlarının gözünde itibar kaybettiğini, popülerliğini yitirdiğini belirterek davacının haksız eylemleri ve kişilik hakkına tecavüz niteliğinde ki fiilleri nedeniyle karşı davada müvekkillerin her biri için 25.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen, mahkememizin 2018/285 Esas sayılı dosyasında davacı karşı davalı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardır müzik yapımcılığı alanında faaliyet gösteren, hemen herkesin ve her kesimin evinde bulunan sayısız plak, kaset, cd üretmiş ve üretmekte olan saygın bir müzik yapım firması olduğunu, müvekkil ile davalı ... ve ... arasında 09.10.2013 tarihli “Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkili davalılara beş albümün yapımcılığını üstlenmiş olduğunu, anılan sözleşmenin 11. maddesi uyarınca sözleşmenin diğer tarafı olan davalıların muvafakati çerçevesinde 2015 yılında “...” ve “...” ibarelerini adına marka olarak tescil ettirdiğini, davalıların müvekkili şirketten izin almaksızın klipler yayınladığını, daha sonra diğer davalı yapım firmasının etiketiyle ve müvekkiline ait markaları kullanmak suretiyle iki adet müzik albümü (“...” ve “...” adlı albümler) yaptığını ve piyasaya arz etmiş olduklarını, ayrıca bu albümleri ..., ..., ..., ..., ... dijital mecrada da müvekkiline ait markalarla kullanmakta olduklarını, davalıların eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve müvekkilini maddi-manevi yönden zarara uğrattığını iddia ederek marka hakkına tecavüzün durdurulmasını, önlenmesini, kaldırılmasını, izinsiz markalı ürünlerin imhasını, dijital mecralarda her türlü kullanımların kaldırılmasını, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere 20.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesini,taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri çerçevesinde müvekkilinin 2015 yılındaki başvurusu neticesinde "..." ve "..." isimlerinin yasal marka hakkı sahibi olduğunu, karşı davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek reddini talep etmiştir.
Birleşen, mahkememizin 2018/285 esas sayılı dosyasında davalı karşı davacı vekili, davacı şirketin müvekkili gerçek kişiler ile imzalamış olduğu Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesinde yer alan mali yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş olduğunu, davacı şirketin müvekkillerinin manevi haklarını ve kamuoyu önündeki itibarlarını bütünüyle zedeleyecek biçimde savcılık şikayetlerinde bulunduğunu, yapılan açıklamalar ile müvekkillerinin müzik sektörü kariyerlerinin açıkça ortadan kaldırılmak istenmiş olduğunu, taraflar arasında gelişen bu olumsuzluklar neticesinde maddi ve manevi her türlü hakları zedelenen müvekkillerin albüm çalışmalarının durma noktasına geldiğini, tüm bunların üzerine müvekkillerin davacı-karşı davalı şirketle bir daha çalişma imkanının kalmadığını görmeleri üzerine FSEK m. 58 uyarınca sözleşmeden cayma hakkını kullandıklarını, cayma hakkının kullanılması ile birlikte taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiğini ve caymaya konu mali hakların kendiliğinden, başka herhangi bir işleme gerek olmaksızın eser sahibi müvekkillere geri döndüğünü, davacı-karşı davalının adına yaptırdığı marka tesciline 09.10.2013 tarihli sözleşmenin 11. maddesini dayanak yaptığını, işbu sözleşmenin hakkı kapsamında sona erdirildiği dikkate alındığında, sözleşmenin feri niteliğindeki marka tescillerinin de işbu sözleşmenin sona erdiği tarihte sona erdiği hususunun kabulü gerektiğini, işbu sözleşmenin 11. maddesinin davacıya kendi adına marka tescil hakkı vermeyeceğini, sözleşmenin 11. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere, müvekkillerin tescilsiz olarak kullandıkları markalarına ilişkin muvafakati, marka sahibi olarak kendilerinin bildirilmesi şartıyla davacı şirketin marka başvurusunda bulunmasına ilişkin olduğunu, açık sözleşme hükmüne rağmen davacı şirketin sözleşmeye aykırı bir şekilde kendi adına marka başvurusu gerçekleştirdiğini, davacının açık sözleşme hükmünü hukuk ve mantık kurallarına ters bir şekilde yorumlayarak sözleşmesel ve hukuki dayanağı olmadığı halde gerçekleştirdiği marka tescillerine dayanılarak ikame edilen esas davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı-karşı davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunu, zira taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı-karşı davalı şirkete müvekkiller adına marka başvurusu yapma hakkı verildiğini ve fakat dava konusu markaların müvekkillerin haberi ve izni olmaksızın davacı şirket tarafından kendi adına tescil ettirilmesinde haklı bir neden bulunmadığından ... ve ... tescil no.lu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen,mahkememizin 2018/285 Esas sayılı dosyasında davalı ...A.Ş. vekili, müvekkili şirketin uluslararası ve saygın bir şirket olan ...'in ülkemizdeki ofisi olarak faaliyet göstermekte olduğunu, uluslararası ana şirket ...'in 1929 yılında ABD'de kurulmuş ve 34 ayrı yapım markasıyla tüm dünyada 40'tan fazla ülkede uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, bu faaliyetler kapsamında müvekkil şirket ile diğer davalılar arasında albüm çalışması ve eserlerin kaydına ilişkin imzalanan sözleşme ile diğer davalılar, "..." müzik grubu ismi altında devam eden ve “belirli bir tanınmışlık ve ayırt edicilik kazanmış faaliyetlerini, eserlerinin kayıt işlemi ve albüm çalışması gerçekleştirilmesi adına müvekkil şirkete bir takım hak ve yetkiler vermiş olduklarını, bu sözleşme kapsamında “...” isimli eserin 14.02.2018 günü “T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek müzikseverlerin ilgisine sunulmuş olduğunu, davacı ile diğer davalılar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinin davacıya kendi adına marka tescil hakkı vermediğini, dava konusu markaların âdi. sınıfta tescil edilmiş olduğunu, oysa eserlerin stüdyo kayıtlarının gerçekleştirilmesi vs. hizmetlerin 41. sınıf kapsamında olmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 31/10/2017 tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle: FSEK m.58'de hüküm altına alınan hakkın, yapımcı ile yapılan sözleşmeyi tek taraflı sona erdiren bir hak ve eser sahibi lehine tanınan, yenilik doğuran koruma hükmü olduğu, bu durum karşısında cayma hakkının yapımcıya tebliğ edildiği anda kullanıma son verilmesi ve yasa gereği hakların sanatçıya geri dönmesi gerektiği, ancak cayma hakkını hüküm altına alan FSEK m.58 f.1 hükmünün, eser sahibinin sözleşmeden cayabilmesini, eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edilmesi koşuluna bağladığı, eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edilmesinin ise, mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimsenin, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmamasıyla ortaya çıkabileceğinin düzenlendiği, oysa davalı tarafça, özellikle davaya da cevap vermediğinden, FSEK m.58 f.1 anlamında eser sahibi olarak menfaatlerinin esaslı surette davacı tarafindan nasıl ihlal edildiğinin somut olarak ortaya konulamadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 25/07/2018 tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle: Davalıların sözleşmeden caymasının FSEK 58 çerçevesinde şekil şartları ve esas şartları yönünden geçersiz olduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 31/03/2021 tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle: Esas davanın dört haftalık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu (FSEK m.58/3), esas davada, taraflar arasında imzalanmış olan Fonogram ve Menajerlik Sözleşmesi gereğince davacının davalılara beş albüm çıkarıp tescil belgesine bağlayarak yayınlama yükümlülüğü olduğu, davalıların cayma hakkını kullanmasına itiraz eden davacının 09.10.2013 tarihli sözleşmeden doğan hakları gereği gibi kullandığını ispat etmesi gerektiği, dosyaya sunulan delillerden davacının üç yıl içinde iki albüm çıkarmış olduğunun tespit edildiği, ayrıca sözleşmenin imzalanmasından sonraki tarihlerde taraflar arasında yargıya intikal etmiş husumetler olduğu ve ceza yargılamasının halen devam ettiği, bu durumun davalılarca davacıya devredilen haklara zarar verebilecek nitelikte olduğu kanaatiyle somut olayda mehil verilmeksizin cayma hakkının kullanılması koşullarının oluştuğunun kabul edilebileceği, birleşen 2017/752 Esas numaralı dosyada esas dava ve karşı davada, bilirkişi görevi dâhilindeki incelemeleri ve tespitleri kapsamında görüldüğü üzere, dosyada hesaplama yapmaya yarar gelirlerinde net bir beyana ya da belgeye rastlanılmadığından ve dosyada mübrez deliller ve taraf beyanlarının çelişkilerinden dolayı bir hesaplama yapılamadığı, tarafların mali açıdan belgeler üzerinden teyitleştirilmesi ile net kârın - zararın ve ödenmesi gereken cezai şartın tespiti hususunda ve devamında bilirkişi heyetine eklenecek bir mali bilirkişi (nitelikli hesap konusunda uzman bilirkişinin) heyete dâhil edilmesi ile kesin bir sonuca varılabileceği, birleşen 2018/285 Esas sayılı dosyada karşı davada ... tescil nolu “...” ve ... tescil nolu “...” markalarının ... sınıfta davacı-karşı davalı şirket adına tescil edilmiş olduğu, davalı-karşı davacı gerçek kişilerin taraflar arasında imzalanan sözleşme tarihinden önce “...” grup adını ve grup üyelerinden birinin adı/soyadı olan “...” adını kullandıkları, davalı-karşı davacıların bu markalar üzerindeki haklarını sadece beş yıl süre ile geçerli olan 09.10.2013 tarihli FONOGRAM VE MENAJERLİK SÖZLEŞMESİ ile süresiz ve koşulsuz olarak davacı-karşı davalıya devretmiş olmaları, sözleşmedeki iradelerinin bu şekilde yorumlanmasının hayatın olağan akışı ile örtüşmeyeceği, davalı-karşı davacıların bu markalar üzerindeki hak sahipliğini bilen davacı-karşı davalının “konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri” dahil olmak üzere ... sınıfta ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” markaları adına tescil ettirmesi karşısında SMK m. 6/9 uyarınca hükümsüzlük şartlarının olduğunun kabul edilebileceği, birleşen 2018/285 Esas sayılı dosyada esas davada, karşı davada hükümsüzlüğü talep edilen markalar dayanak gösterilmek suretiyle marka hakkına tecavüz edildiği iddiası ve buna bağlı taleplerde bulunma koşullarının mevcut olmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 26/08/2022 tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle: Davacı vekilinin kök raporda esas dava yönünden cayma hakkına ilişkin olarak yaptığı itirazlar değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporda vardıkları sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı, birleşen 2017/752 Esas sayılı karşı davada sektörel yönden yapılan incelemede özetle “Mali açıdan bir karara varılması, bu mevcut belgeler ve bilgiler ışında mümkün değildir” şeklinde tespit ve kanaat belirtmiş ise de 2017/752 Esas sayılı dava içinde ikame edilmiş olan karşı davanın, davaların birleştirilmesinden önce dosyadan tefrik edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği anlaşılmakla, karşı dava yönünden ek raporda bir açıklama yapılmadığı, birleşen 2018/285 Esas sayılı davada davacı/karşı davalı vekilinin kök raporda markanın hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz yönünden yaptıkları incelemeye itirazları değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporda vardıkları sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı, davacının incelemeye ibraz edilen 2013-2015 mali dönemine ait ticari defterinin ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğu, ticari defterinin yasal süreleri içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmış oldukları, delile dayanan taraf açısından delil niteliğinde bulunduğu, davalı ...A.Ş'nin incelemeye ibraz edilen 2016-2018 mali dönemine ait ticari defterinin ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğu, incelemeye sunulan ticari defterinin yasal süreleri içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmış oldukları, delile dayanan taraf açısından delil niteliğinde bulunduğu, mahkemece davalı tarafından kullanılan cayma hakkının haksız olduğuna karar verilmesi durumunda, maddi zarar talebine ilişkin; davacı tarafın ticari defter kayıtlarında yer alan ve yarım kalan albüm çalışmasıyla alakalı olan 2015 yılına ait 10.326,06 TL tutarın davacı tarafın zararı olarak hesap edildiği, sözleşmenin 8 ve 10/b Maddesi kapsamında talep edilen tazminata ilişkin; davalı ...NY tarafından elde edilen NET gelir dikkate alınacaksa tazminat tutarının 30.06.2018 tarihi itibariyle 39.593,566 TL hesap edildiği, davalı ... tarafından elde edilen ... hakkediş bedeli dikkate alınacaksa tazminat tutarının 30.06.2018 tarihi itibariyle 13.574,93 TL TL hesap edildiği, davalı ... tarafından elde edilen performans gelirlerine (konser vb.) gerek dosya ve gerekse de davalı ... kayıtlarında rastlanmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava konusu uyuşmazlık, asıl davada caymaya itirazın kabulü ile taraflar arasındaki menajerlik sözleşmesinin yürürlükte olduğunun tespiti, birleşen 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında Fikir ve Sanat Eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğunun tespiti, birleşen mahkememizin 2018/285 Esas sayılı dosyasında asıl davada markaya tecavüzün tespiti, ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemleri ile karşı davada ise marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
Dosya kapsamında taraf delilleri toplanmış, bilirkişi raporları alınmış, tarafların raporlara karşı itirazlarının bilirkişiler tarafından değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin asıl dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ;
Taraflar arasında 09/10/2013 tarihli Fonogram ve Menajerlik sözleşmesi düzenlendiği, davalıların noter aracılığı ile davacıya göndermiş olduğu 18/11/2016 tarihli ihtarname ile davacıya cayma hakkını kullandıklarını bildirdikleri, davacının ise caymanın haksız ve kötüniyetli olduğundan bahisle caymanın geçersizliğinin tespiti ile menajerlik sözleşmesinin yürürlükte olduğunun tespiti için iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
FSEK m. 58, mali hak veya kullanma hakkı devralanın bu hakkını gereği gibi kullanamamasını bir cayma sebebi saymaktadır. Gereği ya da yeterince kullanmama sözleşmenin yorumu yoluyla veya halin icabından anlaşılır. Yargıtay’a göre, devralanın eser sahibinin zararına kullanım durumu cayma hakkının kullanılması için geçerli sebep oluşturur. (Yargıtay 11. HD, 03.02.2011 gün ve E. 2010/13885, K. 2011/1127.)
Cayma hakkının kullanılabilmesi için eser veya icranın gereği gibi ya da hiç kullanılmaması yetmez ayrıca bu nedenle eser ve icra sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edilmesi de şarttır.
Kanun koyucu hangi menfaatlerin ihlalinin cayma hakkına vücut vereceğini açıklamamış, sadece menfaat ihlalinin esaslı olmasını aramıştır. Genellikle eserin veya icranın hiç veya gereği gibi kullanılmaması doğal olarak eser sahibinin menfaatlerinde de esaslı ihlale yol açar.
Cayma hakkını kullanmadan önce sözleşmeden doğan hakların kullanılması için mali hakkı veya kullanım hakkını devir alana uygun bir süre vererek noterden ihtarname göndermelidir. FSEK m. 58/II uyarınca sözleşmeden doğan hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise ihtar göndermeye gerek yoktur.Yine, sözleşmede eserin veya icranın kullanılması için kesin bir vade kararlaştırılmışsa, TBK m. 124 kıyasen uygulanarak mehil verilmeden cayma hakkını kullanmak mümkündür. (EREL, Fikir, s. 301; ÖZTAN, s. 587; YAVUZ/ALICA/MERDİVAN, s. 1766; BAK, s. 167 )
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinde davacının yapımcı, davalıların ise sanatçı olarak belirtildikleri, anılan sözleşme uyarınca davalıların en az 46 dakika ya da 14 eseri ihtiva eden 5 adet albümü seslendirecekleri ve bu eserlerin mali haklarını davacıya devrettikleri, davacının ise davalılara 5 adet albüm çıkarıp tescil belgesine bağlayarak yayınlama taahhüdünü üstlendiği, sözleşmenin süresinin ise 5 yıl olarak düzenlendiği görülmektedir. Sözleşmenin düzenlenmesinden cayma iradesinin kullanıldığı zamana kadarki 3 yıllık süre içerisinde davacı tarafından iki albüme ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirildiği ve bu albümlerin neticelendirildiği, üçüncü albüm sürecinin taraflar arasındaki husumetler nedeniyle neticelendirilemediğinin anlaşıldığı, dosya içerisinde mevcut 31/03/2021 tarihli -içinde birden fazla sektör bilirkişisinin bulunduğu- bilirkişi raporuna göre tarafların yükümlülüklerinin değerlendirildiği, davacının 3 yıl içerisinde yalnızca iki albüme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasının davalı eser sahiplerinin menfaatlerini tehlikeye düşürdüğü, her ne kadar davalıların sözleşmeye aykırı eylemlerinden ötürü çalışmaların tamamlanamadığı davacı tarafça iddia olunmuş ise de dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre bu hususun yeterli delillerle ispat olunmadığı, ayrıca aşağıda da açıklanacağı üzere sözleşme hükümlerinde davalılar aleyhine açık orantısızlık bulunduğu, sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde sanatçının daha korumasız, davacının ise üstün bir konumda olduğu, taraflar arasında yapımcı sanatçı ilişkisinden kaynaklanan ceza yargılamalarının bulunduğu, davacı tarafından davalı ... hakkında 24/08/2016 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu,ceza davasının sonucundan bağımsız olarak mevcut durumun taraflar arasındaki sözleşmeyi dava konusu özelinde sürdürülemez hale getirdiği, bu noktada oluşan husumet nedeniyle cayma hakkının kullanılması için davacıya mehil verilmesinin de etkisiz olacağı, cayma hakkının kullanılabilmesi için, eser sahibinden mali hak veya ruhsat iktisap eden -taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesine göre sözleşmenin feshi ve devri noktasında sınırlama olmaksızın yetkiyle donatılan- davacının kusurlu olmasının şart olmadığı, davacının eylemlerinin eser sahibinin zararına kullanım durumu olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının sözleşme kapsamında kendisine devredilen mali hakları gereği gibi kullanamadığının anlaşıldığı ve davalıların menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşürüldüğünün tespit olunduğu, (her ne kadar dosya içerisinde mevcut 31/10/2017 ve 25/07/2018 tarihli bilirkişi raporlarında caymanın şekil ve esas yönünden geçerli olmadığı yönünde görüş bildirilmişse de yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde raporlara bu yönden itibar olunamayacağı), bu durumun davalılarca davacıya devredilen haklara zarar verdiği ve davacının mevcut durumun aksini ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/752 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ;
Davacı,davalıların taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. 6. 7. 8. ve sair maddelerine aykırı olarak davacının zararına neden olduklarını, sözleşmede yer alan reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandıklarını, bu nedenle albüm satışlarının yeterince gerçekleşmemiş olduğunu, yine davalıların imza günlerine, konserlere, televizyon programlarına ve sair etkinliklere katılmayarak davacının zarara uğramasına neden olduklarını, davalıların sözleşme hükümlerine aykırı olarak sosyal paylaşım ağlarında faaliyette bulunduklarını ve konser organizasyonu düzenlediklerini, ayrıca davacıdan izin alınmaksızın klip yayınladıklarını, davalıların sözleşme süresinde 2 albüm çalışması daha yapmaları gerektiğini ancak yapmadıklarını, özetle davalıların sözleşmede belirlenen yükümlülüklerine aykırı davrandıklarını belirtilerek davacının uğramış olduğu iddia olunan maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiş, davalılar ise sözleşmenin yükümlülüklerine davacı tarafın aykırı davrandığını, ayrıca sözleşme hükümlerinin ağır şartlar içerdiğini, davacının davalıları adeta kelepçe sözleşmeyle bağladığını, davalılara hiç bir konuda söz hakkı tanınmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda hukuken geçerli olduğu açıklanan caymanın, sözleşmeyi ileriye doğru mu geriye doğru mu sona erdireceği gerek doktrinde gerekse de yüksek yargı kararlarında tartışmalı olup, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/10140 Esas ve 2008/11805 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere caymanın bazen fesih bazen de dönme mahiyetinde olabileceği değerlendirilmekle, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin, davalılar tarafından yerine getirilip getirilmediği, sözleşmenin bazı hükümlerinin batıl olup olmadığı hususlarının yorumlanması gerekmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, belirtilen hususlar yorumlanırken sözleşmenin ayakta tutulmaya çalışılması muhakkaktır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin yükümlülüklere ilişkin 5.6.7. ve 8. madde hükümleri incelendiğinde ,yapımcının aynı zamanda sanatçıların menajerliğini de yürüteceği, yapımcı menajerin yazılı izni olmadan sanatçıların üçüncü kişi ya da kuruluşlarla iş veya faaliyetlerde bulunamayacağı, yani eseri üreten ve onları yorumlayan bir sanatçının yine yalnızca yapımcının istek ve menfaatleri doğrultusunda hareket etmek zorunda kalacağı, inandığı ve kariyerine katkı sunacak her türlü iş ve işlemin ancak yapımcının izniyle olacağı, sözleşmede düzenlenen maddelerle dahi sınırlı olmaksızın sanatçıların herhangi bir aktivite, faaliyet, etkinlik içinde bulunmayacağı, yorumcu olarak bir konser dahi veremedikleri, davalı sanatçıların eserleri üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi kalmadığı, gelir elde edemedikleri, sözleşme hükümlerinde davalılar aleyhine açık orantısızlık bulunduğu ve bu doğrultudaki yükümlülüklere katlanılmasının beklenilemeyeceği, kaldı ki taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada, dosyada mevcut bilgi, belge ve yukarıda açıklanan esas davada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalıların sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandıklarının da yeterli delillerle ispatlanamadığı, caymadan sonraki dönem için mali hakların davalılara döndüğü, caymadan önceki dönem için ise yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda taleplerin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmiş, karşı davanın ise işbu dosyadan tefrik edildiği ve bu noktadaki yargılamaya başka mahkemede devam olunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin birleşen 2018/285 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı, davalı sanatçılarla düzenlenen sözleşmenin 11. maddesi uyarınca "..." sanatçı adı ve "..." müzik grubu adı için kendi adına marka başvurusunda bulunduğunu, davacının her iki adın yasal marka sahibi olduğunu, davalı sanatçıların davacının bu markalarına tecavüz oluşturur şekilde klipler yayınladıklarını ve davalı yapım firmasının etiketi ile iki adet müzik albümü yaptıklarını belirtilerek davacının marka hakkına tecavüz ettiklerini iddia etmiş, bu doğrultuda maddi ve manevi tazminata da hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar ise, sözleşme kapsamında davacının marka tescilini sanatçı adına yapması gerektiğini, tescilin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiş, ayrıca davalı sanatçılar davacının anılan marka tescillerinin usule, yasaya ve sözleşmeye aykırı olarak gerçekleştirildiğinden bahisle iptallerini ve sicilden terkinini karşı davada öne sürmüşlerdir.
Yukarıda açıklandığı üzere davalı sanatçıların sözleşmeden caymaları haklı bulunmuş, ayrıca kelepçeleme hükümler içerdiği anlaşılan sözleşmenin değerlendirmesi yapılmıştır.
Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ile 31/03/2021 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11. maddesinin "..sanatçı, gerek kendi gerçek adından veya sanatçı adından (takma adından) kaynaklanacak marka haklarının yapımcı firma tarafından adına tescil edilmesini beyan ve kabul eder.." hükmünü ihtiva ettiği, tescil edilen "..." markasının davalı sanatçının ismini ve soy ismini içerdiği, "Yüzyüzeyken Konuşuruz" markasının ise sözleşme düzenlemesinden de anlaşıldığı üzere davalılarca daha önceden kullanıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl için düzenlendiği, sözleşmenin 11. maddesinde sanatçının kendi adından oluşturulacak internet sitelerinin ve mail adreslerinin dahi sanatçı tarafından kullanılamayacağının belirtildiği, sanatçıların sözleşme tarihinden önce kullandıkları anlaşılan "..." grup adı ile, davalı sanatçılardan birinin ismi üzerindeki markasal hakları davacı şirkete süresiz ve koşulsuz olarak devretmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sözleşmedeki iradelerin bu şekilde yorumlanamayacağı, ayrıca sözleşmenin düzenlenmesinden yaklaşık 2 yıl sonra başvuruda bulunulduğu, sonrasındaki taraflar arasındaki husumetli süreç de gözetilmekle tescilin markanın kullanılış amacına ve fonksiyonlarına aykırı olarak kötü niyetli olarak yapıldığı, bu doğrultuda dava tarihinde yürürlükte bulunan SMK m. 6/9 ve 25 kapsamında karşı davaya konu hükümsüzlük taleplerinin yerinde olduğu anlaşılmakla karşı davada hükümsüzlüğü talep olunan markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, (ayrıca her ne kadar davacı taraf marka tescil tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan KHK hükümlerine göre kötüniyete dayalı marka hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini belirtmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/07/2008 tarih ve 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, KHK hükümlerine göre dahi kötü niyetli marka tescillerinin hükümsüzlüğüne karar verilebileceği gözetilmekle bu doğrultudaki itiraza itibar olunmamıştır) esas davada ise bu markaların dayanak gösterildiği marka hakkına tecavüz ve bağlı taleplerin dava konusu olduğu anlaşılmakla esas dava yönünden davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan tüm hususlar çerçevesinde aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin 2017/404 Esas numaralı asıl dosyası yönünden;
1-Davanın tümden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 29,20 TL peşin harçtan artan kalan 398,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/752 Esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın tümden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 31,40 TL peşin harçtan artan kalan 396,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
-Maddi tazminat davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Manevi tazminat davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin birleşen 2018/285 Esas sayılı dosyası yönünden;
Asıl dava yönünden;
1-Asıl davanın tümden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 341,55 TL peşin harçtan artan kalan 86,05 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
-Marka hakkına tecavüz davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Maddi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalı ... A.Ş tarafından sarfedilen 2.500 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Karşı dava yönünden;
1-Karşı davanın kabulü ile, karşı davalı adına kayıtlı ... nolu "..." markasının ve ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne, markaların sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 391,70 TL'nin karşı davalı ..... Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irat kaydına,
3-Karşı davacılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin karşı davalıdan alınarak adı geçen karşı davacılara verilmesine,
4-Karşı davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
6-Masrafı karşı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024

Katip ...
¸

Hakim ...
¸