T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/213 Esas
KARAR NO : 2024/165
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 04/07/2017
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın, müzik eseri sahibi merhum ...’in kızı sıfatıyla varisi olduğunu, aynı zamanda Müvekkilinin, ... / ...'ye ...’in müzik eserlerinin yasal temsilcisi sıfatı ile üye olduğunu, ...’nun icra ettiği “...” isimli müzik eserinin söz yazarlarının ... ve ..., bestecisinin ise ... olduğunu, söz konusu müzik eserinin %25 oranına tekabül eden kısmının, yasal temsilcisi ve hak sahibi olarak addedilen müvekkiline ait olduğunu, ... tarihli ... ve ... Gazeteleri’nde yayınlanan haberde; “...” isimli müzik eserinin, davalı ... tarafından telefon santralinde bekletme müziği olarak kullanılması hasebi ile eserin icracısı ... tarafından, davalı yan aleyhine ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve ilgili davanın sonucunda Mahkeme tarafından, davalı yanın ...’ya 12.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 17.000,00 TL tazminat ödemesine karar verildiğinin yazıldığını, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas, ... sayılı Kararında belirtildiği üzere, davalı tarafın, “...” isimli müzik eserini su borçlarının öğrenildiği, su arızalarının bildirildiği ... numaralı telefon santralinde bekletme müziği olarak kullandığının tespit edildiğini, ilgili izinsiz kullanımın, davacı yan tarafından ... 6. Noterliği’nin ... tarih ve ... sayılı tespit tutanağı ile saptandığını, davacı yanın izinsiz kullanım nedeniyle, %16 oranındaki eser sahibi payı için FSEK madde 68 kapsamında 20.000,00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulan davanın emsal teşkil ettiğini belirterek, müvekkilinin%25 yasal temsilci ve hak sahibi olduğu iddiası ile müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlali nedeniyle, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı tutularak, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 13.000,00 TL tazminatın yürütülecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı 8.4.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat istemini 20.000,00 TL, manevi tazminat istemini ise 5.000,00 TL olarak artırdığını belirterek, toplam 25.000,00 TL tazminat talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle reddini, ayrıca, davacı vekilinin davasına mesnet olarak göstermiş olduğu ve... tarafından açılan, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin ... E. Sayılı emsal davanın ... tarafından temyiz edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, bu sebeple, söz konusu davanın, mevcut davada emsal olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davacı vekili tarafından taleplerine mesnet olarak gösterilen ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin... E. sayılı dosyada devam eden davada, ...’ın “...” müzik eserinin sahibi olduğu, müvekkili şirket İgdaş’ın izin almaksızın “...” adlı müzik eserini... telefon santralinde sözsüz olarak bekleme müziği olarak kullandığının tespit edildiğini, davacı tarafça, bu durumun FSEK hükümlerine aykırı olduğu iddiası ile maddi ve manevi tazminat talep edildiğini, icracı sanatçılara münhasır nitelikte manevi ve mali haklar tanındığını, ... ve emsal gösterilen davanın davacısı ...’ın eser sahipliğinden doğan mali haklarını 30.09.2012 tarihli yetki belgesi ile ... adlı meslek birliğine devrettiğini, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarını Mesam’a devretmesi sebebi ile ilgili hakların takibinin de ... tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Dava; davacının murisi tarafından sözleri yazılmış olan müzik eserinin davalı tarafça izinsiz kullanıldığı iddiasıyla FSEK kapsamında açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce kaldırma ilamı öncesindeki 19/01/2021 tarihli 2017/132 E. - 2021/14 K. sayılı kararıyla; "...ihlale konu eserin de hit olmuş bir eser olup, arama /bekleme esnasında binlerce abone tarafından dinlendiği gerçeği gözetilerek ihlalin niteliği , eserin kullanıldığı alan, eserin ortak eser niteliğinde olması ve tüm eser sahiplerinin de alanında hit olmuş isimler olması, emsallerine göre ... isimli eserin tanınmışlık ve tüm mecralarda kullanım yönünden piyasa rayiçlerine göre daha üst segmentte yer alması, dolayısıyla satış fiyatının ve pazarlama fiyatının daha yüksek olacağı, eserin bekleme müziği olarak telefon ile arayan abonelerin sıkılmadan hatta kalmasına sağlamaya yönelik olarak hazırlandığı hususu da gözetilerek sektör teamüllerine, BK hükümlerine uygun, bilirkişi heyetinin belirlediği 20.000 TL mahkememizce makul bir bedel olarak belirlenmiş ve ıslah ile talep edilen 20.000 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava konusu müzik eserinin davalı ...’a ait telefon santralında "bekleme müziği" olarak kullanıldığı ... 6. Noterliği'nin ... tarihli tutanağı ile tespit edildiğinden talep ile bağlı kalınarak faiz başlangıç tarihi olarak bu tarih dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle;
"20.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın 10/02/2005 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline, manevi tazminatta ıslah ile talep edilen fazla miktarın reddine," karar verilmiştir.
Davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf isteminin kabulü ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma ilamı çerçevesinde mahkememizce gerekli tespit ve incelemeler yapılmıştır.
Müteveffa ...'ın vefatı ile geriye sadece mirasçı olarak ... kalmış, ilgili mirasçı vekili marifetiyle vekaletname ibraz ederek davacı olarak davaya katılım sağlamıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; müteveffa ...'ın “...” isimli müzik eserinin söz yazarı olan ...’in mirasçısı olduğu, diğer mirasçısı ... tarafından bu davayı açması için davacıya muvafakat verildiği dosyada mevcut veraset ilamı ve vekaletname ile tespit edilmiştir.
Davalı tarafça davacının haklarının meslek birliğine devredilmesi nedeniyle bu davayı açamayacağına dair istinaf talebinde bulunulmuşsa da, FSEK'nın 41/11.maddesinde, hak sahiplerinin “hakların kullanımı veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki verdikleri meslek birlikleri kanalıyla talep edebilirler” hükmünün Anayasa Mahkemesi'nin 24/03/2010 tarih 2007/33 Esas-2010/48 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davacının huzurdaki davayı açma hakkının bulunduğu anlaşılmış, buna ilişkin istem kabul edilmemiştir.
Eserin izinsiz olarak kullanılması nedeniyle açılan tazminat davalarında taraflar arasında farazi bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edildiğinden, eserin kullanıldığının tespit edildiği 10/02/2005 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi ve 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar kanunun 146. maddesi uyarınca da zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak eser kullanılmaya devam ediyorsa zamanaşımı işlemeye başlamaz.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un "Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı Süreleri" başlıklı 5. maddesinde de "Türk Borçlar Kanun'unun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Eylem aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ve ceza zamanaşımı süresi daha uzunsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Müzik eserinin izinsiz kullanılması FSEK’nun 71/1. maddesi uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suç teşkil ettiğinden, olayda ceza zamanaşımının uygulanmasının gerekip gerekmediği de incelenmelidir. İhlalin olduğu tarihte yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesi uyarınca bu suç için öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl, uzatılmış ceza zamanaşımı ise 104/2. maddesine göre 7,5 yıldır. İhlal 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 01/06/2005 tarihinden sonra da devam etmişse, bu takdirde 8 ve 12 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerekecektir.
Kısa zamanaşımı olarak nitelendirilen zamanaşımı süresi, haksız fillerde mağdurun zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren işlemekle birlikte, zarar verici haksız fiile devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamaz. Mağdur zararı veya faili çok uzun sürelerde öğrenemezse kendisine süre bakımından sınırsız bir dava hakkı da tanınamaz. Eğer mağdur, zararı veya failini zarara neden olan fiil veya fiilin sona ermesinden itibaren uzun zamanaşımı süresi içerisinde öğrenememişse, artık dava açamaz.
Bam kaldırma ilamında "..." isimli müzik eserinin davalı tarafça telefon santralinde bekletme müziği olarak kullanımının davanın açıldığı tarihte devam edip etmediğinin, kullanım sona ermişse ne zaman sona erdiğinin tespit edilerek, davalının zamanaşımı itirazlarının buna göre değerlendirilmesi yönünde kaldırma kararı vermiş olup, mahkememizce bu yönde inceleme yapılmış, dosya kapsamına alınan davalı ... tarafından dosyaya sunulan, kaldırma ilamında bahsi geçen ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasına da sunulan ilgili Müdürlüklerle yapılan yazışmalar incelendiğinde , ... vekili tarafından davalıya gönderilen ihtarname akabinde 14.02.2005 tarihinde İdari İşler Müdürlüğüne yazı yazılmış ve İdari İşler Müdürlüğünce 17.02.2005 tarihinde verilen cevabi yazının 1. Nolu maddesinde " Adı geçen müzik parçası personelimiz tarafından yasak olduğu bilinmediği için geçici bir süreliğine yayınlanmıştır. Konu ile ilgili bilgi verildiği anda kullanımdan kaldırılmıştır." denilmiştir.
Bu minvalde 14.02.2005 tarihindeki yazı üzerine dava konusu eser kullanımdan kaldırılmıştır.
Yukarıda da tespit edildiği üzere gelen yazı cevabı ve yazışmalar ile dava konusu eserin 14.02.2005 yılında kaldırıldığı sabit olup, bu tarihten sonra eserin kullanılmaya devam ettiğine ilişkin sunulu bir delil bulunmamaktadır.
Davacı yan her ne kadar 11/06/2024 tarihli beyan dilekçesinde" Somut olayda eserin birlikte sahiplerinden olan ... ile merhum ... arasında adi ortaklık hükümlerinin uygulanacağı birlikte eser sahipliği bulunmaktadır. Dolayısıyla 2006-2014 yılları arasında devam eden ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas, ... Karar sayılı dosyası süresince ve Yargıtay 11. HD’nin 2014/17236 esas- 2015/12334 karar ve 19.11.2015 tarihli ilamı bozma ilamı tarihine kadar zamanaşımı süresinin ... için kesilmiş ancak ... için bu davadan kaynaklı kesilmemiş sonucundan bahsetmek hukuken mümkün değildir. Bölge İdare Mahkemesi'nin tüm bu hususları gözetmeksizin Davalı ...'ın zamanaşımı itirazını yerinde bulması gerek 5846 FSEK gerekse eşitlik ilkesinin tanımlandığı T.C. Anayasası'na açıkça aykırı düşmektedir. " şeklinde itirazda bulunmuş ise de, bahsi geçen dava dosyasında iş bu dava dosyası davacısı ve murislerinin taraf sıfatının bulunmadığı, Somut olayda eserin birlikte sahiplerinden olan ... ile merhum ... arasında adi ortaklık hükümleri uygulanacağı varsayılsa dahi ... için zaman aşımının kesilmesinin, iş bu dava dosyası davacı ve murisleri için kesileceği anlamına gelmeyeceği, bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Somut olay yukarıda belirtili hususlar muvacehesinde değerlendirildiğinde; eserin 14.02.2005 tarihinde kullanımdan kaldırıldığı, bu durumda Bam ilamı nazara alındığında Eserin izinsiz olarak kullanılması nedeniyle açılan tazminat davalarında taraflar arasında farazi bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edildiğinden, eserin kullanıldığının tespit edildiği 10/02/2005 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi ve 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar kanunun 146. maddesi uyarınca da zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu durumda 10 yıllık süre dava tarihi itibari ile geçmiştir.
Müzik eserinin izinsiz kullanılması FSEK’nun 71/1. maddesi uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suç teşkil ettiğinden, olayda ceza zamanaşımının uygulanmasının gerekip gerekmediği de incelenmelidir. İhlalin olduğu tarihte yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesi uyarınca bu suç için öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl, uzatılmış ceza zamanaşımı ise 104/2. maddesine göre 7,5 yıldır. İhlal 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 01/06/2005 tarihinden sonra da devam etmişse, bu takdirde 8 ve 12 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda kullanım 01/06/2005 tarihinden sonra devam etmediği için uzamış ceza zaman aşımı 7.5 yıl olup, dava tarihi itibari ile bu süre geçmiştir. Hatta mevcut Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulandığında dahi 12 yıllık sürenin dolduğu tarihten sonra davanın açıldığı sabittir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında davalı yanın zaman aşımı defi yerinde olup, açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Maddi tazminat istemli dava yönünden maktu 427,60 TL, manevi tazminat istemli dava yönünden maktu 427,60 TL olmak üzere toplam alınması gereken 855,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 222,01 TL peşin harç, 500 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 722,01 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 133,19 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalı tarafça yapılan 100 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maddi tazminat istemli dava yönünden dava değeri nazara alınarak 20.000 TL, manevi tazminat istemli dava yönünden dava değeri nazara alınarak 5.000 TL olmak üzere 25.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının yatıran tarafa iadesine
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.12/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!