T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/651 Esas
KARAR NO : 2024/606
DAVA : Tazminat (Munzam Zarara Yönelik)
DAVA TARİHİ : 05/10/2023
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Munzam Zarara Yönelik) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/10/2012 tarihinde davalının sigortalısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda yaralandığını, müvekkilinin davalı tarafından düzenlenen ZMMS poliçesi kapsamında davalının teminatında olan tazminatın ödenmesi için davalıya, Sigortacılık Kanunu Madde 97 gereği başvuruda bulunduğunu, ancak davalı sigorta şirketi bu başvuru doğrultusunda müvekkiline ödeme yapması gerekirken haksız ve hukuka aykırı gerekçeler ile ödeme yapmayarak müvekkilini mağdur ettiğini ve müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için 29/11/2019 tarihinde ...'na başvuru yapıldığını, ... tarafından başvurunun ... başvuru numarası ile işleme alındığını ve uyuşmazlık hakem heyetine dosyanın tevdi edildiğini, 04/05/2020 tarihinde başvurunun kabulü ile müvekkiline 153.961,83 TL ödenmesine karar verildiğini, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas nolu dosyasına 22/11/2022 tarihinde ödeme yaptığını, davalının müvekkiline temerrüde düştüğü tarih olan 06/12/2019 tarihinden ödeme yaptığı 22/11/2022 tarihine kadar geçen sürede yıllık % 9 yasal faiz ile ödediğini, 06/12/2019-22/11/2022 tarihinde merkez bankası verilerine göre hesaplanan enflasyon oranının % 153,18 olduğunu, enflasyon oranı dikkate alındığında yıllık % 9 yasal faiz ile davacı müvekkiline ödenmiş olan tazminatın enflasyon karşısısında değer kaybetmesi nedeni ile işbu yasal faiz ile karşılanamayacak şekilde mağdur edildiğini belirterek; davanın kabulü ile paranın değer kaybının yasal faiz ile karşılanmayan aşkın (munzam) zarar alacağı miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğunda arttırılmak üzere; şimdilik 100 tl aşkın (munzam) zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... no.lu, 01.06.2012-01.06.2013 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle azami sakatlık teminatı kişi başına; 225.000,00-TL olduğunu, kazanın 18.10.2012 tarihinde meydana gelmiş olmasına rağmen davacı tarafın müvekkili şirkete 10.10.2019 tarihinde başvurduğunu ...'na ise 29/11/2019 tarihinde yani kazadan 7 yıl sonra başvurduğunu soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmediğini davacının kanıtlaması gereken hususun enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguların değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetinin olduğunu davacının munzam zarar talebi soyut iddiadan ibaret olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava:Munzam zarar dolayısıyla ikame edilen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda 18.10.2012 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle bedensel bütünlüğün ihlali dolayısıyla davacı tarafından ... na başvuruda bulunulduğu, ... tarafından başvurunun ... başvuru numarası ile işleme alındığı ve uyuşmazlık hakem heyetine dosyanın tevdi edildiği, 04/05/2020 tarihinde başvurunun kabulü ile davalı sigorta şirketinin 153.961,83 TL ödenmesine karar verildiği, itiraz yoluna başvurulması sonucu itirazın reddedildiği ardından temyiz yasa yoluna başvuru yapıldığı ve Yargıtay... Hukuk Dairesinin ... K. Sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği bunu üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 22.11.2022 tarihinde davacıya hükmedilen bedelin ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça kazanın meydana geldiği tarih, sigortaya ödeme yapılması için başvurulan tarih dikkate alındığında çok sonra ödeme alındığı için enflasyon karşısında zararın oluştuğu gözetilerek tazminat talebinde bulunulduğu görülmektedir.
Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).
Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Somut olayda davacı vekili temerrüt faizini aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut delillerle ispatlanması gereken bir durum olduğu, davacı tarafça buna bunun dışında munzam zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığından talebin reddi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2021/11-938, K: 2022/401 ve Yargıtay ( Kapatılan ) 17 Hukuk Dairesi 2020/2916E.- 2021/3278K. Sayılı İlamları )
Belirtilen açıklamala ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 269,85-TL' nin 427,60-TL nispi karar harcından mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.120,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 100-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!