T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/165 Esas
KARAR NO : 2024/145
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 24/11/2015
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı'nın radyocu ve seslendirme sanatçısı olduğu, Dava konusu olayda Davacı'nın sesinin yanıltılarak, toplu taşıma anonsları içi kullanılacağı düşünülerek (başka bir amaçla) ... Firması tarafından kaydedildiğini, Sesin bu firma tarafından, ...'ye satıldığını, Kaydedilen sesin bilgisayar programı ile işlenerek, ...'ın Siri uygulamasında kullanıldığını, Bu kullanımın Davacı'nın rızası hilafına sürüp gittiğini; ... firması ile imzalanan İngilizce sözleşmenin bu hakkı vermediğini, kaldı ki Davacı'nın içeriğini tam olarak bilmeden bu sözleşmeyi imzaladığını, Bu kapsamda, ... uygulamasındaki sesin Davacı'ya aidiyetinin tespitine, mevcut haksız tecavüzün tespitine, durumun gazete ile kamuoyuna duyurularak, özür dilenmesine, tecavüzün sonlandırılması ve kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davalı ... Şirketi'nin Savunması: Müvekilleri ...'nin ...'da yerleşik bir şirket olduğunu, bu şirkete usulüne uygun bir tebligat yapılmadığını, avanın dolaylı olarak öğrenildiğini, “... Ünvanlı bir şirket bulunmadığını, Davacı'nın sözleşme imzaladığı şirketin ... olduğunu, Müvekkillerinin ise ...'in ise İrlanda'da yerleşik bir tüzel kişilik olduğunu, bu kapsamda Davacı'nın hangi şirkete husumet yönelttiğini açıklanması gerektiğini, ...'nin bilgisayar yardımıyla üretilen bir ses olduğunu ve davacının sesi olmadığını, Davacı'nın kişilik haklarına ilişkin bir unsur taşımadığını, Siri'nin elektronik bir ses olduğunu, Davacının ... ile yaptığı sözleşmede, sesinin kaydedilmesine, ticari ürünlerde kullanımına, konuşma üretme ve sentezleme yazılımlarında kullanılmak üzere izin verdiğini ve ücret aldığını, Bir tarafi yabancı olan Sözleşmenin İngilizce dilinde yapılmasının geçerliliğini etkilemediğini, Davacı'nın yanıltılmadığını sözleşmenin 1.1. ve 1.2. maddelerinin açık olduğunu, amacın Davacı tarafından bilindiğini, Sözleşmenin 13.06.2011 tarihinde imzalandığını, ses kayıtlarının ise 15.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde kaydedildiği, Siri uygulamasının ise 2015 tarihinde kullanılmaya başlandığını, 2011 tarihinde bu uygulamanın dünyanın hiç bir yerinde bilinmediğini, Konuşma sentezlemenin Siri'den önce de çeşitli şekillerde örneğin toplu taşıma anonslarında, navigasyon cihazları, sesli arama motorlarında kullanıldığını, Davacı'nın sesinin FSEK kapsamında korunan bir eser olmadığını, Bir eser icrası olarak kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla bağlantılı hakkı da bulunmadığını, Davacı'nın kişilik haklarının ihlal edilmediğini, Haksız rekabetin söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Şirketi'nin Savunması: ...'nin ilk defa Ekim 2011 yılında ...'e ait ... modelinde kullanıldığını, ...'nin, özel bir teknoloji ile oluşturulan ses veri tabanına kayıtlı ses birimlerinden oluşturulmuş ara yüzünü kullanarak cevaplandırdığını, ...'nin, Davacı'nın sesi olmadığını, elektronik bir ses olduğunu, Davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince bu sözleşmenin kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının ses eserinin sahibi/icracısı olarak tespiti, maddi ve manevi haklara ve kişilik haklarına tecavüzün tespiti ve işbu tecavüzün kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi verilen karar, Bam 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/919 Esas, 2022/1027 Karar sayılı ilamı ile
"1-Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacı'nın iddialarına dayanak olarak gösterdiği 13/06/2011 tarihli sözleşmenin ...adresinde faaliyet gösteren ... uyruklu “...” şirketi ile imzalandığı, müvekkili “...Ltd”nin ise İrlanda uyruklu ticari ikametgahı da ...'da olan ayrı bir tüzel kişilik olduğu, İrlanda uyruklu müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını belirterek,
2-Davalı ...Şirketi vekili; müvekkilinin ...'ın Türkiye iştiraki olup, Türkiye'de ..., ..., ... ve diğer ... ürünlerini sattığını, bu ürünlere ilişkin teknik ve eğitici destek sağladığını, ... ürünleri ve ürünlerde yer alan sistemler ve uygulamalar ile bir ilgisi bulunmadığını ... markalı telefonlarda kullanılan ... isimli yazılımın...'e ait olduğunu beyanla, husumet itirazında bulunmuşlar, mahkemece 03/05/2016 tarihli ön inceleme oturumunda davalıların husumet itirazlarının niha-i kararda değerlendirilmesi kararı verilmesine rağmen, yargılama aşamalarında ve gerekçeli kararda bu yönde açıklama bulunmadığı tespit edilmiştir.
HMK 114/1-d. maddesi uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartı olup, itiraz olmasa dahi HMK 115. maddesi uyarınca re'sen araştırılması gerekir. Mahkemece davalılar vekillerinden temsil ettikleri şirketlerin tescilli oldukları ülkedeki ticaret kayıtlarının apostilli örneklerinin istenmesi yada ilgili merciden getirtilerek davalıların davalı olma sıfatlarının varlığının, buna bağlı olarak taraf teşkilinin sağlandığının denetlenmesi gerekirken, bu yönde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 355. maddeleri gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleri ile kaldırılmıştır.
Mahkememizce bam kaldırma ilamı ışığında gerekli tetkik ve inceleme yapılmış olup, Bam kaldırma ilamındaki kaldırma gerekçesi, davalılara husumet tevcihinin doğru olup olmadığının tartışılması ve araştırılmasına ilişkin olup, mahkememizce bu minvalde gerekli tespit ve değerlendirmeler aşağıda belirtiliği gibi yapılmıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde; Davalı ... Şirketi, ...'ın Türkiye iştiraki olup, Türkiye'de ..., ..., ... ve diğer ... ürünlerini sattığı, bu ürünlere ilişkin teknik ve eğitici destek sağladığı,, ... ürünleri ve ürünlerde yer alan sistemler ve uygulamalar ile bir ilgisi bulunmadığı, ... markalı telefonlarda kullanılan ... isimli yazılımın ...'e ait olduğu anlaşılmakta olup, nitekim Bam kaldırma ilamı çerçevesinde davalı şirketçe sunulan Davalı ... şirketinin ticaret unvanını, adresini, ticaret sicil ve
MERSİS numarası ile meşgale alanlarını gösteren elektronik imzalı 01.11.2023 tarihli Faaliyet Belgesi incelendiğinde şirketin ana faaliyet alanının teknolojik ürünler ile ilgili teknik destek/danışmanlık hizmeti vermek ve teknolojik ürünlerin perakendeciliğini yapmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu noktada, bütün bu süreç ile ilgili olarak davalı ...’nin Türkiye’de ...’in ürünlerini satması ya da bunlara yönelik hizmet vermesi söz konusu uyuşmazlık bakımından davalı ...‘ye doğrudan husumet yöneltileceği anlamına da gelmemektedir.
Benzer mahiyet teşkil eden dosya kapsamına delil olarak sunulan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı kararında,... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup ve yine mahkememizin 2017/277 E. 2020/277 K. sayılı kararı kapsamında ... uygulamasının doğrudan işleticisinin davalıdan ziyade ... olması sebebiyle, davalı ...aleyhine açılan dava husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş ve yine ... Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosunun ... sor. no. dosyası kapsamında ...’nin farklı bir tüzel kişilik olduğu kabul edilmiş ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olup, son olarak mahkememizin 2018/418E. ve 2021/51 sayılı kararı ile ...’nin farklı bir tüzel kişilik olduğu ifade edilerek davanın reddine karar verilmiş, iş bu karar kesinleşmiştir.
Hülasa, dosya kapsamına sunulan faaliyet belgesi yazısı, konuya ilişkin emsal mahkeme ve CBS kararları nazara alındığında davalı ... Şirketi yönünden, bahsi geçen davalıya husume tevcih edilemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle bahsi geçen davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Diğer davalı olan ... şirketi yönünden husumet itirazı mahkememizce incelenmiş, yapılan tetkik ve incelemede; Mahkememizce , davalı olarak gösterilen ... şirketinin sözleşmede belirtili adresi ile gerçek adresinin farklı olduğu ve davalı
olarak gösterilen şirket ile sözleşmede yazılı şirket isimleri büyük ölçüde benzeşse de farklılık arz ettiği görülmekle, bu hususta özellikle davalı ... şirketinin husumete dair yaptığı itirazların cevaplandırılması ve husumetin hangi şirkete yöneltilmek istendiğinin anlaşılabilir hale gelmesi için açıklama yapmak üzere davacı vekiline 2 hafta mehil verilmesine karar verilmiş, iş bu karara istinaden, davalı vekili bu kapsamda 04.03.2024 tarihli dilekçesini sunmuş olup dilekçe
kapsamında: "Davanın ...firması adına ... Şti. adına açıldığını, dava dilekçesinin... adresine tebliğ edildiğini,... Ltd.Sti'in 16.07.2014 sayılı ticaret sicil gazetesi ile münfesih sayılması sebebiyle artık bu şirketin ... Şti. olarak faaliyet gösterdiğini, ... Ltd.’in bu şirketin bir ortağı olduğunu, Dolayısyla davanın da bu şirketin ...Ltd. Şti.’ne yöneltildiğini " beyan etmiş, ...Şti ve ...Şti. şirketlerine ilişkin sicil gazete çıktılarını iş bu dava dosyasına sunmuştur.
Dava dilekçesi incelendiğinde, davacı dilekçesi kapsamında davasını “... Şti”ne değil, “...” şirketine yöneltmiş olup, davacı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesindeki bahsi geçen şirketler ile davalı şirket aynı şirketler değildir.
Davanın dayanağı olarak gösterilen 13.06.2011 tarihli Sözleşmenin, davanın yöneltildiği ... şirketinden farklı şirket olan ve ...adresinde faaliyet gösteren ... uyruklu “...” şirketi ile imzalanmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacının davayı yönelttiğini ve davalı ... ilişkili olduğunu ifade ettiği ... İletişim Hizmetleri Ltd. Şti veya ... Ltd. Şti.’nin davaya konu sözleşmenin imzalandığı ... ile ilişkisi Bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında bir delil sunulmamış olup, aksi durumu ispatlayacak veri dosya kapsamında bulanmamaktadır.
Davacının davasını, sözleşme yaptığı Kanada uyruklu şirketin de üyesi olduğu iddia olunan ... ön unvanlı gruptan herhangi bir şirkete karşı açması ve bu çerçevede bu gruba dahil olması nedeniyle davalı şirketi davalı olarak göstermesi mümkün değildir.
Hülasa, davacı şirketin irtibata dair açıklama yaptığı şirketler davalı şirket ismi ile aynı olmayıp, bir an için davacının 04.03.2024 tarihli dilekçesindeki şirketlerin davalı şirket ile aynı olduğu kabul edilse dahi, sözleşmede imzası bulunan şirket ne davalı şirket olup, ne de davacı vekilinin 04.03.2024 tarihli dilekçesinde ismi geçen şirketlerdir. Davacı vekili sunmuş olduğu beyan dilekçesinde sözleşmede ismi geçen şirket ile davalı şirketin bağlantılı olduğuna dair hiçbir iddiada bulunmamış, bu konuda beyan ve delil sunmamıştır.
Bir an için davacı vekilinin beyan ettiği gibi davalı şirketin ve sözleşmede bahsi geçen dava dışı şirketin(...) aynı grubun şirketleri olduğu varsayılsa dahi, her bir şirketin ayrı bağımsız kişiliği bulunmakta olup, sözleşmeyi davalı ile aynı unvana sahip olsa da farklı uyruğa haiz başka bir şirket imzalamış olup, aralarındaki bağlantıya dair herhangi bir açıklama iddia yer almayıp ve yine davalı şirket ile dava dışı şirketlerin uyrukları farklı olduğu dosya kapsamında anlaşılmakla birlikte bir an için davalı ile sözleşmede imzası bulunan şirketin bağlantılı olduğu varsayımında dahi sözleşmede imzası bulunan şirketin bağımsız ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket olması sebebiyle husumetin her halükarda sözleşmede ismi yer alan şirkete yöneltilmesi gerektiği ancak davacı vekili 04/03/2024 tarihli dilekçesi ile kendi iradesi ile bilerek davalı şirkete davasını yönelttiğini açıklaması sebebiyle somut olayda HMK 124. Maddesi kapsamında düzenlenen taraf değişikliği gerekçeleri olan maddi hata ve tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir yanılgı kapsamında olduğuna ilişkin sebeplerin de var olmadığı iş bu sebeple davacı vekiline sözleşmede imzası bulunan davalıya husumet yöneltip davaya dahil etmesi için süre verilmemiş, anılı sebeplerle bahsi geçen şirket yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar 04.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ile ...ŞTİ'ne davayı yönelttiklerini beyan etmiş ise de, bahsi geçen şirketin sözleşmede ismi yer alan şirket ile aynı olmadığı gibi davalı şirket ile de aynı olmadığı, davacının beyan dilekçesinde davayı yöneltme gerekçesini, "Dava dilekçesinde taraf gösterilen, ...Şti. 2014'te Münfesih hala gelmeden önce ...ŞTİ. Aynı adreste kurulduğu, daha hukuki bir ifadeyle ... 'un işletmesini, HAK VE BORÇLARIYLA DEVRALDIĞI ve onun tüm ticari sırların ahakim olarak, davayı bugüne kadar takip ettiği, onun imzladığı sözleşmedeki lehe hükümlerden faydalandığı ve AYNI ADRESTE, AYNI İSİMLE, AYNI ORTAKLIK YAPISI ve AYNI ... ULUSLARARASI GRUPUN BİR ŞİRKETİ olarak hem davaya hem de devraldığı iş ve işlemlere devam ettiği de göz önüne alınarak, işletmeyi deravlmış olması sebebiyle haali hazırdaki taraf ...LTD.ŞTİ'ne davayı yönelttiğimizi" şeklinde açıklamış ise de münfesih olduğu iddia olunan şirket ile davalı şirket aynı şirket olmayıp, zorunlu dava arkadaşlığının da söz konusu olmaması sebebiyle dahili dava müessesesinin somut olayda uygulanma imkanı olmadığı değerlendirilmiş, anılı sebeplerle aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davalıların husumet itirazının KABULÜ ile; davanın her iki davalı yönünden de pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE.
2-Davanın dava dışı şirkete yönlendirilmesi isteminin REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 27,70 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 399,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... şirketi tarafından yapılan 1.630,00 TL yargılama giderinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıdan tahsili ile bahsi geçen davalıya ödenmesine,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıdan tahsili ile ret sebebinin iki davalı için aynı sebebe( pasif husumet yokluğu) dayanması sebebiyle yarı yarıya( 12.750,00'er TL) olacak şekilde davalılara ödenmesine,
7-Arta kalan gider ve delil avansının hükmün kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!