WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/131 Esas
KARAR NO : 2024/676
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/02/2023
KARAR TARİHİ : 17/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası ile kambiyo takiplerine mahsus icra takibi başlatıldığını, davacının ne takip dosyası kapsamında, ne takibe konu bono kapsamında ne de başkaca bir vesile ile takip alacaklısına hiç bir borcu ve sair bir ödeme mükellefiyeti bulunmadığını, davalı takip alacaklısı icra takibine 01.02.2020 tanzim tarihli ve 21.06.2021 vade tarihli bonoyu konu ettiğini, davacının yetkilisi olduğu ... Ltd.Şti ile davalının annesi arasında 01.02.2020 tarihli kira sözleşmesi yapıldığını, iş bu kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte kiraya veren ... davacıdan muhtemel kira alacaklarına ilişkin olarak boş bir bono vermesini talep etmiş bunun üzerine kira sözleşmesinin imzalanması ve kira ilişkisinin kurulması adına takibe konu bonoyu imzalayarak davalının annesine teslim edildiğini, görüldüğü üzere takibe konu bononun tanzim tarihi ile kira sözleşmesinin tanzim tarihi aynı olup, 01.02.2020 'dir, bonodaki diğer tüm yazılar sonradan, daavcının bilgisi ve onayı olmaksızın tamamen hayali bir şekilde doldurulmuş ve üstelik müvekkil ile hiç bir ilgisi olmayan kişi lehdar yapılmak suretiyle icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosya kapsamında alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, dava sonuna kadar dosyaya yapılacak olası ödemelerin takip alacaklısından istirdatına,
takibinde haksız ve kötü niyetli olan takip alacaklısı davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkûm edilmesine,

dava sonuna kadar takibin mümkünse teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, bu mümkün olmadığı takdirde,

İ.İ.K. 72 vd. maddeleri gereğince ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine,

yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf arabulucuya başvurmamış, arabuluculuk tutanağı dosyaya sunulmadığını, takip dayanağı senet, borç para karşılığı verilmiş olup, bu husus, senet metninde yazılı, 'bedeli nakden ahzolunmuştur' ibaresi ile sabit olduğunu, takip dayanağı senet, teminat senedi değildir, senet metninde nakden kaydı bulunmakta olup, senet, davacıya verilen borç para karşılığı düzenlendiğini, Davacı, senetteki imzasını kabul ettiğini, 6100 Sayılı HMK'nın 201. Maddesine göre senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve definin yazılı delil ile kanıtlanmasının zorunlu olup davacı taraf, senet metni aksine olan iddialarını, yazılı delil ile ispat zorunda olduğunu, davacı taraf, iddiasını ispat için, delil veya delil başlangıcı sayılabilecek bir belge sunmadığını, Davacı taraf, iddiasını yazılı delil ile ispat mükellefiyeti altında olduğundan, tanık dinletmesine muvafakati bulunmadığını, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine,
borcun ödenmesini geciktirmeye yönelik kötü niyetle açılan iş bu dava sebebiyle, davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,
muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin 2023/... esas sayılı takip dosyasında senet alacağından kaynaklanan 2.500.000,00-TL asıl alacak, 702.705,48-TL işlemiş faiz, 7.500,00-TL komisyon olmak üzere toplam 3.210.205,48-TL için takip yapıldığı, ödeme emrinin 15/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde borca itiraz etmediği, takibin kesinleştiği görülmüştür.
... Bürosu'nun 2024/ ... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde; şikayetçi ...'ın, şüpheliler ..., ... ve ... olduğu, suçun resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık olduğu, soruşturmanın devam ettiği görülmüştür.
Dava, senetten kaynaklanan borcun tahsili için yapılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/ ... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.

Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacının beyaza imza şeklinde gelecekteki kira borcunun teminatı olarak dava dışı 3.kişiye verilen bononun bu anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Dava konusu senedin asıl borçlusu davacı ..., alacaklısı davalı ..., bedeli 2.500.000,00-TL, düzenleme tarihi 01.02.2020, tediye tarihi 21.06.2021'dir. Davacının kira sözleşmesine teminat olarak boş senet verildiğini iddia ettiği kira sözleşmesinde, kiraya veren dava dışı ... , kiralayan ... Tic.Ltd.Şti.kira başlangıcının 01.02.2020, davacı ...'ın kiralayan ... şirketinde ortak ve yöneticisi olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf her ne kadar arabuluculuğa başvurulmadığına ilişkin itirazda bulunmuş ise de; 01.09.2023 tarihinden itibaren işçi-işveren uyuşmazlıkları ile ticari uyuşmazlıklarda tazminat ve alacak davalarının dışında menfi tespit, itirazın iptali ve istirdat davaları da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış olup, dava konusu uyuşmazlık dava tarihi olan 23.02.2023 tarihinde zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmadığından bu itiraz yerinde görülmemiştir.
Mahkememizin 30.11.2023 tarihli celse 5 no.lu ara kararı gereği davacı yana dava dilekçesinde yemin teklifine dayanmış olduklarından bu hususta beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ise de, davacı yanın yemin teklifi sunmadığı, 09.05.2024 tarihli celsede "Yemin teklifinde bulunmadık, davalı hakkında suç duyurusunda bulunduk, ... CBS 2024/ ... soruşturma sayılı dosyasıdır, ifade alma aşamasındadır, savcılık dosyasının sonucunun beklenmesini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunduğu, yine 17.10.2024 tarihli celsede de "Biz yemin deliline dayanmıyoruz" şeklinde beyanda bulunduğundan yemin icra edilmemiştir.
Davacı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış ve 21.06.2023 tarihli dilekçesi ile tanıklarını bildirmiş ise de HMK 200/1 uyarınca "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500,00-TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500,00-TL'den aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." hükmüne amirdir.(senetle ispat zorunluluğu sınırı 2023: 14.250,00-TL / 2024: 23.450,00-TL) Keza yine HMK 200/2 maddesi "Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." uyarınca da davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmakla yazılı ispat kuralı gereğince davacının tanıklarına itibar edilmemiştir.
Kıymetli evrak kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren, kamu güvenliğini mazhar, tedavül edilebilen senetlerdir. Bir senedin teminat olarak verildiğini ispat yükü bunu ileri süren üzerindedir. Senedin teminat vasfında olduğunun kabulü için senet ile teminat altına alınan şey arasında bağ kurulabilmesi gereklidir. Dava konusu senet hakkında davacının teminat olarak verildiğini iddia ettiği kira sözleşmesinde hüküm bulunmamakta, senet üzerinde de sözleşme ile irtibat sağlayacak bir açıklama yazmamaktadır. Bu durumda kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren senedin aksini ileri süren davacının bunu yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Senedin kira sözleşmesi ile ilişkili veya onun teminatı olduğuna/olmadığına dair bu yönde başkaca bir delil bulunmamaktadır. Davacının yemin deliline dayandığı hatırlatılmış ise de davacı tarafça 17.10.2024 tarihli celsede de "Biz yemin deliline dayanmıyoruz" şeklinde beyanda bulunduğundan yemin icra edilmemiştir. Mahkememizde menfi tespit davası açıldıktan sonra 12.03.2024 tarihinde ... 'nun 2024/ ... sayılı soruşturma dosyası ile şikayetçi olan ...'ın, şüpheliler ..., ... ve ... olduğu hakında suçun resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık soruşturmasının devam ettiği, iş bu soruşturma dosyasında davacının dava konusu senedi kiracısı olduğu ... 'ın eşi ... 'a teminat olarak verdiğini beyan etmiş ise de mahkememiz dosyasında senedi ... 'a teslim ettiğini beyan etmekle çelişkili beyanları bulunduğu, mahkememizce soruşturma dosyasının akıbetinin beklenmesine de gerek olmadığı kanaati ile ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kötü niyet tazminatı yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
-Şartları bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 54.822,29-TL harçtan mahsubu ile bakiye 54.394,69‬-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 400.816,44-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”