T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(SULH HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2025/345 Esas
KARAR NO :2025/419
DAVA:Menfi Tespit (Kira)
DAVA TARİHİ:02/04/2024
KARAR TARİHİ:16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kira) davasının yapılan dosya incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 150.000,00-TL tutarında bono ile kambiyo senetlerine özgür haciz yolu ile takip başlatıldığını ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nazara alındığında öncelikle teminatsız olarak .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra takibinin durdurulmasını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalının alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Türk Ticaret Kanunun'nun 4. Maddesinde belirtilen zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, davacının müvekkili lehine; 05.01.2024 düzenleme tarihli, 09.01.2024 vade tarihli, 150.000,00-TL bedelli senedi düzenleyip müvekkiline verdiğini, senet alacağının vadesi gelmesi ile muaccel hale geldiğini, buna rağmen keşideci davacı ve kefilinin senet borcunu ödemediğini, davacıya karşı .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, takibin dayanak belge bir kambiyo senedi olduğunu ve miktar bakımından da senetle ispat gerektiren yasal miktarın üzerinde olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini iddia ederek; hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar ve 17/10/2024 tarihli gerekçeli kararı ile davanın usulden reddedilerek Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, dosyanın Mahkememize tevzi edilerek ... sıra sayısını aldığı, Mahkememizin... ve 23/12/2024 tarihli gerekçeli kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... ve 13/05/2025 tarihli gerekçeli kararı ile Mahkemelerinin görevli bulunmaması nedeniyle Mahkememize iade edildiği ve .... Asliye Hukuk Mahkemesi ile .... Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığının çözümünün İstinaf Mahkemesi olması gerektiğine karar verildiği anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlik kararı verilerek Mahkememize gönderildiği, Mahkememizce uyuşmazlığın kira sözleşmesi ile irtibatlı olduğunun değerlendirildiği, bu yönden Asliye Hukuk Mahkemesine karşı görevsizlik kararı verilemeyeceğinden Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, ancak Sulh Hukuk Mahkemesince merci tayinin işletilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın Mahkememize iade edildiği görülmüştür.
Merci tayini için HMK'nın 21.maddesi gereğince karşılıklı iki mahkemece verilmiş görevsizlik kararı bulunması ve her ki kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi gerekmektedir.
HMK'nın 21/c. maddesinin aradığı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğmadığı, bu aşamada HMK 22/2 maddesi uyarınca merci tayini yoluna gidilmesinin mümkün olmadığı, nitekim karşılıklı verilmiş görevsizlik kararları bulunmadığı, (Aynı yönde İstanbul BAM 37. HD., 10/06/2022 tarih, 2022/498E., 2022/1610K.) Mahkememizce Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verilen görevsizlik kararının yerinde görülmemesi halinde Mahkememize karşı görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kanun yolundan geçmeksizin kesinleşmesi ihtimalinde merci tayini hususunun gündeme gelebileceği, bu aşamada dosyanın Mahkememize iadesinin yanılgılı değerlendirmeye dayandığı anlaşılmakla dosyanın .... Sulh Hukuk Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Dosyanın görevli .... Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere iadesine,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
3-Harç ve yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan incelemede karar verildi. 16/05/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!