WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/32 Esas
KARAR NO : 2024/131

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2012
KARAR TARİHİ : 14/05/2024

İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31.05.2022 tarih ve 2021/304 Esas, 2022/90 Karar sayılı ilam , Yargıtay 11.HD’nin 2022/5940 esas- 2023/5526 karar ve 3.10.2023 tarihli ilamı ile bozulmakla, taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiş, Bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan Bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma sonrasında dava dosyası mahkememizin 2024/32 esas sırasına kayıtlanmış olmakla;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WİPO) ve OHİM nezdinde tescilli “...” ibareli markasının bulunduğunu, ayrıca “...” ibaresinin ... sayı ile TPE nezdinde de tescilli olduğunu, yapılan araştırmalar sonucu davalı şirketin ... sayı ile "...", ...sayı ile "...", ... sayı ile "..." ibareli markalarının TPE'de müvekkilinin markası ile aynı sınıfta tescil edildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin markasına iltibas oluşturacak derecede benzeyen bu markaların 556 sayılı KHK gereğince tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” ibareli marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, zira “...” ibareli markanın WIPO nezdinde 13.03.1959 tarihinde müvekkili adına tescil ettirildiğini, müvekkilinin ... sayılı "..." markası için TPE başvurusunun davalının hükümsüzlüğe mesnet yaptığı markasından önce yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalının tescilli "...", "..." ve “...” markalarının davacının "..." markası ile iltibas oluşturacağı iddiasıyla hükümsüzlüğüne karar verilmesi taleplidir.
BOZMA ÖNCESİ YARGILAMA SÜRECİ :
HSK’nun ... tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca ... 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1. FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve kapatma kararı öncesinde: ... 3.FSHHM’nin 05.03.2013 tarih, ...E. ve ... K. sayılı kararı ile ; davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli marka başvurusunun TPMK nezdinde aynı gün yapıldığı ve davalının başvurusunun numarası itibariyle davacının başvurusundan önce yapılmış olduğunun görüldüğü, uluslararası tescil numaraları karşılaştırıldığında da, davalının aynı ibareli markasının davacının aynı ibareli markasından daha küçük tescil numarasını taşıması sebebiyle buradaki başvurusunun da daha önceki tarihi taşıdığı, bu hâlde de davacı marka tescil başvurusunun daha önce yapılmadığı sonucuna varıldığı, davaya konu markaların sadece telaffuzlarının ortak olduğu, sigara ve tütün mamullerini kullanan tüketicilerin tiryaki diye adlandırılan uzman tüketici/bilgili tüketici olarak değerlendirildiği, tütün mamulleri bağımlılarının markalar arasındaki tercihten öte, aynı markanın kısa ya da uzun denen tiplerini ya da light ya da normal olarak adlandırılan mamullerini tüketirken dahi sürekli tükettiklerinden farklı olan ürünü almadıkları, bu itibarla iltibas sonucu markaları karıştırmalarının söz konusu olamayacağı, davacı yanın "..." ya da ..." ibareli markalar üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu da sunulan delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve hüküm davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11.HD’nin 03.03.2014 tarih, 2013/14665 E. ve 2014/4030 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 11.HD’nin 21.10.2014 tarih, 2014/10898 E. ve 2014/16122 K. sayılı kararı ile ".... her iki tarafın dayandığı markaların uluslararası başvuru ve tescil tarihleri ile varsa davalı markasının rüçhanlı başvuru niteliğinde olup olmadığının TPE'den sorularak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında taraflara ait hangi markanın başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 10.03.2015 tarih, 2015/17 E. ve 2015/54 K. sayılı kararı ile bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 11.HD’nin 30.12.2016 tarih, 2016/14844 E. ve 2016/9909 K. sayılı kararı ile direnme kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.10.2020 tarih, ... E. ve... K. sayılı kararı ile "... TÜRKPATENT nezdinde davacının ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunu ... tarihinde saat 14.33’te, davalının ise ...sayılı “...” ibareli marka başvurusunu 09.08.2005 tarihinde saat 14.32’de yaparak tarafların aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil talep ettikleri anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere davacının TÜRKPATENT nezdindeki başvurusu davalının başvurusundan bir dakika sonra olduğu için Türkiye’de tescil ve başvuruda öncelik hakkı davalıya aittir. Ancak dosya kapsamından her iki tarafın da markası için WIPO nezdinde tescil başvurusunda bulundukları ve TÜRKPATENT nezdindeki tescil talebinde rüçhan hakkından yararlandıkları anlaşılmaktadır. Davacının WIPO nezdinde başvuru tarihinin 24.03.2005 olduğu, davalının ise WIPO nezdinde başvuru tarihinin 13.06.2005 olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu itibarla davacının başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu ve marka korumasının, WIPO nezdinde başvuru tarihi olan 24.03.2005 tarihinden itibaren başladığı kabul edilmelidir. Davacının “...” ibareli markası ile davalının “...” ibareli markaları aynı sınıfta tescilli olup, markalar görsel olarak benzer olmasa da işitsel olarak birbirine benzer olduğu uyuşmazlık konusu değildir. .... 556 sayılı KHK’nin 42/1-b maddesi atfıyla 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi gözetildiğinde; uyuşmazlık konusu işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar olduğu ve bu işletmeler arasında ekonomik ve organik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması karıştırılma ihtimali olarak değerlendirilecektir. Bu durumda, anılan markaları taşıyan ürünlerin ortalama tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere işaretlerin işitsel olarak benzerliği gözetildiğinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu aşikârdır...." gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkememizce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamına uyulmuş ise de bozma sonrasında TPMK tarafından gönderilen yazı kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, ... nolu marka ile ilgili olarak Paris Sözleşmesi kapsamında davalının ...’da 14.12.2004 tarihinde rüçhan hakkını elde ettiğinin tespit edildiği, davalıya ait WIPO'nun 851 646 nolu belge içeriği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gözetilerek somut olayda her ne kadar davacı ve davalı markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmaktaysa da, davalının tarihsel olarak marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispat ettiği, ülkemizde ilk marka başvurusunun tarihsel olarak davalı tarafından yapıldığı, ülkemizde belirli bir ticari kapasite ile faaliyet gösterdiği ve ilk marka tercihinden sonra da seri markaları için tescil başvurusunda bulunduğu, tarafların faaliyette bulunduğu alanın dar bir ticari saha olması nedeniyle hükümsüzlük davasının uzun süre sessiz kalınarak açılması halinde bu sahaya yatırım yapan davalının ticari faaliyetlerini olumsuz olarak etkileyeceği, davacının uzun süre sessiz kalarak huzurdaki davayı açtığı, davacının uzun süredir var olan kullanıma/tescile sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen icazet verdiğinin kabulü gerektiği, davanın açılış tarihi gözetildiğinde davacı davranışının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından, davanın ...nolu marka yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi gözetildiğinde reddi gerektiği gibi davalının hükümsüzlüğü istenen diğer markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davacıdan önce uluslararası tescil ile bu hakkı elde ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının ne cevap ne de ikinci cevap dilekçesinde ... Fikri Mülkiyet Ofisi nezdindeki tescilinden ve bu markaya dayalı rüçhan hakkı talebinden bahsetmemiş olduğu, gelinen aşamada bu durumun öne sürülmesinin mümkün olmadığını, davalının rüçhan hakkını kullanarak ...'da... tarihinde, ...'de... tarihinde tescil aldığını, ülkemizde ise marka başvurusunu 09.08.2005 tarihinde yaptığı, yani ülkemizde ...'deki tescil tarihinden 2 ay sonra yapıldığını, oysa somut olayda davalının rüçhan hakkının ...'deki tescile dayanmadığı, bu durumun yerel mahkemenin kabulünde olduğu, aynı zamanda WIPO kayıtları ile de sabit olduğu, davalının ...'daki tescil tarihi olan...tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra ... sayılı marka için başvuruyu 09.08.2005 tarihinde yaptığı, davacının WIPO nezdinde başvuru tarihinin 24.03.2005, davalının ise WIPO nezdinde başvuru tarihinin ... olduğu, marka korumasının WIPO nezdinde başvuru tarihi olan... tarihinden itibaren başladığının kabul edilmesi gerektiğini, davacının "..." markası Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü nezdinde ... tarih ve ... sayı ile ... sınıf mallar bakımından tescilli olduğunu, söz konusu tescilin ...'daki ... tarih ve ... sayılı esas tescile dayandığını, aynı zamanda "..." markalarını EUIPO nezdinde ... tarih ve ... sayı ile ... tarih ve ... sayı ile tescilli olduğunu, tüm bu markaların davalıya ait yurt dışı tescillerden eskiye dayandığını, hükümsüzlüğü istenilen markalar incelendiğinde ... sayılı "...", ... sayılı "..." ve ...sayılı "..." markalarının tescil tarihlerinin sırasıyla 22.02.2007, 17.06.2010 ve 12.07.2010 olduğunun görüldüğünü, mahkeme nezdindeki dava 17.02.2012 tarihinde açılmış olmakla beş yıllık sürenin hükümsüzlüğü istenilen hiçbir marka bakımından dolmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Yargıtay 11.HD’nin 2022/5940 esas- 2023/5526 karar ve 3.10.2023 tarihli BOZMA İLAMINDA: “…
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi ve 42 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara mahkemelerce uyulması zorunludur. Bozma ilamına uyulmakla davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamındaki gerekçelerde yer alan ve karar tarihine kadar usulüne uygun, süresinde sunulan delillere göre yapılan inceleme neticesindeki belirlemelere aykırı olarak yeni bir inceleme yapılması ve yeni belgelere göre karar verilmesi davacının usuli kazanılmış hakkına aykırıdır. Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamının 31 inci bendinde davacının öncelik hakkına sahip olup marka korumasının WIPO nezdinde başvuru tarihi olan 24.03.2005 tarihinden itibaren başladığı tespit edilmiştir. Buna aykırı olarak karar verilmesi ve yeni delil değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olup, uyulan bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve davalının en erken tarihli olan dava konusu ... sayılı ve 22.02.2007 tarihinde sicile kayıt edilen ... markasını 2007 yılından beri kullandığını ... tarihli dilekçesinde ve en son 15.09.2022 tarihli temyize cevap dilekçesinde beyan etmiş olmasına göre dava tarihi itibarıyla sessiz kalma suretiyle hak kaybı şartları da oluşmadığı halde bu bakımdan da davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. “..açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. “… şeklindeki bozma ilamı ve gerekçesi dikkate alındığında bozma ilamı usul ve yasaya uygun görüldüğünden bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
BOZMA İLAMINDAN SONRAKİ YARGILAMA:
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.
Davacı markası “...” ülkemizde de ...sayı ile ... sınıftaki mallar bakımından TPE nezdinde tescilli olup, davalı adına ... sayı ile tescilli “...”, ... sayı ile tescilli “... + Şekil” ve ... sayılı “...” markalarının da aynı sınıfta tescilli olması nedeniyle karıştırma ihtimali kapsamında hükümsüzlüklerinin incelenmesi gereklidir.
Yargıtay ilamında da işaret edildiği üzere; 556 sayılı KHK’nın 81/-b maddesi gereğince “tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir veya marka tescil edilmiş ise bu durum aynı KHK'nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlük nedenidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, karıştırılma ihtimali aynı zamanda uyuşmazlık konusu işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar olmasına rağmen bu işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması halinde bir başka deyişle markaların ilişkilendirme ihtimali bulunması da başvurunun reddi veya hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, anılan markaları taşıyan ürünlerin ortalama alıcılarının dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere işaretlerin benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacağı bildirilmiştir. ( 11.HD’nin 2014-10898 esas-2014/16122 Karar ve 21.10.2014 tarihli ilam gerekçesi)
Dolayasıyla bilinçli tüketicinin dahi iki markanın farklı olduğunu anlaması halinde dahi firmalar arasında idari ve ekonomik bir birliktelik olduğu yönünde kanaata ulaşması kaçınılmazdır. Zira
Leader ibaresi, İngilizce kökenli bir kelime olup, Türkçe telaffuzu lider şeklinde ve anlam olarak da lider kelimesi dilimize yerleştiğinden, aynı okunduğu gibi değerlendirilmekte ve ayrıca öncü, baş, takip edilen ifadelerini de içermektedir. Davalının tescilli markasındaki esaslı unsur niteliğindeki ... ibaresi ise ... harfi kullanıldığı halde genellikle görüldüğü anda ... olarak okunup tüketiciler tarafından lider ibaresi ile algılanacaktır. Hükümsüzlüğü istenilen diğer iki markadaki yine esaslı unsur niteliğindeki ... ibaresi ise, dilimize ingilizceden geçen ve yerleşen ibareyi çağrıştıracaktır. ... ve ... ibareleri, yazılım durumu ve görselliği karşılaştırıldığında, telaffuzları aynı olan keza gerek davacı gerekse davalı tarafından tütün mamülleri ve sigaralar ile bunlarla bağlantılı olan emtialar yönünden tescil edildiği ,sigara tiryakilerinin dahi ürünleri yan yana gördüklerinde iki marka arasında idari ve ekonomik birliktelik olduğu, yeni bir versiyon ürün olarak piyasaya çıktığı algısında bulunmalarının ve iltibas oluşturmasının kaçınılmaz olduğu anlaşılmış, karıştırma ihtimalinin varlığı gözetildiğinde; Toplanan deliller , marka tescil belgesi, rüçhan belgeleri, Wıpo kayıtları, HMK’nun amir hükümleri gözetildiğinde; davalının rüçhan hakkını kullanarak ...'da 14.12.2004 tarihinde, ...'de 02.06.2005 tarihinde tescil aldığını, ülkemizde ise marka başvurusunu 09.08.2005 tarihinde yaptığı, yani ülkemizde ki tescilin ...'deki tescil tarihinden 2 ay sonra yapıldığı, , davalının ...'daki tescil tarihi olan 14.12.2004 tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra ... sayılı marka için başvuruyu 09.08.2005 tarihinde yaptığı, davacının WIPO nezdinde başvuru tarihinin 24.03.2005, davalının ise WIPO nezdinde başvuru tarihinin 13.06.2005 olduğu, marka korumasının WIPO nezdinde başvuru tarihi olan 24.03.2005 tarihinden itibaren başladığının kabul edilmesi gerektiği, davacının "..." markası Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü nezdinde ... tarih ve ... sayı ile ... sınıf mallar bakımından tescilli olduğu, söz konusu tescilin ...'daki ...tarih ve ... sayılı esas tescile dayandığı, aynı zamanda "..." markalarını EUIPO nezdinde ... tarih ve ... sayı ile ...tarih ve ... sayı ile tescilli olduğu, tüm bu markaların davalıya ait yurt dışı tescillerden eskiye dayandığı, hükümsüzlüğü istenilen markalar incelendiğinde... sayılı "...", ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." markalarının tescil tarihlerinin sırasıyla... ...ve... olduğunun görüldüğü, mahkeme nezdindeki davanın 17.02.2012 tarihinde açılmış olduğu, beş yıllık sürenin dolmadığı ,davacı ve davalı markaları arasında karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilerek Davalı adına ...no ile tescilli ..., ... NO ile tescilli ..., ... no ile tescilli ... markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1- Davalı adına ... no ile tescilli ..., ... NO ile tescilli ..., .... no ile tescilli ... markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,( 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca )
2 - 427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 406,45 TL harcın davalıdan tahsiline,
3- Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 21,15 TL başvuru harcı, 21,15 TL peşin harç 741,5 TL tebligat ve müzekkere masrafı toplam 783,8 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde YARGITAY NEZDİNDE TEMYİZ YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 14/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır