T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/515 Esas
KARAR NO:2025/532
DAVA:Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ:18/07/2025
KARAR TARİHİ:25/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, Türkiye'nin önde gelen demir çelik üreticilerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile ... arasında akdedilen ticari satım sözleşmesi uyarınca tarafların, aralarındaki uyuşmazlıkların ... Tahkim Kuralları çerçevesinde Londra’da tahkim yoluyla çözümleneceğini kabul ettiklerini, bu tahkim sözleşmesi uyarınca ... nezdinde Londra’da yürütülen tahkim yargılaması sonucunda, 09.01.2025 tarihli bir hakem kararı verildiğini, söz konusu Hakem Kararı ile, ...’nun ...’ya tazminat ödemesine hükmedildiğini, ayrıca Hakem Kararı ile bu tutara belirli tarihten itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık faiz uygulanmasına ve tahkim yargılamasına ilişkin masrafların ... tarafından karşılanmasına karar verildiğini, müvekkilinin, Hakem Kararı ile kendisine yüklenen ödeme yükümlülüklerini tamamen ifa ettiğini, yabancı hakem kararlarıyla hükmedilen tazminatların Türkiye’de gider olarak dikkate alınabilmesi için yetkili Türk mahkemesi tarafından verilmiş bir tenfiz kararının varlığının şart olduğunu, işbu tenfiz davasına konu Hakem Kararı’nda hükmedilen tazminat ödemesinin müvekkili şirket nezdinde gider yazılabilmesi, doğrudan şirketin mülkiyet hakkını ilgilendiren bir husus olduğunu, işbu tenfiz davasının açılmasındaki hukuki yararı ortaya koyduğunu, vergilendirme sürecinde bireyin gelir veya servetinin vergi borcuna yetecek miktarına devlet tarafından el konulduğundan, her vergilendirme işlemi mutlaka vergi yükümlüsünün mal varlığı üzerindeki; kullanma, yararlanma veya tasarrufta bulunma yetkilerinden biri veya birkaçını, kısmen veya tamamen sınırlandırmış olacağını, dolayısıyla vergilendirme süreci mülkiyet hakkına devlet tarafından yapılan bir müdahale anlamına geldiğini, bu kapsamda giderin rolü ise verginin yani mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsünü, kapsamını belirlediğini, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider kavramının önemli bir yer tuttuğunu, kurumlar vergisi, safi kurum kazancı üzerinden hesaplandığını, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi kapsamında sayılan kurum kazancından indirilebilecek gider türlerinden biri, işle ilgili olması ve bu ödemenin şirketin veya yöneticilerinin şahsi kusurundan doğmaması şartıyla, mukavelenameye veya ilam veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar olduğunu, somut olayda ödenen tazminatın, ilama istinaden ödenen tazminat olarak kurum kazancından indirilebilmesi için, tenfiz edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde kurum kazancı hesaplamasında tazminat tutarının gider yazılabilmesinin, doğrudan şirketin mülkiyet hakkı ile ilişkili olduğunu, Hakem Kararı’na ilişkin tenfiz kararının verilmemesinin, müvekkili şirketin Hakem Kararı’na istinaden yaptığı tazminat ödemesinin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alamamasına sebep olacağını, bu durumda da kurum kazancından ilgili gider düşülmediğinden daha yüksek bir kurum kazancı üzerinden ve dolayısıyla daha fazla tutarda vergi ödenmesi sonucunu doğuracağını, bu sonucun da, müvekkili şirketin Anayasa’nın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını, doğrudan olumsuz yönde etkileyeceğini, tenfize konu edilen Hakem Kararı’nın tarafları olan ... ... A.Ş. ve ... SRL'nin birer ticaret şirketi olduğunu, uyuşmazlık konusunun ticari satım sözleşmesinin ihlaline ilişkin olduğunu, bu nedenle New York Sözleşmesi’nin uygulanması şartlarından ticari bir uyuşmazlık olma şartının sağlandığını, uygulama koşullarının huzurdaki dosya kapsamında gerçekleşmiş olması nedeniyle, bu tenfiz yargılamasında New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını, yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizine karar verilebilmesi için aranan şartların New York Sözleşmesi’nin V. maddesinde düzenlendiğini, tenfiz mahkemesi hakem kararını ancak New York Sözleşmesi’nde sınırlı sayıda belirtilen tenfiz engellerinden birinin varlığı halinde tenfiz etmeyebileceğini, bunun dışında mahkemenin tenfizi istenen hakem kararını başka herhangi bir şart yönünden yahut esas yönünden incelemesinin mümkün olmadığını, tenfiz engellerinden hiçbirinin huzurdaki Hakem Kararı yönünden mevcut olmadığını, herhangi bir tenfiz engelinin ispatının mümkün olmadığını, tenfiz engellerinden yalnız tahkime elverişlilik ve kamu düzenine uygunluğun mahkemeler tarafından re’sen incelendiğini, diğer tenfiz engellerinin ise aleyhine tenfiz istenen tarafça ileri sürülmesi ve ispatlanması gerektiğini, huzurdaki tenfiz talebine istinaden ...’nın ileri sürüp ispatlayabileceği herhangi bir tenfiz engelinin söz konusu olmadığını, ehliyet konusunda MÖHUK m. 9’a göre, tarafların tahkim anlaşması yapmaya ehil olup olmadığı milli hukuklarına göre belirlendiğini, müvekkili şirketin TTK hükümlerine göre kurulmuş bir anonim şirket olduğunu, aleyhine tenfiz istenen ...'nın da Romanya kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olduğunu, tarafların tahkim anlaşması yapmaya ehil olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, tarafların aktif şekilde katıldıkları tahkim yargılaması ve beyanları, tahkim anlaşmasının geçerli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, tarafların sözleşme içerisinde bir madde olarak yer verdikleri tahkim anlaşmasının, New York Sözleşmesi’nin 3/2 maddesi kapsamında geçerli bir tahkim anlaşması olarak kabul edildiğini, Hakem Kararı’nın Yargı Yetkisi başlıklı bölümünde taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşması bulunduğunun açıkça tespit edildiğini, ek olarak kararın Giriş ve Usuli Süreç bölümlerinde ...’nın tahkim yargılamasını başlattığı, başvurusunu ...’ye sunduğu, hakem tayin sürecine katıldığı, detaylı talep dilekçesi sunduğu ve yargılama boyunca ek dilekçelerle savunmalarını sürdürdüğünün açıkça belirtildiğini, ...'nın, yargılamanın tamamına katıldığını, hakemin yetkisine ve tahkim sürecine karşı hiçbir itirazda bulunmadığını, bu nedenle, tahkim anlaşmasının geçersizliğine yahut tarafların ehliyetine ilişkin huzurdaki tenfiz talebi yönünden herhangi bir tenfiz engeli bulunmadığını, huzurdaki tenfize konu hakem yargılamasında, müvekkili şirketin, MTO Tahkim Kuralları çerçevesinde başlatılan yargılamadan usulüne uygun şekilde haberdar edildiğini ve sürece aktif olarak katıldığını, MTO tarafından önerilen hakem atama prosedürüne itirazda bulunmadığını, tahkim yargılamasının tüm aşamalarında yer aldığını, 30/04/2024 tarihinde ilk cevap dilekçesini, 19/08/2024 tarihinde ikinci savunma dilekçesini tahkim dosyasına sunduğunu, ayrıca delil listesi, yazışmalar ve beyanlarını da zamanında sunularak yargılama sürecine tam katılım sağladığını, müvekkil şirkete savunma yapma ve delil sunma imkanı tanındığını, bu hakların fiilen kullanıldığını ve tahkim sürecinde savunma hakkının ihlal edildiğine dair herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, tahkim yargılamasına konu olan sözleşme ve bu sözleşmede yer alan tahkim şartına göre, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların hakemlerin yetki alanına girdiğini, somut olayda hakem kararının hakemlerin yargı yetkisi çerçevesinde verildiği konusunda tartışma olmadığını, tenfize konu tahkim yargılamasında taraflar arasında varılan tahkim anlaşması çerçevesinde MTO Tahkim Kuralları’na uygun olarak yürütüldüğünü, hakem tayini, usuli işlemler ve karar tesisi sürecinin tamamen bu kurallar kapsamında gerçekleştirildiğini, dolayısıyla huzurdaki Hakem Kararı açısından hakem tayini ve işleyişine yönelik bir tenfiz engeli bulunmadığını, işbu davaya konu hakem kararının, Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Kuralları çerçevesinde verildiğini, ilgili kurallar ve New York Sözleşmesi uyarınca taraflar bakımından nihai ve bağlayıcı hale geldiğini, ... Tahkim Kurallarının 35(6) maddesi uyarınca; tenfizi talep edilen hakem kararının tarafları bağladığı ve taraflar da bu karara karşı herhangi bir şekilde itirazda bulunmadığını, Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi Genel Hukuk Müşaviri tarafından 06/06/2025 tarihli olarak düzenlenen resmi tasdik belgesinde de işbu kararın 09/01/2025 tarihinde verilmiş nihai karar olduğu ve MTO Tahkim Kuralları uyarınca taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin belirtildiğini, ayrıca, hakem kararının verildiği yer olan Birleşik Krallık’ta bu karara karşı herhangi bir iptal davası açılmadığını, bu yönde bir dava açılması için öngörülen yasal sürenin de sona erdiğini, taraflarca bu yönde herhangi bir başvuru yapılmadığı hususunun da Tasdik Belgesi ile teyit edildiğini, Türkiye'de tenfizine karar verilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını, huzurdaki Hakem Kararı’na konu ticari mal alım satımına dayalı uyuşmazlığın, tahkime elverişli olduğunu, kamu düzeni ihlal edecek herhangi bir unsur içermediğini, Hakem Kararı’nın konusunun taraflar arasındaki ticari bir satım sözleşmesinden kaynaklandığını, tarafların serbest iradesine tabi işlerden olduğunu, bu nedenle, tahkime elverişlilik konusunda herhangi şüphe bulunmadığını, tenfiz talebine konu Hakem Kararının, Türk hukukunun temel prensiplerine ve kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğini, Hakem Kararı’nın usulüne uygun olarak teşekkül etmiş hakem nezdinde, eşitlik ilkesine riayet edilerek tarafların yargılamaya aktif bir şekilde katıldığı ve delillerini serbestçe ikame ettiği bir yargılama sonucunda verildiğini, Hakem Kararı’na konu uyuşmazlığın, ticari bir satım sözleşmesinin ihlalinden kaynaklandığını ve tacir sıfatını haiz tarafları itibarıyla kamu düzeni müdahalesini gerektirir herhangi bir unsur içermediğini beyan ederek; Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin (... International Court of Arbitration) 09.01.2025 tarihli ve ... sayılı hakem kararının New York Sözleşmesi uyarınca tanınmasına ve tenfizine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 09.01.2025 tarihli ve ... sayılı hakem kararının New York Sözleşmesi uyarınca tanınmasına ve tenfizine karar verilmesi talebine ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 55. maddesinde "(1) Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. ...ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. (2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir." hükmü amirdir.
Davacı vekilince her ne kadar Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 09.01.2025 tarihli ve ... sayılı hakem kararının New York Sözleşmesi uyarınca tanınmasına ve tenfizine karar verilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığı iddia edilmiş ise de; mahkememizce öncelikle tenfiz davasının ...olarak açılamayacağı değerlendirilmiştir. Tenfiz davalarında karar sonrası aleyhine karar icra edilecek tarafa husumet yöneltilmesi gerekir. Zira yukarıda yer verilen kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere davalının itiraz ve savunma hakkı bulunmaktadır. Tenfiz kararının amacı yabancı bin mahkeme veya tahkim kararının ülkemizde icra edilebilmesini sağlamaktır. Ancak davacının da açıkladığı üzere somut olayda tenfizi talep edilen karar icra edilmiş ve ihtilaf çözülmüştür. Kararın tenfizi ile icra edilebilecek bir husus kalmamıştır. 5718 sayılı Kanun'un 55/2. maddesinde de kararın yerine getirilmiş olması bir itiraz sebebi olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının yerine getirilmiş bir kararın tenfizini talep etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Bunun yanında kararın tamamen yerine getirilmediği halde bile, davacının karara göre borçlu olması sebebiyle kararda icrasını isteyebileceği bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının ileri sürdüğü vergi düzenlemelerine ilişkin sebeplerin tenfizin amacı dışında olduğu, vergisel yükümlülüklerinin tenfizi talep edilen kararın içeriğine dahil olmadığı ve davacının vergisel yükümlülükleri sebebiyle devlete karşı olan taleplerinin yabancı bir mahkeme veya tahkim kararının tenfizi için hukuki yarar oluşturmayacağı kanaati ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından başkaca harç açınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!